Asrevya
26 Ocak 2025, 20:02
Osmanlı İmparatorluğu’nda İkinci Meşrutiyet’in ilanına önayak olan ve 1908-1918 yılları arasında faaliyet gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti, 21 Mayıs 1889 tarihinde kurulmuş olan siyasi bir partidir. Bu cemiyet, triumvira sistemi ile yönetilen bir meclis yapısında varlığını sürdürmüştür ve Sultan II. Abdülhamid’in iktidarını sonlandırmayı amaçlamıştır.
[Only Registered Users Can See Links]İttihat ve Terakki nedir?
İttihat ve Terakki, 19. yüzyıl sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu bunalımdan kurtulması için Kanun-ı Esasî’nin yeniden yürürlüğe konmasını isteyen genç vatanseverler tarafından 21 Mayıs 1889’da Askeri Tıbbiye Mektebi’nde İttihad-ı Osmanî Cemiyeti isimli gizli bir örgüt olarak kurulmuştur. Bu cemiyet, İkinci Meşrutiyet’in ilanına önayak olmuştur. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda yenilmesi üzerine 1918 yılında cemiyet tarihe karışmıştır.
[Only Registered Users Can See Links]İttihat ve Terakki neden kuruldu?
Fransız İhtilali ile birlikte tüm insanlığa aşılanmak istenen adalet, eşitlik ve hürriyet düşüncelerinin etkisi Osmanlı İmparatorluğu’nu da etkilemiştir. Devletin yok olmak üzere olduğunu gören düşünürler bu fikirleri halka benimsetip, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi örgütlemek istemişlerdir. Medeni dünyanın her alanda gelişim göstererek refah ve hürriyete ilerlediğini gören gençler, meşrutiyeti sağlayıp onun koruyucusu olmak için “İttihad-ı Osmani” isimli cemiyeti kurmuşlardır. İlerleyen zamanda İttihat ve Terakki adını alacak olan bu cemiyet, halka doğru yolu göstermeyi amaçlanmıştır. Fakat ilk kurulduğu zamanda başarılı olamamıştır.
Osmanlı’dan ayrılan milletler, yabancı devletlerin desteği ile orduları başta olmak üzere her alanda modernleşiyordu. Bu gelişim karşısında Türk milleti eziliyor ve daha da geri gidiyordu. Kapitülasyonlar ve Duyun-ı Umumiye gibi mali ve iktisadi zincirlerle ezilen Türk milleti, gelişemiyor ve Avrupa’nın hızına yetişemiyordu. Bu yok olma tehlikesine karşı vatanseverlerin içindeki hürriyet duygusu güçlü bir ideal olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, halkı da birbirine bağlayarak yok olma tehlikesinin karşısına çıkmalarına sebep olmuştur.
İttihat ve Terakki’nin asıl kuruluş amacı, ülkenin gerçek sahiplerinin millet olduğunu ispat etmektir.
Cemiyetin amaçları nelerdir?
İttihat ve Terakki’nin amacını belirten maddelerden bazıları ilk olarak 1895 yılında yayınlanmıştır. Örgütün programı, 1902’de de Mısır’da yayınlanmaya başlayan Şurayı Ümmet gazetesi tarafından aşağıda belirttiğimiz şekilde açıklanmıştır:
Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığını yabancı müdahalelerinden korumak.
Meşrutiyeti sağlamak, istibdadı yıkmak ve 1876 Kanuni Esasi hükümlerini uygulamak.
Mutluluk ve kurtuluş Osmanlılıkta olduğu için tüm Osmanlıların beraber olmasını sağlamak.
Hükümette yer alan kişileri dönemin ilerleyişi ve ihtiyaçları hakkında bilgilendirmek ve gerekenin yapılması için göreve davet etmek.
Osmanlı’daki topluluklar arasında ıslahat düşüncesini yaymak.
Osmanlı’nın gelişmiş ülkelerin becerilerine sahip olduğunu yabancı ülkelere kanıtlamak.
Osmanlı’nın hilafet makamını ve hanedanını devlete yararlı olacak şekilde geliştirmek ve güçlendirmek.
