Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Film / Bir Yönetmen
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 07:20
Shichinin no samurai (Yedi Samuray) (1954)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Akira Kurosawa
Süre:207 dakika
Senaryo: Akira Kurosawa, Shinobu Hashimoto, Hideo Oguni
Usta Samurai Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samurai Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samurai olarak görünen, fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır.
Takımına dört yeni samurai daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...
Akira Kurosawa'nın kariyerinin doruk noktası olarak görülen Yedi Samuray üç saati geçen uzunluğuna rağmen özellikle zamanında kaliteli örneklerine rastlamanın zor olduğu savaş ve "aksiyon" sahneleri en dikkatsiz seyircinin bile ilgisini ayakta tutacak pek çok detay içerirken bir yandan da anlattığı hikâyenin bütünlüğünden ve sinematografik kaliteden ödün vermeyen bir başyapıt.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Akira Kurosawa
Akira Kurosawa; 23 Mart 1910 yılında Japonya’nın Tokyo kentinde dünyaya geldi. Ünlü yönetmenin 57 senelik kariyer yaşamı dopdolu geçti. Tam olarak 30 filme imzasını atan Akira Kurosawa, tarihteki en başarılı yönetmenler arasında yer alıyor. Yedi çocuklu bir ailenin son çocuğu olan ünlü yönetmenin babası askeri okulda öğretmenlik yapıyordu.
Ünlü yönetmen sakin, normal bir çocukluk geçirdi. Abisi Japonya’da sessiz filmin popüler olduğu dönemde anlatıcı olarak sinema dünyasında yer almıştır. Abisinin önerilerini dikkate alarak birçok sinema klasiğini izlemiştir. Aynı zamanda resim ile de uğraşmıştır. Normal, idealleri için yaşamını sürdürürken Akira Kurosawa bir gün abisinin intiharıyla sarsılmıştır.
Akira Kurosawa, 1945 yılında aktris Yoko Yaguchi evlendi. Çiftin Kazuko isminde bir kızı ve Hisao adını verdikleri bir de erkek evlatları oldu. Ünlü yönetmen 6 Eylül 1988 yılında Tokyo’da vefat etti.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 07:35
Ulysses' Gaze (Ulis'in Bakışı) (To Vlemma Tou Odyssea)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: To Vlemma Tou Odyssea
Vizyon Tarihi: 1 Mart 2002
Süre: 169dk
Tür: Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen: Theo Angelopoulos
Senarist: Theo Angelopoulos , Tonino Guerra
Yapımı: 1995 - Fransa , Almanya , Yunanistan , İtalya , Romanya , İngiltere
Ulis'in Bakışı Film Konusu
Yıllardır Amerika'da yaşayan Yunanlı bir yönetmen, son filminin prömiyeri için anavatanına döner. Bir yandan da Balkanlarda çekilen ilk görüntüler olarak kabul edilen Makedonyalı Manaki kardeşlerin filmlerini bulmak niyetindedir. Filmi, içerdiği dini temalar yüzünden protestolara neden olur. Yönetmen bundan sonra uzun bir yolculuğa koyularak Manaki filmlerinin izini sürmeye başlar. Angelopoulos, yüzyıllardır süren bir etnik kargaşayı ve varılan son noktayı, Bosna savaşını durgun, etkileyici bir dille anlatmayı başarmaktadır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Theo Angelopoulos
Theodoros Angelopoulos (1935-2012) Yunan sinemasının Costas Gavras ve Costas Ferris ile birlikte öncü yönetmeni. Sanatsal sinemanın en önemli çağdaş temsilcilerindendir. Mitololojik göndermelere bol yer verilen filmlerinde, daha çok bireyden hareketle tarihsel bağlam içinde toplumsal olaylar konu edilmektedir. Özellikle entelektüel bireyin yaşama dair ızdırapları ve düş kırıklıkları işlenir. Filmlerinde geniş plan çekimler ve uzun sekanslar çokça yer alır. Çoğunu Eleni Karaindrou'nun müziklediği filmleri arasında şunlar sayılabilir: 36 Günleri, Avcılar, Kumpanya, Kitera'ya Yolculuk, Arıcı,Puslu Manzaralar, Leylegin Geciken Ad 24 Ocak 2012'de motosikletli bir polisin çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 07:49
Annie Hall (1977)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Vizyon Tarihi: 20 Nisan 1977
Süre: 93dk
Tür: Dram, Komedi, Romantik
Yönetmen: Woody Allen
Senarist: Woody Allen , Marshall Brickman
Yapımı: 1977 - ABD
New York'lu komedyen yazar Alvy Singer (Woody Allen) aşkın peşinden gitmek istese de, yaşadığı entellektüel ortamda aradığını bulabileceği konusunda oldukça umutsuzdur. En az kendisi kadar nörotik olan şarkıcı Annie Hall (Diane Keaton) ile tanışması ise önyargılarını sona erdirir. Yoğun olduğu kadar farklı olan bir ilişki yaşamaya başlarlar. Annie Hall'u etkileyici kılan, aşk üzerine öncekilerden farklı şeyler söylemeye çalışması. Komedi ve romantizm karışımı film, 70ler de gezinmek isteyenler ya da klişe aşk tasvirlerinden sıkılmışlar için iyi bir alternatif.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Woody Allen
Gerçek adı Allen Stewart Konigsberg olan Woody Allen, 1 Aralık 1935 yılında Brooklyn'de doğdu. Yedi-sekiz yaşlarındayken film çekmeye merak saldı. Okumayı sökmediği yıllarda filmler için hikâyeler yaratıyordu. Brooklyn'deki Midwood Lisesi'ni bitirdi, üniversite eğitimini ise tamamlamadı. 15 yaşında bir karar aldı ve adını Woody Allen olarak değiştirdi. 16 yaşında radyo ve televizyon programlarına espriler yazmaya başladı.
