Orijinalini görmek için tıklayınız : Vitrindeki Albümler | Vitrindeki Albümler'de Bu Hafta...
Sürmenaj
04 Ocak 2024, 01:23
[Only Registered Users Can See Links]
SÜEDA ‘SÜEDA SINGS SEZEN AKSU’ (AHENK MÜZİK)
Ankara Devlet Konservatuvarı’nda lise, Berlin’de Barenboim Said Akademie’de lisans eğitiminin ardından Berklee’de eğitim alan şarkıcı, piyanist, aranjör, şarkı yazarı, besteci (1997 Kayseri doğumlu) Süeda Çatakoğlu, kuşağının pek çok mensubu gibi Sezen Aksu şarkılarındaki kadın profilinden etkilenmiş. Müzikleri kendisine ait üç şarkılık projesini yayımlaması için Ahenk Müzik’in sahibi Sercan Yılmaz’a göndermiş ama yanıt olarak bunu bir tribute albümüne dönüştürmesi teklifini almış, hemen kabul etmiş. “Süeda Sings Sezen Aksu”, Süeda’nın okul arkadaşlarının el atmasıyla kısa sürede tamamlanmış.
10 şarkılık repertuvar Süeda’nın bir göçmen olarak yaşadıklarını, hayatının dönüm noktalarını ifade eden şarkılardan seçilmiş. Parçaların otantikliği korunmuş, ama caz ve müzikal tiyatro esintileriyle buluşturulmuş. Farklı ülkelerden gelen eşlikçi müzisyenlerin çalma karakterleri yorumlara dahil edilmiş. Buradaki yorumlar, Sezen Aksu müziğine oranla daha fazla “grup müziği” önemsenerek yapılmış, onun ticari anlayışından uzak durulmuş. Müzik tarihinden ve türlerin arasından damıtılarak ele alınmış. Kimi alaycı, kimi hüzünlü, kimi meydan okuyor, kimi kalabalıktan kaçıyor ama bazıları kesinlikle orijinalinden daha içli...
[Only Registered Users Can See Links]
SİNAĞRİT BABA ‘ONUN SABAH ALARMI’
Adını bir Sait Faik öyküsünden alan Ankaralı alternatif rock topluluğu Sinağrit Baba, 2014 yılında iki kişi tarafından kurulmuş. Yıllarca sahne tozu yutan topluluk vokalde Fethi Yıldırım, elektrik gitarda Samet Karadeniz, saksafonda Ekin Özek, basta Deniz Özden, kontrbasta Barış Ofluoğlu, davulda Kerem Sivel ile son halini almış. Şimdi uzun süredir üzerinde çalıştıkları “Onun Sabah Alarmı” albümleri ile huzurlarınızda.
Bu konsept albüm, tıpkı Sinağrit Baba gibi uyumsuz bir karakterin, giderek hırçınlaşan hayatını ve bu yolculuktaki duraklarını işliyor. Yaşamı sorgulayan bu karakter, öykünün sonunda sosyal ve politik bir özneye dönüşüyor. Sinağrit Baba’nın müzikal yolculuğu da kendi avcısını seçen balığın öyküsüne çok benziyor. Kentli rock geleneğinden alınan ilhamla besteleri hikâyecilere has özellikler taşıyor. Referansları Kesmeşeker’den Peyk’e, mor ve ötesi’nden Sakin’e kadar uzanıyor. Albümdeki ayrıksı parçalar, deneysel “Aç Sınıfın Laneti” ile bir zeybek yorumu olan “Nikriz Zeybek”...
Doksanlı yılların ilk yarısında orta çıkan, itiraz eden temiz yüzlü ve tahsilli kentli çocukların nahif ruhunu yeniden yeşertiyor Sinağrit Baba; o duyarlılık ile günümüzün bilinçli yetişkinleri arasında köprü kuruyor.
Sürmenaj
15 Şubat 2024, 03:39
Vitrindeki Albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
ŞENCEYLİK ‘ETEĞİMDEKİ TAŞLAR’
Şenceylik, şarkıcı, söz yazarı ve besteci Eda Sena Şenceylan’ın hem lakabı hem de müzik projesinin adı. Çocukken piyano çalışıyla bir televizyon kanalına haber olduğunda, muhabire verdiği yanıttan esinlenerek verdiği adıyla ilk EP’si “Çok Karışık”ı 2017 yılında çıkardığında ne kadar yetenekli olduğunu ortaya koymuştu Eda. Ne var ki düzenli ve sık üretmemiş, arada bir tek tek şarkılarla kendini hatırlatmıştı. Nihayetinde ilk albümü “Eteğimdeki Şarkılar” ile yeniden ses ve umut verdi.
Sözü müziği kendisine ait sekiz parçalık albümün prodüktörlüğünü (gitarları çalan Vera üyesi) Arel Koray Nalbant üstlenirken davulda Canberk Karademir, ud ve cümbüşte İlhan Yıldırım yer almış; solist Simge Pınar, gitarcı Efe Demiral, darbukada Onur Seçki bazı parçalarda eşlik etmiş.
Eda, özgün bir dünyanın kapı aralığından seslenen iyi bir hikâye anlatıcısı, sesi de çok iyi. Birbirlerine benzeyen insan kalabalığının içinde özel bir ses; insana iyi gelen, huzuru ve isyanı aynı nefeste üfleyen... Ayrıca sempatik ve melankolik bir karakter oluşu da şarkılarını sahici kılıyor. Şarkıları harbi bir kadının şarkıları. Müziği ise geleneksel Türk çalgıları ile modern batı soundlarını yoğuran soft-pop-rock üçgeninde. Tek albümle sınırlı kalmaması dileğiyle...
AYÇA AKKIN ‘MEETİNGS’ (BGST RECORDS)
Ayça Akkın, halk kültürleri ile iç içe yaşayan müzisyen bir ailenin mensubu; şarkı söylüyor, bağlama çalıyor, tahmin edilebileceği üzere de öncelikli olarak Türk halk müziği alanında yorumculuk yapıyor. Bu yorumları yıllardan beri YouTube kanalında paylaşıyor. Ayça, yakın zamanda en sevdiği türkülerden oluşturduğu beş parçalık ilk çalışması “Meetings”i yayımladı. Bu çalışmaya verdiği isim, onun solo kariyerine başladığı 2021 yılında verdiği konser serisinden geliyor. “Buluşmalar”, farklı kültürlerin birlikte kardeşçe bir arada yaşamasını tanımlıyor ve Ayça’nın 10 yılı aşkın bir süredir yaptığı saha çalışmalarının ürünü.
Düzenlemeleri (prodüksiyon sandalyesinde oturan) Ömercan Özüaydın ile birlikte yapmış, saksafonlarda Doruk Bora, Baki Sermet Özcan Balaban, Gürkan Çakmak, kavalda Abdil Ozan Demir, bağlamalarda Uğur Kutay Akbay yer almış. Ayça bildiğimiz türküleri, ruhunu bozmadan yorumluyor ama yaptığı düzenlemelerde folk-caz-fusion stilini benimsiyor. Bu tercih yorumculuğunu nahif ve ilginç bir hale getiriyor, kendine has bir çizgi yaratıyor. Anadolu ve Balkanlardan halk türkülerinin yer aldığı bu EP, benzer melodilerin kardeş coğrafyalarda farklı dillerde ifade ettiği duygulara tercüman oluyor. İlgiye kesinlikle değer...
Sürmenaj
04 Mayıs 2024, 06:27
Vitrindeki albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
ŞİRİN SOYSAL ‘KIRIK KALPLER KULÜBÜ’ (LAST ACT)
Şirin Soysal son zamanlarda yaşamında meydana gelen radikal değişikliklerden etkilenerek kaleme aldığı şarkıları paylaşıyor. Leonard Cohen’in “Her şeyde bir çatlak vardır, ışık bu çatlaklardan girer” sözünden ilham alarak yazdığı yedi şarkılık “Kırık Kalpler Kulübü”, boynu bükük itirazlar, zor zamanlardan çıkış arayışları, bağırıp çağırmadan yapılmış eleştiri ve özeleştiriler bütünü.
Söz, müzik, düzenleme ve prodüktörlüğünü üstlendiği çalışma, mütevazı koşullarda, Şirin’in ev stüdyosunda hayata geçirilmiş. Sadece iki parçada gitarıyla eşlik eden Amit Erez (The Secret Sea), bir parçanın çello düzenleme ve icrasını yapan Yoed Nir ve iki parçanın baslarını çalan Ömer Nafiz ise kendi stüdyolarından konuk olmuşlar. Bir şarkının perküsyonlarını Soysal’ın eşi Erdem Yavaşca çalarken, kalan tüm icraat Şirin’in başının altından çıkmış. Caz şarkıcısından ziyade şarkıcıhikâye anlatıcı gibi. Açılıştaki “Hayır Hayır Hayır”da ilk kez rap yapmış. Akustik ve içine dönük bir albüm; ruh halini en iyi anlatan şey şarkılardan birinin adı: “Kahve ve Melatonin”.
Beşinci albüm “Kırık Kalpler Kulübü”, Şirin’in doğru bildiği yoldan yürümeye istikrarla ve dirençle devam ettiğini gösteriyor; hayatından çekip çıkardığı satırları bizlerle paylaşmayı sürdürerek.
[Only Registered Users Can See Links]
CİHAN KAHVECİOĞLU ‘WHEN THE FUGUE ENDS’
Cihan Kahvecioğlu yeni kuşak davulcular arasında kararlı konsepti ve karakteriyle dikkati çekenlerden. İstanbullu müzisyen ne de olsa YTÜ. caz-davul bölümünde Şenol Küçükyıldırım, Şevket Akıncı, Ricardo Moyano, Evrim Demirel, Kamil Erdem gibi sert ve tavizsiz hocaların tedrisatından geçmiş. Davul dersleri vermiş (Göksel, Eda Baba, Lara Di Lara, KAM gibi) isimlere piyasada eşlik etmiş. Özgün projelerde yer almış, avangard caz öğeler barındıran albümlerde çalmış. Şimdi kendi beste ve doğaçlamalardan oluşan ilk solo albümü ile karşımızda.
“When the Fugue Ends” meditatif, ritmik ve armonik yapıların çağdaş bir anlayışla ele alındığı doğaçlama albümü. Sekiz parça birbirlerine oranla bazı atmosferik farklar taşısa da albümün genelinde ECM’nin fusion ruhuna yakın bir hava var. Batılı formlarda icra edilmiş parçalar arada bir Okay Temiz gibi ince fusion çizgiler de taşıyor. Cihan bencil davranmıyor; kendisine eşlik eden saksofonda Gürtuğ Gök, gitarda Cansun Küçüktürk, klavyelerde Emil Tan Erten, bas gitarda Okan Kaya’ya geniş alanlar açarak ifade özgürlüğü tanıyor. Bu sayede orkestra güçlü bir uyum yakalıyor. Zaten uzun süredir birlikte çalıyor.
Çokça gördüğümüz tekdüze bestelerin yer aldığı davulcu albümlerinden biri değil bu.
Sürmenaj
16 Mayıs 2024, 20:03
Vitrindeki albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
MUGANNİ “18” (RAKUN MÜZİK)
20 yıldan beri demlenen kişisel bir niyetin meyvesi bu albüm... Kimbilir neden bu kadar (mor ve) ötelendi! mor ve ötesi’nin basçısı, yılların müzisyeni Burak Güven, Muganni adı altında çıkardığı 12 şarkılık “18” albümünde kendini bir muganni (şarkıcı) olarak sunsa da, prodüktör, çalgıcı, besteci tarafını saklamıyor.
Sakin, göz kapakları yarı yarıya inik bir retrospektif. Görmüş geçirmiş, orta yaşı geride bırakmış kentli bir erkeğin penceresinden okunmuş şarkıların sözleri bir parça dervişvari.
[Only Registered Users Can See Links]
Bazı sözcükleri fazlaca telaffuz ediyor Burak. Bu hal albümü konsept yapmıyor ama bir bütünlük sağlıyor. Cennet-cehennem arasında salınan, geçmişe ve geleceğe eşit mesafeden bakmaya gayret eden içsel yolculuklar, muhasebeler; fani dünyayı analiz etmeyi ihmal etmeyen ölümlü insana has kaygılar... mor ve ötesi’ne nazaran daha semavi; çok daha kişisel ancak yine de toplamda aileden çok uzakta değil.
Temposu düşük ve akustik soundlu bu albümde Burak’a vokaliyle Özge Fışkın, Koray Candemir, Harun Tekin, Serkan Çeliköz, Yağmur Efe Güven, çalgılarıyla Mert Topel, Ozan Musluoğlu, Mert Can Bilgin, Aksel Coe, Barış Doğukan Yazıcı, Bulut Güven, Hasan Dağlar, Burak Ayrancı, Burak Kayan ve Kerem Özyeğen omuz veriyor.
PINAR AZİZOĞLU “DÜNYA TELAŞI”
İlk single’ı “Anka”yı 2021 Ağustos ayında çıkarmış, ardından 10 şarkı daha yapmıştı Pınar Azizoğlu. Şimdi dağarcığında ne varsa topladı ve bir albüme imza attı: “Dünya Telaşı”.
Küllerinden doğup doğmadığını bilmiyoruz bu albümün, ama Pınar’ın kapağında Tori Amos’vari bir pozla mitolojinin içinden fırlamış bir deniz kızı olarak bize bakışından anlıyoruz ki kasvetli ve melankolik bir dünyanın içine doğru davet ediliyoruz.
Duygusal çeşitliliği yüksek Pınar’ın şarkılarının. Yabancılaşma duygusu sabit, arkasında da mütemadiyen varlığını hissettiren huzursuz bir fon. Kendisi tarafından kaleme alınmış (düzenlemelerini Ecem Türkoğlu’nun yaptığı) sekiz şarkıya ya bir piyano ya da akustik bir gitar eşlik ediyor, arada bir yaylılar ve davul duyuluyor. Albüme adını veren kapanış şarkısında elektrik gitarlar homurdanıyor. Sessiz ve derinden ilerlemesine karşın tansiyonu hiçte düşük değil albümün. Bazen distopik bir romandan alınmış satırları, bazen hüzünlü bir filmden alınmış sahneleri, bazen de gotik bir resimden alınmış ayrıntıları anımsatıyor.
Kalabalıklardan yorulmuş, aşk acısından muzdarip bir halde söylüyor Pınar. Daha iyi bir insanlığa duyulan inanç ve özlemle...
Sessiz duruşuna kanmayın, iddialı bir albüm...
Sürmenaj
21 Haziran 2024, 00:27
Vitrindeki Albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
Kamufle ‘Tüm Suç Ritimlerin’ (Rainbow45 Records)
KAMUFLE, (Basri Fırat Bayraktar) aktif olarak 20 yılını hiphop kültürüne adamış değerli bir emektar. Yüksek sadakatle “oldschool” anlayışına bağlı ama bir o kadar da bağımsız bir karakter. Gündelik eğilimlere kapılmamış, popüler sound’lardan uzak durmuş, doğru bildiği yolda yürüyen güçlü bir mücahit. Demoları, albümleri, teklileri var. Şimdi bir de plağa basılmış çalışması...
[Only Registered Users Can See Links]
Şaşırtıcı bir kapakla piyasaya sürülen “Tüm Suç Ritimlerin”, tekdüze ritimlerle, tek bir türde ve hep aynı tonda okunmuş rap’lerle doldurulmuş sıradan bir albüm değil. Rap’i gargaraya getirip şarkıyı melodiyi teknolojik seslere boğanlardan hiç değil. Her şeyden önce müzikal çeşitliliği ve konukları bile bu albümü arşivlik yapmaya yetiyor.
11 şarkıda türden türe uzanan bir yelpazede; Ceylan Ertem, Cenk Erdoğan, Murat Çopur, Melisa Karakurt, Ege Cengiz, Lara Di Lara, Aga B., AB Country, Necmi İnanır önemli katkılarda bulunuyorlar. Bir de tabii müzikleri yapan A-Bacchus. Kamufle ne yaparsa yapsın, müziğini her zaman geçmişin mirasıyla besliyor; farklı çalgılardan ve seslerden ustaca yararlanıyor. Kamufle’nin sıcak sesini, kuvvetli diksiyonunu, akıcı flow ve vurucu sözlerini öne çıkaran “Tüm Suç Ritimlerin”, yılların birikiminin ürünü.
[Only Registered Users Can See Links]
Keyone & Çağrı Sinci ‘Sasori’
KEYONE, Japonya’ya yılda bir kez DJ’lik yapmaya giden, Uzakdoğu kültürüne takıntılı bir prodüktör. “Sasori”yi önce Tokyo gezilerinden topladığı plaklardan yaptığı beat’ler ile oluşmuş bir albüm olarak tasarlamış ancak Çağrı Sinci’ye dinletmesinin ardından plan değişmiş. Çağrı’nın beat’ler üstüne okuduğu rhyme’larla proje başka bir şekle bürünmüş.
Sasori (Akrep) 60’larda yayımlanan meşhur bir Japon polisiye dizisi; albüm de onun müziklerinden alınan beat’lerle oluşturulmuş. Çağrı bu beat’ler için (sanki filmin soundtrack’i gibi düşünerek) bir öykü yazmış; içerik olarak Ho Amca’nın şiirlerinden ve Uzakdoğu çizgi romanlarından yararlanmış. “Sasori”de çok az rap var, esas niyet sinematografik bir atmosfer yaratmak. Plağın bir yüzünde Çağrı’nın üzerine okuduğu parçalar, diğer yüzünde aynı parçaların vokalsiz halleri yani beat’leri var.
CD ve dijital kuşağından gelmelerine rağmen hem Keyone, hem Çağrı, ikisi de plağa düşkün.
Kapak tasarımı Turbo’ya (Tunç Dindaş) ait olan “Sasori” plağı tam bir prestij baskı. Üç sene üzerinde çalışılan bu albüm, ikilinin kendi olanaklarıyla İspanya’da sadece 300 adet plak olarak bastırılıp getirildi. Çok değil, birkaç ay sonra kapanın elinde kalacak, olmayanlar olanları kıskanacak.
Sürmenaj
25 Temmuz 2024, 19:10
Vitrindeki Albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
Neşet Ertaş ‘Türküler ve Deyişler’ (Dönence Plak)
Kimi hakkı verilerek yapılmış, kimi nasıl olsa satılıyor diye oldu bittiye getirilmiş, piyasada birbirinden farklı epey Neşet Ertaş plağı mevcut. Ne olursa olsun, elinizde tuttuğunuz plak büyük ustaya aitse hakkında çok söz söylemeye hacet yok. Yapacağınız tek şey iğneyi indirip teslim olmak. Bozkırın Tezenesi’nin plaklarının gördüğü teveccüh üzerine yeni baskılar yapılmaya devam ediyor. Ancak bu kez elimize aldığımız Dönence Plak tarafından vücuda getirilen “Türküler ve Deyişler” adını taşıyan plak gerçekten farklı; sanat eseri gibi dantel dantel işlenmiş bir parça bu. Plağın bu kadar özenli ve emek dolu bir süreçten geçerek hazırlanma sebebi (aynı zamanda Balat’ta güzide bir dükkân olan) üretici firmanın sahibi Metin Karaman’ın titiz ve çalışkan karakteri.
25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de yaşamını yitiren büyük ustanın 1974 ile 1986 tarihleri arasında kaydedilmiş sekiz parçasından oluşan “Türküler ve Deyişler”i, sadece bir defaya mahsus olmak üzere 1111 adet picture disc olarak basıldı. Bundan ayrı bir de numarasız olarak siyah plak baskısı yapıldı. Siyah plak tükendiğinde yeniden basılır mı bilinmez ama picture disc’ini alanlar şimdiden zaman içinde çok değerlenecek bir parçanın sahibi oldu bile.
Nedim Güvenç ‘İçine Kapanık’
Nedim Güvenç’in ilk albümünün içeriği, şehirli genç bir adamın yabancılaşma, hayatın anlamı, geçmiş ve gelecek sarmalındaki insanlık ilişkileri hakkında kendine sorduğu sorulardan ve arayışlardan oluşuyor. Geride kalan bir sürecin mirasını albüme tahvil eden Nedim, bu ana kadar çıkınında biriktirdiklerini “İçine Kapanık” adını verdiği albümünde özetliyor.
Müziğe gitarla başlamış, oradan bas gitara geçmiş, profesyonelliğe adım atınca da (“Hocam” dediği Yaşar Pınar sayesinde) sevdiği şarkıların ayak izlerine basarak beste ve yapımcılığa yönelmiş. Arkeoloji okuduğu halde müzikten kopmamış. İlk albümü işte bu dönemin ürünü. Nedim’in (sound ve format olarak America’dan Paul Simon’a, Smokie’den Eagles’e kadar uzanan ilhamıyla) Amerikan folk-pop-rock formatlı Türkçe sözlü şarkıları, yetmişli ve seksenli yılların ruhunu taşıyor. Gerek sözlerde gerekse sololarda feeling çok yüksek. Şarkı söyleyip gitar ve bas çalan Nedim’e bu albümde kayıt ve çalma süreçlerinde Emre Ekici, Kerem Duru, Cenk Bonfil, Cem Çatık, Salih Eren Kurç, Oğuz Ayaydın ve Danae Palaka yarenlik etmiş.
Bir erken dönem çalışması olarak “İçine Kapanık”, Nedim’in ileride daha fazla açığa çıkacak olan potansiyeline işaret ediyor.
Sürmenaj
23 Ağustos 2024, 21:30
Vitrindeki Albümler
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
Şakir Öner Günhan “Anatolian Groove Series / Selected Turkish Psych Gems” (Mega Plak)
Türk Halk Müziğinin en özgün seslerinden biri olan Şakir Öner Günhan’ı bizim kuşak önce radyodan ve plaklardan sonra da siyah-beyaz televizyondan tanımış ve çok sevmiştik. TRT’nin devlet memuru şarkıcılarının bin ışık yılı uzağında, sempatik olduğu kadar taklit edilmesi olanaksız tarzıyla başlı başına bir ekoldü.
