Orijinalini görmek için tıklayınız : Şairlerden Sonbahar Şiirleri
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:45
[Only Registered Users Can See Links]
Sonbahar Geliyor
Sonbahar geliyor serçe
Yuvanı ne yapacaksın?
Ayva çiçek açmadan önce.
Meyvelerin içi geçecek
Rüzgâr başka çeşit esecek
Yağmurlarla ıslanacaksın.
Halbuki ne kadar sıcaksın
Cahit Külebi
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:49
[Only Registered Users Can See Links] İzler...
Sonbahar kokusu sardı çevreyi,
Hazânın sesini duyuyor musun?
Kuşlar çığlık kanat geçti yöreyi,
Sen mahmur gözlerle uyuyor musun?
Karınca koşarken son bir gayretle,
Cırcır böcekleri fasıl geçiyor.
İnsan olan bakar buna ibretle,
Zamandan mevsimler nasıl geçiyor.
Herşeyde tekâmül; gidiş ve dönüş,
Bir hadde göredir oluşan denge.
Bu denge sonunda başlarsa sönüş,
Bahar müjdesiyle döner âhenge.
Her yıl kış mevsimi yaşar ömrümüz,
Yoksa bir sonranın başlangıcı mı?
Bakarsın son deme koşar ömrümüz;
Bilmezsin yüreğe düşen, sancı mı?
Bir büyük nehirde akıntıdasın,
Çıkış yolu için yüzmeyi öğren.
San ki bir depremde, yıkıntıdasın;
Yaradan'a dayan, hayata diren...
Enver Özçağlayan
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:51
[Only Registered Users Can See Links]ÜL SONU
Günler kısaldı...
Kanlıca'nın ihtiyarları
bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...
İçtik bu nâdir içki'yi yıllarca kanmadık...
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.
Yahya Kemâl BEYATLI
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:52
[Only Registered Users Can See Links]ânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farz eder bunu;
Teslîm olunca va’desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.
Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı:
Fark etmez anne toprak ölüm mâceramızı.
Yahya Kemâl Beyatlı
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:52
[Only Registered Users Can See Links]ÜZ GELMEDEN
Sırtında taşıdığın kıl heybe
dağ rüzgârı ve lor peyniri
gibi doluysa kır çiçekleriyle
sesler türkülere dönecektir
üzünçse ışıklı bir sevince
Dudaklarında özlem türküleri
ve gözlerinin menevşesinde aşk
çağıldıyorsa çavlanlar gibi
usulca gir umudun menziline
hüznü gerilerde bırak
Türküler paylaşılıyorsa eğer
dağ rüzgârları paylaşılıyorsa
sevinç de dahildir buna
ve o zaman bütün bir yaşam
paylaşılacak kadar güzeldir artık
Heybendeki kır çiçekleri
bir yangındır güze doğru
tutuşturur yüreğinde
uzak özlemlerin külünü
hiç beklemediğin bir anda
Güz gelip de yangın başlamadan
tutmalısın doğanın yelesinden
yüreğindeki seher yeli
varmalıdır sabah olmadan
gül bahçesine sevda hevengine
AHMET TELLİ
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:55
[Only Registered Users Can See Links] Yaprakları
Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
Özdemir Asaf
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:57
[Only Registered Users Can See Links]çedeki İhtiyar
Yıllar bir gözyaşı olupta kaymış,
Nurlu ihtiyarın yanaklarında.
Yapraktan saçını yerlere yaymış,
Sonbahar ağlıyor ayaklarında..
Sızıyor ufukta bir kızıl yeri,
İçi karanlıkla dolu gözleri;
Alnında akşamın ince kederi,
Sessizliğin sırrı, dudaklarında..
Yanan bir kağıtta küçük bir satır,
Yazı gibi akşam onu karartır;
Artık o, silinen bir hatıradır,
Bu ıssız bahçenin uzaklarında..
Necip Fazıl Kısakürek
Vandetta
27 Ağustos 2024, 16:59
[Only Registered Users Can See Links] Sonbahar Geldiğinde Seni Özlerim
Her sonbahar geldiğinde seni özlerim
Yağan yağmurların seni bana getirmesini beklerim.
