PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kadın Tripleri Sözlüğü


Ece
22 Mayıs 2024, 20:32
Nasıl İstersen 》Dediğimi yapmıyorsun ama yapacaksın!!

Sen Bilirsin 》istersen Dediğimi Yapma!

Gerek Yok 》Çokça Gerekli !

Ok 》Ölü Taklidi yap !

Haklısın 》İstediğin Kötü sözü sen seç!

Anladım 》Hayatını nasıl burnundan getireceğimi sen iyi biliyorsun!

Neyse 》Seninle sonra hesaplaşıcaz,bu iş burada bitmedi!

Doğrudur 》Yazdım bunu bir yere,sen bittin!

Boşver 》Seni boş verdim,rahat ol!

Ay,Üff ,Tamam 》Kaçın bence !

Peki 》Tüm Triplerin başlangıcıdır !

Susuyorsa 》Geçmiş olsun, Fragman bitti Film başlıyor!!!

Leydihan
22 Mayıs 2024, 20:42
Trip atan, dırdır yapan kadından korkmayın beyler. Susan kadından korkun; çünkü susan kadın sizden çoktan vazgeçmiştir. Erkekler de artık kadın gibi trip atıp, vazgeçtiklerinde susar oldular. Kadın kaçıyordu, onlar kovalanıyordu; şimdi kadın gibi onlar kaçıp bizim kovalamamızı bekliyorlar. Kadının peşinden koşan o delikanlı, eril erkekler nerede? Her yer dişil enerjili erkeklerle doldu taştı.

Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 21:21
Trip atan, dırdır yapan kadından korkmayın beyler. Susan kadından korkun; çünkü susan kadın sizden çoktan vazgeçmiştir. Erkekler de artık kadın gibi trip atıp, vazgeçtiklerinde susar oldular. Kadın kaçıyordu, onlar kovalanıyordu; şimdi kadın gibi onlar kaçıp bizim kovalamamızı bekliyorlar. Kadının peşinden koşan o delikanlı, eril erkekler nerede? Her yer dişil enerjili erkeklerle doldu taştı.

Bundan 20 küsur sene evvel (küsuratı çok olabilir hatırlamıyorum) bir film izlemiştim Tibet'te 7 yıl adında. İki delikanlı dağcı vardı. Bir de Tibetli bir kızcağız.. Bu delikanlılardan biri bu hanım kızın gözüne girmek için bin bir türlü şaklabanlık yapıyordu, başarılar, zirveler vs. lakin diğeri seçildi. Orada çok güzel bir laf kullandılar.. Yarışmak Tibet'te ayıplanır diye.. ( ya da bezer bir şey.) arada ki ayrım çok hoşuma gitti.. Birileri egosunu övünç kaynağı haline getirirken bir diğer kültür bunu ayıplıyordu. Şimdi durup dururken bunu niye anlattım. Bir kadının ya da bir erkeğin peşinden koşulmaz ayıp.. zorluk varsa mücadele edilir. bazı dışsal faktörlerden dolayı ilişki çatırdıyorsa mücadele edilir.. Lakin o kaçıyor ben kovalayayım hem tacize girer hem kovalayan kişinin gururuyla ilgili problem yaratır. Niye herkes 'düz' olamıyor ki? Her ne kadar evrenin rengi gri olsa da bu grilik siyah ve beyaz noktaların birleşiminden oluşur. Bir şey ya vardır ya yoktur. Sevginin koşulu olmaz.. Sevgi gri değildir. Belki de sadece toplamı gridir.. Temel siyah beyaz. Neyse öylesine işte.

Ece
22 Mayıs 2024, 21:28
Ben trip atma olayını şirin buluyorum, ki sevdiğim insanlarla didişmemde bundandır sanırım..

Birinin peşinden koşmakta,bana göre ilgisini belirtmenin bir yöntemidir abartısız olmalı tabi ki bu..

Şuna da çok inanıyorum İNSAN kavramı olarak belirtmeli (Kadın Erkek ayrımı yapılmaksızın) kişiler nasıl mutluysa öyle yaşamalı ve biz buna saygı duymalıyız..