[Only Registered Users Can See Links]
1965 yılında radyoya girmiş, başta “Yörelerimiz Türkülerimiz” olmak üzere pek çok güzel programa imzasını atmıştı. 2007 yılında da emekli olmuş, Bodrum’a yerleşmişti. 13 Nisan 2024 tarihinde Bodrum’da bir hastanede 82 yaşında hayata veda etti. Pozitif enerjisiyle birkaç kuşağın hayatına dokunmuş, onların çocukluklarının kasvetli ortamına ekranlardan bir nebze olsun neşe getirmiş, güler yüzlülüğün timsali bir ses sanatçısıydı.
1974 ile 1976 yılları arasında Şakir Öner Günhan’ın erken döneminin en güzel 45’liklerini içeren “Anatolian Groove Series – Selected Turkish Psych Gems” adlı derleme plak, ilk kez 1977 yılında “Kara Kaşlı Yar” adıyla ve Güven Plak etiketiyle yayınlanmıştı. Bu albümü kıymetli kılan şeylerden biri de Zafer Dilek ile Arif Sağ ustaların katkılarıydı. Döneminin en iyi albümlerinden biri olan plak şimdi Mega Plak’ın titiz tasarımı ve temizlenmiş kayıtlarıyla yeniden huzurlarınızda, turuncu renkli...
[Only Registered Users Can See Links]
Acil Servis “Bebek / Yusuf Yusuf” (Rainbow 45 Records / Acil Servis)
Doksanlı yılların başından bu yana devam eden, halen ayakta ve sahnede olan nadir klasik rock topluluklarımızdan biri Acil Servis. Ardında bıraktığı uzun yıllara rağmen sadece iki albüm çıkaran, buna karşın sayısız eleman değişikliği yaşayan topluluk, her zaman inandığı klasik rock müziğine sadık kalmış, türünün ülkemizdeki en iyi temsilcilerinden biri olmuştu.
Biz onları sahne dışında hep kaset ve CD’den dinlemiştik. Şimdi Acil Servis ilk kez plak formatında.
Elimizdeki açılır kapaklı magenta renkli 45’lik plaktaki iki beste var: “Bebek” ile “Yusuf Yusuf”. Bunlar topluluğun 1996 yılında piyasaya çıkan ilk albümleri “Küçük Adam”da yer alıyordu. Ancak topluluk onları yeniden basmak yerine, yenilenmiş tecrübeli kadrosu ve konuklarıyla plak için yeniden kaydetmeyi tercih etti. Vokalde Sami Ertan Kızıltan, gitarlarda Arif Deniz Toker ile Orhan Yolsal, basta Çetin Güney, davulda Soner Doğanca’dan oluşan Acil Servis, en iyi bilinen ve imza şarkıları olan 30 yıl sonra yeniden yorumladı. Kayıtlara ayrıca (stüdyosunu açan) Serdar Öztop tuşlu çalgısı, Burak Ocakçı ağız mızıkası ve İpek Kızıltan vokaliyle eşlik etti. Rainbow 45 Records ve Acil Servis ortaklığında 1000 adet basılan 45’lik, yarının nadir plaklarından biri olmaya aday.
Murat Beşer
Sürmenaj
08 Aralık 2024, 01:54
Vitrindeki Albümler (30 Kasım 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
KERİM TEKİN ‘HAYKIRSAM DÜNYAYA’ (BONUS MÜZİK)
Doksanlı yılların ikinci yarısında en çok gelecek vaat eden figürlerinden biriydi, işini birkaç kulvarda birden sürdürüyordu Kerim Tekin. Müzik sevdası yüzünden futbolu bırakmış, yanı sıra televizyon dizilerinde boy göstererek oyunculuk kariyerini başlatmıştı. 1995 tarihli “Kara Gözlüm” albümünden iki yıl sonra çıkardığı “Haykırsam Dünyaya” ile büyük ilgi toplamıştı. Albümdeki “Kar Beyaz” ve “Akşamlar” adlı şarkılar dönemin ruhunu eksiksiz yansıtırken Kerim insanın içine işleyen kırılgan sesiyle, uzun saçları, kirli sakalı ve sırtındaki deri motorcu montuyla dönemin vizyonunu da üzerinde yakıştırarak taşıyordu. Ancak hikâye 1998 yılında Afyonkarahisar’da yapılan bir festival dönüşünde bitti. Kerim 23 yaşında Sandıklı yolunda geçirdiği bir trafik kazasından sonra yaşamını yitirdi ve genç yaşta aramızdan ayrılan müzisyenler kervanına katıldı.
[Only Registered Users Can See Links]
Müzik dünyası ve sevenleri ne kadar da büyük bir beklenti içindeydi, Kerim’in parlak geleceği hakkında. Çalışkan ve yetenekli, mütevazı ve eğlenceli bir kişilikti. Vefatının ardından şarkıları birçok isim tarafından yeniden seslendirildi, albüm satışı bir milyon tirajını geçti. Aradan geçen 26 yıl sonra “Haykırsam Dünyaya” adlı albüm ilk kez plak formatında yayımlandı.
YEŞİLÇAM AŞK ŞARKILARI 2 (ÖZ MÜZİK)
Gençliğini altmışlı ve yetmişli yıllarda yaşamış kuşak için Yeşilçam filmlerinin anlamı büyük. Çünkü çoğu siyah-beyaz olan bu filmlere eşlik eden şarkılar kuşağın soundtrack’i. Mahallemizin sinemalarından, çay bahçelerinden, evdeki radyolarımızdan bize seslenen şarkılar hepimizin sesi. Adını Beyoğlu’nda sinemacıların bulunduğu sokaktan alan Yeşilçam filmleri ve şarkıları öncesi ve sonrasıyla yaklaşık 35-40 yılımızı doldurmuş; bir dönem kapanıp yerini bir başkasını bırakırken nostalji mertebesine yükselmişti. Ancak yeni devir onlara değerleri konusunda başka anlamlar yükledi ve bu şarkılar yeniden keşfedildi, yeni kuşaklara taşındı.
[Only Registered Users Can See Links]
“Yeşilçam Aşk Şarkıları” plağının ilki 1970-73 yılları arasında, usta müzisyenler eşliğinde kaydedilmiş analog kayıtlardan oluşuyordu. 2019 yılında “Nasıl Geçti Habersiz” alt başlığı ile yayımlanan plağın solisti Vedat Çetinkaya idi. Serinin 12 şarkıdan oluşan ikincisi ise besteleri Necdet Tokatlıoğlu’na ait eserlerden oluşuyor. Albüm Şahinler Plak etiketiyle 1978 yılında “Necdet Tokatlıoğlu 1” adıyla plak, 1986 yılında da kaset formatında yayımlanmıştı. Yeni baskı her ne kadar “Yeşilçam Aşk Şarkıları 2” adıyla yayımlanmış olsa da, gerçek bir Necdet Tokatlıoğlu albümü olduğunu unutmayalım.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:08
Vitrindeki Albümler (7 Aralık 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]İN & KEMAL KAHRAMAN ‘DENİZ KOYDUM ADINI’ (LİZGE MÜZİK / A.K. MÜZİK)
“Deniz Koydum Adını” adını taşıyan Metin & Kemal Kahraman albümü, doksanlı yılların ilk yarısında tüm mazlumların, yenilmişlerin, kaybolmuşların, yerinden yurdundan edilmişlerin hislerine hüzünle karışık tercüman olmuş bir başyapıttı. Sol tandanslı özgün müziğin kitabını yazmış, müzikal kriterlerine kerteriz oluşturmuş, emsalsiz sounduyla kendinden sonra yapılan sayısız albüme yol göstermişti.
[Only Registered Users Can See Links]ıtlardan bir yıl önce 72 yaşındayken Diyarbakır’da katledilen Kürt aydın Musa Anter’in anısına yapılan (Zazaca ve Türkçe) sekiz şarkıdan oluşan albüm, Okay Temiz’den Serdar Keskin’e, İsmail Soyberk’ten Erdal Erzincan’a çalgısında usta müzisyenlerin eşliğinde, Hasan Bitmez’in Metropol Stüdyosu’nda (arkasında iki yıllık bir emek vardı ama) 200 saatte kaydedilmişti.
Pülümür’de doğan, Erzincan’da büyüyen, sonrasında İstanbul ve Ankara’da üniversite okuyan Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin yolculuğu bu albümle başlamıştı, 30 küsur yıl önce... 1993 yılında kaset, iki yıl sonra da CD olarak basılan “Deniz Koydum Adını” ilk kez plak formatında; açılır kapakla, şarkı sözleri ve özenli tasarımıyla... “Deniz Koydum Adını” kendi türünde bir ders kitabı niteliğinde; müzisyeni geçtim her insan evladının döne döne okuması, dinlemesi gereken...
HALUK LEVENT ‘AKŞAM ÜSTÜ’ (SEMBOL)
2006 yılında Mod Müzik etiketiyle kaset ve CD formatında piyasaya sürülen “Akşam Üstü” albümü, Haluk Levent’in en iyi prodükte edilmiş çalışmalarından biriydi. Kalabalık bir müzisyen kadrosuyla stüdyoya girilmiş, her şey canlı olarak kaydedilmişti bu albümde. Serdar Öztop’tan Göktuğ Şenkal’a, Burak Kulaksızoğlu’ndan Arbak Dal’a onlarca müzisyen ve söz yazarının katkısı vardı; her bir şarkı muhtelif isimlerce özenle aranje edilmişti. Hele hele Nuri Kurtcebe’nin çizimleriyle grafiklendirilmesi ise bu albüme ayrı bir değer katıyordu.
[Only Registered Users Can See Links]’nun gitarcısı Namık Nağdaliev’in müziklendirdiği “Tutki Çıldırdım”, dillere pelesenk olan “Elfida”, Kazım Koyuncu’ya ithaf edilen “Eflatun”, sözlerini A. Turgay Fişekçi’nin yazdığı bestesi Selim Atakan’a ait “Bahar Şarkısı” gibi birbirinden güzel eserler bu albümde yer alıyordu. “Akşam Üstü” dönemin ruhunu nahif bir dille eksiksiz olarak yansıtan o yıl çıkmış en güzel albümlerden biriydi.
Haluk Levent diskografisinde 13. albüm olarak kayıtlara geçen 12 şarkılık çalışma, şimdi orijinal haliyle içindeki şarkı sözleri ve tüm bilgileri eksiksiz yazılmış, açılır kapakla ve iyi bir baskıyla ilk defa plak olarak huzurlarınızda... Yeni baskı plak almıyorum diyenleri düşündürecek denli arşivlik...
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:12
Vitrindeki Albümler (14 Aralık 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] EZGİNİN GÜNLÜĞÜ ‘HÜRRİYETE DOĞRU’ (ADA MÜZİK)
1997 yılında çıkan “Hürriyete Doğru” adlı Ezginin Günlüğü albümü, beraberinde dinleyenlerini ufak çapta da olsa bir tartışmaya sürüklemişti. Bir kesim kadro değiştikten sonra eski şarkıları yorumlamanın doğru olmadığını ve eskisiyle aynı haz ve duyguyu vermediğini söylerken, bir kesim yeni kayıt imkânlarıyla eskisinden daha iyi olduğunu düşünüyordu. En iyi yanıtı aradan geçen zaman verdi; en makul yorum bir kısmının eski hallerinden daha başarılı düzenlendiği ve yorumlandığı, bir kısmının da gerçekten o şarkıların çıktığı yılların hüznünü yaşayanlar nezdinde aynı tadı vermediğiydi.
Öyle ya da böyle “Hürriyete Doğru” adıyla yapılan bu çalışma, Ezginin Günlüğü diskografisi için bir dönüm noktasıydı.
Topluluğun daha önceki çalışmalarında yer alan, 10’u Nadir Göktürk’e, ikisi Hüsnü Arkan’a ait, ikisi de Azeri türküsü olmak üzere 14 şarkıdan oluşuyor “Hürriyete Doğru”. Sözlerin beşi A. Kadir, ikisi Orhan Veli, birer de Ömer Hayyam ve Nâzım Hikmet şiirinden alınma. İki de anonim var. Yedi kişilik Ezginin Günlüğü kadrosunun eşlikçileri ise kanunda Göksel Baktagir, viyolonselde Reyend Bölükbaşı, kemanda Mustafa Süder.
[Only Registered Users Can See Links]ında kaset ve CD olan “Hürriyete Doğru” şimdi ilk kez (180 gr, açılır kapak) plak olarak basıldı.
KAMURAN AKKOR ‘SİLİNMEYEN HATIRALAR’ (ELENOR PLAK)
Bir dönemin sanatçı ve topluluklarının eski albümleri birbirinin peşi sıra yeni baskı yapıyor. Bilhassa da zamanında sadece kaset ve CD olanlar plağa aktarılıyor. Bunlardan biri de birkaç kulvarın yaşayan efsanesi Kamuran Akkor. 1947 doğumlu sanatçı sadece arabesk değil, sanat müziği, pop müziği ve sinemanın da unutulmaz simalarından. Yakın zamanda bazı efsane albümleri plak olarak basılan Akkor’un piyasaya sürülen “Silinmeyen Hatıralar” plağı onlardan değil.
[Only Registered Users Can See Links]“Silinmeyen Hatıralar” daha önce yayımlanmış kayıtları içermiyor. Sanatçının bundan 10 yıl önce yaptığı kayıtlar (tıpkı Müslüm Gürses’in “Mahzendeki Kayıtlar”ı gibi) şimdi Elenor Plak tarafından gün ışığı görüyor.
Geçtiğimiz günlerde rapçilerle yaptığı düetle gündeme gelen Akkor, 10 şarkıdan oluşan bu stüdyo albümünde arabesk türünün tüm vecibelerini yerine getiriyor. İki Mehmet Aslan, iki Suat Sayın, birer de Hakkı Yalçın, Fethi Demir, Cahit Askan, Yusuf Kaya, Naci Eray, Halit Çelikoğlu bestesinin yer aldığı albümün babaoğul yapımcıları Muhteşem Candan ve Kaan Candan. Düzenlemeler ise usta Turhan Yükseler’in elinden çıkmış. Kamuran Hanım “Silinmeyen Hatıralar” plağındaki yorumculuğu ile 47 dakika boyunca yürekleri titretmeye devam ediyor.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:15
Vitrindeki Albümler (23 Aralık 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] ‘YARINA KALAN ŞARKILAR’ (GRGDN MÜZİK / RAINBOW45 RECORDS)
Menajerlikten, yapımcılığa, organizatörlükten distribütörlüğe müzik camiamızın tanıdığı en hınzır, yetenekli ve tutkulu insanlardan biri Hadi Elazzi. Onun GRGDN çatısı altında yıllardır peşinden koştuğu, büyük emek vererek, fedakârlıkta bulunarak hazırladığı projeydi Kargo saygı albümü. Önce beşlik paketler halinde dijital platformlarda yayımlandı şarkılar, sayıları dördü bulunca da 20 şarkı, açılır kapaklı, 180 gr, neon turuncu renkli çift plakta vücuda geldi, dört sayfalık bir kitapçık eşliğinde.
[Only Registered Users Can See Links]
“Yarına Kalan Şarkılar” adını taşıyan albümde yer alan klasikleşmiş 20 Kargo şarkısını 23 farklı isim yorumluyor. Yorumcular poptan rock’a, hip-hop’tan elektronik popa kadar uzanan bir çeşitlilik ve zenginlik içerisinde yer alsa da onların tamamını bir arada tutan bir ruh var. O da Kargo’nun 30 yılı aşan müzikal kariyeri içinde yazdığı, memleket gençliğinde birkaç kuşağın hayatına fon müziği olmuş “Yüzleşme”, “Son Defa”, “Şairin Elinde”, “Boğaziçi”, “Renklerin İçinde” gibi o muazzam şarkıların ruhu. Bir büyük teşekkür de bu plağın basılmasında saçını süpürge eden Rainbow45 için. “Yarına Kalan Şarkılar” 2024 yılına veda ederken karşılaştığımız en güzel şeylerden biri. Kesinlikle arşivlik ve evladiyelik...
OĞUZ BÜYÜKBERBER & ÇAĞLAYAN YILDIZ ‘HUE’ (PUJA MUSIC)
Yıllardır tanırım, birlikte ya da ayrı ayrı sayısız yerde türde çalmışlardı. Ama nerede ne çalarlarsa çalsınlar, gönüllerinde hep haysiyetli bir ses yankılanıyordu. Oğuz Büyükberber ile Çağlayan Yıldız’dan bahsediyorum. 1997 yılında (A’dan Z’ye anlamına gelen) “A Z” adını verdikleri bir albüm yapmışlardı. Aradan neredeyse geçen 30 yıllık zaman zarfında ruhlarının halen o günkü gibi taptaze ve kıpır kıpır olduğunu bir kez daha ilan ediyorlar, yeni albümleri “HUE” ile...
[Only Registered Users Can See Links]“Gerçek zamanlı beste yapmak” olarak gördükleri bir doğaçlama anlayışıyla kayıt tuşuna basmış ikili. Kendilerini tam olarak eksiksiz bir biçimde ifade etmenin yolu olarak birbirleri için beste yapmayı, kesintisiz sanatsal bir diyaloğu sürdürmeyi münasip görmüş. Bas klarnet çalan Oğuz ile elektrik gitar çalan Çağlayan ortak alanda yakaladıkları özgün dili, sınırları geniş bir ses renk ve ton paletine dönüştürmüş. Parça isimleri bir pantone kataloğundan alınmış, katalog numaraları parçalara isim olmuş. Aynı renkler albümün kapağına konmuş.
İlk albüme oranla yazılı parça anlayışını rafa kaldırarak başına buyruk bir özgür doğaçlama tercih etmişler. Onlar 30 yıl önce iki idealist genç müzisyendi, şimdi olgun iki idealist müzisyen olarak dimdik ayaktalar.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:17
Vitrindeki Albümler (29 Aralık 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
MİSKİNLER ‘DUY BENİ / KERVANSARAY’ (RAİNBOW45 RECORDS / TARLA)
İsimleriyle muhtemelen bizi trollüyorlar. Vedaya hazırlanan 2024’ün ortalarında Miskinler topluluğu ilk 45’liğini çıkarmışken aradan geçen beş ayın ardından ikinci 45’liği ile miskin değil, çalışkan olduklarını gösteriyorlar.
[Only Registered Users Can See Links]
Bu 7 inç plakta, arkalı önlü pompalı tüfek misali patlayan zehir gibi iki özgün beste/şarkı var: “Duy Beni” ile “Kervansaray”, ilk 45’likte yer alan parçaların devamı niteliğinde. Bunlardan 10 tane biriktiği zaman aynı albüme koysanız zaman, mekân, sound ve konsept farklarını yadırgamazsınız, çünkü yok. Her iki şarkı da temel gıda maddelerini 60’ların, 70’lerin buram buram Anadolu kokan pop müziğinden alıyor hem saz hem söz babından. Örneğin artık günümüzdeki atarlı şarkılarda “han”, “hasılat”, “devran”, “kervansaray” gibi sözcükleri duymak ne mümkün! Alametifarikaları ifadeci melodik sololar, kendinden emin adımlarla yürüyen baslar ve davullar, duygusal ve kırılgan vokaller de öyle. Ayrıca nadirattan bir özelliği daha var Miskinler’in, o da günümüzde azalan “grup müziği ruhu”.
Kadro orijinal kadro: elektrik gitarlarda Deniz Ağan ile Ozan Çanak, vokalde Uygar Çetiner, basta Güneş Kardeş, davulda Durukan Betses. İsimlerini unutmayalım ama inanmayalım zira miskin değiller.
DA POET & KAYRA ‘NORMAL’
Şu çalkantısı bol, debdebeli hip hop/rap dünyasından iki insanı yan yana getir de huzura er deseler, seçeceğim müzisyenlerden ikisi zaten uzun zamandır bir arada: gerçek bir beatmaker ustası Da Poet ve yüreklere dokunan sözlerin yazarı Kayra. Nicedir birlikte konserlere çıkıyorlardı ama asıl beklenen şey bir albümdü, o da geldi: “Normal”.
Burada her iki müzisyen de ait oldukları kuşağın sevdiği dönemini sahipleniyor; 90’lı yılların hip hop, elektronik akımlarına olan bağlılıklarını gösteriyor. Birbirinden ilginç ve güçlü şarkılar aslında bir tek türe odaklanmadan farklı tarzların müzisyenlerini de konuk etmeyi ihmal etmiyor, bunlar Ceza, Defkhan, No1 ve İdil Meşe.
[Only Registered Users Can See Links]“Normal” iki ayrı formatta yayımlandı. CD formatı double, ilkinde 11 şarkı var, ikinci CD’de ise bu parçaların enstrümantal halleri. İkinci format olan plakta ise ilk CD’de yer alan şarkıların dokuzu var. “Önemi Yok” ve Deniz Tekin’in konuk olduğu “Kalamam Aranızda” sadece CD’de.
Birbirine benzeyen single’ların çöplüğüne dönüşmüş bir müzik piyasasında, 24 ayar altın gibi parlıyor “Normal”. Albüme, hem de iyi bir albüme, iyi bir hip hop albümüne hasret kalanlar için bulunmaz nimet. Güzel iş birliği ve hip hop camiamız adına yüz akı çalışma...
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:21
Vitrindeki albümler (07 Ocak 2024)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]ÇAĞRI SİNİI & FARAZİ ‘ZAMAN SİNEKLERİ’ (DEADLY HABİTS RECORDS / YERALTI SAKİNLERİ / BELOW SYSTEM RECORDS)
İlerici şarkı sözü yazarı, besteci, rapçi Çağrı Sinci ve usta beatmaker Farazi... İşçi sınıfından gelme iki lokal hip hop, rap kahramanı; ilk kez bir albümde omuz omuza veriyorlar, zamanın sineklerine karşı.
