PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Selenyum Hangi Hastalıklara İyi Gelir, Hangi Besinlerde Bulunur?


Leydihan
07 Ocak 2024, 01:43
Selenyum vücudun sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyduğu maddelerden biridir. Selenyum; üreme, tiroid bezi, DNA fonksiyonları ve enfeksiyon gibi durumların vücuda verebileceği zararları önlemeye çalışır.
[Only Registered Users Can See Links]ğışıklığı arttıran, serbest radikal hasarına ve iltihabına karşı savunma yapan antioksidan aktiviteye katılan selenyum; insan vücudu için son derece hayati bir mineraldir ve sağlıklı bir metabolizmanın korunmasında anahtar rol oynamaktadır.

Selenyum nedir?

Selenyum, vücudun hastalıklara ve strese karşı direncini arttırır. Antioksidan aktivitedeki rolünden dolayı serbest radikal hasarını ve iltihabı düşürür. Bu, selenyumun, kanserin yaygın biçimlerini önlemeye, virüslerle mücadele etmeye, kalp hastalığına karşı savunmaya yardımcı olarak ve astım gibi diğer ciddi koşullarla ilişkili semptomları yavaşlatarak vücudunuza yarar sağladığı anlamına gelir.

Selenyum eksikliğinde bağışıklık sistemimiz ve karaciğerimiz bütün tehlikelere açık hale gelir. Selenyum, vücut için çok önemli olmasına rağmen, çoğu insanın depolamada eksik kaldığı bir mineraldir. Selenyum eksikliği gençlerden yaşlılara her yaştan insan için oldukça yaygın ve önemli bir problem.

Selenyum eksikliğinin sebepleri nelerdir?

Selenyum toprakta ve besin kaynaklarında bulunur. İnsanlar için, selenyum almanın temel yolu yiyecek, su ardından hava yoluyla da mümkündür. Toprağın içeriğindeki selenyum yere göre değişiklik gösterir: örneğin, araştırmalara göre Avrupa’nın ve Afrika’nın bazı bölgeleri selenyum seviyesi açısından fakirdir ve bu durum o bölgede yaşayan insanların da benzer şekilde bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu şeklinde yorumlanabilmektedir.

Yine başka araştırmalarda selenyumun kandaki değerinin düşmesi sonucunda Avrupa’daki bazı ülkelerde sağlık açısından endişe yaratan durumların ortaya çıkabileceği görülmüştür. Sağlık otoriteleri selenyum eksikliğinden kaynaklı bazı komplikasyonların ortaya çıkabileceğinden endişeleniyor.

Bu endişelerden en önemlisi, kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi kronik hastalıkların daha yagın hale gelmesi. Yiyeceklerde bile, selenyum miktarı daha çok o besin maddesinin yetiştiği toprakla ilgilidir. Aynı yiyecek dahi, başka bir yerde yetişmişse eğer, selenyum açısından fakir bir durumda olabilir ve bu da o yiyecekten gelecek olan faydanın düşmesine sebep olabilir. Selenyum eksikliğinin artan erken ölüm riskiyle, bağışıklık sisteminin zayıf olmasıyla ve mental hastalıkların artmasında rol sahibi olduğu düşünülmektedir. Günlük önerilen miktar yetişkinlerde 55 mcg olsa da, 125 mcg ye kadarın asıl günlük ihtiyaçları karşılamaya yetebildiği öne sürülüyor.

Selenyum eksikliğinin sonuçları nelerdir?