Leydihan
22 Mayıs 2024, 21:49
Bundan 20 küsur sene evvel (küsuratı çok olabilir hatırlamıyorum) bir film izlemiştim Tibet'te 7 yıl adında. İki delikanlı dağcı vardı. Bir de Tibetli bir kızcağız.. Bu delikanlılardan biri bu hanım kızın gözüne girmek için bin bir türlü şaklabanlık yapıyordu, başarılar, zirveler vs. lakin diğeri seçildi. Orada çok güzel bir laf kullandılar.. Yarışmak Tibet'te ayıplanır diye.. ( ya da bezer bir şey.) arada ki ayrım çok hoşuma gitti.. Birileri egosunu övünç kaynağı haline getirirken bir diğer kültür bunu ayıplıyordu. Şimdi durup dururken bunu niye anlattım. Bir kadının ya da bir erkeğin peşinden koşulmaz ayıp.. zorluk varsa mücadele edilir. bazı dışsal faktörlerden dolayı ilişki çatırdıyorsa mücadele edilir.. Lakin o kaçıyor ben kovalayayım hem tacize girer hem kovalayan kişinin gururuyla ilgili problem yaratır. Niye herkes 'düz' olamıyor ki? Her ne kadar evrenin rengi gri olsa da bu grilik siyah ve beyaz noktaların birleşiminden oluşur. Bir şey ya vardır ya yoktur. Sevginin koşulu olmaz.. Sevgi gri değildir. Belki de sadece toplamı gridir.. Temel siyah beyaz. Neyse öylesine işte.
Peşinden koşmak dediğim mücadele zaten. O mücadeleyi artık tek taraflı verir olduk. Ayrıca seçen kadın olsak, Tibet de gibi ayıplanırdı. Türkiye’de kadınlar seçen taraf değil, gerçekler asla değişmez. Son zamanlar da kadın seçen taraf olmaya çalışıyor, ilk adımı atan kadınlar da erkeğe itici geliyor. Bir erkeğin niyeti yoksa kadın İlk adımı da atsa olmuyor. Yani mizah olarak kaçan kovalanır dediğim şeyi Türk erkekleri seviyor. Kadın ilk adımı atınca hepsine itici geliyor. Yanılıyor muyum?

Sürmenaj
22 Mayıs 2024, 22:00
ihtiyar'ın üstünde itinayla denemeliyim.

ihtiyar
22 Mayıs 2024, 22:08
ihtiyar'ın üstünde itinayla denemeliyim.

Tamam Pazar gününe hazırlan.

Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 22:09
Peşinden koşmak dediğim mücadele zaten. O mücadeleyi artık tek taraflı verir olduk. Ayrıca seçen kadın olsak Tibet de gibi ayıplanırdı. Türkiye’de kadınlar seçen taraf değil, gerçekler asla değişmez. Son zamanlar da kadın seçen taraf olmaya çalışıyor, ilk adımı atan kadınlar da erkeğe itici geliyor. Bir erkeğin niyeti yoksa kadın İlk adımı da atsa olmuyor. Yani mizah olarak kaçan kovalanır dediğim şeyi Türk erkekleri seviyor. Kadın ilk adımı atınca hepsine itici geliyor. Yanılıyor muyum?

Açıkçası benim için ilk adımı atanın zerre önemi yok. Bizim toplumun değer yargılarında ( eğer varsa tabii) sıkıntı var. Ataerkil toplumlarda (hele de gelişmemiş olanında) kadınlar hep kötü şeylere maruz kalmaya devam edecekler. Erkek hayırdan anlamayacak.. Kadın bazı sebeplerden razı olmak zorunda olacak vs. bir sürü şey. Biz kadına bakışımızı değiştirmediğimiz sürece bu böyle on yıllar sürecek.. Tabii bu bakışı kazanmamızda ki etkenlerin bir kısmı yine kadınlar.. Kadınları okula gönderiyoruz demekle bitmiyor iş.. Öğretimden ziyade eğitimli kadınlar gerekiyor.. Kendinin farkında olan.. Toplumu şekillendirme gücünü elinde tuttuğunun farkında olan kadınlar lazım bu ülkeye.. Sosyal statü de yetmiyor eğitimli sayılabilmek için. Yazar bir kadın oğlu birini ezince başka ülkeye kaçırabiliyor. Bu sadece toplumsal ilişkileri yönetmede öğretimin bir önemi olmadığını göstermek için bir örnek. Belki de bu kadın oğlu bir kadına tacizde bulununca yine de örtbas edecekti. Demek istediğim yani sadede gelirsem birini beraber olmaya zorlamak bana göre aşağılayıcı bir şey.. Ben bunu yapsam aynada kendi yüzüme bakamam.. Resmen karşıdakini yok saymaktır bu.. Bunun eril ya da dişil olmayla ilgisi yok..