12 parçadan oluşan albümde Şam’dan Sansar Salvo’ya, Sorgu’dan Afel’e, Raziel’e kadar “yeraltı sakinleri” olarak kadro geniş. Birer parçada da trompetiyle Barış Demirel, klavyesiyle Faruk Demir Tugayoğlu ve gitarlarıyla Tuncel Eylik ile Cem İnce eşlik ediyor.
İki arkadaş yıllardır tanışır ve bazı projelerde buluşurlardı ama ortak albüm yapma fikri Çağrı’nın Farazi’den “Tuhaf Hikâye” parçası için bir beat istemesiyle başladı. Albüme verdikleri “Zaman Sinekleri” adı da Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Zaman Kırıntıları” şiirinden esinlenilmiş. Albümde gitmekte ve gelmekte olana, yani zamana bir atıf var. Albümün adı bir bakıma konseptini belirlemiş. Sözlerde mütemadiyen maddi-manevi ezilen ve yalnızlaştırılan insana hitabetle mücadeleye çağrı olsa da ana tema zaman. Çağrı’nın zamana yaptığı göndermeleri altyapılarıyla ustaca pekiştiriyor Farazi. Ama yine de siz zamana yapılan bu sözlü ve çalgısal göndermeleri yanlış yorumlamayın, zira bugünün zevahirini kurtarmaya çalışanların dünyasında zamansız bir albüm “Zaman Sinekleri”.
DURAN TOKLUCA ‘BORDERLİNE’
Kendisini 21. Roxy Müzik Günleri’nde tanıdım; ben jürideydim, o yarışmaya Nevşehir’den gelen rapçi. Yarışmada Roxy Özel Ödülü’nü bileğinin hakkıyla kaldırmıştı.
16 yaşındayken Nevşehirspor’da sol ve sağ açık oynayan genç bir yetenekmiş Duran Tokluca. Sakatlık sonrası daha büyük bir tutkuyla bağlı olduğu müziğe adamış kendini. Futbol oynarken amatör şekilde beat’ler yapıyor, sözler yazıyormuş. Ailesinin desteği ile mini bir set up kurarak rapçi olma yolunda ilerlemeye başlamış. Şevkle ürettiği için kısa sürede albüm yapmaya başlamış. 2015 yılında ilk albümü “Şahika” çıktı, ardından “Masiva” ve “Mentor” geldi.
Albümlerini bağımsız yayımlıyor Duran. Şimdi 16 şarkıdan oluşan “Borderline” yayımlandı. Her şeyi yalnız üreten Duran’ın yegâne eşlikçisi Efe Sezgin.
Sadece fiziken değil, ruhen de piyasanın uzağında Duran. “Borderline” albümündeki pek çok şarkı Türkçe rap soundunda az rastladığınız bir atmosfere sahip. Duran hit olacak şarkı peşinde koşmaktansa yüreğinin sesine kulak veriyor. Hikâyelerini vurdulu kırdılı mafya filmlerinden değil, tüm sahiciliğiyle kendi hayatından seçiyor, damıtıyor, samimi bir dille aktarıyor. Duran’ın müzikal meselesi rağbet gören işler yapmak değil, yaptığı işlerin rağbet görmesi...
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:26
Vitrindeki Albümler (21 Ocak 2025)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] ‘UYANMADAN ÖNCE’ (SONY MUSİC TÜRKİYE)
Pera, 2000’li yılların ortalarında Ankara’da kurulmuş ve dönemin, kuşağının tipik özelliklerini bağrında taşımasına rağmen, 2013 yılında çıkardığı “Giz” albümündeki rock-pop-arabesk senteziyle ve sözlerindeki duygusal çizgilerle dikkat toplamıştı. Düzenli ve çok sık albüm yapmamış olsa da varlığını istikrarlı bir biçimde sürdüren Pera, şimdi altıncı stüdyo çalışması “Uyanmadan Önce” ile yoluna aşina olduğumuz çizgide devam ediyor.
[Only Registered Users Can See Links] bir sounddan daha sakin ve akustik bir sounda doğru yaptıkları yolculukta Pera’nın halen (bilhassa solist ve iyi şarkı sözü sıkıntısı çekilen müzik camiamızdaki) en önemli özelliği, (her ne kadar Kaan Tangöze ve Seksendört’ü çağrıştırsa da kendine has bir tarzı olan) solist Gökhan Mandır’ın kaleme aldığı satırlar ve onları seslendiriş şekli. Mandır şarkılara, bazı sözcükleri bilinçle yayarak derin bir atmosfer kazandırıyor.
Albümdeki 12 şarkıdan daha önce beşi dijital platformlarda single olarak yayımlanmıştı. Çoğunluğun cover’a yöneldiği, kendini single’lar ile ifade ettiği, zahmetli ve emek gerektiren çalışmalardan uzaklaştığı bir dönemde, albüm yapan her isim biraz daha ilgiyi hakk ediyor. Pera da bunlardan biri. Bir olumlu taraf da, inceden erken dönemlerine dönüş var.
GENÇ CAZ + 24 (SONY MUSİC TÜRKİYE)
Yıllar evvel İKSV tarafından organize edilen İstanbul Caz Festivali’nin danışma kurulunda ve Genç Caz Yarışması jürisindeydim. En sevdiğim kısım bu yarışmaydı, zira birbirinden yetenekli ve hevesli, pırıl pırıl insanların heyecanla karşımızda çalmalarını izlemek, bana umut veriyordu. Derken hayırlı bir iş yapıldı ve yarışmada o yıl dereceye girenler bir albümde toplanmaya başladı. İlk yıllar bunlar fiziki baskıdan oluşurken, artık malum nedenlerle dijital platformlarda yayımlanıyor. Şimdi bu serinin dördüncü derlemesi yayınlandı, “Genç Caz + 24” adıyla.
[Only Registered Users Can See Links] altı parça var ve bunların farklı türlere uzanarak, alabildiğine çeşitlilik sergilemesi memnuniyet verici; Boba Quartet (fusion), Zozei (vokal-pop-caz), Alan (modern-caz), Mojo 5 (post-bop), Blue Kiss Collective (vokal-caz) ve Zekeriya Şahiner Quartet (caz-rock)... Her defasında bir başka jüri üyesi, Hayyam Stüdyoları’nda yapılan kayıtlarda farklı bir ismin prodüktörlük sandalyesine oturmuş. Yeni gelenlerin profesyonel bir mesleğe sahip olmaları ve müzisyenliklerini sürdürebilmeleri adına böyle bir geleneğin oluşturulması ne kadar önemliyse; ilerleyen zamanlarda onların yanında durulması daha önemli. Derlemenin kendisinden ziyade içindekilere sahip çıkalım.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:29
Vitrindeki Albümler (25 Ocak 2025)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
ERKAN OĞUR ‘SAKLA’ (KALAN MÜZİK)
Büyük usta Erkan Oğur, engin kalabalıkların gönlünde ulu bir taht kurmuş sanatçı. Gönül telini en iyi titreten müzisyenlerden biri. Ne yaparsa yapsın, engin bir hoşgörüyle izlenen, her defasında merak uyandıran bir isim. Son albümü “Sakla”, yakın zamanda kaybettiğimiz dostu Hasan Saltık anısına saygı niteliğinde.
[Only Registered Users Can See Links]“Sakla”, ustanın uzun bir aradan sonra çıkardığı ilk solo albüm. Burada kendine ait söz ve müziklerin yanı sıra Pir Sultan Abdal, Hatayi, Nesimi, Yunus Emre, Kul Ahmet gibi halk ozanlarının eserlerini yorumluyor. İki eserde genç bir konuğu var, Merdan Güzelgün. Ayrıca Füruzan Şimşek’in dört eserinin yer aldığı albümdeki düzenlemeler Oğur’a ait.
Dinlemeden önce salık vereceğimiz şey şu: uzun zamandır İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte dinlemeye alışık olduğumuz Oğur’u, bu albümde benzer bir beklenti içinde karşılamamak. Zira ortak çalışmalar daha geleneksel bir çizgideyken “Sakla” albümü solo olmasından da kaynaklanan bir nedenle farklı. İçe dönük bir hesaplaşma bu; Oğur aşk, arayış ve yalnızlık yolunda söylediği türkülerde sözün ve sesin birlikteliğini yalın ve mistik bir düzenlemeyle sunuyor. Nilüfer Saltık yapımcılığında kaydedilen, dijital platformlarda yayımlanan albümden tek beklentimiz plak olarak basılması.
LAL KARAALİOĞLU ‘TIMELESS’ (ALL STARS MUSIC)
All Star Music, Mine Aksoy tarafından kurulmuş, misyoner bir oluşum. Misyonu klasik müzikte genç yeteneklere kayıt yaparak katkıda bulunmak. Bu amaçla geçen yıl üç albüm birden yaptılar.
Bunlardan biri “Wanderlust” albümüyle Ece Yaşlı, diğeri “Curly Tunes” albümüyle Irmak Akıncı ve sonuncusu da Almanya’da Berlin Barenboim-Said -Akademi’de artist diploma öğrencisi, birçok uluslararası yarışmada ödül almış, uluslararası konserler vermiş 26 yaşındaki piyanist Lal Karaalioğlu’nun “Timeless” albümü.
[Only Registered Users Can See Links]’den son zamanlarda ülkemizde ve uluslararası alanda övgüyle söz ediliyor, eleştirmenler onu “piyanonun gökyüzünde yükselen yıldızı” olarak tarif ediyor. Piyano çalmaya dört yaşında başlamış, 12 yıl boyunca olabilecek en iyi öğretmenlerden dersler almış. Ardından yurtiçi ve yanı sıra Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Almanya’da, Belçika’da, İtalya’da katıldığı yarışmalarda çeşitli dereceler ve ödüller almış. En üst seviyedekilerin katılabildiği sınıflara kabul edilmiş. Birden fazla ülkede resitaller vermiş. Lal piyano eğitimine şimdi Hannover’de Prof. Ewa Kupiec ile devam ediyor.
İlk albüm “Timeless” Lal’in çalışkanlığının ve öğrendiklerini iyi damıttığının kanıtı. Bilhassa Chopin, Satie ve Schumann tutkusunun meyvesi.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:32
Vitrindeki Albümler (2 Şubat 2025)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] Leavers 'We Are The Leavers' (Hammer Müzik)
“We Are The Leavers” adını verdikleri ilk albümünü şanlı şerefli bir çıkışla, ikili bir plak formatında bizlere takdim eden The Leavers, memlekette nadir görülen bir türün cesur örneklerinden birini veriyor. Bu tür deneysel post-rock-metal ile prog-rock arasında bir yere denk geliyor ve üstüne üstlük de enstrümantal... Yani siz bu durumu ticarilikten ve piyasacılıktan bin ışık yılı uzak olarak okuyabilirsiniz.
Topluluğu oluşturan üç cesaret sahibi müzisyeni daha önce başka projelerden iyi tanıyoruz. Biri davuldaki Mert Alkaya, (Mister No, Yaya, Nemrud), diğeri gitardaki Faruk Kavi (Suitcase, Objektif, Alem, Karakutu, Gözyaşı Çetesi, Ponza, Melis Danişmend, Ogün Sanlısoy), üçüncüsü ise bastaki Volkan Konuk (Found Deep)...
Beş bölümden oluşan ve 63 dakika süren bu fantastik ses yolculuğunu The Leavers iki yıllık provalarla şekillendirmiş ama bu tecrübenin arkasında yaklaşık bir 30 yıl yatıyor. Bu plaktaki yüksek enerjili performanslar kelimenin tam manasıyla usta işi...
Ağırlıklı olarak doğaçlama ve uzun atmosferik pasajlardan oluşturulmuş ses manzaralarına dayalı müzikler, pikabın başına geçip defalarca dinlemeyi hakkediyor. Yerli ve milli; türünün ülkemizden çok az sayıdaki yüz akı örneklerinden biri.
Zeki Müren 'Yaralı Gönül' (OIA Müzik)
Yetmişli yılların başlarında Zeki Müren tarafından okunan “Yaralı Gönül” şarkısı ilk çıktığında bile bu kadar ses getirmemişti. Şimdi çok enteresan ve bir o kadar da güzel bir remiks tarafından yeniden keşfediliyor, gündeme geliyor. Paşamızın doğum gününde, 45’lik plak formatında yayımlanan bizlere sunulan bu koleksiyon parçasının müsebbibi tutkulu müzik insanı Abdullah Ulunay Türkkan.
Koleksiyoner, menajer, organizatör ve derleyici olan Ulunay, sözleri Suat Sayın’a ait olan şarkıyı Pulp Fiction filminden aşina olduğumuz “Misilou” parçası ile eşlemiş, daha önce bir video klip olarak yayımlamış; senkronize kurgusu ile “netin en zekice kurgulanmış klibi” türünden birçok övgü almıştı. Düzenlemesi Mehmet Andiçen tarafından yapılan eser, Aykut Sütoğlu’nun trompeti ve Burak Saltan’ın gitarları eşliğinde yeniden çalınmış üzerine sözleri ustaca bindirilmiş olarak servis edilen parçanın gördüğü ilgi üzerine şimdi de numaralandırılmış halde 2500 adet 45’lik formatında basıldı. B yüzünde ise “Prelude” isimli parça yer alıyor.
“Memleketimden Müzikli Masallar” serisi adı altında yayımlanan “Yaralı Gönül”, gerek kapağı, açılır kapaklı 3D (pop-up) tasarımı, gerekse de müzikal içeriği ile tam bir koleksiyon parçası. Fantastik bir plak...
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:37
Vitrindeki Albümler (9 Şubat 2025)
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] BABA ‘KOZA’
Yapımcılığını üstlendiği üçüncü solo albümünün girişinde kozasına sığınıyor Eda Baba. Dokuz şarkının ardından bir tırtıl olarak sığındığı bu kozadan kelebek olarak dışarı çıkıyor. Eski Bando topluluğunun dingin sesi olarak tanıdığımız Eda, “Bir Küçük Tebessüm” ve “Cansuyu” albümlerinden sonra vites küçültmüştü.
Tam “acaba o da single anaforuna mı kapıldı!” derken aradan geçen beş yılın ve bazı single’ların ardından albüm geldi. Yarım saate sığdırılmış, kısa ama dokunaklı şarkılardan oluşan “Koza”, Eda’nın şimdiye değin yaptığı çalışmalar arasında en iddialı iş. Zira (Sinan Kaynakçı, Şenceylik ve Üner Demir’in parçalarını içeren repertuvarla) tamamı özgün ve yeni bestelerden oluşan bu albüm Eda’nın kariyeri açısından bir dönemeç; romanın giriş bölümünden çıkış, gelişim bölümüne giriş...
[Only Registered Users Can See Links]Şarkıların kısalığı ve müzikal pasajların azlığına rağmen sound açısından doyurucu bir çalışma. Akustik-pop ile elektro-pop arasında gezinen şarkılarda tam bir şarkıcı-şarkı yazarı ruhu var.
Şarkılarda kalabalıklardan kaçış eğilimine rağmen umutsuzluk yok.
Nostaljik bir ses Eda; bizi eski siyah-beyaz Yeşilçam filmlerinin masumiyetine ve 50 yıl öncesinin insaniyet dolu şarkılarına davet ediyor. Ancak buna rağmen “Koza” modern bir albüm.
GRINKO ‘TINY MOUSE TALES / NAIVE ALBUM’ (A.K. MÜZİK)
Piyanist Evgeny Grinko, son derece nahif gibi görünen ama bir o kadar da etkili bir yol izliyor. İşin magazinine bulaşmadan kendini müziğiyle gündemde kalmayı iyi biliyor. Konserleralbümler-formatlar arasındaki ilişkiyi iyi kurarak birbirine benzemeyen dinleyici profillerini elinde tutmayı başarıyor. Buna en iyi örneklerden biri de çalışmalarını paketleme konusundaki aklı ve çalışkanlığı. Evgeny, 2017 ve 2018 yıllarında iki ayrı kısaçalar (EP) kaydetmiş, bunları dijital platformlarda yayımlamıştı. “Tiny Mouse Tales” ve “Naive Album” adlarını taşıyan bu çalışmaları şimdi bir plağın iki ayrı yüzüne yerleştirdi ve kendini yeniden hatırlatarak koleksiyon raflarındaki yerini aldı. Kalabalık bir orkestra eşliğinde kaydedilen “Tiny Mouse Tales” sekiz parçadan oluşuyor, “Naive Album” ise yedi.
[Only Registered Users Can See Links] müziği günümüz toplumunun duygularına dönüştürerek, çağdaş bir forma büründürme konusunda engin bir yetenek olan Evgeny, yaptığı bu iki ayrı çalışmada içsel bir yolculuğun romanından bölümler seslendiriyor. Bilhassa doğadan ve sanattan beslenen bestelerinde adeta pastoral bir tabloyu boyuyor ya da bir filmi müziklendiriyor. Büyülü ve büyüleyici. Not: Bu çalışma sadece plak değil, ayrıca CD formatında da basıldı.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:41
Vitrindeki Albümler - 23 Şubat 2025
Vitrindeki Albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
DUMAN 'KUFİ' (PARAVAN)
Aradan geçen yıllar zarfında boş durmadılar; Kaan, Batu ve Ari, hepsi solo çalışmalar yaptılar ama onların yollarını gözleyen divaneler için yine de bir Duman albümü gerekiyordu. Rock müzik bir tavır işi, bu da yılların ardından artık kült mertebesine ulaşmış Duman topluluğunda ziyadesiyle mevcut. 11 yıl sonra gelen albümleri “Kufi”, onların kimliğini eksiksiz yansıtan bir çalışma.
Şarkılar her ne kadar iki ay gibi bir sürede kaydedilmiş olsa da birikmelerinin, olgunlaşıp pişmelerinin hayli zaman aldığının göstergesi glam-rock’n roll-grunge-metal- arabesk-balad gibi farklı çizgileri taşıyan şarkıların yan yanalığı. Bu bir karmaşa değil, tam tersi bütünlük olarak yansıyor Duman müziğine. Onlar birden fazla kuşağı etkileyen bir topluluk olarak hitabet çeşitliliğini sürdürmeyi iyi biliyor. “Kufi” çok cesur bir albüm. Şarkılarda ağır siyasi göndermeler var, her şarkı adeta bir taşlama. Metropolün halk ozanlarından mütevelli Duman bu memleketin rock müziğinin alametifarikası. İrtifa kaybı yaşamamışlar. Yaşlanmamış, eskimemişler. Duman’ın “duman”ı halen tütüyor. Not: 75 dakika süren, 16 şarkıdan oluşan “Kufi” albümünün şimdilik fiziki baskısı yok. Gönül plak ister, haliyle double olur, o da fakire çok gelir.
SİYAH TAVŞAN ‘METROPOLİTES’ (ELLİPSİS)
Efsane müzik yarışması Roxy Müzik Günleri’nin geçtiğimiz yıl düzenlenen 22’ncisinin birincisiydi İstanbullu alternatif progresif rock topluluğu Siyah Tavşan. Yarışmaya geldiklerinde yeni bir oluşum değillerdi; 8-9 yılı devirmiş, nispeten tecrübeli, hatta geride bir albüm bırakmış bir ekipti. 2017 yılında çıkardıkları “46” adındaki ilk albümlerinde anlaşılacağı üzere delilik temasını işliyor ama nispeten şimdiye oranla biraz daha sakin soundlu bir müzik yapıyorlardı. Yeni albümleri “Metropolites”, Siyah Tavşan’ın kısa sürede ne kadar olgunlaşıp geliştiğinin kanıtı. Vokalde Denizalp Şimşek, gitarda Yezdan Köneş, basta Emrecan Tekinel ve davulda Metehan Aras’tan oluşan Siyah Tavşan, tam üç yıldan beri bu albüm üzerinde çalışıyor. “Metropolites”, yaşadığı düzenden şikâyetçi, ama sadece şikâyet eden değil, değiştirmek için de bir şeyler yapan şehirli insanların yaşadığı hayattan kesitler içeren şarkılardan oluşuyor. Bu 34 dakikaya sığdırılmış dokuz şarkılık (hem bireysel hem de toplumsal) bir hesaplaşma yolculuğu. Siyah Tavşan, çalgılarına hâkim, sözlerin diliyle müziğin dilini özdeşleştirmeyi başarmış, son dönemde kısır rock dünyamızdan çıkmış nadir topluluklardan biri. “Metropolites” şimdiden yılın iyi albümlerinden.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:44
Vitrindeki Albümler - 1 Mart 2025
Vitrindeki Albümler bu hafta!
[Only Registered Users Can See Links] GÜNDOĞDU 'IŞIK OLUR GÖZLENİR, (CGC MUSIC)
Yeteneğinden sual olunmaz, bunda usta halk müziği yorumcusu ve koro şefi Zafer Gündoğdu’nun, müzisyen bir annenin kızı olmasının payı olsa da... Kate Bush’vari bir semavilik içinde gezinen, tül gibi ince bir soprano Ceren Gündoğdu. Meleksi sesi huzur veriyor, tam bir incesaz eşliği...
[Only Registered Users Can See Links] Boğaziçi Sosyoloji mezunu Ceren ama çok yönlü bir sanatçı: tiyatro sahnelerinin tozunu yutmuş, müziğini farklı disiplinlerle beslemiş. Onu ilk kez 2020 yılında çıkardığı “Kapalı Gözlerle” albümünde tanımış, tekdüzelik ve birbirine benzerlik sancıları çeken vokal dünyamız için umutlanmıştık. Aradan geçen zaman zarfında şarkılar yaptı Ceren ve şimdi bir albüm daha ikram etti: “Işık Olur Gözlerin”.
Müzikal olarak akustik. 12 şarkının 11’inin sözü ve müziği kendine ait. Yirmiyi aşkın müzisyenin eşlik ettiği bu çalışma alabildiğine romantik ve melankolik; kalbi kırık insanların hikâyelerini anlattığı şarkıların özgün bir ruhu var ancak her şeyin üzerinde Ceren’in sesi var.
Bu ses sadece aşk, huzur, yalnızlık gibi şarkılara pelesenk olmuş temaların dışına çıkmaya da muktedir. Tekinsiz, sıra dışı dünyalara da pekâlâ dokunabilir, ileride bambaşka dünyalara davet edebilir. Dinleyeni beklenti içine sokan bir iş “Işık Olur Gözlerin”.