Kronik mikrobik hepatit mikrobunda daha yüksek ölüm oranları



AIDS hastalarında daha yüksek ölüm oranları



Daha yüksek oranda mikrobik hastalıklara yakalanma ihtimali



Lenf, meme, prostat, kolon, akciğer, deri, mide ve karaciğer kanser türlerinin görülmelerinde artış



Sıklıkla görülen soğuk algınlığı ve grip



Tüm enfeksiyon tiplerine maruz kalmada hassasiyet



Serviksin papilloma virüsüne sürekli olarak yakalanması



Deride ve genital bölgelerde tedavisi mümkün olmayan siğiller



Herpes virüsüne daimi olarak maruz kalmak



Karaciğer hastalıklarının çoğu türünde artış



Tiroid hastalığında artış, tiroid kanserinde artış



Artan allerjiler ve kimyasal hassasiyetler



Enfeksiyonel problemlerde artış



Otoimmün hastalıklarda artış



Daha yüksek miktarda kalp hastalığı riski



Bilişsel gerilemelere sebep olur

Bu görmüş olduğunuz sonuçlar oldukça ciddi ve çoğu insan bu hastalıkların selenyum adındaki basit bir mineralin eksikliğinden kaynaklandığına inanmakta zorlanıyor. Ancak selenyumun vücuttaki fonksiyonunu ve nasıl çalıştığını anladığınız taktirde durum şaşırtıcı olmaktan çıkıyor. Selenyum, hücrelerinizin ve DNA’larınızın koruyucusu görevindedir.

Selenyumun tümörlü hücrelerin ölümünde yardımcı olduğu görülmüştür ve kanser türlerinde düşük selenyum miktarı başarısız sonuçlara sebep olabilmektedir. Toprak açısından fakir selenyumlu bölgelerde yaşayan kimselerin daha az selenyum aldığı, dolayısıyla da kanser vakalarının o tip bölgelerde daha sık görüldüğü bilinir.

Araştırmalara göre, selenyum miktarını yeterince alan erkek bireylerde, selenyum az alan bireylere kıyasla %65’e varan daha az ilerlemiş prostat kanseri görülme ihtimali mevcuttur.

Destekleyici bir biçimde, kemoterapi alan kanser hastaları selenyum kullanarak bu ilacın yan etkilerini azaltabilirler. 2-3 aylık bir selenyum desteğiyle, kemoterapi kaynaklı saç kaybı, mide bulantısı, karın bölgesi ağrıları, zayıflık ve iştah kaybı gibi yan etkiler, destekleyici selenyum kullanmayan kişilere göre ciddi şekilde azalmaktadır.

Araştırmalar göstermektedir ki düşük selenyum seviyeleri kanser türlerinin çoğuna davetiye çıkarmaktadır ve buna karaciğer kanseri de dahildir. Selenyum desteği, kronik karaciğer hastalıklarında hayati bir önem taşır, çünkü kanser riskini azaltmaktadır. Selenyum karaciğerinizin toksinlerden temizlenmesini sağlar. Bazı araştırmalara göre selenyum seviyelerinin siroz ve hepatitler gibi karaciğeri etkileyen hastalıkların doğrudan ilişki içerisinde olduğunu ortaya koymaktadır.

Hashimoto hastalığı ile selenyum eksikliği arasındaki ilişki nedir?

Hashimoto tiroidi; tiroid bezinin bağışıklık sistemi tarafından yok edilmeye başlamasıyla başlayan otoimmün bir hastalıktır. Bu durumda, bağışıklık hücreleri bu anahtar enzimin hormon üretimini durdurmasını sağlayan bir antikor üretmeye başlarlar. Adı, tiroid peroksidaz ya da tiroglobülindir. Bu tiroid hormonlarının bloklanmasını sağlar.

Hashimoto tiroidi, guatr hastalığının da birincil sebebi olarak kabul edilir. Bu hastalıkta genetik faktörler ve ailedeki hikayelerin önemi kadar çevresel faktörler de önemlidir. Ayrıca, genetik olarak yatkınlığı olan kimselerde meydana gelen bazı enfeksiyonel hastalıklardan, aşırı iyot alımından, selenyum eksikliğinden ve bazı ilaçların kullanımından sonra bu hastalık meydana gelebilir. Hashimoto hastalığı, tiroid hormonunun bozulması sonucu hipotiroidizm olarak ortaya çıkar.