Islak sokaklarda yürürken
beynimin hasret dolu sokaklarında yürüyüşümü düşlerim.
Her sonbahar geldiğinde seni özlerim
Kabaran dalgalarda kaybolmak
Bir sonbahar günü yok olmak isterim
Düşen her yaprakla beraber biraz daha hüzne gömülürüm
Her sonbahar geldiğinde seni özlerim
Yaşamdan koparım tamamen
Kendi dünyama gömülürüm birden
Karanlıklar içinde bir ışık bulamam ben
Sensiz günlerde ölmek isterim
Her sonbahar geldiğinde seni özlerim
Zeliha Bekoğlu
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:00
[Only Registered Users Can See Links] Bitti
Yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya benzer yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde,deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz
ıskaladığımız şeyleri
yatıştırıcı rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne ‘dinginlik’ adını verir
‘seni iyi gördüm’ diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki?
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin, hüzünlü
yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsınız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi
Eylül / Hilmi Yavuz
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:02
[Only Registered Users Can See Links]ül Sabahının Serinliği
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum
Ataol Behramoğlu
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:03
[Only Registered Users Can See Links] BIRAKILAN MEKTUP
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
Neden akşam oluyorum tren kalkınca
Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı
Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç…
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:04
[Only Registered Users Can See Links] geldi.
Ne güneşli günler sonsuz
Ne aylı geceler sağır sessiz
Dinmiyor ki fırtına çağlayan ırmaklar
Akşam olunca buz kesiyorlar
Derin hüzün hücmünda sonbahar
Tavan arasında çivisi çıkmış çerçeve
Eskimiş yıpranmış yığınla anılar
Çakılır alnımın çatısında gözkapaklarım düşer
Yorgun akşamları karanlık basar
Mavinin tılsımı gider güneş batınca
Gün ölür gözlelerin küçülür ışıksız odalarda
Bahtsız mı bahtiyar mı kuru ağaç kabukları gibi öksüz
Gölgesiz kalmış bedeninde ağırlaşır kapanır gözleri
Yüreğine düşen yoksul cemreler birbiri ardı sıra gelipte geçer
Bu nedir dilinde acının balı
Aç ayı armuta çevirir başını
Oynatsada rüzgarın zülüfünü saçını
Oynamaz er adam gözünü kaşını
Görüyorum gözlerinde zamansız öldürdükleri umutları yıldızların
Unutulmuş gölgelerle beraberce gidenler
Karanlık ürkütücü bölücü kapısını açıp kapayıncaya kadar
yaşasanda işaret parmağınla ölçülebilir bir arpa boyu yol
Ne zaman ki sözüne sadık insanoğlu
Yayan yapıldak kırılgan güz gülleri
Avutmaz bir avuç mutluluk
İstersen hiç habersiz hiçten bir hiç hepten
Sis bastırır dağların yücelerini saklar
Duvar diplerini aydınlatır asi şimşekler çakar
Yarın ekim sabahında yine baştan başa gölgesiz
Yağmurlar baştan aşağı uç böcekleri gibi bulutları dolaşır
gönül avlusunda anız tarlaları sürülüp ekilecek yeniden bak yine ekim geldi.
Nurten Ak Aygen
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:05
[Only Registered Users Can See Links] Bir Sonbahar
Sonbahardı… Seninle geçiyorduk o yoldan;
Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu
Bize yaklaşıyordu
Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün;
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu…
Havada bir serinlik… Tatlı bir hayal gibi…
Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
Yapraklar gibi yere dökülüyordu enin;
O nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.
O bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.
Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla…
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla! ..
Hüseyin Nihal Atsız
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:05
[Only Registered Users Can See Links] Sonbahar
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…
Nazım Hikmet Ran
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:06
[Only Registered Users Can See Links]ÖYLE BUNGUNUM BİR BİLSEN
Bir güvercin teleğinin döne döne
Düştüğü bir günün ikindisiydi.
Böyle söylersem anlaşılabilecek
Sonbahar, ikinci haftası ekimin,
Günlerden Salı, saat beş desem;
Günün gizemli; yorgun ikindisi
Sanırım daha da belirginleşecek.