Sürmenaj
22 Mayıs 2024, 22:09
Tamam Pazar gününe hazırlan.

Hım ok bye

fgfghfh

Leydihan
22 Mayıs 2024, 22:34
Açıkçası benim için ilk adımı atanın zerre önemi yok. Bizim toplumun değer yargılarında ( eğer varsa tabii) sıkıntı var. Ataerkil toplumlarda (hele de gelişmemiş olanında) kadınlar hep kötü şeylere maruz kalmaya devam edecekler. Erkek hayırdan anlamayacak.. Kadın bazı sebeplerden razı olmak zorunda olacak vs. bir sürü şey. Biz kadına bakışımızı değiştirmediğimiz sürece bu böyle on yıllar sürecek.. Tabii bu bakışı kazanmamızda ki etkenlerin bir kısmı yine kadınlar.. Kadınları okula gönderiyoruz demekle bitmiyor iş.. Öğretimden ziyade eğitimli kadınlar gerekiyor.. Kendinin farkında olan.. Toplumu şekillendirme gücünü elinde tuttuğunun farkında olan kadınlar lazım bu ülkeye.. Sosyal statü de yetmiyor eğitimli sayılabilmek için. Yazar bir kadın oğlu birini ezince başka ülkeye kaçırabiliyor. Bu sadece toplumsal ilişkileri yönetmede öğretimin bir önemi olmadığını göstermek için bir örnek. Belki de bu kadın oğlu bir kadına tacizde bulununca yine de örtbas edecekti. Demek istediğim yani sadede gelirsem birini beraber olmaya zorlamak bana göre aşağılayıcı bir şey.. Ben bunu yapsam aynada kendi yüzüme bakamam.. Resmen karşıdakini yok saymaktır bu.. Bunun eril ya da dişil olmayla ilgisi yok.. Eğitim sadece kadının üstüne yüklenmesi gereken bir yük olarak görülmemeli... Eğitim aileden başlar; lakin birey önce kendini eğitmelidir.
Sevgi, saygı, sadakat ve güven yoksa zorlamayla bir ilişki yürüten kişiler de ailesinden sevgi görmemiş, kendini eğitemeyen bireylerdir.

Ben ailesinden sevgi gören, kendini eğiten hiçbir insanın, bir canlıya zarar vereceğini düşünmüyorum.

Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 22:39
Eğitim sadece kadının üstüne yüklenmesi gereken bir yük olarak görülmemeli... Eğitim aileden başlar; lakin birey önce kendini eğitmelidir.
Sevgi, saygı, sadakat ve güven yoksa zorlamayla bir ilişki yürüten kişiler de ailesinden sevgi görmemiş, kendini eğitemeyen bireylerdir.

Ben ailesinden sevgi gören, kendini eğiten hiçbir insanın, bir canlıya zarar vereceğini düşünmüyorum.



Her ne kadar iki tarafta bu işten sorumlu tutulsa da kadınlarının gücünün farkında olması daha önemli.. Nihayetinde temel olarak aynı fikirdeyiz. ayrıntılar biraz değişik : ))

Leydihan
22 Mayıs 2024, 22:50
Her ne kadar iki tarafta bu işten sorumlu tutulsa da kadınlarının gücünün farkında olması daha önemli.. Nihayetinde temel olarak aynı fikirdeyiz. ayrıntılar biraz değişik : ))
Herkes yalnızken gücünün farkında zaten.. Önemli olan birlikteyken destek olacak gücü bölüşmek. Kadının yetemediği yerde erkek, erkeğin yetemediği yerde kadın destek olmalı. Hayat böyle paylaşılır. He - man gibi ''gölgelerin gücü adına, güç bizde artık'' diyebilmeli. adafdfg

Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 22:55
Herkes yalnızken gücünün farkında zaten.. Önemli olan birlikteyken destek olacak gücü bölüşmek. Kadının yetemediği yerde erkek, erkeğin yetemediği yerde kadın destek olmalı. Hayat böyle paylaşılır. He - man gibi ''gölgelerin gücü adına, güç bizde artık'' diyebilmeli. adafdfg


Toplumsal dönüşümü sağlayacak olanlar kadınlar.. Yerinize kararlar almalarına göz yumup çocukların, gençlerin eğitimini erkeklere bırakırsanız işiniz zor : ))

Ece
23 Mayıs 2024, 06:19
Açıkçası benim için ilk adımı atanın zerre önemi yok. Bizim toplumun değer yargılarında ( eğer varsa tabii) sıkıntı var. Ataerkil toplumlarda (hele de gelişmemiş olanında) kadınlar hep kötü şeylere maruz kalmaya devam edecekler. Erkek hayırdan anlamayacak.. Kadın bazı sebeplerden razı olmak zorunda olacak vs. bir sürü şey. Biz kadına bakışımızı değiştirmediğimiz sürece bu böyle on yıllar sürecek.. Tabii bu bakışı kazanmamızda ki etkenlerin bir kısmı yine kadınlar.. Kadınları okula gönderiyoruz demekle bitmiyor iş.. Öğretimden ziyade eğitimli kadınlar gerekiyor.. Kendinin farkında olan.. Toplumu şekillendirme gücünü elinde tuttuğunun farkında olan kadınlar lazım bu ülkeye.. Sosyal statü de yetmiyor eğitimli sayılabilmek için. Yazar bir kadın oğlu birini ezince başka ülkeye kaçırabiliyor. Bu sadece toplumsal ilişkileri yönetmede öğretimin bir önemi olmadığını göstermek için bir örnek. Belki de bu kadın oğlu bir kadına tacizde bulununca yine de örtbas edecekti. Demek istediğim yani sadede gelirsem birini beraber olmaya zorlamak bana göre aşağılayıcı bir şey.. Ben bunu yapsam aynada kendi yüzüme bakamam.. Resmen karşıdakini yok saymaktır bu.. Bunun eril ya da dişil olmayla ilgisi yok..
c.e.s Tesbitiniz çok yerinde ve doğru her satırına katılıyorum,belki de toplumumuzun bu şekilde düşünce sistemine sahip insanların çoğalmasına ihtiyacı vardır.

Bazen buna gelene kadar çok konu var diyoruz ya hani başlangıç noktası burası olmalı sanki :)) Teşekkür ederim.

Leydihan
23 Mayıs 2024, 06:38
Toplumsal dönüşümü sağlayacak olanlar kadınlar.. Yerinize kararlar almalarına göz yumup çocukların, gençlerin eğitimini erkeklere bırakırsanız işiniz zor : ))Gençlerin eğitimi derken babanın değil annenin eğitmesinden bahsediyorsan zaten hep öyle olmadı mı.. Baba sevgisinden mahrum büyütülen çocuklar olduk.. Toplumsal dönüşümü kadınlar sağlarken erkekler de kendini ezik hisseder oldu.. Eğer dönüşüm sadece kadının güçlenmesi adına olacaksa, güçlenen kadın karşısında erkekler de kendini ezik hissetmeyecek. Yoksa bu durum güç savaşına döner.. Ataerkiliğin de anaerkilliğin olduğu toplumlarda hep diğer cinsi yok saydığını görüyoruz... Hiçbir cinsiyeti birbirinden üstün tutmadan gelişmek lazım.. Herkesin birbirine saygı duyması gerektiğine inanıyorum. Barbie filmini izlemişsen bu konudan bahsediliyor. Popüler filmleri sevmezsin ama bence senin demek istediğini çok iyi anlatmış.. Ben eşitlikten yanayım ama dünyanın hiçbir yerinde eşitlik olmayacak, eğer tek bir cinsiyet olarak olayı çözmeye çalışırsak.. :)