Hashimoto tiroidi şu şekillerde ortaya çıkar;
1) tiroid bezinde büyüme, guatr

2) tiroid peroksidaz ve tiroglobüline karşı yüksek seviyede antikor

3) ultrasonda görülen büyümüş tiroid.

Hashimoto hastaları, ağırlıkları değişen farklı semptomlar gösterebilirler. Bazı hastalarda hiç semptom görülmediği gibi bazı hastalar da ağır şekilde belirti gösterebilirler. Vaka ilerledikçe, hipotiroidizm semptomları da yavaş yavaş farkedilir olmaya başlar; aşırı yorgunluk, kilo alımı, kabızlık, depresyon, kuru cilt, saç dökülmesi, soğuğa karşı hassasiyet, guatr...

Tiroid bezi zamanla parçalandığı için bu semptomlar giderek şiddetlenebilir. Ayrıca Hashitoksisite denilen bir başka durumu da yaşamaya başlayabilirler, bu belirtiler de şöyledir; anksiyete, kilo kaybı, titreme, terleme, uykusuzluk, kalp atışında hızlanma, guatr, deri incelmesi.

Hashitoksisite, tiroid foliküllerinin bozulması sonucunda meydana gelir, bu da aşırı tiroid hormonuna sebep olur. Ancak, hastalık ilerledikçe, semptomlar hipotirodizme benzerlik göstermeye başlar. Başka hastalıklarla olan ilişkilerini, sebeplerini, bazı başka metabolik hastalıkları da aşağıda okuyabilirsiniz.

Çölyak ile Hashimoto arasındaki bağlantıyı açıklamak üzere bir sürü araştırma yapılmıştır. İkisi de metabolik rahatsızlık olduğu için aralarında mutlaka bir bağlantı olması beklenmekteydi ve nihayet bulundu da. Araştırmanın sonucuna göre Çölyak hastalığına sebep olan genin, %50 oranında Hashimoto hastalığına yakalanan kişilerde de olduğu sonucu netleşmiş bulunmaktadır. Ayrıca başka bir araştırmada Çölyak hastalarında yapılan bir antikor taramasında, 184 kişinin %21 kadarı Hashimoto pozitif sonuç vermiştir.

Ne kadar selenyuma ihtiyacınız var?

Şunu unutmamak gerekir ki eğer yiyeceklerinizden düzenli bir şekilde selenyum alıyorsanız, daha fazlasını almaya gerek yoktur. Araştırmalara göre, düşük selenyumlu kişilerde ek kullanım fayda gerekebilir, ancak yeterli seviyede selenyum alan bireylerde ek kullanım zararlı etkiler yapabilir. Bu yüzden kişilerin bilinçsiz bir şekilde selenyum ek maddelerini kullanmamaları gerekir. Vücudunuzun bir günde ihtiyaç duyduğu selenyum yaşa göre değişiklik gösterir. Bir yetişkin için güvenli ve yeterli selenyum dozu günde 100 mcg ile 400 mcg arasında değişmektedir. Aşağıdaki listede mikrogram üzerinden ihtiyaç duyulan selenyum miktarları verilmiştir.

Yaş Önerilen miktar Doğumdan 6 aya kadar 15 mcg 7-12 ay arası 20 mcg 1-3 yaş arası 20 mcg 4-8 yaş arası 30 mcg 9-13 yaş arası 40 mcg 14-18 yaş arası 55 mcg 19-50 yaş arası 55 mcg 51-70 yaş arası 55 mcg 71 yaş ve üzeri 55 mcg Hamile kadınlar ve yaşlı kadınlar 60 mcg Emziren kadınlar 70 mcg
Selenyum zararlı olabilir mi?