***
3 HÜREL ‘EFSANE…YENİDEN’ (ADA MÜZİK)
Anadolu Rock müziğinin kilometre taşlarından, ancak zamanında piyasa denen cangılın gadrine uğramış sayısız değerden biri olan 3 Hürel, maddimanevi bir beklentisi olmasa da aradan geçen 20 yıla karşın doksanlı yılların ortasında yeniden bir albüm yapmak için kolları sıvamıştı. Bu dönüşte en etkili olan şey, Haluk Levent’e bilabedel verdikleri “Sevenler Ağlarmış” şarkısının çok tutulmasıydı.
Bunun üzerine Ada Müzik’ten gelen teklife “evet” diyerek “Efsane...Yeniden” albümünü CD ve kaset formatında çıkarmışlardı 1996 yılında.
[Only Registered Users Can See Links] “Bir Sevmek, Bin Defa Ölmek Demekmiş” dışında tamamı yeni şarkılardan oluşan bu üçüncü stüdyo albümü kısa sürede çok büyük bir ilgi görmüş, 3 Hürel’i yeniden ayağa kaldırarak yeni kuşaklara tanıtmıştı. Aradan geçen zamana, moda eğilimlere, patlayan popa, değişen tüketim kalıplarına aldırış etmeyen 3 Hürel, kendi karakterini tavizsiz biçimde ortaya koymasıyla tam bir onur-gurur-haysiyet hikâyesi yazmıştı. Parçalar gerçek bir grup müziği, güçlü ritimler, ifade dolu sololar ve sağlam bir sound ile inşa edilmişti.
Bu albümün üzerinden de yaklaşık 30 yıl geçti ve şimdi ilk kez plak formatında basıldı. Bu plak şimdi 3 Hürel’i bir kez daha yeni kuşaklara tanıtacak, eskilerin arşiv raflarına girecek.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:47
Vitrindeki Albümler - 15 Mart 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta: Kaptan Kadavra ‘Kaptan Kadavra / Mental Yara / Steril ve Kimliksiz’ (Rainbow45 Records)
[Only Registered Users Can See Links]İnanmayacaksınız ama Kaptan Kadavra fantastik bir çizgi roman karakteri ya da süper kahraman değil, Ankaralı bir metal topluluğu. Yine inanmayacaksınız ama o bildiğiniz uzun saçlı karalar bağlamış metalcilerden de değil. Nasıl derler hepsi prezantabl, babaannemizin tabiriyle efendi çocuklar.
[Only Registered Users Can See Links]ÜÇ ALBÜM...
Çiçeği burnunda daha 2020 yılında kurulmuş Kaptan Kadavra. Beş yıl gibi kısa zaman zarfında dile kolay üç albüm birden çıkarmış, dijital âleme salmışlar. Ankara’nın gri ruhuna varoluş kaygılarını eklemiş, bunları olağanüstü bir motivasyonla üretime dönüştürmeyi başarmışlar. Türkçe şarkılarında karamsar ve sarkastik (arada küfürlü) satırlar kaleme alsalar da yoğun bir biçimde kayboluş ve ölüm gibi temaları işleseler de genel olarak tabloyu negatif görüntüden kurtarmayı iyi bilmişler.
Bunu müzikal olarak türlerinin alışıldık kalıplarının yer yer dışına çıkarak, yumuşak ve melodik pasajlarla müziklerini ve dinleyicisini dinlendirerek çözmüşler. 2021 yılında çıkardıkları kendi isimlerini taşıyan ilk albüm, vokalde Oset Kankoç, gitarlarda Anıl Özbek ile Barkın Seydioğulları, davulda Anıl Atak, basta Gürkan Gürler’den oluşan topluluğun gelecekte neler yapabileceğine ilişkin potansiyelini müjdelerken, kendilerine ait inançlarını ve özgüvenlerini de açığa çıkarıyordu. İkinci albüm “Mental Yara”, ilk albüme göre daha bir oturmuş ve topluluğun kendini tekrar etmeyeceğinin, bu yönde sadece metalle sınırlı kalmayan bir müzik anlayışı içinde yaratıcı gücünün sınırlarını gösteriyordu.
[Only Registered Users Can See Links]Üçüncü albüm “Steril ve Kimliksiz” ise daha derli toplu bir prodüksiyon olmakla birlikte, Kaptan Kadavra’nın biraz erken de olsa olgunluk devresine girdiğine işaret ediyordu. Siz şimdi bir şeye daha inanamayacaksınız; hani şu Rainbow45 denen bir plakçı var ya Kadıköy’de, şu kimselerin cesaret edemediği plakları basan yeryüzünün son romantik müteşebbisi. İşte o Salih Karagöz, Kaptan Kadavra’nın üç albümünü ayrı ayrı plak olarak bastı. Hızını alamadı, 100 tane de plaklarla birlikte içinde (mörçendayzing dedikleri) farklı malzemelerin bulunduğu bir bokset üretti.
[Only Registered Users Can See Links] KADAVRA
Son söz: Kaptan Kadavra dışarıya verdiği görüntüde grafik tasarımından video kliplerine kadar uzanan bir titizlik içinde, sağlam, samimi ve iyi düşünülmüş bir imaja sahip. Ancak gelin görün ki bu tür topluluklar zalim hayat şartları türünden malum nedenlerle kısa ömürlü oluyor bizim memlekette. Temenni ediyoruz ki Kaptan Kadavra münferit bir örnek olarak yazılır deftere. Niçin temenni ediyoruz? Zira Kaptan Kadavra tartışmasız son yıllarda bu türde buralardan çıkan en yürek hoplatan topluluk.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:50
Vitrindeki Albümler - 24 Mart 2025
Elif Sanchez ‘Stages of Love’ ( SVH / Pasion Turca)
[Only Registered Users Can See Links]
Genelde çok dilde şarkı söyleyenler, bir dili diğerlerinden daha iyi okurlar. Bunda tuhaf bir durum yok. Özelde Elif Sanchez’e bakacak olursak, okuduğu şarkıları derecelendirecek olursak, başa Türkçeyi ardından da İngilizce ve İspanyolcayı koyabiliriz ama bunun da hiçbir önemi yok. Çünkü Elif içtenlik ve duygu aktarımı konusunda hangi dilde söylerse söylesin hepsinin hakkını vermeyi iyi biliyor.
2021 yılında kendi adını taşıyan, caz çizgili türkü albümüyle tanıdığımız Elif, türkülerle büyümüş, Amerika’da 10 yıl kalarak Berklee’de eğitim almış. İlkinden bir yıl sonra “Mi Vaz” albümüyle Akdeniz melodilerini işin işine sokarak rotasını biraz değiştiren Elif şimdi yeni bir albümle burada.
“Stages of Love”, ikisi Türkçe, ikisi İspanyolca, dördü İngilizce, tamamı kendisi tarafında yazılmış sekiz şarkıdan oluşuyor. Konusu külliyen yine aşk olsa da yeni albümde yeni olmayan şeyler de yok değil. Her şeyden evvel kısa bir süre önce İspanya’ya Madrid’e yerleşmiş oluşunun etkileri; bu dönüşümde Ekvadorlu eşi aynı zamanda prodüktörü Javier Limon’ın parmağı var. Ancak Elif de bu çok kültürlülük ikliminde eline geçen şansı ve fırsatı iyi değerlendirmiş. Kadifemsi, ıslak ve hüzünlü sesini işin içine katınca iyi bir albüm çıkarmış
Acil Servis ‘Bebek/Yusuf Yusuf’ (Rainbow 45 Records/Acil Servis)
[Only Registered Users Can See Links]üzikal animasyon “Pamuk Prenses”, komedi “Ayı Paddington: Ormanda Macera”, biyografik dram “Lee” gösterimde
Ali güllerin, yılların başından bu yana devam eden, halen ayakta ve sahnede olan nadir klasik rock topluluklarımızdan biri Acil Servis.
Ardında bıraktığı uzun yıllara rağmen sadece iki albüm çıkaran, buna karşın sayısız eleman değişikliği yaşayan topluluk, her zaman inandığı klasik rock müziğine sadık kalmış, türünün ülkemizdeki en iyi temsilcilerinden biri olmuştu. Biz onları sahne dışında hep kaset ve CD’den dinlemiştik. Şimdi Acil Servis ilk kez plak formatında.
Elimizdeki açılır kapaklı magenta renkli 45’lik plaktaki iki beste var: “Bebek” ile “Yusuf Yusuf”. Bunlar topluluğun 1996 yılında piyasaya çıkan ilk albümleri “Küçük Adam”da yer alıyordu. Ancak topluluk onları yeniden basmak yerine, yenilenmiş tecrübeli kadrosu ve konuklarıyla plak için yeniden kaydetmeyi tercih etti. Vokalde Sami Ertan Kızıltan, gitarlarda Arif Deniz Toker ile Orhan Yolsal, basta Çetin Güney, davulda Soner Doğanca’dan oluşan Acil Servis, en iyi bilinen ve imza şarkıları olan 30 yıl sonra yeniden yorumladı.
Kayıtlara ayrıca (stüdyosunu açan) Serdar Öztop tuşlu çalgısı, Burak Ocakçı ağız mızıkası ve İpek Kızıltan vokaliyle eşlik etti. Rainbow 45 Records ve Acil Servis ortaklığında 1000 adet basılan 45’lik, yarının nadir plaklarından biri olmaya aday.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:53
Vitrindeki Albümler - 29 Mart 2025
TULUĞ TIRPAN & SERKAN ÇAĞRI ‘HOMELAND’ (DROM MÜZİK)
“Homeland” albümünün adına bakarak hangi ülkeye ait bir müzik olduğunu ilk dinleyişte keşfetmeniz kolay değil. İlk dinleyişte her ne kadar her biri farklı ülkelerden gelen müzisyenler tarafından çalınmış ve kaydedilmiş türünden bir izlenim verse de işin gerçeği tamamının bizim topraklardan oluşu. Piyanoda Tuluğ Tırpan, klarnette Serkan Çağrı, vurmalı çalgılarda Mehmet Akatay ve basta Mehmet Özen’in yer aldığı “Homeland” adlı proje, memleket sathında çok sıkça rastlayacağımız türden bir iş değil. Hepsinden öte sahip olduğu müzikalite ve stil icabıyla piyasanın ve piyasa kaygılarının çok ötesinde.
Çalgılar hem Doğulu hem Batılı, müzikal anlayış da iki dünyayı deforme etmiyor. İki dünyanın ortaklığında akıllıca kurgulanmış müzikal espriler ve virtüözce yapılmış doğaçlamalar... Ritmik açıdan bilhassa Ortadoğu’yu net duyarken üst yapılarda batının funk’ını, sambasını, seksenlerin caz-füzyonunu da aynı netlikte duyabilirsiniz.
Doğu ile Batı birbirine karşı kibirli değil ama doğru bildiklerinden şaşmıyorlar. İki dünyanın bir horoz döğüşü içinde olmadığı bir atmosfer. Tüm dünyanın müziğini evinizin rahatlığında ve sahipliğinde duyabilmek her albüme kulak verirken kolay kolay nasip olacak bir şey değil. “Homeland”ın başardığı şey bu.
GEVENDE ‘SEN BALIK DEĞİLSIN Kİ’ (BAYKUŞ / A.K. MÜZİK)
Takvimin yaprakları 2010 yılı için düşerken Eskişehir’den İstanbul’a gelmiş Gevende topluluğu ikinci albümleri “Sen Balık Değilsin Ki”yi çıkarmıştı. Ondan beş yıl önce çıkan ilk albümleri “Ev”e göre daha deneysel ve cesur bir çalışmaydı. Adını insan hafızasının vefasızlığına istinaden bir Oktay Rifat şiirinden esinlenen albüm, şarkılarının dramatik yapısı ve hiçbir dile ait olmayan uydurulmuş sözcükleriyle dikkat çekiyordu. Topluluğun tarz yelpazesi genişlemiş, müzikal dili gelişmişti. Folklorik öğeler azalmış, saykodelik-progresif, postrock etkiler öne çıkmış; kuzey cazının soğuk ve karamsar havası eksene yerleşmişti. Bunu bir parçada Norveçli fusion gitarcısı Eivind Aarset’in konukluğu tescil ediyordu.
Ticari emelleri olmayan ve zamanında CD olarak basılan bu albüm şimdi ilk kez plak formatında. Plağın birkaç özelliği var. İlki plak için özel mastering yapılarak kalite adına 45 devir olarak basılması.
İkincisi 1000 adet hologram numaralı, gatefold kapak olarak üretilen albümün göbeğinde ilk baskıya dair bir ibarenin varlığı. Son olarak da sekiz şarkının yer aldığı albümde, parçaların sürelerine uygun olarak her yüze ikişer olarak yerleştirilmesi ve D yüzünde dönemden kalan, adı konmamış, CD’de yer almamış bir parçanın eklenmesi.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:55
Vitrindeki Albümler - 5 Nisan 2025
ONUR ÖZDEMİR ‘RAKSEDİP YARIN YOKMUŞÇASINA’ (SONY MUSIC TÜRKİYE)
[Only Registered Users Can See Links] iki kuşak geçmiş, sadece bir albüm yapmış olmasına rağmen akıllara geldiğinde halen yürekleri hoplatan bir topluluk var, adı Sakin. Dağılmasının ardından solist Onur Özdemir, yeni bir imaja bürünerek Onurr adını almış ve pop şarkıları yazıp söylemeye başlamıştı. Ancak tutkulu Sakin taraftarı ise onun dönüşünü sabır ve umutla beklemişti. O dönüş gerçekleşti ve Onur “raksedip yarın yokmuşçasına” adlı ahde vefa albümüyle köklere selam verdi. Onur zaten birkaç yıldır bunun sinyalini veriyor, arada bir Sakin Tribute konserlerine çıkıyordu. Kendisi de dinleyicisi gibi eski günleri özlemişti. O nedenle bu albümü gönül rahatlığıyla bir Sakin albümü gibi dinleyebilirsiniz. Ruh aynı, müzikal olarak ise davul, bas, gitar üçlüsünün mihmandarlığında, melodik arpejler, temiz riff’ler, indie-rock sound’lar da aynı. Vokalin çalgıyla, grup müziğiyle eş-başkan olduğu demokratik bir ortam içinde icra edilmiş şarkılar...
“raksedip yarın yokmuşçasına” sadece geçmişin ayak izlerine basarak yürümüyor, zamanın ruhunu da işin içine dahil ediyor. Biz de özlemiştik, uzun zamandır mahallemizde yokluğunu hissediyorduk Onur’un. Bu albümle birlikte eski bir dostu bir köşe başında karşılaşarak yeniden bulmuş gibiyiz. Hoş geldin Onur...
SHOUKRAN ‘İHTİMAL’ (TANTANA RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] kuşağın kapıldığı “bağımsız müzik” anaforunda doğan ve müzikal olarak gerçek manada alternatif müzik yapan çok az sayıdaki topluluktan biri Gözyaşı Çetesi. Tamamı çalgısına hâkim elemanlardan oluşan, yan yana gelişlerinde de çok iyi çalan bu topluluğun solisti Şükran Pınar Balcı. Bir süre evvel o da Dalyan’a yerleşerek İstanbul’dan kaçanlar kervanına katılmıştı ama bu eyleme bir de solo albümlü solistler kervanına katılmayı ekledi.
Şükran’ın Shoukran adını alarak “İhtimal” isimli bir solo albüm yapmış olmasının akla ilk gelen iki olumlu tarafı: Birincisi Gözyaşı Çetesi’nin dağılmamış oluşu, ikincisi Pınar’ın albümünün topluluğun taklidi değil, her açıdan farklı bir sound ve atmosfere sahip özgün şarkılardan oluşması.
Şükran burada her ne kadar kolektif bir çalışmadan elde ettiği birikimi bireysel yaratıcılığa aktarmayı başarmış olsa da, kişisel tarzını eksiksiz yansıtsa da, iki yoldaşından yardım almayı ihmal etmemiş. Söz ve besteleri kendine ait dokuz şarkılık albümde Özgür Yılmaz’ın gitarını, Umut Arabacı’nın bas gitarını bu akustik-saykodelik atmosfere münasip biçimde monte etmiş.
Bu sakin olduğu kadar da ilk adımları kendinden son derece emin adımlarla atılmış bir solo kariyer yürüyüşü. Uzun olması temennisiyle..
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 19:57
Vitrindeki Albümler (13 Nisan 2024)
[Only Registered Users Can See Links]
Mehmet Güreli ile ‘Buluşmalar’ (Sony Music Türkiye)
Müzisyen, sinemacı, ressam, edebiyatçı ve gerçek Cihangirli (sonradan olma değil); büyük usta Mehmet Güreli’nin “Buluşmalar” konsepti içinde vücuda getirdiği 10 şarkılık plağını inceliyorum.
Ortalama ilk intiba ustanın hep gençleri yanına çağırmış onlarla çalışmış olduğu yönünde ama içimden bunu söylemek gelmiyor. Zira usta sanki hepsinden daha genç... Mamafih bu plağın asıl fark edilmesi gereken mühim tarafı, ustanın ipleri elinde tutmak yerine, buluştuğu insana kendi derdini anlatmak yerine, onların sesine mihmandarlık yapmış olması... Hatta kapağına bile kendi çalışmasını koymamış, işi Nalan Alaca’ya bırakmış.
İki şarkı dışında sözler Görkem Yeltan’a ama parçaların düzenlemeleri misafirler dahil olmak (en çok Emre Karabulut olmak) üzere farklı isimlere dağıtılmış; Cem Adrian’dan Batuhan Mutlugil’e, Pamela’dan Jehan Barbur’a, Doğan Duru’ya... Parçalar bildiğimiz parçalar; “Kolay Mı”, “Uçurtma”, “Kimse Bilmez”, “Koş Git Bir De Sen Bak”, “Beyaz Kuş” gibi yıllarca bıkmadan usanmadan zevkle dinlediğimiz eskimeyen şarkılar, ama bu kez nefesler başka...
Tekrar edelim: bu buluşmaları yanlış anlamayın. Usta birilerini ağırlamamış, sanki adeta buluştuğu insanlara misafir olmuş. Plağı edinin, usta size de misafir olsun.
[Only Registered Users Can See Links] Cherry Trio ‘The ORTF Recordings Paris 1971’ (Caz Plak)
Vurmalı sazlar ordinaryüs profesörü Okay Temiz bir sound okyanusu; caz dünyamızın en yaratıcı ve üretken isimlerinin tepelerinde... Yeterince tanınmamış ya da basılmamış sayısız kaydı var. Bunlardan biri de yetmişli yılların başlarında Fransız plak firması BYG Records tarafından sadece Japonya’da Don Cherry Trio hesabına basılan “The ORTF Recordings Paris 1971” adlı plak. Bu nadir plak yarım asır sonra Haluk Damar ve Erinç Güzel’in yürüttüğü Caz Plak tarafından, firmasının arşivlerinde yer alan orijinal bantlardan remastered yapılarak yeniden basıldı.
1971 yılının nisan ayında stüdyoda canlı olarak kaydedilen albümde toplamda 31 dakika süren iki parça bulunuyor. Don Cherry trompet ve piyano çalıp vokal yaparken, Johnny Dyani ise bas çalıyor. Son derece geniş bir ses örgüsüne ve doğaçlamalara sahip olan parçalarda, iç içe geçmiş melodik kurgularda, Türk ritimlerinden Afro-Amerikan cazına kadar uzanan bir zenginlik ve özgürlük alanı mevcut.
Üç farklı kapak halinde basılan ve piyasaya ayrı ayrı sunulan plaklar, ayrıca şanslı 100 kişinin arşivine girmek üzere bir boxed’de toplanmış. Kapak fotoğrafı ise Ara Güler Müzesi’nden lisanslanmış.
Gerçek bir koleksiyon parçası “The ORTF Recordings Paris 1971”..
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:05
Vitrindeki Albümler - 19 Nisan 2025
[Only Registered Users Can See Links]ÖKÇEN KAYNATAN ‘MODA / FIRTINA’ (SLOVENLY RECORDINGS)
1966 yılında Odeon Records etiketiyle sessiz sedasız çıkan bir 45’lik, mütevazı miktarda satarak meraklısının koleksiyonundaki yerini almış ve ardından sessizliğe gömülmüştü.
Bir yüzünde “Moda”, diğerinde “Fırtına” adlı iki kısa enstrümantal parçanın bulunduğu bu 45’liğin sahibi Gökçen Kaynatan, o yıllarda yaptığı sahne programlarıyla ünlü bir müzisyen olmasına rağmen özgün çalışmalarının kıymeti on yıllar sonra anlaşılmış önemli bir müzik insanıydı. Şimdi o 45’lik taşıdığı değere ve koleksiyonerlerin aradığı nadir parçalardan biri oluşuna istinaden sadece 1000 adet olarak yeniden basıldı, Amerika’da, Slovenly Records tarafından.
Bu plakta yer alan iki parça, gitar çalan genç Kaynatan’ın tam bir rock’n roll sevdalısı olduğu döneme denk geliyor. Surf gitarlar eşliğinde kaydedilen parçalar, gerek kayıt kalitesi gerekse müzikal anlayış, düzenleme ve çalma performansıyla zamanın ilerisinde olduğunu daha ilk saniyelerden itibaren hissettiriyor. Sadece gitar tınısı değil, buradaki kayıtlar aynı zamanda Kaynatan’ın ileride dallanıp budaklanacak elektronik müzik sevdasına ilişkin de ilk ipuçlarını veriyor. Plağın bir özelliği de davulun Kerim Çaplı tarafından çalınıyor oluşu. Bu ilk resmi yeniden basım her yönden kıymetli.