En iyisi bir güvercin teleğinin
Döne döne düştüğü bir günün
Çözük saçlı ikindisiydi demek.
Günler unutulur, haftalar geçer,
Bir olaydır anımsatan geçmişi
Yaşanmamış, bir sanrı da olabilir.
Ya da çentikli kanayan bir gerçek.
Ayrılıkları küllenmiş aşkları
Çalmayan bir çan gibi yelpazelenerek
Aklıma takılmış sallanan bir ikindi
Çünkü bilinir terkisine akar zaman
Geçmiş olur beklenen gelecek
Veysel be, ömrümüz, ömrümüz de bitecek
Metin Altıok
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:07
[Only Registered Users Can See Links]ıyor
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar
Turgut Uyar
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:08
[Only Registered Users Can See Links]üz Gömleği
Güz gömleği giydi şiir
Hüzün sanıyor görenler
Açık kalmış bir düğmesi
Ki rüzgâr girsin diyedir
Cebinde yağmur kokusu
Bir tutam kurutulmuş ot
Yeni bir imge arıyor
Onunla, ince akan su
Bir kadın eli değmiştir
Belki de yıllar öncesi
Saklar durur unutamaz
O gömleği giydi şiir
Ahmet Uysal
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:09
[Only Registered Users Can See Links]ık Uykuda
Düşteyim işte, çıkageldi bir güz yeli
Hafiften. Bir buğu gibiydi gök.
Ey kendini saklayan geçmiş, ince bir tül ardında;
Güz geldi ve yıldızlarını üstüme dök.
Artık büyüdüm. Ey sonsuz çocukluk!
Atlar, atlıkarıncalar ve yolculuk.
Tuhaf değil mi, bu leylekler nereye göçer
Gök yolunda? Yazdan kalan kanat sesleri
Gibi duyuluyor. Her şey bir bir ve örtük,
İnce, bilinmez bir yüz sanki.
Bir kuru ağaç olarak kalayım mı?
Öyleyse ey güz, dök yapraklarımı!
Gövdemi kemirecek kurtlar toprakta
Gözlüyor yolumu. Beklesinler bakalım.
Ayaklarım sağlam basıyor daha, yolum var
Günlere. Üşüsem, ısıtıyor kanım.
Ben bir leyleğim, uykuda uyanık / güz geldi artık
Göçüyorum yarı uyur, yarı uyanık.
Ali Püsküllüoğlu
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:10
[Only Registered Users Can See Links] ve Hüzün
Veda eder ağaçlar yapraklarına bu mevsim. Sevdalar inadına daha koyulur.
Ve doğanın hırkası sarıdır artık. Renklerin armonisi yaşanır ardı sıra.
Yeşil kırmızıya, kırmızı sarıya bırakır yerini gün be gün.
Hazin bir yitişin ilk çağrısı mıdır sonbahar yoksa, yeniden oluşum kozası mı?
Ölü toprağı serpilmiş şehirlerin yalnızlığında uyanılır gecelerin sabahına.
Kelebek bakışlarında hayal edilir okyanuslar... Bir bir yüzüne kapanmıştır
kapılar kalabalığın. Kordon Boyundaki bank dost arar dertleşecek.
Deniz üstü sohbetler özlenir olmuştur. Çilingir sofrasının
kahkahaları yankılanır balıkçı iskelesinde. Ağaçlar yavaşça bırakır
yaprağını yere, asi çiçekler bekleşir toprağın eşiğinde. Sayfa
arasındaki gül yaprağıncadır hülyalar. Maviye, yeşile mersiyeler yazılır
çatlamış dudaklarca. Ellerinde topaçları yaz çocukları, kaçışır her biri bir köşeye.
Camdaki buğuya çizilince sıkıntıların resmi, son sıcağı da çekilince bedenden
yazın, eylül kuşlarına yüklendiyse menevişler artık hazana akmaktadır zaman.
Güneş, Kaf Dağının ardındadır umarsız.
Ve bir seyyahın zulasında bir dahaki dönüşe götürülür umutlar.
Beklemekse eğer yazgımız, hazanın sonunda elbet bahar olacak.