Genel anlamda, selenyum oldukça güvenlidir, çünkü hem insanlar hem de hayvanlar için fazlasıyla önemlidir. Ancak, sizin için iyi olması; ne kadar fazla tüketirseniz o kadar çok fayda sağlayacağınız anlamına gelmiyor. Eğer fazla tüketilirse olabilir. Örneğin Brezilya cevizi, (her cevizde 68-91 mcg kadar) çok ciddi derecede selenyum içerir. Fazla tüketildiğinde günde önerilen miktarın aşılmasına sebep olur. Aşırı dozda selenyum alımı, nefes almakta zorlama, titreme, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi bazı rahatsızlıklara sebep olabilir.

Selenyumun üst limiti ise aşağıdaki listede verilmiştir.

Yaş Üst Limit Doğumdan 6 ay sonraya 45 mcg 7-12 yaş arası 60 mcg 1-3 yaş arası 90 mcg 4-8 yaş arası 150 mcg 9-13 yaş arası 280 mcg 14-18 yaş arası 400 mcg Yetişkinler 400 mcg

Selenyumu yiyeceklerden almak mümkün müdür?

Yiyeceklerdeki selenyum miktarı yetiştikleri toprakta ne kadar selenyum olduğuyla doğru orantılıdır. Normalde, selenyum Brezilya cevizi, et, deniz ürünleri, tam tahıllar, buğday, sarımsak, su yosunu, şeker kamışı, soğan ve reishi mantarı gibi gıda maddelerinde bulunur. Her ne kadar doğal ortamında yakalanan deniz ürünlerinde daha fazla selenyum bulunsa da, çoğu deniz ürünü de çiftliklerde insan kullanımı için üretilmektedir. Topraktaki selenyum miktarı tahmin edilebilir değildir, ihtiyaç olanı da her zaman gıdalardan almak mümkün olmayabilir, hele de bir virüs ile savaş içerisindeyse vücut. Selenyum açısından fakir toprak ve kötü bir beslenmenin dışında, selenyum eksikliğine sebep olabilecek sebepler arasında; ağır metallere maruz kalmak, kurşun ve cıva gibi önceki dönemlerde kemoterapi görmüş olmak, gastrit, crohn’s, kolit ve çölyak gibi bağırsak rahatsızlıklarını sayabiliriz.

Hangi yiyeceklerde selenyum bulunur?

Selenyum içeren besinler, kümes hayvanları ve bazı et türlerine ek olarak Brezilya fıstığı, yumurta, karaciğer, ton balığı, morina ve ayçiçeği tohumlarıdır.

Selenyumun en çok bulunduğu yiyecekler

Brezilya cevizi
1 avuç: 607 mcg

Yumurta
1 orta boy yumurta: 46 mcg



Ayçiçeği çekirdeği
1 avuç: 105 mcg



Ciğer (Kuzudan)
3 oz: 99 mcg



Kayabalıığı
3 oz: 64 mcg



Tonbalığı
3 oz: 64 mcg



Ringa Balığı
3 oz: 39 mcg



Tavuk göğsü
3 oz: 33.2 mcg



Somon balığı
3 oz: 31 mcg



Hindi
3 oz: 25 mcg



Chia tohumu
1 oz: 15.6 mcg



Mantar
1 avuç: 15 mcg

Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])

Leydihan
07 Ocak 2024, 01:45
Selenyumun 8 faydası


Bağışıklığı arttıran, serbest radikal hasarına ve iltihabına karşı savunma yapan antioksidan aktiviteye katılan selenyum, insan vücudu için son derece hayati bir mineraldir ve sağlıklı bir metabolizmanın korunmasında anahtar rol oynamaktadır.

[Only Registered Users Can See Links]
Selenyum içerisindeki doğal gıdalar, kümes hayvanları ve bazı et türlerine ek olarak Brezilya fıstığı, yumurta, karaciğer, ton balığı, morina ve ayçiçeği tohumları içerir. Bütün gıdalar, özellikle de bu gıdalar hassas bir şekilde ele alındığında selenyumun en iyi kaynaklarıdır çünkü selenyum işleme sırasında ve çok yüksek ısı pişirme yöntemleri ile zarar görebilir.