[Only Registered Users Can See Links]İttihat ve Terakki kurucuları
Cemiyet, gizli bir şekilde kurulmuş ve zamanla birlikte gelişmiştir. İşte cemiyetin ilk kurucuları:
Kafkasyalı Mehmet Reşit
Arapkirli Abdullah Cevdet
Ohrili İbrahim Ethem Temo
Hüseyinzade Ali
Diyarbakırlı İshak Sükuti
Cemiyete ilk katılanlar arasında Süleyman Emin, Asaf Derviş, Naci Paşa, İsmail Safa Bey gibi kişiler bulunmaktadır.Cemiyeti kuran veya üyesi olan genç öğrencileri bir araya getiren şey, II. Abdülhamid yönetimine duyulan hoşnutsuzluk ve devletin yaşamakta olduğu bunalımdı.Bu gençler, kurtuluş için Abdülhamid yönetiminin yıkılması ve meşrutiyet yönetiminin kurulması gerektiğini düşünüyorlardı.
Bu yüzden, bu konuyla ilgili propaganda yapmak için bir araya gelip örgütlendiler.
İttihat ve Terakki üyeleri kimlerdir?
Yunus Nadi Abalıoğlu
Abdullah Cevdet
Abdülkadir Bey (Ankara Valisi)
Abdülkadir Kemali Öğütçü
Abdülkerim Paşa
Adnan Adıvar
Ahmet Ağaoğlu (siyasetçi)
Agop Babikyan
Ahmed Rıza
Ahmet Lütfullah
Ahmet Nesimi Sayman
Ahmet Şükrü Bayındır
Ahmet Şükrü Oğuz
Ali Fuat Cebesoy
Ali Münif Yeğenağa
Artin Boşgezenyan
Asım Möhördaroğlu
Mustafa Kemal Atatürk
Atıf Kamçıl
Aziz Ali (Mısırlı)
Fethi Okyar
Rauf Orbay
Kâzım Özalp
Bahâ Tevfik
Celâl Bayar
Bekir Sami Kunduh
Refet Bele
Mithat Şükrü Bleda
Cami Baykurt
Cavid Bey
Cemal Azmi
Ali Çetinkaya
Cevat Abbas Gürer
Fevzi Çakmak
Çerkes Reşit
Çürüksulu Mahmud Paşa
Enver Paşa
Mehmet Âkif Ersoy
Eşref Sencer Kuşçubaşı
Eyüp Sabri Akgöl
Kara Kemal
Mustafa Vasıf Karakol
Emanuel Karasu
Kasım Yolageldili
Şükrü Kaya
Kâzım Karabekir
Kılıçzade Hakkı
Nuri Killigil
İbrahim Çolak (asker)
İbrahim Kazım Tahtakılıç
İbrahim Temo
İsmet İnönü
İshak Sükûti
İsmail Canbulat
İsmail Hakkı Kılıçoğlu
Cemal Paşa
İzmitli MümtazHacı Adil Arda
Hacı Bekir Sümer
Hacı Mehmed Nuri Efendi
Hafız Hakkı Paşa
Hafız İbrahim Efendi
Hafız Mehmet
Halil İbrahim Nakıpoğlu
Halil Kut
Halil Menteşe
Hamdi Aksoy
Hamit Hüsnü Kayacan
Hamit Kapancı
Hasan Fehmi Tümerkan
Hasan Tahsin Uzer
Haşim Sanver
Hikmet Emin
Hüseyin Avni Aktulga
Hüseyin Avni Zaimler
Hüseyin Cahit Yalçın
[Only Registered Users Can See Links]İttihat Terakki ve Atatürk
Pek çok insan Mustafa Kemal Atatürk’ün bu cemiyetin kurucularından biri olduğunu düşünmektedir. Ancak Atatürk cemiyete kurucu üyelerden daha sonra katılmıştır. Bununla birlikte cemiyete ilk katıldığı zamandan beri cemiyetin iç ve dış politikasını eleştirmiş ve reddetmiştir. Cemiyetin üyeleri Atatürk’ün uyarılarına aldırış etmeyince Atatürk, Ali Fethi (Okyar) ile muhalefet kanadı oluşturmuştur. Ayrıca, İttihat ve Terakki’nin üyelerinin yurt dışına çıktıktan sonra Milli Mücadele önderliğini elde etme çabalarına karşı da mücadele etmiştir.
Müfit Özdeş ve Mustafa Kemal 1905 yılında, “Vatan” isimli ihtilal komitesine katılmışlardır. İlk başlarda cemiyetin yönetimini Lütfi Bey, eğitim ve teşkilatlanma konularını Mustafa Kemal Paşa ve mali konularını da Dr. Mustafa üstlenmişlerdir. Gizli örgüt, kısa zamanda “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ne dönüşmüş ve şubeleri açılmıştır.
Kendisine yemin ederek Selanik şubesini açan arkadaşları, daha sonra İttihat ve Terakki’ye katılmışlardır. Daha sonra Atatürk, 29 Ekim 1907 tarihinde, Ali Fethi’nin daveti üzerine 322 üye numarası ile İttihat ve Terakki’ye katılmıştır.