1961 - 1964 arasında stand-up komedi yaptı. Bu dönemdeki şovları bir yapımcının dikkatini çekti. Böylece bir sinema filmi için senaryo yazma teklifi aldı. 1973'te Sleeper 'ı, 1977'de kariyerinin en önemli filmi olarak anılacak olan Annie Hall 'u çekti.Son 10 yılda Crimes and Misdemeanors, Bullets Over Broadway ve Deconstructing Harry gibi filmleri çekti.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 08:10
Zéro de Conduite (Hal Ve Gidiş Sıfır) (1933)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Zéro De Conduite: Jeunes Diables Au Collège
Süre: 49dk
Tür: Komedi
Yönetmen: Jean Vigo
Senarist: Jean Vigo
Yapımı: 1933 - Fransa
Yaz tatilinin bitişiyle birlikte çocuklar okullarına dönerler. Yatılı okuyan öğrencilerin yatakhanelerine dönüşlerinden sonra oluşan tablo pek iç açıcı değildir çünkü öğretmenler baskıcı, zorba ve sıkıcıdır. Bu durumdan bıkan birkaç genç ayaklanmaya karar verir. Planları öğretmenlerini utandırmak ve biraz da eğlenmektir.
Zéro de Conduite (1933), 1937 yılında yaşamını yitiren Jean Vigo’nun sinema tarihine damgasını vurmuş eseridir. Fransız Yeni Dalgası’nın başyapıtlarından olan Truffaut’nun Les Quatre Cent Coups’unun (1959) ilham kaynağı olan filmi Vigo, çocukluk anılarından esinlenerek yaratmıştır. Komedi unsurlarının başarılı biçimde kullanıldığı film, Fransız hükümeti tarafından 1945 yılına kadar yasaklanmıştır. Özgün kamera kullanımı, güçlü rejisi ve kültleşmiş sahneleriyle dikkat çeker. Görüntü yönetmenliğini; Sidney Lumet, Elia Kazan, Otto Preminger gibi önemli isimlerle çalışan Boris Kaufman yapmıştır. Film, yirmi dokuz yaşında hayatını kaybetmesine rağmen Fransız sinemasının önemli örneklerine imzasını atan Vigo’nun kurmaca niteliğindeki ilk yaratısıdır. Otorite karşıtlığı ve anarşizim temaları üzerine kurulan Zéro de Conduite, sinemanın eleştirel bağlamda kullanımının en görkemli ve baş döndürücü örneklerinden.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jean Vigo
Jean Vigo, 26 Nisan 1905'te Emily Clero adıyla Katalan asıllı İspanyalı anarşist bir militan olan Eugene Bonaventure de Vigo' nun (takma adıyla Miguel Almereyda) oğlu olarak Paris'te Rue Polonceau 'da dünyaya geldi. Annesi Emily Clero'ydu. Çocukluğu ailesi ile birlikte sürekli yer değiştirerek geçti. Babası 13 Ağustos 1917 gecesi hapishanedeyken öldürülecekti. İddialara göre bundan cezaevi yönetimi sorumluydu. Bu olayın ardından annesi onunla pek fazla ilgilenmedi ve onu yatılı bir okula gönderildi. Bu esnada güvenliği için gerçek adı gizlendiğinden, ismi Jean Sales olarak değiştirilmişti. Vigo, yaşamı boyunca babasının gizemli ölümü ve yalnız başına yatılı okula gönderilmesinin olumsuz etkilerinin üstesinden tam olarak gelemeyecekti.