Antioksidan olarak oksidatif strese karşı savunma yapar
Selenyumun faydaları yaşlanma süreciyle mücadele etme ve serbest radikal hasarını azaltarak bağışıklık sistemine yardım etme yeteneğidir. Selenyum, E vitamini gibi diğer antioksidanlar ile sinerjik bir etkiye sahiptir ve vücudun oksidatif stresle mücadele etmesini ve prostat ve kolon kanseri gibi kanserlere karşı savunmasını sağlar.


Kansere karşı korur
Ailenizde zayıf bir bağışıklık sisteminiz veya kanser öyküsü varsa selenyum özellikle yararlıdır. Selenyum tedavilerini yüksek dozlarda kullanan müdahaleler, selenyumun vücuttaki anti-kanser yeteneklerine fayda sağladığını göstermiştir. Çalışmalara göre, selenyum kanser riskini azaltmada, kansere neden olan mortaliteye ve karaciğer, prostat, kolo-rektal ve akciğer kanserlerinin şiddetine etkilidir. DNA ve genomun depolandığı hücrenin çekirdeğine gider ve hasarı bulur. Glutatiyon gibi koruyucu antioksidanlara bağlanır ve kontrolsüz kalan kanserli hücre mutasyonuna ve tümör büyümesine neden olabilecek DNA'ya yapılan hasarları azaltmak ve onarmak için çalışır. Bunu yapar, çünkü selenyum selenoproteinleri aktive ederek antioksidanlara en iyi şekilde yardımcı olan enzimatik bir rol oynayan özel bir işe sahiptir. Selenyumun sadece kanser riskini azaltmakla kalmayıp aynı zamanda mevcut kanser progresyonunu ve tümör büyümesini yavaşlatmasına yardımcı olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Ve diğer çalışmalar dünyadaki selenyumun en düşük olduğu bölgelerde kanser riskinin, doğal selenyum seviyesinin daha yüksek olduğu alanlarla karşılaştırıldığında arttığını gösteriyor.


Bağışıklığı arttırır
Çalışmalara göre, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması için selenyum gereklidir. Ayrıca HIV dahil virüslerin gelişimine karşı koymada önemli bir besin maddesidir. HIV virüsü taşıyan hastalarda, selenyumun, hastalığın ilerlemesini durdurmaya yardımcı olduğu görülmüştür.


Kan akışını iyileştirir ve kalp hastalıkları olasılığını düşürür
Düşük selenyum konsantrasyonları, artmış kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir. Selenyum takviyeleri veya selenyumdan zengin gıdaların artması koroner kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Enflamasyonla mücadele, kan akışını artırma, serbest radikal oksidatif stresini azaltma ve antioksidan aktiviteye yardımcı olma özelliği ile selenyumun bir kez daha kalp sağlığına faydası olabileceği düşünülmektedir.

Gözlemsel araştırmalarda selenyum konsantrasyonları koroner kalp hastalığı riski ile ters orantılı olmuştur, ancak gözlemsel çalışmalar bazen yanıltıcı kanıtlara neden olabilir ve bu nedenle bulgular halen devam eden kalp hastalığı hastalarında selenyumun yaygın olarak kullanılacağına dair kesin değildir.


Tiroid fonksiyonunu düzenler
Araştırmalar, şimdi sayısız çalışmayla, tiroid metabolizması ile selenyum eksikliği arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Selenyum, aktif tiroit hormonlarının üretimi için bir katalizör görevi görür.

Vücudunuzun bir üretim tesisi olduğunu düşünürseniz, tiroidiniz tüm işletim sistemini düzenlemekten sorumlu ana patron olacaktır, bu nedenle tiroid düzgün çalışmadığında, ciddi, gözle görülür ciddi sonuçlar doğar.

Tiroid bezi iştah, uyku, sıcaklık, ağırlık, enerji ve daha birçok önemli günlük vücut fonksiyonlarını kontrol eder.