Caner Cem Martı
Asrevya
26 Ocak 2025, 20:07
İttihat ve Terakki’nin Doğuşu
Osmanlı İmparatorluğu 600 yıldan fazla bir zaman egemen bir devlet olarak kesintisiz yaşamını devam ettirmiştir. Tarih süreci içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun durumuna bakacak olursak; XVII. yy’ın sonuna doğru hızla çöküşe geçtiği görülür. Çünkü, batının siyasi ve askeri üstünlüğü tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı üzerinde de etkili olmuştur. Kuzeyde Rusya kuvvetler dengesini Osmanlı aleyhine bozmuştur. Osmanlı İmparatorluğu da bozulan dengeyi düzeltmek amacıyla çareler aramak zorunda kalmıştır.[4]
Batının gücünün arttığı sırada Osmanlı idare sistemi ve ordusu bozulmaya başlamıştır.[5] Bu şartlar altında Osmanlı İmparatorluğu reform hareketlerine başlamış; örnek olarak da Batıyı seçmiştir. Önceleri askeri alanda görülen batılılaşma çabaları XVIII yy’ın sonlarında hız kazanmış, XIX. yy’dan itibaren Batı kurumlarının yanında batı fikirlerinin de Osmanlıya girmeye başladığı görülmüştür.
III.Selim ve II.Mahmut döneminde gelişen reform hareketleri, özellikle; Tanzimat döneminde yapılan uygulamaların etkisiyle Osmanlı aydınında belli bir birikim meydana getirmiştir. Gerilemeye paralel olarak artan Batılılaşma hareketleri sonucunda meydana gelen bu birikim, devletin kurtuluşunun ancak padişahın yetkilerini kısıtlayan bir anayasanın yürürlüğe konmasıyla mümkün olabileceği düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Böylece Tanzimat dönemiyle başlayan Genç Osmanlılar hareketiyle 23 Aralık 1876’da Kanuni Esâsi hazırlanarak yürürlüğe konmuş ve parlamentoya dayalı meşruti bir idarenin kurulması sağlanmıştır. [6]
23 Aralık 1876’da ilan olunan Kanun-i Esasi gereği ilk Osmanlı Meclisi 18 Mart 1877 tarihinde açılmış; fakat uzun ömürlü olamamıştır. 1877 yılında II.Abdülhamid’in Mithat Paşayı sürgüne göndermekle başlattığı baskı hareketi, Rus ordularının Ayastefanos’a ilerlemeline kadar devam etmiş ve Mebusan Meclisi 1878’de dağıtılmıştır. Bundan sonra II.Abdülhamid 1908 yılına kadar kendi mutlak idaresini kurarak imparatorluğu istibdat altına almıştır.[7]
II.Abdülhamid’in hürriyetleri birer birer yok edip Kanun-i Esasi’yi yürürlükten kaldırmasına karşı 1889 yılında İstanbul’da bulunan beş Askeri Tıbbiyeli öğrenci İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti’ni kurmuştur.[8] Kurucuları İshak Sukutî, Mehmet Reşit, Abdullah Cevdet, İbrahim Temo, Hüseyinzade Ali’dir. Kurulan gizli örgütün başlıca etkinliği, zaman zaman kendi aralarında toplanıp Namık Kemal ve benzeri özgürlükçü yazarların yapıtlarını okumaktı. Bir başka deyişle, dönemin gizli fikir örgütüydü. Bir müddet sonra İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti üyeleri, 1895 yılında Paris’te bulunan Ahmet Rıza ile temas kurmuşlar ve örgütün adı Osmanlı İttihat ve Terakkî Cemiyeti[9] olarak değiştirilmiştir.[10]
II.Abdülhamid yönetimine karşı olan kişileri bünyesinde toplayan cemiyet kısa zamanda gelişme göstererek, yurt içi ve yurt dışında faaliyetlerini arttırmıştır. Örgütün geliştirilebilmesi için yurdun hemen hemen her yerinde şubeler açılmaya çalışılmıştır. Çoğunluğu yüksek okul öğrencilerinden meydana gelen cemiyet zamanla çeşitli gruplarla ilişki kurarak mektep dışında da üye kaydına başlamak için eyleme geçmiştir. Daha fazla üye kaydedebilmek için nüfuzlu kişileri kazanmaya çalışan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri zaman zaman içerideki baskı sonucu, yurt dışında da (Paris ve Mısır gibi) faaliyetlerini sürdürmek için oradaki Jön Türklerle temasa geçme yolunu denemiştir.[11]