Nemo Personne
23 Mayıs 2024, 07:11
Gençlerin eğitimi derken babanın değil annenin eğitmesinden bahsediyorsan zaten hep öyle olmadı mı.. Baba sevgisinden mahrum büyütülen çocuklar olduk.. Toplumsal dönüşümü kadınlar sağlarken erkekler de kendini ezik hisseder oldu.. Eğer dönüşüm sadece kadının güçlenmesi adına olacaksa, güçlenen kadın karşısında erkekler de kendini ezik hissetmeyecek. Yoksa bu durum güç savaşına döner.. Ataerkiliğin de anaerkilliğin olduğu toplumlarda hep diğer cinsi yok saydığını görüyoruz... Hiçbir cinsiyeti birbirinden üstün tutmadan gelişmek lazım.. Herkesin birbirine saygı duyması gerektiğine inanıyorum. Barbie filmini izlemişsen bu konudan bahsediliyor. Popüler filmleri sevmezsin ama bence senin demek istediğini çok iyi anlatmış.. Ben eşitlikten yanayım ama dünyanın hiçbir yerinde eşitlik olmayacak, eğer tek bir cinsiyet olarak olayı çözmeye çalışırsak.. :)



Bu pozitif ayrımcılık konusuna benzer.. Normal koşullar altında pozitif ayrımcılığa sonuna kadar karşı olmakla beraber önceliğin kadında olmasını kadınları küçük düşücü bir şey olarak da görürdüm lakin bir de gerçekler var.. Eşit bir toplum için öncelikle mücadele ve küçük imtiyazlara gerek var. Herkes yüksek bilinç seviyesinde olursa ancak bu sağlanabilir. Bu da kısa vadede mümkün görünmüyor. Erkeklerin ezildiğine falan da inanmıyorum. Çok örnek var.. Kadınlar konusunda eklediğim kadınların hepsi mücadele etmiş ve bir şeyler kazandırmış.. Louise bir olayı üstleniyor.. O zamanın Fransa'sında kadın hakları yok bu yüzden yargılanmıyorlar .. Bu olaydan ötürü kadınların yargılanma hakkını tanıyorlar.. Kadınlar dünyanın dört bir yanında mücadele ediyor.. O zamanlar bu kadınların hem de Avrupa'nın göbeğinde söylediklerini bilsen kadınlara daha bundan 1 yüzyıl önce nasıl da insan değilmiş gibi muamele ettiklerini görürsün.. Şimdi bu sadece kabuk değiştirdi.. Demek o ki siz başkaldırın biz destek veririz . )))

Leydihan
23 Mayıs 2024, 09:06
Bu pozitif ayrımcılık konusuna benzer.. Normal koşullar altında pozitif ayrımcılığa sonuna kadar karşı olmakla beraber önceliğin kadında olmasını kadınları küçük düşücü bir şey olarak da görürdüm lakin bir de gerçekler var.. Eşit bir toplum için öncelikle mücadele ve küçük imtiyazlara gerek var. Herkes yüksek bilinç seviyesinde olursa ancak bu sağlanabilir. Bu da kısa vadede mümkün görünmüyor. Erkeklerin ezildiğine falan da inanmıyorum. Çok örnek var.. Kadınlar konusunda eklediğim kadınların hepsi mücadele etmiş ve bir şeyler kazandırmış.. Louise bir olayı üstleniyor.. O zamanın Fransa'sında kadın hakları yok bu yüzden yargılanmıyorlar .. Bu olaydan ötürü kadınların yargılanma hakkını tanıyorlar.. Kadınlar dünyanın dört bir yanında mücadele ediyor.. O zamanlar bu kadınların hem de Avrupa'nın göbeğinde söylediklerini bilsen kadınlara daha bundan 1 yüzyıl önce nasıl da insan değilmiş gibi muamele ettiklerini görürsün.. Şimdi bu sadece kabuk değiştirdi.. Demek o ki siz başkaldırın biz destek veririz . )))
Kabuk değiştirdi demeyelim de çok az yerde kaldı bu düşünceler artık. Genel olarak zihniyet değişmedi.. Kadınlar bu haklarına kavuşmaları için kaç kadın daha canından olacak. Biz başkaldırmadan da erkekler kadına saygı duymayı öğrenmeli, çok zor bir şey değil bu.