PELİN ÇELİK ‘YAŞAMAK GEREK’ (AVRUPA MÜZİK YAPIM)
Bu Pelin Çelik, eski Fenerbahçeli milli voleybolcu Pelin Çelik değil. Bu Pelin Çelik benim 2023 yılında Roxy Müzik Yarışması’nda tanıdığım Pelin Çelik. Pelin o yıl yarışmaya katılanlar arasında en dikkat çekenlerden biriydi; kendine, dinleyiciye, jüriye, sahneye ve bu yarışmaya ne kadar saygı duyduğunu her haliyle hissettiriyordu.
Elinde gitarıyla tek başına sahne aldığı halde, mekânı yaydığı enerji ve sesinin gücüyle doldurmayı başarmış, bileğinin hakkıyla R.M.G. Özel Ödülü almıştı. Yarışmadan sonra durmadı Pelin; aynı ciddiyet ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürdü ve bir albüm yayımladı “Yaşamak Gerek” adında.
Pelin 2021 yılından beri tek tek şarkılar yapıp internet âlemine salıyordu. Albümde bulunan şarkıların sözü, müziği kendisine ait.
Şarkıların düzenlemesi ve müzikal yapısı birbirine yakın olsa da sound olarak yeterince çeşitlilik mevcut. Kiminde akustik gitar önde, kiminde sert elektrik gitarlar. Genel olarak alternatif rock desek yanlış olmaz. Bir nebze de şarkıcı-şarkı sözü yazarı; sevgi ve ayrılık gibi temalı hikâye anlatıcılığının öne çıktığı şarkılardan ötürü.
Akustik gitar çalıp şarkı söyleyen Pelin’e, elektrik gitarda Mert Çelik, basta Berk Beşpınar, davulda Mustafa Telli eşlik ediyor. Bu takımda bizim Pelin pasör değil, şutör...
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:08
Vitrindeki Albümler - 4 Mayıs 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] [Only Registered Users Can See Links]İN BAYCAN ‘AŞİNA’ (LAL RECORDS)
Peyzaj mimarlığından müzisyenliğe transfer olmuş Selin Baycan ama ikinci uğraşısının da mürekkebini yalamış, dirseğini çürütmüş. 2019 yılından bu yana şarkılar üreten Selin, şimdi ilk albümü “Aşina”yı aldığı mesafenin kanıtı olarak piyasaya sürüyor.
İlk kez Kadıköy kalabalığının içinden çıkan enteresan bir ana akıma dahil olarak sesini duyurmuş olsa da aradan geçen yıllar ve şarkılar gösteriyor ki yeni yeni kendine geliyor, daha özgün bir yola giriyor bu albümle birlikte.
4AD sanatçılarına has buğulu, derin ve gizemli bir soundun ve yarı semavi atmosferin paralelinde seyreden albümde bulunan sekiz şarkı, şehirli bir genç kadının hem kırılganlığını hem de gücünü bir arada sergiliyor. Her ne kadar bundan 30 yıl öncesinin ruh hallerini yansıtsa da (özellikle sade piyano düzenlemeleriyle ve şairane sözleriyle) günümüze duygusal bir şekilde uyarlanmış bir şarkı yazarlığı örneği veriyor.
Gerek prodüksiyonu, gerekse de sözlerinin olgunluğu açısından iyi bir ilk albüm. Çalgısal yönden de öyle; her haliyle dengeli ve modern pop. Bilhassa kötü seslerin kol gezdiği müzik ortamında, iyi kadın seslerinden birini bize takdim ediyor oluşu bile yeterli. Selin sıradaki çalışmalarında sesinin gücünü daha fazla öne çıkarmalı.
[Only Registered Users Can See Links] SHADOWS ‘SACRED LAND OF SOUNDS’ (PB MÜZİK) BAŞYAPITLAR MÜZAYEDEDE
Piyasanın ne yönde seyrettiğini iplemeden, nereden ne kazanç elde ederiz diye düşünmeden, idealler uğruna yapılan albüm sayısı gün günden azalıyor. Three Shadows’un ilk albümü “Sacred Land of Sounds” tam olarak böyle bir örnek.
Three Shadows geçmişe saygı babından bir proje. Üyelerinden biri parçaların bestecisi Servet Kızılkan. Kızılkan gönlü doğada, bedeni kurumsal hayatta olan bir tutku insanı. Diğeri söz yazan Belgin Yücelen. Yücelen ise disiplinler arası çalışan, sanatı hayal gücüne dayalı, çok yönlü bir sanatçı. İngilizce 10 kısa şarkıdan oluşan 32 dakikalık bu albümde bir söz yazarı daha bulunuyor: Ömer Tunabaş.
“Albümünün düzenlemelerinin ve kayıtlarının arkasında ise çok yakından tanıdığımız (gitar, bas ve vurmalı çalan) biri var: Sıra dışı prodüktör Hakan Kurşun. Eşliklerde davulcu Ediz Hafızoğlu ve gitarcı Ozan Kızılkan’ı dinliyoruz. Hissettikleri gibi çalan müzisyenler adeta geçmişlerinde dinlediklerinin özetini çıkarıyorlar burada. Gece vakti geçilen bu özette kaygılı, tutkulu, içine kapanık, melankolik, yalnız ve düşünceli şarkılar var.
“Sacred Land of Sounds”u dinleyince canım Lou Reed’in “Coney Island Baby”, Neil Young’ın “Comes a Time” ve Nick Cave’in “The Boatman’s Call” albümlerini çekti nedense.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:10
Vitrindeki Albümler - 10 Mayıs 2025
Vitrindeki Albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] AKREP NALAN ‘DAĞ ÇİÇEĞİ’ (ADA MÜZİK)
[Only Registered Users Can See Links]
Doksanlı yıllar çok şeye gebeydi; sadece ülkenin geleceğinde değil, müzikte de... Henüz Türkçe pop patlaması olmamış ama sinyalleri gelmeye başlamıştı. Bu furyada sayısız vasat altı albüm ve isim türemişti ama kapıyı açan en iyi örneklerden biri Akrep Nalan’ın “Dağ Çiçeği” albümü olmuştu.
Kaset ve CD formatında yayımlanan bu çalışma döneminin en nitelikli pop albümlerinden biriydi. Akrep Nalan’ın sempatik ve sıcak sesiyle yaptığı yorumlar bir yana, albümün sahip olduğu üstün vasıfların başında Türk popuna altın çağını yaşatacak isimlerin bu çalışmada yer almasıydı. Düzenlemeleri (gitar ve tuşlu çalgıları da çalan) Vedat Sakman tarafından yapılan albüme Uzay Heparı, Levent Altındağ, Çetin Akdeniz, Edward Aris, Gürcan Aktalay, Ergin Kızılay, Hakan İtik ve Halis Bütünley eşlik ediyordu.
“Sarhoş”, “Karlar Düşer”, “Çağır Beni”, “Dağ Çiçeği” gibi şarkıları barındıran albümde Nâzım Hikmet’ten Zülfü Livaneli’ye, Metin Özülkü’den Garo Mafyan’a, Kadir Cerrahoğlu’ndan Adamo’ya kadar uzanan zengin bir söz ve besteci listesi de bulunuyordu. Aradan geçen yıllara rağmen halen dinlendiğinde insanın ruhunu yücelten topu topu iki albüm yapmış 2022 yılında vefat eden Akrep Nalan.
“Dağ Çiçeği” adlı ilk albümü şimdi ilk kez plak formatında, 180 gram...
---
MOJAVE ‘KANDIRMA KENDİNİ’ (NO5 RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links]İstanbullu alternatif rock topluluğu Mojave’yi 2022 yılında düzenlenen 21. Roxy Müzik Günleri’nde tanımıştım. Elemeleri geçerek jüri ve davetliler önünde sahne alacak 12 topluluktan biriydi. Sahneyi profesyonellere yakın bir seviyede doldurmuşlardı.
Dikkatimi çeken özellikler sahnedeyken iyi birer çalgıcı olduklarını gösterebilmeleriydi. Mükafatını da davulcuları Ege Soydan’ın kazandığı “en iyi performans” ödülüyle almışlardı. Kararlılıkla yoluna devam eden, 2020’den beri single çıkaran ancak uzun zamandır bir albüm niyetiyle çalışan topluluk “Kandırma Kendini” ile şimdi muradına erdi.
Albümde 32 dakikaya sığan 10 şarkıdan dördünü son bir yıl içinde dijital platformlarda yayımlamışlardı. Davulda Ege Soydan, gitarda Can Doğu Baykan, basta ve klavyelerde Uluç Beykoz, vokalde ise Enes Cihan Güvenç’ten oluşan Mojave, şarkılarında bireysel ve toplumsal yabancılaşma gibi konuları işlerken müziklerinde özellikle sağlam riff’leri ile dikkat çekiyor.
Yeni kuşak İngiliz topluluğu havası taşısa da iyi bir sınav veriyor Mojave. Bitirirken dinozordan tavsiye; daha özgün olmaları gerekiyor, zira ihtiyaç duydukları o özgünlük sahip oldukları yetenekte mevcut. İyi bir haber: Gençler albüm çıkarmakla kalmadı, plak da bastılar.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:12
Vitrindeki Albümler - 19 Mayıs 2025
Vitrindeki Albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] MEHMET ALİ SANLIKOL ‘7 SHADES OF MELANCHOLİA’ (DÜNYA)
[Only Registered Users Can See Links]
Dünyayı Türk müziğinin mirasını omuzlayarak keşfetme yolculuğuna Bursa’dan başlayan piyanistbesteci Mehmet Ali Sanlıkol’un sıradaki durağı “7 Shades of Melancholia”. Yıllardır Amerika’da yaşayan Sanlıkol’un yolu bu kez trompetçi Ingrid Jensen, basçı James Heazlewood-Dale, davulcu George Lernis ve soprano saksofoncu Lihi Haruvi-Means ile buluşuyor, sürdürdüğü müzikal çerçeveye yeni bir açı geliyor.
Sanlıkol, yöntem olarak geleneksel müziğimizi basit bir yan yana gelişle farklı türlerle buluşturmuyor. Bir araya gelen türlerin aritmetik toplamını evrensel bir dil olarak derinleştiriyor, literatüre katkıda bulunuyor. Albümün ilginç taraflarından biri, Sanlıkol’un icadı Renaissance 17 (R17) adlı yeni bir çalgıyı kullanması. Bu bir tür dijital mikrotonal piyano.
Yedi parçadan oluşan albümün açılışında hepimizin ilkokula giderken ezberlediği bir şarkının füzyon yorumu var, “Children’s Song”. Bir anonim dışında Sanlıkol bestesi olan diğer parçalarda hüseyni ve buselik makamından semaiye kadar uzanan cesur yorumlar bulunuyor.
Basit kalıplara düşmeyen bu yorumlar, “7 Shades of Melancholia” albümünü yeterince değerli kılıyor. Geçmişten geleceğe uzanan kadim bir kültürün hüzün paletini müzikal açıdan başarıyla sergiliyor.
ARYA ‘RED LİNE’ (DİFFUSE REALİTY)
[Only Registered Users Can See Links] parçalık alabildiğine derin, psikolojik boyutlu, karanlık ve distopik bir albüm “Red Line”. Ancak buna rağmen eser sahibi olan İstanbullu DJ ve prodüktör Arya, bu müzikleri üretirken ve çalarken mutlu oluyor, mutlu ediyor.
“Red Line” 2019 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren Arya’nın üçüncü albümü. İlk albüm “Nein”, doksanlı yılların acid müziğin tınılarını modernize ederken, 2024 yılında çıkan ikinci albüm “Nec Plus Ultra”, Arya’nın müzikal gelişiminin ve tür zenginliğinin ifadesi olmuştu.
İletişim fakültesi mezunu olan Arya, müziği bilgisayar başında öğrenenlerden değil. İşe gitar, piyano ve solfej eğitimi alarak başlamış, öğrendiklerini elektronik müziğe tahvil etmiş.
Arya “Red Line” albümündeki parçaların katmanlı düzenlemeleri, melodik gelişkinliği ve atmosferik dokusu ile vizyonerlik yolunda bir adım daha atıyor burada.
Ses tasarımı olarak da başarılı. Kullandığı seslerin çağrıştırdığı yaşamsal görüntüler dinleyeni zihinsel yolculuklara çıkarıyor. Sert, köşeli ve enerjik bir soundla ele aldığı parçalar kişilik sergiliyor; ambiant’tan IDM’e, rave’den minimal teknoya kadar uzanan bir çeşitlilik içinde.
Youtube, bandcamp gibi mecralardan yayımlanan albüm, Arya’nın şimdiye değin yaptığı en iyi iş ama şimdiye değin.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:15
Vitrindeki Albümler - 25 Mayıs 2025
Vitrindeki albümlerde ses konuna...
[Only Registered Users Can See Links] [Only Registered Users Can See Links]ŞLAR (MŞŞ)
Yetmişli yıllarda longplay devrine geçildiğinde, bir önceki dönemin 45’likleri derlenerek LP formatında piyasaya sürülüyor; tarihi belgeler olarak şarkıların bir araya gelişi geçmişi daha derli toplu görmememize yardımcı oluyordu. Bu bugün de geçerli, müzik tarihimize iz bırakmış şarkıların yeniden yeni kuşaklara dinletilmesi açısından... Bu manada bize bir dönemi yeniden yaşatan ve hafızalarımızı tazeleyen Kardaşlar plağı önemli.
Müzikal değerine paha biçilmez altı parçadan oluşan kısaçalar (EP), Ünol Büyükgönenç’in farklı tarihlerde kaydettiği üç 45’lik plağı bir araya getiriyor. İlki Kardaşlar topluluğu ile kaydettiği 1973 tarihli “Çökertme” ile “Deniz Üstü Köpürür”. İkincisi 1977 tarihli “Yeni Bir Türkiye” ile “Oy Gülüm Oy”, sonuncusu ise 1979 tarihli “Dışarıda Kar Yağıyor” ve “Kız Çocuğu”...
İkisi anonim, üçü Ünol Büyükgönenç bestesi, biri de Nazım Hikmet’in dizeleri üzerine Büyükgönenç tarafından bestelenen eserlerde Seyhan Karabay, Fehiman Uğurdemir, Cengiz Teoman, Taner Öngür, Uğur Dikmen, Hami Barutçu, Sefa Ulaştır gibi güçlü figürleri dinliyoruz. Darısı Büyükgönenç’in 1979’da kaydedilmiş ancak 12 Eylül darbe sonrası kaset olarak yayınlayabilmiş ilk ve tek albümü “Güzel Günler Göreceğiz”in başına.
---
[Only Registered Users Can See Links]Ç 'LEBLEBİ' (TAMAR RECORDS)
Ankaralı bir punk topluluğu vardı, adı Bam Bam Bam. Müzikleri de isimleri gibiydi, gözünü budaktan lafını namertten sakınmayan sert bir topluluk. Maalesef uzun ömürlü olmadı ama solistleri Arın Altay, topluluğun dağılmasının ardından Paris’e yerleşti ve orada da rahat durmadı. Orada Fransız müzisyenlerle birlikte Harç adını verdiği yine benzer sertlikte, tavizsiz bir topluluk kurdu ve işine kaldığı yerden devam etti. 2024 yılında kurulan topluluk şimdi üç şarkıdan oluşan “Leblebi” isimli ilk kısaçalarlarını (EP) çıkardı.
Arın’ın dışında gitarda Maxime Provençal, basta Ali Hazri Wennstrom ve davulda Martin Rault’dan oluşan Harç, şarkılarını Türkçe ve Fransızca söylüyor. Bu müzik iliklerine kadar punk; hem müzikal hem de sözleri açısından. Kokuşmuş düzenin irili ufaklı bekçilerinin nasibini aldığı sözlerde doğrudan politik mesajlar ve meydan okuma var. Hırçın bir düzen eleştirisinin yapıldığı, canhıraş okunmuş şarkılarda ham ve çiğ bir müzikal anlayış olsa da, kakofoni olduğu sanılmasın. Yeri geldiğinde zarif melodiler yapmayı ve solo atmayı da beceriyorlar. Harç’ın albümlerle dolu bir geleceğinin olacağını temenni ediyoruz, zira müzikte muhalefet adına nadir görülen kırmızı çizgiyi temsil ediyorlar.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:20
Vitrindeki Albümler - 8 Haziran 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]'HAMİYET-BİR PEYK MÜZİKALİ'
Yakın zamanda ve çok erken yaşta kaybettiğimiz Peyk topluluğunun solisti İrfan Alış’ın öteden beri en büyük hayaliydi bir müzikal.
Çocukluk günlerinde evlerine gelip giden, etrafı tarafından yarı meczup olarak görülen Hamiyet isimli kadının trajedisini unutamamıştı. O yoksul, çaresiz ve kadersiz kadındaki görülmesi kolay olmayan insani tarafı görmüş ve hakkında bir müzikal planlamıştı. Bu müzikal olmayan imkânlar tahtında sahnelendi, İrfan’ın hayali gerçekleşti ancak zalim ecel yüzünden çok kısa sürdü.
[Only Registered Users Can See Links] Madanoğlu’nun yazıp, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği Hamiyet müzikali, usta oyuncular ve Peyk topluluğunun performansı eşliğinde maalesef çok kısa bir süre sahnelenebilmiş, oynanmaya başladıktan kısa bir süre sonra da plağı için düğmeye basılmıştı.
Tam plağın fabrikadan geleceği günlerde İrfan hayata gözlerini yummuş, ne yazık ki büyük emek verdiği bu plağı görememişti.
Hamiyet bir müzikalden fazlası... Açılır kapaklı ve sadece 1000 adet basılan “HamiyetBir Peyk Müzikali” adlı plak, “Denizdeyim” adlı şarkının konser versiyonu dahil 13 şarkıdan oluşuyor. 30 yıldan beri aynı kadroyla yoluna devam etmiş olan Peyk topluluğunun bu şimdilik son ürünü. Ancak bir umuttur, bekleyelim. Şimdilik son ürünü...
HİSSİKABLELVUKU 'CEREYAN' (HKV RECORDS)
Çok nadir rastlanan bir durumdur müzik âlemimizde bu kadar uyum ve ruh birliği içinde bir araya gelişler. Hissikablelvuku adı altında kader birliği yapan üç müzisyeni yıllardan beri muhtelif oluşumlardan mütevelli tanırız ama ilk kez bu kadar kâmil bir pozisyonda vücuda gelişlerine tanıklık ediyoruz. Gitar, çağlama ve vokalde Volkan İncüvez, basta Okan Kaya ve davulda Berkan Tilavel; üçü de birden fazla çalgı çalan yetenekli insanlar. 40 dakika süren beş parçalık tamamı canlı ve doğaçlama kayıtlardan oluşan ilk albümleri “Cereyan”da eser miktarda ezber bozuyorlar.
[Only Registered Users Can See Links]ğını oluşturan elemanların tesadüfen bir akşam karşılaşmalarının ürünü bu proje; ilk buluşmada birbirlerine uzun uzadıya bir şeyler atlatmadan ruh diliyle anlaşarak çaldıkları... O anki “hal”lerinin müziğe tahvil edilmiş şekli. Bir yanı spiritüel, öte tarafı düşünsel. Basmakalıp ve şablonlara dayanmayan kolektif bir albüm “Cereyan”. Burada partisyonlar yok, yazılmış bazı riff ve dörtlükleri doğaçlamak var. Oyun havasından gazele, caz-rock’tan türküye kadar uzanan uzun parçaların kısa vokallerinde ise eski Türkçe ve Arapça sözcükler oynaşıyor. “Cereyan” müzik albümünden öte bir varoluş biçimi. Altıncı hissim diyor ki sanki plak olarak da basılacak.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:23
Vitrindeki Albümler 14 Haziran 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] [Only Registered Users Can See Links]
JAKUZİ 'MADALYON I' (PERA RECORDS)
Jakuzi’nin iki buçukuncu albümü mü desek! “Madalyon I” açılış ve kapanıştaki kısa pasajları da sayarsak ceman yedi parçadan oluşan 19 dakikalık bir EP (kısaçalar). Verilen adın da bize söylediği üzere bir albüm çalışmasının birinci yüzü.
Jakuzi yeni kuşak topluluklarımız arasında (kaldı ki onlar bile onuncu yıllarını geride bırakmış) göz kamaştıranlardan. İlk albüm “Fantezi Müzik”ten bu yana kişilikli bir duruş sergileyen, piyasa eğilimler karşısında eğilip bükülmeyen, güncele kapılmayan az sayıdaki isimden biri.
Müzikal künyesi Kutay Soyocak, Can Kalyoncu, Bahri Onur Erol ve Ezgi Daloğlu tarafından doldurulan albümde bir konuk var:
“Yalnızlar Caddesi”nin söz ve müziğinin sahibi Brek. İçsel çekişmeleri dile getiren şarkıların sözleri karanlık; etraf boş, hava rüzgârlı, vakit gece...
Plağa gelirsek... “Madalyon I”in yüksek ses kalitesi hedeflenerek 45 devir, numaralandırılmış 1000 adet sınırlı sayıda olarak yapılan baskısı gerçekten esaslı: 180 gram, transparan kırmızı renkli… Siyah anti-statik iç zarfı bile güzel düşünülmüş. Sticker ve insert de eksik değil. Daha da güzeli bu inceliği gösterenin Moda’da bir plak dükkânı olan ve henüz ilk plağını basan Pera Records’un yapmış oluşu. Teşekkür edilecek plak...
KLİPS VE ONLAR 'HALLEY' (TÜRKÜOLA)
[Only Registered Users Can See Links] yılında Eurovision Müzik Yarışması’nda ülkemizi temsil etme hakkını “Halley” şarkısıyla Klips ve Onlar topluluğu kazanmıştı.
İlhan İrem’e ait olan sözleri Melih Kibar bestelemiş, Bergen’de yapılan yarışma için yeni bir düzenleme yapılmıştı. “Halley” yarışmada 53 puanla dokuzuncu olmuştu.