İttihat Terakki’nin çeşitli yüksek okul şubeleri dışında Beyrut, Kıbrıs, İzmir, Midilli, Rodos, Selanik, Şam, Taşlıca, Trablusgarp, Trabzon örgütleri ile Bulgaristan, Suriye, Girit merkez şubeleri de kurulmuştur. Bunların yanında Edirne, Erzurum, Adana, Mersin, Ankara şubeleri ile Humus, Hama gibi mahalli örgüt birimleri, İbrahim Temo’nun oluşturduğu Balkan teşkilatı ve İstanbul merkez şubesi ile Paris, Berlin, Cenevre, Mısır gibi merkezler de göz önüne alınırsa geniş bir teşkilatlanmanın varlığı dikkati çekmektedir.[12]
Bu kadar geniş bir örgütlenmeye sahip olan cemiyet üyeleri muhaliflerin Mahmut Celaleddin Paşa etrafında toplanmasını sağlamak için 1902 yılında Paris’te bir kongre toplamışlardır. Ancak yabancı devletlerin müdahalesinin kabul edilip edilmemesi yüzünden Ahmet Rıza Bey ve arkadaşları ile Mahmut Celaleddin Paşa arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Kongrede grup ikiye bölünmüş, biri müdahaleden yana olmayan Ahmet Rıza Bey ve taraftarları ile diğeri Adem-i Merkeziyetçi Prens Sabahattin ve grubu olmuştur. Bunlardan Ahmet Rıza Bey’in grubu “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” adı ile varlığını sürdürürken, Prens Sabahattin’in grubu da “Terakki” gazetesi çıkarmış ve “Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti”[13] adını almıştır.
Batı kurum ve geleneklerinin etkisi altında kalan, eskiye karşı yeniyi, dinin toplumdaki rollerine karşı bilimi savunan Cemiyet üyelerinin istekleri meşrutiyetin ilanını sağlamaktı. Bu konudaki görüşlerini kuruluşundan sonra yayınladığı 1895-1896 tarihli olduğu sanılan nizamnamesinde şöyle açıklamaktadır:[14] Mevcut hükümetin adalet, eşitlik ve özgürlük gibi insan haklarını yok eden ve Osmanlı Devleti'ni ilerlemeden alıkoyan, vatanı yabancıların saldırılarına maruz bırakan yönetimine karşı İslam ve Hıristiyanları uyarmak için kurulan cemiyet; bu düşünceleri gerçekleştirmek için hükümet yönetimini insan haklarının koruyucusu ve uygarlıkta ilerlemenin kaynağı olan “usul-û meşverete” döndürmeyi, genel eğitimin ilerlemesini genel olarak insanlık ve uygarlığa hizmet etmeyi amaçlamıştır.. Bunun için meşrutiyetin ilanını sağlamaya çalışan cemiyet, bundan sonra istediklerini uygulamaya çalışmıştır.
İttihat ve Terakki’nin Yapısı ve Programı
II.Meşrutiyet, 23 Temmuz 1908 günü İttihat Terakki’nin üyesi olan Manastır'daki mektepli subaylar tarafından II.Abdülhamid’e bir oldu-bitti karşısında ilan ettirilmiştir.[15]
II.Abdulhamid'e II.Meşrutiyet'i ilan ettiren İttihat Terakki üyelerinin genel özelliklerine bakılacak olursa;
1. İttihat Terakki üyeleri arasında Müslümanlar çoğunluktadır. Müslüman olmayanlar sayıca azdır ve çoğu hürriyetin ilanından önce girmiş, ayrılıkçı ve ulusçu iddiaları olmayan bazı Yahudi ve Ulahlardır. Müslümanların büyük çoğunluğu Türk'tür, ya da etnik bakımdan Türk olmasa da kendilerini Türk sayan ya da Türkçü eğilimler besleyen kişilerdir.
2. İttihat Terakkicilerin çoğunluğu Batı tipi yüksek okul öğrencileri ya da memurlarından oluşmuş genç insanlardır. Bir başka deyişle genç ve yöneten sınıfından insanlardır.