Arif ÂGÂH
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:11
[Only Registered Users Can See Links]ım Sonbahar
Nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının.
Işık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır.
0ysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul.
Adım sonbahar
Atilla İlhan
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:13
[Only Registered Users Can See Links] havuzları işlesin bırak
Yaprakların güneş ve ölüm rengi,
Sen kalbini dinle, ufkuna bak.
Düşünme mevsimi inleten rengi
Elemdir mest etsin ruhunu
Eser rüzgarların durgun ahengi.
Yan yana sessizce mevsimle keder
Hicrana aldanmış kalbimde gezin
Esen rüzgarlara sen kendini ver.
Ahmet Hamdi Tanpınar,
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:13
[Only Registered Users Can See Links] Kaderler İçin
Birgün, bir yağmurla garip garip
-Çoluğu çocuğu terk edeceğim.-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.Asır yirminci asırdır, amenna
Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım
Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
Uzaklar daha uzaklaşır
Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri
Sımsıcak sevgilere muhtacım.Bir gün alıp başımı gideceğim
-Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar…-
Belimi bir ılık şal sarsın, mavi
Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız
Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.
Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde
Diyarı gurbette kanlı bir aşk
Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
En uzak beyazlar,
En yakın ikindilerde, duygulu
Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam
İçip içip ağlasam…
Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?
Herkesin derdinden pay isterken.
Uzak kaderlerin suları çağlar simdi
Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.
Birgün, bir parkta otururken, biliyorum
Bir el yağmurla dokunacak omuzuma
Bir çift göz, bir davet, bir kalp
Çoluğu çocuğu terk edeceğim.
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak
Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
Toprak ve insan kokularıyla,
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
Başımı alıp gideceğim.
Turgut Uyar
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:14
[Only Registered Users Can See Links] ilkbahar yeşerir yapraklar dallarda
Sevgi ile sarılır tüm ağaca
Sonbahar gelsin istemez yapraklar
Bilirler sonbaharı,
Sonbahar ayrılıktır, özlemdir,hasrettir
Hep kalmak isterler dallarda ayrılmaksızın
Tıpkı bize benzerler yapraklar
Ben sensizliği nasıl istemezsem yapraklarda
Bilirler sonbaharı,
Sonbahar ayrılıktır,özlemdir hasrettir
Her yeni gün doğacak güneş gibi
Kalmak isterler dallarda
Düşmek istemezler yapraklar toprağa
Bilirler sonbaharı,
Sonbahar ayrılıktır,özlemdir,hasrettir
Yalnızlığı istemezler
Tıpkı bize benzerler yapraklar
Ayrılmak istemezler sevdiklerinden
Bilirler sonbaharı
Sonbahar ayrılıktır, özlemdir, hasrettir.
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:15
[Only Registered Users Can See Links]ül
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Akşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir.
Ben her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim…..
Ve eylülün çıplak ayakalrına bir yazı bırakırım.
Eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla
tenimi kanatarak uyandırır beni.
Ben eylüle akarım.
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,
siyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım.
Sevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.
Her yıl,hep aynı vakitte, geniş bir ırmak gibi
bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,
beni ve her şeyi koynuna alarak,
bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.
Kadınları ve hüznü eylülde severim…
Keman konçertolarını,
akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten
yalnız ağaçları, ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim.
Lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.
Sahiller, yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir
Şarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene
Bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül…
Onun için yanık yanık tütsü kokar,
Onun için değdiği yeri kanatır.
Eylülde aşk,eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur,
eylülde herşey zordur, ben eylülü onun için severim.
Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır
Herkes herşeye kapısını aralar ‘bir aşk oluverir aşinalık’.
Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur.
Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim.
Nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır.
Ben eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım…
Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.
