Oturum Aç

Orijinalini görmek için tıklayınız : Antika


Leydihan
27 Aralık 2024, 19:40
Genç bir adam antika merakıyla Anadolu’nun en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu. Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat bu seferki hepsinden farklı görünüyordu.

Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti.

Yaşlı adam antikacının yürümesine yardım ederken, “Günlerdir hasta olduğumdan, odun kesmek için ilk defa dışarıya çıktım, “ dedi. “Meğer seni bulmak için iyileşmişim!”

Diz boyuna varan karla boğulup kulübeye geldiklerinde, antikacının göre göre donuklaşan gözleri fal taşı gibi açıldı. Odanın orta yerindeki kuzinenin etrafını saran üç dört iskemle, onun şimdiye kadar gördüğü en güzel antikalar olmalıydı.

Saatlerdir kar içinde kalan vücudu bir anda ısınmış, buzları bir türlü çözülmeyen patlıcan moru suratını ateşler kaplamıştı.

Yaşlı adam, misafiri yatırmak için acele ediyordu. Ona birkaç lokma ikram edip sedirdeki yatağını hazırlarken, “Bugün soba yakamadım, evladım,” dedi. “Ama bu yorganlar seni ısıtacaktır. “

Ev sahibi, yıllar önce vefat eden eşiyle paylaştıkları odaya geçerken, antikacı da tiftikten örülen battaniyelerin arasına gömüldü. Ancak bütün yorgunluğuna rağmen bir türlü uyuyamıyordu. Ertesi gün, gitmeden önce ne yapıp edip o iskemleleri almalı, bunun İçin de iyi bir senaryo uydurmalıydı. Mesela hayatını kurtarmasına karşılık ihtiyara birkaç koltuk satın alabilir ve eskimiş olduğu bahanesiyle doları çıkarttığı iskemleleri, çaktırmadan minibüsün arkasına atabilirdi. Hatta onları kaptığı gibi kaçmak bile mümkündü. Yürümeye dahi mecali olmayan ihtiyar, sanki onun peşinden koşabilecek miydi?

Genç adam kafasındaki fikirleri netleştirmeye çalışırken rüzgarın uğultusuyla da dalıp gitmişti.

Sabahleyin gözlerini açtığı gibi odadaki sandalyelerin gözden kaybolduğunu fark etti:

“İhtiyar kurt herhalde planımı fark etti,” diye düşündü. “Belki de rüyada sayıkladım da söylediklerimi duyup onları sakladı.”

Kahvaltıda sakin görünmeye çalışarak yaşlı adama seslendi:

“İliğim, kemiğim ısınmış,” dedi. “Çorbanız da harika olmuş ama akşamki iskemleleri göremiyorum.”

Yaşlı adam odanın köşesine yığdığı iskemle parçalarından sonuncusunu sa sobaya atarken, “İskemle dediğin, dünyanın malı, evladım!” dedi.

“Biz misafirimizi hiç üşütür müyüz?”

Alıntı

Asrevya
06 Mart 2025, 01:01
İşte gerçek insanlık örneği. Tüketmek değil paylaşmak üzerine.
Herkes kendi penceresi nasılsa dünyayı da öyle görüyordu.
Çok anlamlı bir yazıydı, teşekkürler.

Sürmenaj
12 Nisan 2025, 01:38
Genç adam gözüne antikaları kestirmiş ama
yaşlı adam onun için antikaları feda etmiş.