3. İttihat Terakkicilerin amacı Türkleri Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri düzeyine yükseltmekti. Avrupa’nın gelişmesini burjuvazi oluşturarak gerçekleştirdiği düşünüldüğü için bu örgütünde amacı Türk toplumunu kapitalist (burjuva) toplumuna dönüştürerek gelişmesini sağlamaktı.[16]
Gizli bir örgüt olarak kurulan İttihat Terakki’nin yapısı ile ilgili bilgileri değişik tarihlerde yayınladığı nizamnamelerinden öğrenmekteyiz. 1895 tarihli yayınladığı nizamnamesinde İttihat Terakki’nin yapısı şu şekilde belirtilmiştir: Teşkilatın beyni bir reis ve dört üyeden oluşan İstanbul Meclis-i İdaresi’dir. Taşra örgütündeki Şube Meclis-i İdaresi’nde de bir reis ve iki üye bulunmakta idi. Şube üyeleri dahil cemiyetin bütün üyeleri, İstanbul Meclis-i İdaresini oluşturan beş kişiden her birinin başkanlığı altında beş kola ayrıldığı, her üyenin ancak üç kişiyi tanıdığı vurgulanmıştır. Bunlar, kendisini cemiyete sokan üstü ile onun üstünü ve kendisinin cemiyete alabileceği kişilerdir. Her üyeye bir numara verildiği, haberlerin aşağıdan yukarı, emirlerin ise yukarıdan aşağı doğru ulaştığı ifade edilmektedir.[17]
Örgütsel bir yapıyı amaçlayan cemiyet üyelerine, İtalyan “Carbonari” örgüt modelinde olduğu gibi şube ve sıra numaraları vermektedir. Örgüt, kendine özgü bazı prensipler belirlemiş ve bu prensiplerden taviz verilmesi söz konusu bile edilmemiştir.[18] 1902 kongresinden sonra yayınlanan nizamnamesinde de her yerde bir şube açılmasını esas alan Cemiyetin yapısı konusu hakkında şu bilgiler yer almaktadır: Başta beş üyeli bir Merkez-i Umumi’nin olduğu üst-ast sırayla Vilayet, Liva Kaza, Nahiye, Köy Merkez Heyetleri ve bunları yöneten üçer kişilik idare heyetlerinin bulunduğu belirtilmiştir. İttihat Terakki’nin ülkenin çoğu yerini kapsayan geniş bir örgütü vardı. Her yıl örgütün Umumi Kongresi yapılıyor, burada kongreden sonraki yetkili organ olan Merkezi Umumi seçiliyordu. Uzun süre İttihat Terakki’de başkanlık mevkii yoktu. Katibi Umumi vardı ama o da lider konumunda değildi. Ortaklaşa önderlik söz konusuydu. Talat Paşa ve Enver Paşa partinin sivrilen adamları olmasına rağmen Umumi Kongrelerin, Merkezi Umumi’nin önemi hiç azalmamıştır.[19]
Cemiyetin amacı vatanın ve milletin içinde bulunduğu durumdan kurtarılması olduğu hep vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak Cemiyetin belirlediği kurallara uymayanların gerekli cezalara çarptırılacağı belirtilerek, buraya üyelik için kutsal kitap, hançer ve tabanca üzerinde din, vicdan, namus adına and içildiği eğer gerekirse canını vermeye hazır fedai üyelerinden oluşan fedai şubelerinin de bulunduğu ifade edilmiştir. İttihat Terakki ciddi kurulmuş bir örgüttü. Cemiyetin bir şifresi her şubede ayrı bir anahtarı bulunmaktaydı. Cemiyetin esas defterinin güvenlik nedeni ile yurt dışındaki şubelerin birinde bulunması kararı nizamnamesinin maddelerinin birinde yer almaktadır.[20]
İttihat Terakkinin dikkat çeken bir özelliği de “yap” yada “yapma” tarzında yönergeler veriyor olmasıdır. Bir bakıma denetle iktidarı oluşturmuş, istediklerini bu şekilde uygulatma yoluna gitmiştir. Nitekim 1913 yılında tam iktidar olmasından itibaren bu politikasından vazgeçmiştir.
Kendisini Türklüğün koruyucusu olarak gören İttihat Terakki bir dereceye kadar değişik kesimlerden insanların bir araya gelmesini sağlamıştır. O dönmede tek amaçta birleşilmiş, o da II.Abdülhamid yönetiminin yıkılması olmuştur. Bu düşünce ile kurulan cemiyet örgütlenerek Meşrutiyet’in ilanın sağlamış ve ülkenin kaderine hakim olmaya çalışmıştır.