Şarkıyı icra eden Klips ve Onlar, Melih Kibar tarafından iki topluluğun bir araya getirilmesinden oluşmuştu. İlki gitarcı Gür Akad tarafından kurulan, kadrosunda (daha sonra ayrılan ve yerine Levent Yurtseven’in geldiği) basçı İlkin Deniz, davulcu Derya Bozkurt ve klavyeci Emre Tukur’un bulunduğu ekipti. Diğeri ise Seden Kutlubay ve Sevingül Bahadır’dan oluşan Onlar adlı bir ikiliydi. Bu topluluk yarışmadan önce şarkının Türkçe ve İngilizce versiyonlarından oluşan bir 45’lik plak ve single kaset çıkarmış, Eurovision’dan kısa süre sonra da şarkının Türkçe ve İngilizce versiyonlarına başka birkaç parçayı ekleyerek “Halley” adındaki albümlerini, yine kaset ve plak olarak yayımlamıştı.
Zamanında sınırlı sayıda basılan, hızla tükenen ve ardından koleksiyonerlerin aradığı parçalardan biri haline gelen plak, şimdi yaklaşık 40 yılın ardında ilk kez yeniden plak, Cüneyt Yalçın Naçar eliyle orijinal bantlardan aktarılmış haliyle.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:25
Vitrindeki Albümler 23 Haziran 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] BAYDAR "HER ŞEY GEÇER" (SONY MUSIC TÜRKİYE)
Can Baydar’ın adını Ankaralı rock topluluğu Gece’nin sesi ve gitarı olarak duyduğumuzda “yerli ve milli” sound’umuz yükselişe geçmişti. Can da içinde yer aldığı toplulukla birlikte bu yükselişe katkıda bulunan kuşağın mensuplarından biri olarak dönemin ruhunu layığı ile taşıyordu. Zamanla topluluk frene bastı, Can da İstanbul nüfusuna geçerek solo kariyerine eğildi ve 2019’dan itibaren bağımsız çalışmalar üretmeye başladı. İnişli çıkışlı bir ritim içinde olsa da belli bir istikrarı yakalamayı başaran Can, bir süreden beri dijital platformlarda parça parça yayınladığı şarkıları derleyip toparladı, “Her Şey Geçer” adını verdiği solo albümünü tamamına erdirdi. Kişisel gibi görünen, yaşadığı toplumun ve dünyanın sorunlarında kendini soyutlamamış bir albüm bu. Yanı sıra karanlık gibi görünen, tünelin ucundaki ışığa da işaret etmeyi ihmal etmeyen.
Bir nevi Rock müzik destekli ruhsal bir varoluş mücadelesi bu; tabiri caizse sivil direniş... Toplamda dokuz şarkı 28 dakikaya sığmış; şarkılar kısa, ama vurucu. İçerik olarak bu şarkılar modern zamanların yabancılaşmış insanları için halen bir başka dünyanın mümkün olduğunu söylüyor, müzikal olarak yenilikçi alternatif rock soundu’na davet ediyor. Kendine ve dinleyicisine saygı duyanlar için...
SREN 'BAŞKA BİR HAYAT MÜMKÜN" (TAMAR RECORDS)
2024 yılındaki Roxy %100 Müzik Günleri’ne katıldıklarında rakiplerinden çok farklı bir görüntü vermişti sahneye çıkan Sren topluluğu. Sadakatle bağlı oldukları türü büyük bir adanmışlık içinde çalarak jüri özel ödülü almışlardı. Bu işi sürdürecekleri belliydi ve nihayetinde sahip oldukları kararlılığın ilk meyvesi geldi, albümleri “Başka Bir Hayat Mümkün” çıktı. Vokalde Öykü Birce Boyoğlu, gitarda Kaan Bilgin, bas ve tuşlu çalgılarda Mert Berkay Saraç, davulda Ozan Köseoğlu’ndan oluşan İstanbullu topluluğun üyeleri bizde özellikle Slowdive’ın etkisi altına aldığı bir kuşağın mensupları.
Her ne kadar çaldıkları müzik literatürde shoegaze olarak isimlendirilse de Sren’in bundan biraz daha fazla tarife ihtiyacı var.
Zira müziklerinde dream poptan indie’ye, post￾rock’a kadar uzanan bir mozaik var. 36 dakika süren dokuz parçada bazı unsurlar biraz daha diğerlerine göre öne çıksa da sonuçta üyelerin kolektif katkılarıyla şekillendiği bariz. Bu da Sren’i özgün, güçlü, organik ve alabildiğine samimi yapıyor. Böylelikle de Sren henüz kısa ömrüne rağmen topluluk ruhunu yakalıyor. Albümün kendine has katmanlı bir ses dünyası var, yarattığı atmosfer ise sinematografik özellikler taşıyor. Şarkı sözleri sorgulayıcı olduğu kadar umut da veriyor.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:28
Vitrindeki Albümler - 28 Haziran 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
ZEN-G 'GOLDSCHOOL' (SONY MUSİC TÜRKİYE)
[Only Registered Users Can See Links]
Rap camiamızın en üretken ve yaratıcı isimlerinden biri Zen-G, harbi Zeytinburnu delikanlısı...
Yeni albümü “Goldschool” adından da anlaşılacağı üzere hip-hop kültürüne, onun altın çağına bir saygı duruşu niteliğinde. Bu saygı duruşu doğal olarak alemin kolpacılarına bir sitem anlamına da geliyor. Örneğin açılıştaki “Grafiti” adlı parçanın bir satırı, Zen-G’nin sert tavrını çok net ortaya koyuyor: “Ey Türk rapçi, birinci vazifen para için şöhret için kendin için hip-hop’u satmak...”
Sazı ve sözü çok net ve kısa: üç dakikayı bulan parça yok, 14 şarkı toplam 31 dakika sürüyor. Ne söyleyecekse kısa kesiyor Zen-G; söz yazarlığı, flow çeşitliliği ve üretim gücünü net yansıtıyor. Ne de olsa o bir sokak kültürü neferi...
Sound olarak da birden fazla yüzü var Zen-G’nin; drill, trap, klasik rap ve arabesk rap gibi... Bu yüzler farklı dönemlere ve coğrafyalara işaret etse de Zen-G’nin elinde tek bir müzikal silaha dönüşüyor. Hem modern, hem geleneksel...
“Goldschool”u, Zen-G’nin ifadesiyle tanıtacak olursak “kendi altın çağımı başlatırken kariyer kaleme eklediğim tuğla niyetine bir altın külçesi, merdivenimde yeni bir basamak, kendime koyduğum yeni bir çıta mahiyetinde bir albüm”. Hak vermek için en az bir kez dinlemelisiniz.
GÖKSENİN 'GINA'
[Only Registered Users Can See Links]ıllar önce Supradyn ve B Planı isimli topluluklarla tanıdığımız Göksenin Tuncalı, kadınların nadiren boy gösterdiği roker alemimizde en ayrıksı ve takdire şayan karakterlerinden.
İstikrarla sürdürdüğü sahne yaşantısında Kadıköy’ün efsane mekânı Shaft’ın vazgeçilmez yüzlerinden olmuş; yetinmemiş, erkeklerin başaramadığı bir adımı atarak Blues Derneği’ni kurup yönetim kurulu başkanlığı görevini omuzlamıştı. Beste ve albüm çalışmalarını da ihmal etmedi Göksenin. Şimdi üçüncü albümü “Gına” ile yine sahnede.
Bir tutkunun insanı Göksenin; o tutkunun peşini ömür boyu bırakmayanlardan. Tutkunun adı Blues. Ancak “acıya, ayrımcılığa ve yalnızlığa karşı bir Blues-Rock yolculuğu” diye tarif ettiği albümü sadece blues’tan ibaret değil. Burada country-rock’tan rock’n roll’a, slow blues’tan Mediterranean soft-rock’a kadar uzanan bir yelpaze var. Yanı sıra da kavırlar: Alberta Hunter, Bessie Smith ve Yavuz Çetin’den...
Vokal, gitar ve klavyeleri üstlenen Göksenin’in ekibinde gitarcı Gürkan Özbek, basçı Ozan Yeşildal ve davulcu Soner Doğanca yer alıyor. İçerik olarak da her ne kadar ekonomik sıkıntılara, ayrımcılığa, çelişkilere ve hüzne değinse de, eğlenceli tarafı eksik değil. Defalarca dinleseniz de gına getirmeyeceksiniz.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:39
Vitrindeki Albümler - 5 Temmuz 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] SÖZ VERMİŞ ŞARKILAR / MURATHAN MUNGAN (ADA MÜZİK)
[Only Registered Users Can See Links]üziğimizin sorunlarından birinin iyi şarkı sözü yazarının azlığı oluşunun müsebbibi biraz da Murathan Mungan’ın çıtayı çok yükseklere çıkarmış olması. Yazdıklarından sonra söz beğenmek kolay değil. Bunun somut kanıtı 1999 yılında kaset ve CD olarak basılan “Söz Vermiş Şarkılar” albümü.
Naim Dilmener ve Bülent Forta direktörlüğünde hazırlanan bu derleme Mungan’ın sözünü yazdığı 18 şarkının farklı isimler tarafından yapılmış yorumlarından oluşuyordu. Şarkıların çoğunu dinleyici daha önce Yeni Türkü’den dinlemiş ve başucuna koymuştu.
Bunlar sevilen şarkılardı zaten ancak bu çalışma yine de onlara yeni kuşaklardan dinleyiciler kazandırmayı başarmıştı. Nedeni sanatçı ve topluluk tercihlerindeki isabetli kararlar, düzenleme ve icralardaki muazzam performanslardı.
Ülkemizdeki yorumculuk anlayışına yeni bir pencere açmak konusunda önemli bir örnek olarak “Söz Vermiş Şarkılar” şimdi ilk kez plak formatında. İki plaktan oluşan albümün çocukluğumuzdaki kazı-kazan türü piyango oyununu andıran, CD’deki orijinalliği korunarak yapılan kapak tasarımı takdire şayan. Şüphesiz yorumların hepsi aynı kalitede değil, ama ehemmiyeti yok; aradan geçen çeyrek asır bir bütün olarak bu albümü hakkettiği kadar kıymetli yapıyor.
ŞANIŞER 'KÖK' (COLLABEL)
[Only Registered Users Can See Links] yıldır rap okulunda dirsek çürüten Şanışer (Sarp Palaur), ilk kez 2019 yılında 17 rapçiyi orkestra ederek yaptığı 15 dakikalık “Susamam” adlı kolektif şarkıyla yeraltından günışığına çıkmış; neferi olduğu müziği engin kalabalıklara dinletmişti. Hak, hukuk, adalet mücadelesini elden hiçbir dönem bırakmayan Şanışer, sekizinci albümü “Kök” ile ait olduğu müziğin literatürüne katkı vermeyi sürdürüyor.
İçsel hesaplaşmaları toplumsal sorgulamalara tahvil eden yaklaşımlarıyla “Kök” hem içeri hem dışarı doğru yapılan bir yolculuk. Yolun sonu köklere kadar uzansa da tüm modern soundlardan nasibini alacak kadar zengin. Battle, flex, flow hepsi iyi ama en büyük özelliği cesareti Şanışer’in, bir de engin ruhu ve vicdanı...
10 parçadan oluşan albümde iki şarkıya Sokrat St, birine de Ados konuk olmuş. Parçadan parçaya değişin havada arabesk kadar ciddi miktarda pop da var. “Kök” albümündeki Şanışer evet kesinlikle eski Şanışer değil ama Şanışer’i anlamlı kılan da bu. Muhalif gibi görünmesine rağmen sistem eleştirisi yapan rapçi sayısının az olduğu bir ortamda Şanışer rap dünyasının nadir ozanlarından biri.
O yüzden her çalışmasıyla umudumuzu yeşertiyor.
Not: “Kök” albümü 1000 adet numaralı plak olarak basıldı.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:42
Vitrindeki Albümler'de bu hafta... 3 AĞUSTOS 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] HELVA ‘ATAMBA’ (GÜLBABA RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] İzmir kökenli Yasak Helva topluluğu 2019 yılında çıkardığı ilk albümü “Rektefe” ile hem özgün beste yapmış hem de anonim eserleri davulbas-cümbüş-çağlama ile modern olduğu kadar esprili bir zekâyla da yorumlayarak tekdüze giden hayatımıza renk katmıştı. Salih Korkut Peker, Onur Ertem ve Hakan Görkem Bıyık’tan oluşan bu elektro-folk üçlüsü, şimdi altı yılın ardından çıkan yeni albümleri “Atamba” ile hem sound hem de yorum açısından renk paletini zenginleştiriyor.
“Atamba” ilkine oranla daha cesur ve deneysel bir çalışma. Yanı sıra sekiz parçalık repertuarın da tamamının özgün bestelerden oluşması memnuniyet verici. Yer yer erken dönem Replikas’ı anımsatan parçalara karşın, yerellik ve folklor duygusu daha güçlü ve aydınlık; şarkı sözlerindeki sarkastik öğeler ve külhan edebiyatı da eserleri güçlendiren farklı unsurlar. Ancak ilerleyen albümlerde açığa çıkacak, Yasak Helva’nın tüm potansiyeli, varsıllığı bundan ibaret değil. Kanıt olarak tek başına “İmansız” adlı parça gösterilebilir.
Türler ve zamanlar arası bir yolculuk olarak bu albümün milliyeti haymatlos, karakteri toplumsal bellek. Felsefesi ise helvanı yaşarken ye!
Not: Üyelerinin bir çocukluk oyuncağı olan atamba, Balıkesir çevresinde sapan anlamına geliyor.
AHMET ALİ ARSLAN ‘MANASTIR’ (KURA RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] yılında Mersin’de doğmuş Ahmet Ali Arslan; Columbia Üniversitesi’nde elektrik-elektronik mühendisliği okumuş ama huzuru Ayvalık doğasının bedenine yüklediklerini müziğe tahvil edişinde bulmuş. Bugüne değin geride bıraktığı albümlere dördüncüsünü eklemiş. 75 dakikaya yayılan 15 parçalık “Manastır” albümünde, her bir parçada bir başka müzisyen yoldaşıyla doğaçlamaya dayalı düet yapmış.
“Manastır,” bir parça (Dervişin Ninnisi) dışında enstrümantal bir çalışma. Bu bir varoluş sorgusu, boşluklu zaman ve sonsuzluk duygusu içinde dolaşan bir huzur arayışı. Mütemadiyen doğaya yapılan serbest formlu sonik göndermelerle örülü bu kayıtlar birbirlerinden ayrıksı gibi görünse de kolektif bir ruh bütünlüğü içinde. Bir manada bir rehabilite mesaisi olarak yalnızlığa çare...
Makalelerden oluşan bir derleme gibi doğal bir tavrı var bu çalışmanın; mükemmeliyetçilikten uzak, alabildiğine nahif ve pastoral. Topraktan aldığını toprağa veriyor. Ambient, newage, world müzik üçgeninde salınsa da, bağımsız, zamansız ve mekânsız.
Çoğu otuzlu yaşlarda 16 müzisyenin, yaylı tanburdan theremin’e kadar uzanan çalgı çeşitliliği içinde yan yana gelişiyle oluşan “Manastır”, hem kalite hem de tür açısından bizde çok görülen örneklerden biri değil.
Vitrindeki Albümler 12 AĞUSTOS 2025
2024 başında Şenkop şemsiyesi altında yan yana gelmiş üç kafadar; kabak kemane ve vokalde Ruşen Can Acet, tuşlu çalgılar ve vokalde Rûbar Dindar, vurmalı çalgılarda Cem Mazlum...
[Only Registered Users Can See Links]İ MÜREN “KATİBİM / ÜSKÜDAR’A GİDERKEN” (ARTVİZYON)
Piyasada haddinden fazla yeni basılmış Zeki Müren plağının olduğunu düşünebilirsiniz. Haksız da sayılmazsınız, neticede hayattayken 600’ün üzerinde kaset ve plak doldurmuş bir sanatçı O. Ancak son çıkan Zeki Müren plağı müsaadenizle biraz farklı.
“Katibim / Üsküdar’a Giderken” adını taşıyan dokuz şarkılık plakta yer alan şarkıları aynı ismi taşıyan filmde defalarca dinlemiş olabilirsiniz ama bu kayıtlar ilk kez plak olarak yayınlanıyor.
1960’lı yıllarda kaydedilen şarkılar, arşivlerin tozlu raflarından çıkarılarak bir araya getirilmiş. Bu kayıtları plak yapma fikrinin sahibi ise, makara bantların Necip Sarıcıoğlu’nun Lale Film Stüdyoları’nda olduğunu bilen sinema tarihçisi Ali Can Sekmeç. Konuyu Artvizyon’dan Ufuk Işıklar’a açınca düğmeye basmışlar.
Hikâye özetle şu: bu şarkılar zamanında yönetmen Ülker Erakalın tarafından film için Zeki Müren’e okutulmuş. Repertuarı yaparken de Zeki Müren, piyasayı iyi bildiğini düşündüğü Nigâr Uluerer’den yardım almış. Filmde biri hariç ufak birer bölümleri kullanılan şarkıların bu plakta tamamı bulunuyor ve buradaki yorumlar daha önce ve sonra sanatçının plaklara okuduklarından farklı. Paşam’ın en güzel zamanlarının en güzel kayıtları; birkaç kuşağın hayatına fon olmuş şarkılar...
[Only Registered Users Can See Links]ŞENKOP “EVDE” (ŞEN RECORDS)
2024 başında Şenkop şemsiyesi altında yan yana gelmiş üç kafadar; kabak kemane ve vokalde Ruşen Can Acet, tuşlu çalgılar ve vokalde Rûbar Dindar, vurmalı çalgılarda Cem Mazlum... Ev ortamında yaptıkları canlı performansları video serisi olarak düşünmüş ve giderek bir albüme evriltmiş, nihayetinde de “Evde” albümünü hasıl etmişler.
Topluluğun ismi kendilerini kusursuz tarif ediyor: hem “şen”ler, hem de çalarken “kop”uyorlar. 10 anonim şarkıyı bu minval üzere meşreplerince yorumluyorlar. Piyasada bolca örneği bulunan ruhsuz yorumlardan oluşmuyor bu repertuar. Tamamı keyifli, esprili, yer yer matrak; enerjisi güzel, hayat dolu pırıl pırıl yorumlar bunlar; ince sazdan caz-fusion’a kadar uzanan geniş bir yelpazede tınlıyor.
Şenkop, Anadolu ve çevre bölgelerden otantik halk ezgilerini zamanından çekip alarak çağdaş düzenlemelerle günümüze taşıyor.
Hem de öyle bir taşıyor ki, onlara bambaşka bir iklimde yeniden yeşerterek farklı bir hüviyet kazandırıyor, üstelik özlerini ve ruhlarını deforme etmeden...
Şenkop, ilk albümünde fevkalade döktürüyor, gelecek albümler için şimdiden beklenti yaratıyor. Keyifsiz bir anınızda azıcık da olsa moral bulmak ve hayata sarılmak istiyorsanız “Evde” albümü size muhakkak iyi gelecek.
[Only Registered Users Can See Links] Beşer (
[email protected]
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:44
Vitrindeki Albümler - 24 Ağustos 2025
Vitrindeki Albümler'de bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]ıl Piyancı ‘Paradigma’ (Sony Music Türkiye)
Karşıyaka sahilinde, Kareler adını verdikleri buluşma alanından yetişmiş, 90 doğumlu bir İzmir çocuğu Anıl Piyancı. Ortaokulda Eminem dinledikten sonra rapçi olan kuşaktan. Graffiti yapmış, şarkı sözü yazmış, stüdyo kaydı derken kendini geliştirmiş. Ayrıca marka yaratmayı da iyi bilen üretken biri.
Düetleri seven pozitif bir karakter. Son albümü “Paradigma”daki Zeynep Yavuz, Anse, Eylül Piyancı ve Ceren Devrim’den oluşan eşlikçi kadın seslerinin tamamı isabetli tercihler.
14 şarkılık bu albüm Anıl’ın kariyerinde yeni bir sayfa. Bu tam bir rap albümü değil, özellikle prodüksiyon olarak sınırları oldukça geniş. Pop-rock ile rap arasında hatta Amerikan ArenaRock, AOR ile pop-rap’in kavşak noktasında. Sert gitar riff’lerini ve melodilerini seviyor Anıl, bolca da kullanıyor, yanı sıra şarkılara nefes aldıran sessiz ve yumuşak pasajları da iyi değerlendiriyor. Parçaların dramatik yapısı güçlü, şarkıları format açısından yaratıcı, çalgısal açıdan zengin. Şarkı sözlerinde hikâyeler ağır basıyor, bireysel meselelere inceden toplumsal çizgiler yerleştiriyor.
“Paradigma”, Anıl’ın bugüne kadar arkasında bıraktıklarının özeti olmakla birlikte, çıkılacak yeni bir yolun da habercisi. Şık, cesur ve gözü zirvede...
[Only Registered Users Can See Links]ürüyen Merdiven ft. Mercedes Casali ‘Live at Italian Cultural Institute of Istanbul’ (Bilgi Music Label)
Piyanist Yiğit Özatalay ile davulcu Mustafa Kemal Emirel’den oluşan Yürüyen Merdiven ikilisi, sağlam adımlarla yollarına devam ediyor, hem de 20 yılı aşkın bir süredir. Yeni albümleri bundan iki yıl önce, 2023 yılında İtalyan Kültür Enstitüsü’nde verdikleri bir konserin kaydı.
Konserde ikilinin önünde muazzam bir solist var, İtalyan şarkıcı Mercedes Casali. Üç müzisyen 2014 yılından bu yana Türkiye ve İtalya’da çok konser vermiş. Haliyle birbirlerini iyi tanıyor oluşları, kayıtların konuklu bir konsermiş gibi çıkmasından ziyade, tamamı topluluk üyesiymiş gibi çalmalarına neden olmuş. Düzenlemeleri birlikte yapmışlar. Domenico Modugno’dan Eden Ahbez’e, Ennio Morricone’den Silvio Rodriguez’e, Otis Redding’den Vinicius de Moraes’e... Repertuar İtalyan standartları, Güney Amerika şarkıları, Amerikan caz standartları ve Yiğit’in bestelerinden oluşuyor.
Parçaların dili İtalyanca, İngilizce, Türkçe ve İspanyolca, ayrıca sözsüz...