Ve ben eylüle akarım
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle,
kanayan bir aşk gibi akarım,
Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım…
Ahmet Altan
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:16
[Only Registered Users Can See Links] BİTEN
Dışarıda zamanı yürüten kırık bir arabanın
Soluğunda uyur bütün akşam saatleri
Günün yanıbaşında güne uzak kalmanın
Unutmayla kapanır perdeleri
Nasıl beklenmeden gelir yağmur bulutu da
Nasıl ince yağmurlarla sarar serüvenleri
Dünyada bir benzeri olmayan saatleri
Koyar eski sandıkta tozlanmış kutusuna
Hiçbir eksik sağınmanın gölgeleyemediği
Bir yalnız kalmanın son yaprakları dökülür suya
Bitmeyecek güneşleri içen sonbahar var ya
Hem kendini eskitir hem dağda çiçekleri
Eskiyen kurbağalarla sesi çıkmaz suların
Gece bütün bir karanlıkta aralıksız sancılanır
Aynı suları doldurur senin zaman dediğin
Onda hem bir sen olma hem kaçma umudu vardır
Afşar Timuçin
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:16
[Only Registered Users Can See Links]ÖYLE YÜZÜM TANIĞIMSIN
aşk eskidi/yollar uzun
bir dalga kırıldı yüzümde
kar sesinde uçan çiçek
yüreğimde gülüşündür
sevgi bitmez/düş yaşatır.
bir gün olur gurbet başlar
saat durur/deniz biter
sesim aranır yılları
ömrümüz bir yangın yeri
çiçek solar/bulut kaynar.
söyle yüzüm/tanığımsın
kaç bahara göğüs gerdin
bir çocuğun sevincini
gidişini bir babanın
tarih yazar/dünya okur.
şiirim bir atardamar
yaşıyorum dizelerde
gömleğimde bin bir nakış
bir ağlama/uykuya dur
kuşlar gider/sonbahardır.
Ahmet ÖZER
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:17
[Only Registered Users Can See Links]İtiraf
Bir akşam gizlice gelsem yanına,
Gözlerinden öpsem... uyanır mısın?
En sâdık rüyâmı anlatsam sana
Anla beni diye... Hadi, var mısın?
Soğuk bir rüzgârım; mevsim sonbahar
Yerlere eğilmiş önümde dallar
Korkudan titriyor sarı yapraklar...
Üflüyorum, desem... İnanır mısın?
Karabasanlarda gırtlak sıkan el
Dağlardan düşen çığ, can sürüyen sel
Desem: ben olmasam olmazdı ecel,
Gözlerine baksam...
Dayanır mısın?
Selçuk Bekar
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:18
[Only Registered Users Can See Links]ÜLÜN SESİYLE
Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustosa çekildi, eylülün sesi
Birazdan konuşacak
“Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.”
Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
Yosunların kapılara usulca
Tırmanıp yerleştiği
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.
Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
Eylül ki, sorabilir mi
Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.
Dahası
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek
Bir boşluğu giyinmek mi olur
Olsun
İşte karşınızda ekimin sesi
Kasımın sesi sonra
Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-
Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.
Her şey o kadar dokunaklı ki
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.
Sonra bir kır kahvesi kendini okurken
Masaları toplanmış, bardakları toplanmış
Tam kendini okurken
Derim ki bir semti iyi tanımak kadar
İyi tanımalı dünyayı
Açın radyolarınızı: eylülün sesi
Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.
Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-
Gözlerimiz tozlanmış, kirli
Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi
Sıkılmak iyi baylar
Biz hazır tuttukça böyle
İçi yangından alev alev
Dışı buz tutmuş kalplerimizi.
Edip Cansever
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:37
[Only Registered Users Can See Links]ı Bakışlar
Küçücük bir dünya kurduk kendimize
Bütün tezgâhlarda sevdamız dokunur
Bekler güneş kapımızda, gülümser ay penceremizde
Yepyeni şiirlerde adımız okunur
Sonbaharda ilkbaharı birlikte yaşıyoruz
Bütün mevsimler burada hep ilkbahar
El ele gönlümüzce dolaşıyoruz
Yolumuzda gökkuşaklarıyla süslenmiş ufuklar
Melek ve Şehzade iyi iki komşumuz
Sayısız Kafdağı masalları kulaklarımızda
Bir tanem, inadına sevdiğim iyi ki doğmuşuz
En soylu sevda şarkıları dudaklarımızda
Mor dağları dürüp toplamışlar, düz etmişler
Uçsuz bucaksız okyanusları kurutmuşlar
Destanlık sevdamızdan söz etmişler
Bin bir renkli kuşları birer birer uçurmuşlar
Sayısız Kafdağı masalları kulaklarımızda
Bütün tezgâhlarda sevdamız dokunur
En soylu sevda şarkıları dudaklarımızda
Yepyeni şiirlerde adımız okunur
Geceleri gökyüzünde bir yıldız yağmurudur başlar
Rüyâ değil bütün bunlar, gerçeklerin en güzeli
Dolunay sevdamızı görsünler diye ikimizi alkışlar
Gözbebeklerimize düşer sevdalı bakışlar!