İttihat ve Terakki’nin İktidar Olması, Faaliyetleri ve Sonu
Meşrutiyet ilan edildikten sonra ülkede önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Bilindiği gibi II.Abdülhamid Meşrutiyet’i ilan ettikten bir gün sonra gazetelerde seçimlerin yapılacağına ilişkin duyurular yer almıştır. 1878 yılında hazırlanan yasaya göre seçimler iki dereceliydi ve oy kullanma hakkı sadece erkeklere tanınıyordu. Ayrıca seçim bölgesi olarak sancak kabul edildiği için elli bin erkek Osmanlı vatandaşı için bir milletvekili seçme ilkesine karşılık bu nüfusun altındaki sancaklar yirmi beş bin erkek nüfusu için bir milletvekili seçebiliyordu. Ayrıca Kasım ve Aralık 1908 tarihinde yapılan seçimlere iki önemli siyasi parti katılmıştır. Bunlardan biri İttihat ve Terakki Cemiyeti diğeri ise Prens Sabahattin’in Teşebbüsü- Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’ne dahil çalışma arkadaşlarının oluşturdukları Ahrar Fırkası’dır. Yapılan seçimleri Sina Akşin’in tanımlamasıyla Türk, genç, yönetici, mektepli ve burjuva zihniyetli olarak nitelediği İttihat ve Terakki Cemiyeti[21] kazanmıştır.[22] Ne varki merkeziyetçi, milliyetçi, otoriter bir ölçüde devletçi ve laik prensiplere sahip olan Cemiyetin takip ettiği siyaset[23] değişik çevrelerin tepkisini üzerine çekmiştir. İlk önemli tepki 13 Nisan 1909 tarihinde meydana gelen 31 Mart Vak’ası olarak bilinen olaydır.[24] Olay sonucunda Abdülhamit tahttan indirilerek eski düzenin tasfiyesi yolunda önemli kararlar alınmıştır. Kanun-i Esasi’de yapılan değişikliklerle yasamada Meclis-i Mebusan üyeleri kanun tekliflerini padişah izni alınmadan yapma hakkına sahip olmuşlardır. Meclis-i Mebusan’ın padişah tarafından tek taraflı iradesi ile kapatılamayacağı vurgulanmış, padişaha istediği kişiyi sürgüne gönderme yetkisi veren 113. madde kaldırılmıştır.[25]
Hürriyetin ilanından Bab-ı Ali Baskını’na kadar geçen süre içinde İttihat Terakki fırka-cemiyet ikiliği içinde meclisin sorumluluğunu taşımaya çalışmış, tecrübesiz oldukları için iktidara aday olmamışlar ancak, kurulan kabinelere müdahalede bulunarak bir denetleme iktidarı ortaya çıkarmışlardır. 1909 yılındaki gelişmelerden sonra İttihat ve Terakkiye karşı olan bütün grup, parti ve kişiler 1911 yılında kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkasında birleşmeye başlamışlardır. Aynı yıl yapılan seçimi bir oy farkla kaybeden İttihat ve Terakki Partisi 1912 yılındaki “sopalı” seçimlerden sonra 1913 yılında yaptığı Bab-ı Ali Baskını ile iktidarı tamamen ele geçirmiş, bu tarihten sonra faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır.[26]
İttihat Terakki hükümeti 1914 yılında I.Dünya Savaşına Almanya saflarında girecektir. Kabinede Alman ittifakına taraftar olanların başında Sadrazam Sait Halim Paşa, Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dahiyle Nazırı Talat Bey ve Meclis Reisi Halil Bey geliyordu. İttifak görüşmeleri 27 Temmuz’da İstanbul’da başlamış, 2 Ağustos 1914 tarihinde Türk-Alman ittifakı imzalanmıştır. 28 Haziran 1914 günü dünya savaşı başladığı zaman Osmanlı Devleti bu şekilde seçimini yapmış bulunuyordu. Bundan sora Almanya askeri heyeti Osmanlı Devletini savaşa sokmak için çabalamaya başlamıştır. Başta Harbiye Nazırı Enver Paşa olmak üzere, kabinenin bazı üyeleri de Devletin savaşa girmesini istemişler, Enver Paşa’nın emri ile Amiral Souchon Osmanlı donanmasını alarak 29- 30 Ekim 1914 gecesi Odesa ve Sivastopol gibi Rus limanlarını topa tutmuştur.[27] İşte böylece daha görüşmeler sürerken ve henüz bir sonuca varılmadan Karadeniz olaylarıyla Osmanlı Devleti bir anda savaşa katılmıştı.
Savaşın kaybedilmesiyle 30 Ekim 1918 yılında Mondros Mütarekesi imzalanacak, 5 Kasım 1918’de 4 çekimser, 9 olumsuz oya karşı 35 oyla İttihat Terakki adı tarihe karışacaktır.[28]
Gönül Güneş
atamdergi.gov.tr
Kaynaklar:
4-Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul, Afa Yay., 1996, s.29, 31.