Parçaları orijinallerinden daha tutkulu ve içsel duygularla yorumluyorlar. Kendilerinden çok fazla şey katıyor, onlara bambaşka bir ruh ve nefes veriyorlar. Tetrisin parçaları arasında boşluk yok, hepsi sıkı sıkıya kenetlenmiş. Tertemiz, pırıl pırıl bir kayıt; atmosferik ve gizemli..
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:45
Vitrindeki Albümler - 31 Ağustos 2025
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] 1912 ‘1912’ (TIRPAN RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links]ıköy’ün taşı toprağı altın, yeni kuşak müzisyenler için. Karanlık Dünya’dan tanıdığımız, klavyeci Talha Çelik ile gitarcı Adnan Hakkıoğlu’nun kurduğu 1912, bu bereketli topraklar üzerinde yeşeren tohumlardan biri. Davulda Arda Evren, basta Çağatay Aksoy’un yer aldığı 1912’nin kendi isimlerini taşıyan ilk albümü, dijital platformlardan önce ilk kez Radyo Modart’ta yayımlanmıştı.
Kısmetse yakında da plak olacak.
Albüm, plak için tasarlanmışçasına iki bölümden oluşuyor: Erekli Tunç Stüdyosu’nda analog kaydedilen ilk beş şarkı topluluğun etkisi altında olduğu anlayışlara duyduğu saygıyı ortaya koyarken, ikinci beşlik bölüm ise garage ruhlu hücum kayıt.
Saykodelik rock, surf, trip-hop esintileri arasında ağız mızıkasının yarattığı spagetti western’lere has duygusallık, Neil Young’vari melankolik melodiler, tutkulu rafine gitarlar bu müziğe farklı bir ruh veriyor. İsmini Kafka’nın kaygı ve belirsizliklerle dolu karanlık atmosferinden esinlenen topluluğun parçalarında, uzun çalgısal pasajların yarattığı ruh hali etkileyici. Yerelliklerini ve tarihsel belleği ihmal etmediklerini gösteren parça ise “Reks Sineması”.
Not: Kadıköy’de açılan Tırpan isimli plak dükkânı, aynı zamanda onların bağımsız plak şirketlerinin de adı.
---
MESUD PARAGAN ‘DHARMA’ (PARAGAN RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] fotoğraf içindeki müziği anlatmaya muktedir. Kuşbakışı karenin içinde kırmızı halının üzerindeki piyanosuna uzanmış elin sahibi olan genç bir adam görünüyor, yalnız ve hüzünlü. Bir de tabloyu tamamlarcasına bir ifadeyle bize bakan kedi. Besteci ve söz yazarı Mesud Paragan’ın “Dharma” adını taşıyan albümü, duygusal hesaplaşmaların bilançosundan oluşan şarkılarla dolu. Kırmızı şarap ortamında iç dünyalara uzanan bir yolculuk bu, ana teması eski aşklar, arayışlar, kayboluşlar ve avcumuzun içinden kayarak yitip giden mutluluklar...
2016 yılında çıkardığı ilk albümü “Karma Karışık”tan beri dramatik yapısı öne çıkan beste çalışmalarını sürdürüyor Paragan. Yine sözü ve müziği kendine ait besteleri solo piyano eşliğinde seslendiriyor.
Piyanodaki eşlikçisi ise düzenlemelere de ortak olan Ozan Kaşlı. “Şimdi Lütfen” adlı bir parçada da sesiyle Ersin Gürler Akan konuk oluyor. Her şarkı ayrı bir hikâyeyi canlandırsa da bir araya geldiklerinde bir romanın bölümlerini andıran bir bütünlük içinde görünüyor “Dharma” albümü. Paragan “Dharma” ile daha minimal bir yola giriyor, müzikal yolculuğunu derinleştiriyor.
Müzik ne kadar sadeyse sözler duygusal açıdan o kadar yoğun. Mümkünse yalnızken dinleyin..
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:48
Vitrindeki Albümler - 7 Eylül 2025
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] MAVİSAKAL ‘İKİ YOL’ (TÜMER VE TÜMER/RAİNBOW45 RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] rock müzik tarihimizdeki en özel topluluklardan biriydi MAVİSAKAL. Sadece adını aldıkları masal olan Mavi Sakal’ın hasta ruhunu şarkılarında ustalıkla yansıtmaları, masum ve eğlenceli gibi görünen şarkılarında, o karanlık mesajları incelikle ve sadelikle vermeleri bile onları bu tarihte bir köşeye yazmamızı gerektiren özellikler. İşte o şarkılardan biri olan (söz ve müziği gitarcıları Kaan Altan’a ait) “İki Yol”u bundan 28 yıl önce 1997 yılında London Session Orkestra ile yorumlamış ve Londra’da kaydetmişti MAVİSAKAL. Aradan geçen onca yıla karşın şimdi sahneye bir başka kahraman çıktı, Rainbow45 Salih (Karagöz), gözünü kararttı ve kendi gençliğinin soundtrack’i olan bu şarkıyı ilk kez bastı, içinde iki sayfa insertle birlikte, 12 inç 45’lik plak olarak.
MAVİSAKAL şarkılarının tüm karakteristik özelliklerini taşıyan “İki Yol”, aynı zamanda doksanlar Türkçe rock döneminin ruhunu en iyi veren şarkılardan biri. Bu kült şarkı rock şarkılarının senfoni ile buluşturulması konusunda da ilk örneklerden.
Gitarda Kaan Altan, davulda Murat Tümer, vokalde Genç Osman Yavaş, basta Andy Wand; konuklar Tibet Ağırtan, Bias Boshell, Pate Kivinen, Juho Martikainen. Plağın B yüzünde “Başladım Yürümeye” ve “İki Yol”un enstrümantal versiyonu var.
MAVİSAKAL ‘KAN KOKUSU’ (TÜMER VE TÜMER/RAİNBOW45 RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links] yılında “İki Yol” şarkısını kaydeden MAVİSAKAL, bundan bir yıl sonra bu şarkının da içinde yer aldığı “Kan Kokusu” adında bir albüm çıkarmış, kendi kuşağının kendi gençliğinin içinde bulunduğu duruma karşı oluşan tepkisini, yanı sıra sevincini, hüznünü, özlemlerini dile getirmişti.
70’li yılların sonunda Tarsus Amerikan Lisesi’nde öğrenci olan, ardından İstanbul’a gelerek çıkardığı albümlerle dönemin rock âlemine yön veren bu çocukların topluluğu, “Kan Kokusu” ile çıtayı yükseltmişti. “Kan Kokusu” sound olarak son derece zengindi, grunge’ı ve alternatif rock’ı bizim havalara yaklaştırarak tınlıyor, derin sözleriyle kalıcı şarkılar içeriyordu. Bu özellikler de onu kült statüsüne yükseltiyordu. 10 parçanın tamamı bir bütündü ama “İki Yol” dışında kişilikli mesajlar taşıyan “Balta”, romantik gibi görünen karanlık atmosferli akustik şarkı “Kan Kokusu” bu albümün akıllarda kalan diğer özel şarkılarıydı.
“Kan Kokusu” aradan geçen 27 yılın ardından halen sözü ve müziğiyle güncel. O yüzden de yeniden gündeme gelmeyi sonuna kadar hakkediyor. MAVİSAKAL, bizim rock tarihimizdeki en değerli topluluklardan biri bu açıdan. “Kan Kokusu” da “İki Yol” gibi plak olarak ilk defa, ayrıca her ikisi de CD formatında yeniden basıldı.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:50
Vitrindeki Albümler - 14 Eylül 2025
İzmirli Kubi Öztürk ve Sascha Kimel’in HAFTW’si, ilk albümleri Unknown Territories ile İngiltere ilhamlı elektronik melodiler sunuyor. Can Artsan ise Suyun Yüzü albümüyle hümanist ve nostaljik bir pop-soul yolculuğu başlatıyor.
[Only Registered Users Can See Links] HAFTW ‘UNKNOWN TERRITORIES’ (TAMAR RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links]'i mesken tutan genç müzisyenlerimizin sayısı günden güne artıyor. Oraya yerleştikten sonra farklı kültürlerin insanları ile üretenler de az değil. Bunlardan biri de Kubi Öztürk. İzmirli, ODTÜ Uluslararası İlişkiler mezunu. Öğrenciliğinde Indie besteler yapmaya başlamış, mezuniyet sonrasında elektronik müziğe ağırlık vermiş. Berlin’e geçince DJ’lik yapmaya başlamış, 2020 yılında da müzik yoldaşı Sascha Kimel ile HAFTW (Her Absence Fill The World) adını verdikleri bir topluluk kurmuş. HAFTW bugüne değin iki EP çıkarmıştı. Şimdi (intro’yu da sayarsak) yedi parçadan oluşan 27 dakikalık ilk albümleri “Unknown Territories” ile yola revan. İkilinin mahallesi Neukölln, yani çok kültürlü bir yaşam alanı ama müzikleri (değişik etkileri barındırsa da) daha ziyade İngiltere ilhamlı.
Parçaların dili (Biri Almanca) İngilizce. Söz, müzik ve yapım kendilerine ait.
İnsanı hüp diye çeken dramatik bir yapısı var müziklerinin. Sakin ve huzurlu görünmesine karşın, ağır bir melankoli ve hipnotizma bu. Karakteri soğuk, temkinli, şüpheci ve derin. Zamanın ruhunun altına geçmişi döşeyerek beni seksenlidoksanlı yıllarda hararetle This Mortal Coil, Cocteau Twins ve Lush benzeri toplulukları dinlediğim günlere sürükleyiverdiler.
CAN ARTSAN ‘SUYUN YÜZÜ’
[Only Registered Users Can See Links]’li Mahir Can Küçük, sanatçı adıyla Can Artsan... Berklee’den vokal ana enstrümanı (voice principal) ile mezun olan ilk erkek Türk müzisyen. Evveliyatında Timur Selçuk’un öğrenciliği ve aynı dershanede eğitmenlik yatıyor. Amerika’da The Çay Party topluluğunu kurmuş, Boston’da bazı etkinliklerinde sahne almış, yazıp düzenleyip icra ettiği “Pamukkale Yolları” projesiyle dikkat çekmiş. Şimdi aynı dikkati sekiz parçadan oluşan 32 dakikalık ilk albümü “Suyun Yüzü” ile çekiyor.
Bir multi-enstrümantalist, besteci, düzenlemeci ve solist olan Can albüm kayıtlarını iki odalı stüdyosunda yapmış. Sözler parçadan parçaya Can, Erensu Ekmekciler ve Alp Yalçın’a, besteler Can, Erensu Ekmekciler, Alp Yalçın ve Okan Küçük’e, düzenlemeler ise Can’a ait. Elektrik gitarlarda da Can, Erensu Ekmekciler ile Ben Knorr-Byron var.
Bu albüm Can’ın pozitif karakterinin doğrudan izdüşümü. Derdini sakinlik içinde tane tane anlatıyor, kendini net ifade ediyor; tüm duygusallığı ve sevecenliği ile tam bir hümanist. Şarkılarındaki ruh halleri nahif, nostaljik, romantik, kırılgan, üzgün, hayalperest, cömert, vefakâr, iyimser, bazen semavi...
Pop, soul, pop-caz arasında gezinen parçalar yumuşak ve dinlendirici... Piyasa kaygısı olmayan bağımsız bir çalışma.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:52
Vitrindeki Albümler - 20 Eylül 2025
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] PERON ‘YENİ 1973’ (ON AİR MUSİC)
[Only Registered Users Can See Links] Memlekette varlığını yarım asrın üzerinde halen sürdürebilen İzmirli nadir bir topluluk 21. Peron. 1973 yılında kurulan topluluğun adını (evveliyatında başka eylemleri olsa da) biz rokçılar ilk önce 1978 yılında Embryo topluluğunun İzmir konserinde ön grup olarak sahne aldığında duymuştuk.
Bir yıl sonra da Eurovision elemelerinde halk jürisinin oylarıyla birinci seçilmelerine karşın politik nedenlerle İsrail’deki finallere gönderilmemişlerdi. Onlar memleketin koşullarına boyun eğmeden, umutlarını ve çiçek çocuklarına has iyimserliklerini kaybetmeden üretmeye devam ediyorlar, hem de o aydınlık günlerin müzikal anlayışları içinde. 17 parçadan oluşan yeni albümleri “Yeni 1973”, 180 gram duble plak olarak yayınlandı.
21. Peron üyelerinin zamana ayak uydurmak ya da pazarda yer bulmak türünden kaygısı yok. Saykodelikprogresif-rock ile klasik müzik temalarını, Anadolu ezgileriyle buluşturan, Türkçe ve enstrümantal parçalar icra eden 21. Peron, tuşlu çalgılarda Andreas Wildermann, davulda Erden Erdem, gitarda Haluk Öztekin, basta Cenk Dereli, vokalde (David Byron ilhamlı) Ahmet Safa İkis’ten oluşuyor. “Yeni 1973”, güneşin tepede olduğu, kelebeklerin uçtuğu, çiçeklerin açtığı, umut ve sevgi ile dolu, melodik bir albüm.
BULUTSUZLUK ÖZLEMİ ‘YAŞAMAYA MECBURSUN’ (ADA MÜZİK)
[Only Registered Users Can See Links]ı yılların en etkili müzikal eğilimlerinden biri Unplugged (akustik) konserlerdi. Bulutsuzluk Özlemi, 16 Haziran 1995 günü, İstanbul Açık Hava Tiyatrosu’nda bu konseptte bir konser vermişti.
Bir yaz akşamında tıka basa dolu bir kalabalığın karşısında verilen bu konser kaydedilmiş, bundan dört ay sonra da bu kayıtlar topluluğun üçüncü albümü olarak “canlı ve fişsiz” alt başlığı ile “Yaşamaya Mecbursun” adıyla yayınlamıştı.
Gitar ve vokalde Nejat Yavaşoğulları, gitarda Akın Eldes, tuşlu çalgılarda Sina Koloğlu, basta Murat Tükenmez, davulda Cihangir Bıyıkoğlu’ndan oluşan topluluğa sahnede klavyeci Serhat Ersöz, perküsyoncu Murat Kargılı ve vokalde Bertuğ Sağınç eşlik ederken bu gecede ilk kez söylenen dört şarkı vardı: “Yaşamaya Mecbursun”, “Yüzünde Yaşam İzleri Vardı”, “Oyalandık Belki Biz” ve “Neden Olmasın”... Yavaşoğulları’nın kısa cümleleriyle başlayan konserde, dönemin neredeyse tüm duygu ve duygusallıklarını yansıtan 13 şarkılık bir atmosfer vardı. Haberler bugün gibi yine berbattı ama yine de umut yok değildi.
Zamanında kaset ve CD olarak çıkan “Yaşamaya Mecbursun” albümü şimdi ilk kez plak formatında basıldı, açılır kapak, 180 gram... Zamanın acımasızlığına en iyi direnen albümlerden biri “Yaşamaya Mecbursun”.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:55
Vitrindeki Albümler - 27 Eylül 2025
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links] UMAY UMAY (EMRE GRAFSON MÜZİK/REHAREC)
[Only Registered Users Can See Links] Umay’ı (Umay Gedikoğlu) ilk kez 1990 yılında Leprechaun adlı toplulukta görmüştük. Ancak Umay kendini bize asıl bundan dört yıl sonra çıkacak olan “Umay Umay” adlı ilk albümüyle gerçek manada tanıtacaktı.
Söz ve müziklerini Barlas Erinç’in yazdığı ilk albümünde Şebnem Ferah ve Teoman gibi isimlerin erken dönemlerine tanıklık etmiştik.
Çok iyi bir kadroyla ortaya konmuş, güçlü bir prodüksiyon oluşuna karşın, alışıldık pazarlama tekniklerine yüz vermeden yaşamayı seçen, kendi gibi oluşuyla, samimi ve dobra tavrıyla dikkat çeken sıra dışı bir karakterdi bu albümdeki Umay. Kendini doksanlı yılların o sığ ve pespaye dünyasından kalın çizgilerle ayırmış, özgün bir karakterdi.
İçsel hesaplaşmaları ağır, ama gerçeklikten kopuk değildi; bu toplumda bize sunulan özgürlük kavramının komik bir yalan olduğunu haykırıyordu. Hazindi, cüretkârdı; hayat denilen süreci erken yaşta boşamıştı ama yine de umutsuz değildi. 90’lı yılların pop şarkılarının curcunasından bin ışık yılı uzaktaydı.
90’lı yılların dünyasını uyduruk pop şarkılarından değil, şimdilerde şehir hayatından uzakta bir köy evinde yaşayan Umay’dan dinleyin.
Konuları halen güncel. Zamanında kaset ve CD olarak basılan “Umay Umay” şimdi ilk kez plak formatında.
HAKAN KAMALI ‘INTO THE BLUE’
[Only Registered Users Can See Links] caz dünyasında çokça rastlarız; arı gibi çalışkandır, üretkendir, sayısız öğrenci yetiştirmiş, müzisyenlere emeği geçmiştir ama albüm yapma konusunda sıra en son kendisine gelir. 44 yaşındaki Hakan Kamalı da işte bu gerçek emektarlardan biri. “Into The Blue”, pek çok çalışma ve projeden tanıdığımız gitarcı, besteci, yapımcı Kamalı’nın kendi hesabına çıkardığı ilk solo çalışma. “Into The Blue”nun doğal rengi adından da anlaşılacağı üzere mavi; bunun da anlamı gelenekten beslenen ama modern çizgilerle bezenmiş bir konsept.
Caz müziğinin farklı dönemlerinin ruhu ile beslenen bu çalışmada yeterince özgünlük de yok değil. Kompozisyonları gibi müziği hem analitik hem de duygusal açıdan yaklaşmanın dengesini iyi kuran Kamalı, bu albümde bir dengeyi daha iyi kurmayı başarmış. O da diğer solocu piyanist (aynı zamanda yapımcı) Ülkem Özsezen ile kurduğu performans ve alan paylaşımı dengesi... Bastaki Esra Kayıkçı ile davuldaki Görkem Efe’nin de bu dengedeki yerleri simetrik.
Günümüz dünyasının cazının sınırları içinde keşfedercesine dolaşan 10 özgün bestede, sanki bir gitarcının özel mülkiyeti gibi değil, katılan tüm müzisyenlerin kolektif ruhu gibi tınlıyor “Into The Blue”. Çıtayı başlarken yükseğe koymuş, mükemmel bir ilk albüm.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 20:58
Vitrindeki Albümler - 6 Ekim 2025
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
KHONTKAR ‘PEMBE TRİLOGY’ (REDKEYS MUSİC
Khontkar, günümüz yerli rap camiasının en ilginç, özgün ve sıra dışı tarzlarından birinin sahibi. Onun bazı harflerini yuttuğu kelimeleri gırtlağında yuvarlayarak dışarıya tısladığı okuma tarzı, ancak yaratıcı (bir o kadar da isyankâr) bir ruhla ve müzikal dehayla izah edilebilir. Örneğin hiç kimse Khontkar kadar güzel “nolcak” diyemiyor.
Khontkar 2023 yılının sonlarında “Pembe” adını verdiği bir seri başlatmıştı. Bu seri bir üçleme haline geldi ve son halka “Pembe C Side” ile tamamlandı. Seri önce sadece dijital platformlarda yayınlanmıştı ama şimdi üçlü bir plak olarak koleksiyonerlerin ağzının suyunu akıtmak için hazırlandı.
Yalnızca 500 adet basılan bu hazine değerindeki plakta yer alan bonus şarkılar var. Murda, Metth, Keskin, Kozmos ve Simülasyon gibi isimlerle yaptığı düetler albüme damak tadı yüksek bir sos katarken, Khontkar her parçayı tükenmeyen kinetik bir enerji ile söylüyor. Khontkar’ın alter egosu Barry Allen, yapım ve mix-mastering’i Can Paşa ile sırtlıyor, ortaya güçlü bir sound çıkıyor.
Plağın kapak tasarımını, İzmir’in efsane dövmecisi Fatih Köse’nin yaptığı da düşünülecek olursa, “Pembe Trilogy”nin bir plaktan çok daha fazlası, adeta bir sanat eseri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
[Only Registered Users Can See Links]İVE ‘ROMANTİK’ (SAVANA WORLDWİDE)
Alibeyköy’ün Yeşilpınar Mahallesi’nden geliyor, 25 yaşında ve sadık üçüncü kuşak rapçi Motive... Rap müziğine sevdalanmasındaki şansı Rapuzi’nin komşusu olması. Bir de kuzeniyle yaptığı break-dans’lar... Karikatürdü, okuldaki derslerdi derken onu mutlu edecek şeyin müzik olduğunu anlayınca freestyle yapmaya başlamış. 2014 yılından bu yana da şarkı kaydediyor.
Motive, ilk günden bu yana çok şarkı kaydetti, çok yol aldı ama şimdi ilk kez “Romantik” ile plak formatında karşımıza çıkıyor. “Romantik” Motive’nin üçüncü stüdyo albümü. Bu çalışma 16 Haziran 2023 tarihinde dijital platformlarda yayınlanmıştı, 1000 adet basılan plak mesaisi ise iki yılı buldu.
Not: “Romantik”, 6. BAU Radyo Ödülleri’nde “en iyi albüm” ödülü aldı.
Çevresindeki insanlardan ve kendi geçmişinden besleniyor Motive’nin parçaları, bir de doksanların Underground Rap’inden...
Prodüksiyonu Pango’nun sırtladığı 18 şarkı ve sekiz beat track’ten oluşan projede, sözlere insanı kolayca içine çekme gücüne sahip derin altyapılar eşlik ediyor. Albümün adı bir kinaye; isminin aksine buradaki parçalar aşkı değil, genç şehirli bir adamın hesaplaşmalarını dile getiriyor. Motive’nin “Romantik” ile yükselişi sürerken, kendisi için de yeni bir dönemin ipuçlarını veriyor.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 21:01
Vitrindekiler - 12 Ekim 2025
Vitrindekilerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]ı, besteci, aranjör ve orkestra şefi olarak Gücüm Sezer, sevdalandığı spesifik türün elçiliğini üstlenen misyoner müzisyenlerden biri. Gücüm’ün sevdası ise geleneksel Brezilya Choro müziği. Bu türü modern bir yaklaşımla harmanlayarak dinleyicilerine ikram eden.
