Leydihan
28 Ağustos 2024, 00:32
[Only Registered Users Can See Links]
Ti West’in X ve Pearl ile başlayan üçlemesinin son halkası MaXXXine, uzun süredir merakla bekleniyordu. Film, Maxine Minx’in Hollywood’a adım atmasını ve burada karşılaştığı seri katil Night Stalker ile olan gerilim dolu macerasını anlatıyor.
Maxine’in “Hak etmediğim bir hayatı kabul etmeyeceğim” tavrı, karakteri Hollywood’un ışıltılı ama tehlikeli ortamına sürüklüyor. Ancak beklenen kedi-fare gerilimi ve şiddet dozları, önceki filmlere kıyasla daha az. Mia Goth’un yıldız parıltısı, bu eksiklikle birlikte biraz gölgede kalıyor.
West’in tarzı değişmemiş: X ve Pearl gibi MaXXXine da tür pastişiyle dolu. Brian De Palma ve Dario Argento’nun maksimalist estetiği başarıyla yansıtılıyor. Filmdeki detaylar, Hitchcock’un Psycho’su ve klasik Hollywood referanslarıyla birleşiyor, geçmişe bir aşk mektubu niteliği taşıyor.
Üçlemenin bu son halkası, izleyiciyi tam anlamıyla tatmin etmeyebilir; sonu öngörülebilir ve kanlı sahneler önceki filmler kadar yoğun değil. Yine de Ti West’in 80’ler Hollywood atmosferi, stilize anlatımı ve müzik seçkisi (Judas Priest, Hall & Oates, Tears for Fears, Madonna, Kim Carnes) izleyiciyi içine çekiyor.
Oyuncu kadrosu başta uyumsuz gibi görünse de; Kevin Bacon, Elizabeth Debicki, Michelle Monaghan, Bobby Cannavale ve Giancarlo Esposito sürpriz bir şekilde kendilerini izlettiriyor. Maxine karakteri ise Mia Goth’un yetenekleriyle birleşince, film stilize bir görsel şölen olarak öne çıkıyor. Sonuçta MaXXXine, bir yıldızın parıltısını ve Ti West’in yaratıcı sinema vizyonunu yeniden teyit ediyor.
Ti West’in X ve Pearl ile başlayan üçlemesinin son halkası MaXXXine, uzun süredir merakla bekleniyordu. Film, Maxine Minx’in Hollywood’a adım atmasını ve burada karşılaştığı seri katil Night Stalker ile olan gerilim dolu macerasını anlatıyor.
Maxine’in “Hak etmediğim bir hayatı kabul etmeyeceğim” tavrı, karakteri Hollywood’un ışıltılı ama tehlikeli ortamına sürüklüyor. Ancak beklenen kedi-fare gerilimi ve şiddet dozları, önceki filmlere kıyasla daha az. Mia Goth’un yıldız parıltısı, bu eksiklikle birlikte biraz gölgede kalıyor.
West’in tarzı değişmemiş: X ve Pearl gibi MaXXXine da tür pastişiyle dolu. Brian De Palma ve Dario Argento’nun maksimalist estetiği başarıyla yansıtılıyor. Filmdeki detaylar, Hitchcock’un Psycho’su ve klasik Hollywood referanslarıyla birleşiyor, geçmişe bir aşk mektubu niteliği taşıyor.
Üçlemenin bu son halkası, izleyiciyi tam anlamıyla tatmin etmeyebilir; sonu öngörülebilir ve kanlı sahneler önceki filmler kadar yoğun değil. Yine de Ti West’in 80’ler Hollywood atmosferi, stilize anlatımı ve müzik seçkisi (Judas Priest, Hall & Oates, Tears for Fears, Madonna, Kim Carnes) izleyiciyi içine çekiyor.
Oyuncu kadrosu başta uyumsuz gibi görünse de; Kevin Bacon, Elizabeth Debicki, Michelle Monaghan, Bobby Cannavale ve Giancarlo Esposito sürpriz bir şekilde kendilerini izlettiriyor. Maxine karakteri ise Mia Goth’un yetenekleriyle birleşince, film stilize bir görsel şölen olarak öne çıkıyor. Sonuçta MaXXXine, bir yıldızın parıltısını ve Ti West’in yaratıcı sinema vizyonunu yeniden teyit ediyor.