Oyhan Hasan Bıldırki
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:37
[Only Registered Users Can See Links] Eylül Sen Haziran
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
Ümit Yaşar Oğuzcan
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:38
[Only Registered Users Can See Links] böyle çıkıp gelmiştir
sonbahar dağlarımıza
bir elinde karanfil,
bir elinde yüreği.
İlhan Berk
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:39
[Only Registered Users Can See Links] Yaprakları
Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
Özdemir Asaf
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:40
[Only Registered Users Can See Links] Geliyor
Sonbahar geliyor serçe
Yuvanı ne yapacaksın?
Ayva çiçek açmadan önce.
Meyvelerin içi geçecek
Rüzgâr başka çeşit esecek
Yağmurlarla ıslanacaksın.
Halbuki ne kadar sıcaksın!
Cahit Külebi
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:41
[Only Registered Users Can See Links]üzgar
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim.
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.
Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir.
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.
Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.
Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.
Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
Kıraçlarda mavi dikenler...
Toz toprak gözlerine gitmiştir.
Kentlere de uğramış ki yanımdan geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.
Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
Alıp gitmiştir.
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim.
Soraydım söylerdi herhalde
Soramadım.
Cahit Külebi
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:43
[Only Registered Users Can See Links] ki acının değişmez dipnotudur
Sesinin solgun göğünde
Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur.
Savrulur her yana kavruk kelimelerle,
Yüreğini acıyla buruşturur.
Bakışının pasıyla zırhlanan dünya,
Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına
Sonbahar ki doyumsuz bir aşkın sonudur.
Metin Altıok
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:43
[Only Registered Users Can See Links]ül’dü
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü…..
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
Cemal Süreya
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:44
[Only Registered Users Can See Links] Sonbahar
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…
Nazım Hikmet
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:45
[Only Registered Users Can See Links]ı...
Seninle geçiyorduk o yoldan;
Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu
Bize yaklaşıyordu
Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün;
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu...
Havada bir serinlik... Tatlı bir hayal gibi...
Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
Yapraklar gibi yere dökülüyordu enin;
O nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.
O bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.
Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla...
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla...
Nihal Atsız
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:46
[Only Registered Users Can See Links]
Sonbahar Oluyorum
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
Neden akşam oluyorum tren kalkınca
Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı
Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç…
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:48
[Only Registered Users Can See Links]ül
Eylül! daha çocuklugumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın sökülürdünüz
bahçelerle ve kül
dolardı içim… eylül!
Eylül! kırılğan mevsim!
cam hançeri güzün
dagılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün
perdesiyle örtülürdünüz
tenhâyla ve tül
dolardı içim… eylül!
eylül! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o amanvermez bellegin
paramparça güldügüydünüz
aynalarla ve gül
dolardı içim… eylül!
Hilmi Yavuz
Vandetta
27 Ağustos 2024, 17:49
[Only Registered Users Can See Links] geç vakit
bu sonbahar gecesinde
kelimelerinle doluyum;
zaman gibi, madde gibi ebedî,
göz gibi çıplak,
el gibi ağır
ve yıldızlar gibi pırıl pırıl
kelimeler.
Kelimelerin geldiler bana,
yüreğinden, kafandan, etindendiler.
Kelimelerin getirdiler seni,
onlar : ana,
onlar : kadın
ve yoldaş olan…
Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar,
kelimelerin insandılar
Nazım Hikmet
Sürmenaj
28 Ağustos 2024, 16:56
Eline sağlık, hepsi çook güzel.
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.