[Only Registered Users Can See Links]ücüm, girdiği yolda, dört parçadan oluşan yeni bir EP ile karşımıza çıkıyor:
“Gün-ü Aydın”... Gücüm, Raffi Arslanyan’dan klasik gitar dersleri aldıktan sonra, Doğan Canku, Ilgaz Benekay, Ricardo Moyano ve Donovan Mixon’ın tecrübelerinden faydalanmıştı. Choro dünyasında özgün bir çizgi yakalamak amacıyla 2023 yılında kurduğu Gücüm Sezer Guitar Project, üç kişiden oluşuyordu; basta Aytaç Yıldız, davulda Barış Buran vardı. Şimdi trompetiyle katılan Şenova Ülker ile farklı bir derinlik yakalamışlar. Kökeni 19. yüzyıla uzanan Choro müziğinin adı insanı yanıltıyor. Bu müzik sadece duygusal değil aynı zamanda ritmik, enerjik ve melodik... Ruh halini daha doğrudan sual eden olursa: Yaşama sevinci ve umut dolu parçalar, dinleyene bedavadan deniz kenarında bir yaz günü keyfiyeti yaşatıyor.
Çalgısal ustalık, ince işçilik isteyen bu müziğe dair bu proje ülkemizde alanında bir ilk. Dijital platformlardan dinleyin ama bir diğer tavsiyem de muhakkak konserde izlemeniz.
(GÜRKAN ÖZKAN ‘TABLA SOLO - LİVE’ (ROOTLESS RECORDS)
[Only Registered Users Can See Links]Özel bir müzisyen Gürkan Özkan, elinin altındaki tablanın kullanılış şekli ve üslubu açısından özel... 2008 yılından bu yana Portekiz, Hindistan, Rusya, Umman derken 30 farklı ülkede çalmış Gürkan.
Çaldığı müzisyenler arasında İbrahim Maalouf, Natasha Atlas, Birol Topaloğlu, Sezen Aksu, Nilüfer, Doğan Canku gibi çok mühim isimler var. Farklı ülkelerde albüm kayıtlarında bulunmuş, 2016 yılında da Tabla Sanatına Giriş adında bir kitap yayınlamış. Şimdi de yine ülkemiz açısından bir ilke imza attı Gürkan; 20 Nisan 2025’te Hindistan’da verdiği tabla solo resitali, bir albüm formatında dijital platformlarda yayınlandı. Albümdeki iki parça 44 dakika: Gürkan, Anadolu ritimleriyle dünya kültürünü kendine has bir üslupla buluşturuyor.
“Tabla Solo-Live” ikinci albümü Gürkan’ın; ilki 2024 tarihli “Visal” idi.
Pt. Gopal Rao Wadegaonkar’ın anısına düzenlenen “Baithak” konserinde, açılışı Shrikant Pise yapıyor harmonium ile. Ardından Gürkan bu kültürün geçmiş ustalarına referans veren bir performans sergiliyor. Albüm, bir Türk sanatçı tarafından icra edilen ve yayınlanan ilk tabla solo kaydı olma özelliği taşıyor. Kayıtlar yalnızca Hindustani müzik açısından değil, Türk müzik tarihi açısından da bir ilk olarak deftere yazıldı.
Sürmenaj
14 Kasım 2025, 21:05
Vitrindeki Albümler - 28 Ekim 2025
Flört ‘Üzüntü ve Muz Kabuğu’ (Pasaj Müzik). Doğan Duru ‘Climax’ (DD Müzik).
[Only Registered Users Can See Links]ört ‘Üzüntü ve Muz Kabuğu’ (Pasaj Müzik).
ANADOLU’NUN popu, rock’ı henüz daha bu kadar piyasaya meze olmadan evvel başlamıştı Flört, yakın tarihimizin pop kültürünü damıtmaya, tüm samimiyetiyle. Çok iyi yapıyorlardı bu işi; ülkenin müzikal geçmişini, en iyi süzen topluluklardan biri olarak sekiz albümü geride bıraktılar, eleman değişikliği yaşadılar ama 10 şarkılık dokuzuncu albümleri “Üzüntü ve Muz Kabuğu” ile yollarından dönmediklerini, dönmeyeceklerini ortaya koydular.
Tabii ufak tefek bazı değişiklikler hariç... Flört orta yaş sonrası dönemini yaşıyor. Eskisi kadar külhani değil, artık Rasta Baba ile takılmıyor, racon kesmiyorlar. Daha hüzünlü ve hayatı daha romantik bir yerinden görüyorlar. Bunları yeni albüm tek tek izah ediyor. Albüm Flört’ün çeyrek asırlık yolculuğunun özeti; uzun bir demlenme sürecinden geçen şarkılar tek tek önceden internette yayınlanmış, “Modern Ortam Romantikleri” yeniden düzenlenerek dahil edilmiş. Kuşağının eğilim ve değerlerine sadık bir topluluk olarak Flört’ün “yalnızlık ömür boyu demiş abiler” cümlesinde Fuat Güner’e gönderme yapılması çok anlamlı.
Feleğin çemberinden geçmiş bir Flört olarak burada farklı sound ve sözlere sahip bazı şarkılara imza atmış. Siz eskiyi arayın tabii, ama yeninin de tadını çıkarmayı ihmal etmeyin.
Doğan Duru ‘Climax’ (DD Müzik)
REDD topluluğundan tanıdık Doğan Duru’nun, üçüncü solo albümü “Climax”ı, doğum gününde 29 Eylül tarihinde dijital platformlarda yayınlandı. 14 şarkının düzenlemelerini yapmış, “Vampirler” parçasındaki Tamer Temel’in saksofonu dışında, çalgıları kendi çalmış. Sezen Aksu’nun “Ben de Yoluma Giderim” şarkısı haricinde tüm besteleri kendi imzalamış, bir de ilk defa İngilizce söylemiş, albüme adını veren şarkıyla. Tablo güzel ve kişisel...
Vokal ağırlıklı konsept bir şarkı albümü, fikren direnen bir çalışma. Duruşu yer yer gerçekçi ve radikal görünse de, hüzün ve melankoli yüklü; romantik bir albüm. Felsefi, politik ve sosyolojik sözcükler kullanmaktan çekinmiyor Doğan; bazı satırları toplumsal bir analizin sonuçları gibi görünüyor. 20 yılı geride bırakan Doğan, burada giderek yükselen opera merakının sonuçlarını da topluyor; temiz, parlak ve soyadı gibi duru bir ses olarak...
Elektronik ve Brit-pop çizgisine yakın besteler modern zamanların insanlık namına köhneliğini, şaşaalı dünyaların zalimliğini, kalabalık toplumların yalnızlığını vurguluyor. Katmanlı melodilerin birleşimiyle duygusal bir atmosfer oluşuyor albüm boyunca. O nedenle zamanın moda eğilimine yanıt olarak tek tek şarkıları değil, hepsini bir arada dinlemek daha anlamlı.
Vandetta
28 Haziran 2026, 16:21
Vitrindeki Albümler - 8 Haziran 2026
[Only Registered Users Can See Links]
NEŞE ALKAN ‘DİLO DİLO YAYLALAR / KAÇMA GÜZEL’ (ŞAHİNLER PLAK / NİRA PLAK)
Çapa semtinin ara sokaklarından birindeki Nira Plak’ın sahibi Rahmi Sevinç, müzik esnafı camiasının en nahif ve sevimli simalarından biridir. Geçenlerde ilk plak yapımı macerası olarak 1000 adet bastırdığı (bir yüzünde Dilo Dilo Yaylalar, diğerinde Kaçma Güzel adlı anonim eserlerin yorumlarının yer aldığı) Neşe Alkan 45’liği ise onun bir arkadaşından satın almaya çalışıp da ikna edemediği şeklindeki hikâyenin ürünü. 1975 yılında Zafer Dilek tarafından düzenlenen parçalar, Şahinler Plak etiketiyle basılmış, Sakar Şakir başta olmak üzere Yeşilçam filmlerinde kullanılmasıyla ünlenmişti. Şimdi Cüneyt Yalçın Nacar tarafından master’ı yapılan 45’lik, açılır kapakla özel renkli baskısıyla görücüye çıktı.
[Only Registered Users Can See Links]
Neşe Alkan’a gelecek olursak... Yetmişli yıllarda “polisin karısı” diye reklamı yapılarak tanıtılmış, ayrıca sinemada da boy göstermiş sarışın ve şuh imajıyla dikkat çekmişti. 45’likler sonrasında tek albümünü doldurduğu 1983 yılında Hey Dergisi okurlarınca yapılan yılın en iyileri oylamasında altıncı olmuştu. Gazinolar döneminde popa yakın bir alaturka tarzını benimsemiş muazzam bir yorumcuydu ama tam büyük çıkış yapacak zannedilirken müzik dünyasını erkenden terk etmişti. O yüzden de bu plak kesinlikle koleksiyonluk...
SANEM ‘KIZ SOLGUNDU’ (NOCTURNE)
“KIZ Solgundu” albümünün mevsimi karakış, zamanı gecenin karanlığı, sahibi ise duygusal bir yüzleşme yolculuğunun sonucunu satırlara ve notalara aktaran Sanem (Ersoy Öztürk). Düzenleme, çalgılar ve yapımcılık görevini üstlenen müzisyen ise Kargo topluluğundan tanıdığımız gitarcı Selim Öztürk.
10 şarkıdan oluşan bu albüm, adım adım oluşturulmuş. Şarkılar belli aralıklarla üçer üçer ve üç EP halinde dijital platformlara yüklenmiş. Ardından hepsi bir araya getirilmiş ve “Gizlice” adını taşıyan şarkı da eklenince 10 şarkılık bir albüm formatına kavuşturulmuş.
[Only Registered Users Can See Links]
Şarkılar çok kısa (toplam 10 şarkı sadece 21 dakika) olsa da söylemek istedikleri konusunda kifayetsiz ya da belirsiz değil. Sözler bizi karanlık ve kırılgan bir atmosferin içine çekerken müzikler kusursuz bir uyum içinde yankılanıyor. Geleceği geçmişle hesaplaşarak var etmenin uğraşısı olarak bir hikâye anlatıcısının eseri bu. Bir müzik projesinden belki de daha fazlası; bu manada albümü bir kara roman olarak okumak da yanlış olmaz.
Indie-dark-gothic ve alternatif rock başlıklarına sığdırmak mümkün bu ilk albüm çalışmasını. Hatta içindekiler ileride yeniden ele alınıp geliştirilmeye, uzun uzun progresif eserlere dönüştürülmeye uygun besteler.
Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])
Vandetta
28 Haziran 2026, 16:23
Vitrindeki Albümler - 28 Haziran 2026
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
ÇAĞRI SİNCİ ‘ÇIĞLIK/ÇIĞ’ (BEATSOMMELİER WAX)
[Only Registered Users Can See Links]
Kadıköy’ün sözünü budaktan sakınmayan çocuğu, şarkı sözü yazarı, besteci, rapçi Çağrı Sinci, 2019 yılının başında ve sonunda, beşer şarkıdan oluşan, Yeraltı Sakinleri projesi kapsamında iki EP (kısaçalar) yayımlamıştı dijital platformlarda, “Çığlık” ve “Çığ” isimlerinde. Birbirinin devamı olan bu iki EP, şimdi (biri A diğeri B yüzünde olmak üzere) tek bir plak halinde basıldı.
Çağrı’nın resmi ideolojinin çarpıtmalarına, iktidarların yalanlarına, sistemin yamukluklarına karşı yazdığı cesur parçalardan oluşan çalışmaları, Aysu Çöğür, İndigo, Yasmin Allavi, Barış Baran, Narkoz, SvA, Set gibi isimleri ağırlıyordu. Sert olduğu kadar romantik beatlere sahip “Kartopu”, “Hep Biz Öldük”, “Flu”, “Sokakların Manevi Çocukları”, “Şehre İndi Deliler” gibi Çağrı’nın en can alıcı şarkılarının yer aldığı bu iki çalışmayı bir araya getiren plak, (yolu açık olsun) Beatsommelier Wax tarafından yayımlandı.
Çiçeği burnunda firma, internette bir müzik mag olarak tanıdığımız Beatsommelier’in plak firması. Bu plak ise kataloğun ilk ürünü. Açılır kapakla, içinde üç kulaklı bir posterin, Deniz Ozan Çoşkun tarafından çizilmiş 16 sayfalık siyahbeyaz bir çizgi romanın yer aldığı “Çığlık / Çığ”, plak koleksiyonerleri için kesinlikle değerli bir parça.
DURAN TOKLUCA ‘AMBİVALANS’
[Only Registered Users Can See Links]
Roxy Müzik Günleri’nde tanıdığım ve katıldığı yıl ödül de kazanan Duran Tokluca, bildiğim en çalışkan ve üretken rapçilerden biri. Yeni albümü “Ambivalans” onun altıncı solo çalışması. Tam zamanlı bir mesleğe sahip olmasına karşın sekiz şarkıdan oluşan “Ambivalans” albümünü altı ayda tamamlamış Duran. Üstelik tüm söz, müzik, mix, mastering ve düzenlemeler kendisine ait.
Ambivalans kelimenin tam anlamıyla “storytelling” bir albüm. Girişi hariç tüm şarkılar 88 BPM. Duran’ın bu tercihinin nedeni, hem manevi hem de kompozisyon açısından hikâyelerinin içeriğine uygunluk. Ambivalans’ın kelime anlamı zıt duyguları aynı anda yaşamak. BPM’ler aynı ama duygular farklı.
Bir karakterin izole bir yaşamda dışarıya ve kendi içindeki karmaşık çelişkilere duyduğu mutluluğuhüznü, gerginliği ve sakinliği, özlemi ve gamsızlığı, ihaneti ve sadakati anlatan konseptteki albümün havası son derece ağır. Genel olarak sound doğu enkakayokyoku sample’larından örnekler alarak hazırlanmış. Romantik bir görüntü veren albümün sound olarak hissiyatı ise 70’ler ve 80’lerin Yeşilçam atmosferi olsa da günümüzün çağdaş rap anlayışından çok uzak değil. “Ambivalans” tanımayanlar ya da rap müziğine uzak olanlar için farklı bir keşif olabilir.
Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])
Vandetta
28 Temmuz 2026, 13:56
Vitrindeki Albümler - 19 Temmuz 2026
[Only Registered Users Can See Links]
FUAT SAKA ‘DARK WATERS/EMİGRATİON SYMPHONY’ (ADA MÜZİK)
[Only Registered Users Can See Links]
Yaşamının 20 yılını zorunlu olarak çıktığı gurbette geçiren müzisyen Fuat Saka, insanlığın en önemli sorunlarından biri olarak gördüğü göçmenliği kalıcı bir eserle işlemeyi kendine bir görev sayıyordu.
Salgın günlerinde sığınmacılığın sorunlarını müzik aracılığı ile dile getirmek amacıyla, 70- 80 çalgıdan oluşan senfoni orkestrası bir için eser yazmıştı, “Göç Senfonisi” adında. Klasik müziği bizim şarkı formumuzla, kaval ve kemençe ile buluşturduğu 10 bölümden oluşan bu senfoniyi, Yunan müzisyen Vangelis Zografos uyarlamış, solistliğini Ionna Forti üstlenmiş, Zacharios Sypridakis kemençesi, Cihan Yurtcu da kavalıyla katılmıştı. Bu senfoni beş ayrı konserle izleyicinin karşısına çıkmıştı.
10 Haziran 2022 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda şef Anastasisos Symeonidis tarafından yönetilen, Fuat Saka’nın vokal yaptığı konser şimdi ilk kez ikili plak formatında basıldı, açılır kapakla 180 gram.
Müzik tarihinde örneği az görülen çalışmalardan biri bu. “Yaşam Savaşı”, “Karanlık Sular”, “Hayaller Cebinde Saklı”, “Yabancı Topraklar” gibi bölümlere sahip olan, acıyı ve çaresizliği güçlü bir biçimde işleyen bu derin eseri, görsel açıdan Nedret Sekban’ın arka kapakta yer alan resmi eksiksiz anlatıyor.
NUN SULTAN ‘ÜZGÜN ŞARKILAR’ (MELANKOLİA/SOUND BOX)
[Only Registered Users Can See Links]
Rap camiasının takıntılı plak bağımlısı Sagopa Kajmer’in yapay zekâ ile sınavının ürünü bu albüm. Piyasada birbirinin tekrarı olan işleri görerek yaptığı birkaç deneyden memnuniyetle ayrıldıktan sonra, yapay zekâ için yeni sözler yazmaya başlamış. Bir hafta zarfında yirmiye yakın şarkı birikince, bunları bir plakta toplamaya karar vermiş.
Şarkıları yapay zekâya kadın sesinden okuttuğu için de sanatçısına Nun Sultan, albüme “Üzgün Şarkılar” adını münasip görmüş.
Rap olmayan şarkılardan oluşan albüm, old school’dan yeni kuşak saykodelik Anadolu’ya, oradan Yeşilçam ve meyhane şarkılarına kadar uzanıyor olsa da, Nun Sultan özü itibarıyla arabesk okuyor. İçinde kopan fırtınaları çaresizce anlatıyor, intihar fikriyle mücadele ediyor, acılarına korkularına karalar bağlıyor, sivri dikenlerin ısırgan otlarının arasında sessiz bir karanlığa gömülüyor. Bu karanlık sözler ile müzik arasında genelde uyumlu olsa da özellikle albüme adını veren parçanın kıvrak bas yürüyüşü gibi birkaç parçada söz ile müzik bağlamsız.
Not: Yapay zekâ ile üretilen müziklerden basılmış ilk plaklardan biri olma özelliğine sahip olan “Üzgün Şarkılar” hakkında bize gelen bilgi, plağın sadece bir defaya mahsus olmak üzere sadece 1000 adet basıldığı yönünde.
Kaynak ([Only Registered Users Can See Links])
Vandetta
19 Ekim 2026, 13:56
Vitrindeki Albümler - 18 Ekim 2026
Vitrindeki albümlerde bu hafta...
[Only Registered Users Can See Links]
TEOMAN ‘KIRILGANLAR KRALI’ (PROCEKTS YAPIM/BAYHAN)
[Only Registered Users Can See Links]
2023 yılında yaptığı “ben, zargana, deus ex machina” adlı otobiyografik çalışmayla, yalnızca bir müzisyen olma sıfatının ötesine taşınan Teoman, 2025 yılında dijital platformlarda yayınlanan, bir yıl sonra da üçlü kapakla tek plak olarak basılan sonraki çalışması “Kırılganlar Kralı” ile artık albüm yapmama ihtimali karşısında bıçağın “yeni açılan bir sayfa” tarafına devrildi.
Travmatik geçmiş, endişe dolu düşünceler arasında bir gelecek, nasıl biteceği meçhul bir son; bunların tamamı ve fazlası var, söz ve müziğin el ile eldiven gibi örtüştüğü bu albümde.
Fazlası ne mi? Şu: Müziğin (sanat eserinin) kime yapıldığı meselesini, dinleyicinin beklentisine daha önce verilen yanıtlar kümesini masaya yatırıyor Teoman. Teoman’ın yakın tarihi bize (Kafka misali olmasa da) ciddi bir dönüşüm örneği olarak yansıyor.
Teoman, zifiri karanlık dönem mahsulü “ben, zargana, deus ex machina”nın devamı olmakla birlikte “Kırılganlar Kralı”nda artık olgunluk ötesi bir seviyeye, dünyanın kendinden önce konmuş dayatılmış kurallarını iplememe, bunun yerine kişisel ve doğal seleksiyonundan oluşturduğu kurallarını koyma mertebesine ulaşıyor.
Listesi pek kalabalık olmayan nevi şahsına münhasır albümler kategorisinde cesur işler çıkarmaya devam ediyor.
HAKAN KURŞUN ‘KAOS’ (S MÜZİK/PB MÜZİK)
[Only Registered Users Can See Links]
1996 yılı yerli rokerler için mühim bir yıldı. İyi bir kuşak gelmiş, birbiri ardından rock müzik tarihimize adını yazdıracak alternatif albümler çıkıyordu. Yılın en iyilerinden biri de bir yıl önce kayıt sanatları okuduğu Polonya’dan memlekete dönen Hakan Kurşun’un “Kaos” albümüydü.
Rumeli Hisarı’ndaki evinde yaptı besteleri. Kayıtları yurtdışındayken cihaz sattığı ve sonradan çalışmaya başladığı Marşandiz Stüdyosu’nda yapmıştı, iki inç, 24 izli bir kayıt formatında. Kayahan’ın mikslerini yaparken “burası geceleri boş, gel kendi albümünü kaydet” demişlerdi.
Fender Stratocaster bir gitar, bir de Music Man bas kullanmış, davulları bilgisayar yazılımı ile sağlamıştı. Kendi çalıp kendi kaydetmişti, 32 kanal ses masasında. Gece 23.00’te gelip sabahın altısında çıktığı stüdyoda yaklaşık 300 saat kayıt yapmış, finalize etmesi beş ayı bulmuştu. Stüdyoya ödeme yapmamış ama CD ve kaset olarak basılan albümden de herhangi bir gelir elde etmemişti.
Hakan’ın kendini sorguladığı, müzikal bir yol çizmeye çalıştığı dönemde çıkmıştı “Kaos” ve 90’lı yıllarda yükselen eğilimlerin potansiyelini dik bir duruşla sergiliyordu. 30 yıl sonra ilk kez plak olarak basıldı “Kaos”, analog bantlardan aktarılarak, yalnızca 500 adet.
Matsuro
19 Ekim 2026, 14:00
Vay be, Teoman yine döktürmüş anlaşılan. Kırılganlar Kralı'nı merak ettim şimdi, dinlemek lazım.
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.