Uygun tiroid fonksiyonu ile ilgili bir sorun sinirlilik, kas güçsüzlüğü, yorgunluk, kilo alımı veya kaybı, uyku sorunu ve diğer pek çok reaksiyon gibi negatif belirtilere neden olabilir, bu nedenle tiroid ve vücudunuzdaki birçok önemli yönden selenyumun yararlı miktarlarını elde eder.

Selenyum eksikliği tiroid içindeki sorunlarla ve uygun hormonları nasıl sentezlediği ile bağlantılı olduğundan, otoimmün ve tiroid bozukluklarını tedavi etmek için selenyum takviyeleri kullanma değerini giderek daha fazla görebiliriz.

Selenyum, tiroidin güçlü bir koruyucusu gibi davranır ve bezin içindeki reaktif oksijen üretimini düzenler ve tiroid hastalığı oluşturabilen antikorlardan korur.

Bu nedenlerle selenyumun yararları Hashimoto hastalığına, Grave hastalığına ve anti-TPO antikoru taşıyan gebelerde yardımcı olup olmayacağı araştırılıyor. Selenyum, bu popülasyonlarda bağışıklığı arttırır, otoimmün reaksiyonları düşürür ve inflamasyonu düşürür.


Ömrü artırır
Çalışmalar bu hayati maddenin sağlığımız ve ömrümüz için ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Uzun, canlı bir hayat yaşamak istiyorsanız, selenyum kesinlikle diyetinize dahil etmek istediğiniz bir maddedir.

Selenyum, astımdan artrite kadar değişen düzinelerce durumun tedavisinde de araştırılmıştır ayrıca Tiroid bozukluğundan kalp hastalığına olan etkilerine de. Yaşlandıkça bu koşulların riski artar, bu nedenle tüketen selenyum vücudumuzun savunmasına yardımcı olabilir ve uzun bir hayata katkıda bulunur.

Selenyum, az miktarda ihtiyacı olduğu anlamına gelen bir mineraldir. Bununla birlikte, vücudumuz birçok önemli vücut işlevinde bir rol oynadığından sistemimizden selenyumu biraz hızlı bir şekilde boşaltabilir, bu nedenle sözü geçen selenyum faydalarının tümünden yararlanmak için bunu özellikle düzenli olarak tüketmeniz önemlidir.


Astım semptomlarını azaltmaya yardımcı olur.
Gözlemsel çalışmalar, kronik astımı olan hastaların daha düşük seviyede selenyumu olduğunu göstermiştir. Çalışmalara göre, astımlı insanlar selenyum takviyeleri aldığında plasebo alanlara göre daha az astım ile ilgili semptomlar yaşamıştır.

Uzmanlar, selenyum takviyesinin kronik astımı olan hastalar için ilaca yararlı bir ilave tedavi olabileceğini düşünüyorlar. Bununla birlikte, selenyumun akciğer fonksiyonu üzerine tam etkisini henüz belirlemediğinden, düzenli bir uygulama haline gelmeden önce daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.


Doğurganlığı artırmaya yardımcı olabilir
Selenyum, uygun sperm hareketliliği için gereklidir ve aynı zamanda, doğurganlığa ve inme ile ilgili iki temel bileşeni olan kan akışını arttırır. Selenyum, sperm mitokondriyum kapsülüne dahil edilir ve spermlerin vajinal kanalı geçerken davranış ve işlevlerini etkileyebilir

Hem düşük hem de yüksek sperm selenyum konsantrasyonlarının sperm sayısını olumsuz etkilediği rapor edilmiştir, bu nedenle tavsiyeyi karşılamayı ve doğurganlık açısından çok önemli bir faktörü aşmayı hedeflemeyi amaçlamaktadır.

Bazı çalışmalar, selenyumun düşük yapma riskini bile azaltabileceğini göstermektedir; ancak bu noktada, selenyum takviyesi söz konusu olduğunda, erkeklerde infertiliteye daha fazla araştırma yapılmıştır.

Kaynak
([Only Registered Users Can See Links])