5-Osmanlı idaresi ve ordu düzeni için bkz: Yusuf Hallaçoğlu, XIV-XVII. Yüzyıllarda OsmanlIlarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, TTK Yay., Ankara, 1995.
Aslında 1808’de Sened-i İttifak ile başlayan süreç Türk Manga Carta’sı olarak betimlenmiş ve 1839, 1856 fermanları, 1858 Toprak Kanunu ve 1876 Anayasası ile sürdürülmüştür. Bütün bu önlemler genelde özel mülkiyetin özelde toprak mülkiyetinin kabul edilmesi ve yasalara bağlanması için atılan adımlardı. Devletin müsadere hakkından vazgeçmesiyle birlikte gerçekleşen mülkiyet güvencesi, Türkiye’nin ekonomik ve siyasal tarihinde bir dönüm noktasıdır denilebilir. Feroz Ahmad, Modern Türkiye'nin Oluşumu, Çev: Yavuz Alogan, Kaynak Yay., İstanbul, 2006, s.43.
Sina Akşin, Jön Türkler ve İttihat Terakki, İmge Yay., Ankara, 2006, s.33.
Ahmad, Modern Türkiye.., s.43. 1889 yılına kadar muhalefet hareketi olmamış değildir. Bu yıla kadar görülen muhalefet hareketlerini şu şekilde vermek doğru olacaktır: 1)Mithat Paşa’nın sadaretten azli ve Abdülhamit tarafından sürülmesi üzerine 3 Harbiyeli öğrencinin kurduğu fakat hakkında çok az bilgi bulunan gizli bir örgüt. 2) Çırağan Olayı (20 Mayıs 1878) 3) Scalieri-Aziz Bey Komitesi (Temmuz 1878 yılında yakalanmışlardır). 4) Scalieri- Aziz Bey Komitesi’nden Ali Şefkati Bey’in Napoli ve Cenevre’de 1879-1881 yılları arasında çıkarttığı İstiklal Gazetesi’dir. Bunların dışında önemli bir girişime rastlanılmamıştır. Akşin, Jön Türkler. s.35.
Kemal Karpat Türk Demokrasi Tarihi, Feroz Ahmad Modern Türkiye’nin Oluşumu adlı kitaplarda İttihat Terakki’nin kuruluş tarihini 1889 olarak vermektedirler.
Akşin, Jön Türkler.., s.35; Akşin, Türkiye'nin Yakın Tarihi, İmaj Yay., Ankara, 1996, s.38.
M. Şükrü Hanioğlu, Bit Siyasal Örgüt Olarak Osmanlı İttihat Terakki Cemiyeti ve Jön Türkler (1889-1902), C.1, İletişim Yay., İstanbul, 1985, s.173.
Hanioğlu, a..g.e, s. 193-196.
Amaç Türkiye’deki asayişle ilgili uluslar arası anlaşmaların ve bunlardan çıkan uluslar arası belgelerin uygulanması ve her birine yararlı olabilecek biçimde bunların devletin bütün vilayetlerine uyarlanmasıydı. Ademi Merkeziyet, hatta özerklik yönetimindeki müdahalenin bu denli onanması, üstelik onu davet için devletler nezdinde girişimlerde bulunulmasının istenmesi, müdahaleyi istemeyenlerin yani Ahmet Rıza ve arkadaşlarının kopmasına neden olmuştur. 1902 yılında yapılan bu Birinci Jön Türk Kongresi’nin en önemli sonucu fazla bir birlik gösterememiş olan Jön Türk hareketindeki ayrılıkları ortaya çıkarmıştır. Akşin, Jön Türkler ve .., s.69-70.
Nizamname Metni için bkz: Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, C.I, İstanbul, 1984, s.39-44.; Nizamnamenin özeti için bkz: Akşin, Jön Türkler ve.., s.83.
3 Mart 1908 yılında İngilt ere bir genelge göndererek 3 vilayete bir vali atanmasını , Osmanlı askerinin azaltılmasını istemiştir. İttihat Terakki bunu Makedonya’nın kopması yönünde çok tehlikeli bir gelişme olarak değerlendirmiş ve Manastır’da konsolosluklara yazı göndererek istibdada son vereceğini, desteklenmesi gerektiğini bildirmiştir. Abdülhamit bu hareketi bastırmak istemişse de Manastır’da Kolağası Niyazi Bey, Belediye Reisi ve Polis Müdürü dahil 200 asker dağa çıkmıştır. Bu hareketi bastırmakla görevli olan Şemsi Paşa öldürülmüş, Anadolu’dan gönderilen birlikleri isyanı bastırmayı reddetmişlerdir. İşler bu dereceye geldikten sonra Rumeli’nin büyük merkezlerinde Meşrutiyetin ilan edildiğini bildiren telgraflar çekilmiştir. Bir oldu bitti ile karşılaşan padişah isyancıların isteklerini kabul etmek zorunda kalmış, 24 Temmuz 1908 yılında gazetelerde seçimlerin emredildiğini bildiren bir duyuru çıkmıştır. Ahmad, İttihat ve Terakki 1908-1914, Çev: Nuran Yavuz, Kaynak Yya., İstanbul, 2004, s.29; İbrahim Temo’nun İttihat ve Terakki Anıları, Arba Yay., İstanbul, 1987, s 177-178.
Akşin, Türkiye’nin Yakın Tarihi, İmaj Yay., Ankara, 1996, s.46.
891 yılında yapılan toplantıda bu kararın alınmış olması, 1895 yılında da aynı olmasını şaşırtıcı kılmamaktadır. 1891 yılında yapılan toplantıda “..her hafta muntazaman ve fakat muhtelif mahallelerde biliçtima müzakere etmek, mükemmel bir nizamname-i dahili kaleme almak üzere bir heyet-i idare teşekkül etti. İanelerin muntazaman cemi, azanın mensup oldukları şube ile şubedeki sıra numerosunu göstermek üzere deftere kaydı, her bir azaya bir numero verilmesin” nin karar altına alındığı görülmektedir. Hanioğlu, a.g.e., s.175.
Selma Yel, “İttihat ve Terakki’nin Kurucularından İbrahim Temo’nun Atatürk ve İnkılapları Hakkındaki Düşünceleri”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.18, S.52, Mart 2002.
Akşin, Jön Türkler.., s.15.
Akşin, Jön Türkler.., s.45.
Meşrutiyet’in ilanından sonra Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresine Mustafa Kemal’de katılmıştır. Yaptığı konuşmada Meşrutiyet’in ilanı ile sorunların bitmediğini, bunun bir inkılap değil yalnız bir ihtilal, başlangıç olduğunu belirttikten sonra Cemiyet’in siyasi parti haline getirilmesini, ordunun politikaya karışmamasını, cemiyet içinde eşitlik sağlanmasını din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını önermiştir. Mustafa Kemal Cumhuriyetçilikle suçlanıp önerileri reddedilmiştir. Cemiyet Ekim 1908 yılında “Fırka” adını almıştır. Ergün Aybars, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Zeus Yay., İzmir, 2006, s.28.
Ahrar Fırkası Meclisi Mebusan’a sadece bir milletvekili gönderebilmiştir. Karpat, a.g.e., s.38.
Seçimlerden sonra sultanın yürütme yetkileri İttihat ve Terakki üyeleri ve taraftarlarının oluşturduğu yasama organınca sıkı kontrol edilmeye başlanmıştır. Halbuki Cemiyet her zaman siyasal bir parti değil kültürel bir dernek olduğunu ileri sürmüştü. Diğer taraftan da cemiyetin gizli merkez komitesi bütün siyasal faaliyetleri kontrol etmiştir. Karpat, a.g.e., s.39.
Ayaklanmayı kimin çıkarttığına dair 3 görüş vardır. 1. İktidarını perçinlemek için İttihat ve Terakki çıkarttı. 2. Abdülhamit çıkattı 3.Başta Prens Sabahattin olmak üzere muhalefet çıkarttı. Akşin, Türkiye’nin.., s.49.
Nazırın atanması padişah yetkisi dışına çıkartılmış, sadrazam ve şeyhülislamı seçme yetkisine dokunulmamıştır. Ancak nazır seçme görevi sadrazama verilmiş, yalnızca atamaların padişah tarafından onaylanma şartı konmuştur. Aynı biçimde Meclis-i Mebusan’ın başkan ve iki başkan vekilinin seçimide artık padişah tarafından yapılmamıştır. Son olarak padişaha devletin güvenliği için uygun gördüğü kişileri sürgüne gönderme yetkisi veren 113. madde içinde padişah kelimesi bile geçmeyecek şekilde değiştirilmiştir. Anayasanın bu yapılan değişiklikler sonunda “padişah hükümdardı ancak artık hükmedemiyordu”Ahmad, İttihat ve.., s.82-83.
Akşin, Türkiye’nin.., s.60-61.
Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (Cilt 1-2:1914-1995), Alkım Yay., Ankara, s.109-110.
28-Akşin, Jön Türkler ve.., s.455.
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.