1922'de yeniden Paris'e döndü ve Chartres yakınlarında bulunan Lycee Marceau'ya devam etti. 1925'te Sorbonne yazıldı.
1929 yılında evlendiği[1] Elizabeth Lezinska bir sanayicinin kızıydı. Ondan 1931 yılında -daha sonra sinema eleştirmeni olacak olan-Luce Vigo adlı bir kızı oldu.
Çocukluğundan beri oldukça sağlıksız olan Jean Vigo, henüz 29 yaşındayken tüberküloza bağlı septisemi nedeniyle Paris'te yaşamını yitirdi.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 08:36
Sekiz Buçuk (8½)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: 8½ / 8.5
Süre: 139dk
Tür: Dram
Yönetmen: Federico Fellini
Senarist: Federico Fellini , Ennio Flaiano , Tullio Pinelli , Brunello Rondi
Yapımı: 1963 - İtalya , Fransa
Dünyaca tanınmış İtalyan yönetmen Guido Anselmi, yaratıcı ve kişisel bir krizin tam ortasındadır. Yeni filmi için aynı anda birkaç proje üzerinde çalışmakta, fakat çocukluk anıları ve cinsel fantezileri onu rahat bırakmamaktadır. Yönetmen yaşamına bir türlü bir anlam verememekte ve yeni filmine başlayamamaktadır. Kaçınılmaz olarak içine kapanarak yaşamdaki gelişmesine katkıda bulunan olayları değerlendirir: çocukluğu, kilise, ailesiyle ilişkileri, yaşamına giren kadınlar, ve bunların her birine eşlik eden türlü karabasanlar. Belki de yeni filminin malzemesini bunlar oluşturmalıdır. Guido, işinin saçmalığı, sanat ve karşı cinsle olan ilişkileri ve insanın varoluşunun anlamı üzerinde düşünmeye başlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Federico Fellini
Federico Fellini (d. 20 Ocak 1920, Rimini - ö. 31 Ekim 1993, Roma), İtalyan film yönetmeni.
İlkokul eğitimini, Rimini'de San Vicenzo rahibelerinden aldı. On yaşındayken evden kaçıp bir sirke girdi. 1938'de üniversiteye kaydını yaptırdı; fakat derslere devam etmek yerine mizah dergisi "420" ve resimli roman dergisi "Avventuroso" için çalışmaya başladı. 1939'da Roma'ya gitti ve karikatür sanatçısı olarak çalıştı. 1939-1940 yılları arasında radyo oyunları ve filmler için espriler yazdı. 1943'te oyuncu Giulietta Masina ile evlendi. Birçok filmde birlikte çalıştılar. 1944'te Roberto Rossellini ile birlikte "Roma, Città Apperta (Roma Açık Şehir)" filminin senaryosu üzerine çalıştı. 1946-1952 yılları arasında senaryo yazarı ve yönetmen yardımcısı olarak Rosselini, Alberto Lattuada ve Pietro Germi ile çalıştı. 1950'de ilk filmini Lattuada ile birlikte yönetti. Başarılı sinema kariyeri boyunca dört kez En iyi Yabancı Film Oscar'ını aldı. 1993'te meslek yaşamında gösterdiği başarı için özel bir Oscar'la onurlandırıldı. 31 Ekim 1993'te Roma'da kalp krizinden öldü
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 08:55
Persona (1966)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Ingmar Bergman
Senarist: Ingmar Bergman
Oyuncular: Bibi Andersson, Liv Ullmann, Margaretha Krook, Gunnar Björnstrand
Türü: Dram
Yapım yılı: 1966
Süre: 85 Dakika
Ülke: İsveç
Hikâye bir hemşire olan Alma(Andersson) ve onun hastası, ünlü bir oyuncu olan Elisabet Vogler(Ullmann) arasında geçer. Elisabet anden, hiçbir psikiyatrik veya fiziksel rahatsızlığı olmadan konuşmayı kesmiştir. Alma ve Elisabet, Elisabet'in tedavisi için yazlık bir eve giderler ve orada yalnızca ikisi yaşamaya başlar. Ki film neredeyse tamamen bu evde ve evin etrafında geçecektir.
Burada hikâye gelişmeye başlar. Elisabet'i konuşturmak isteyen Alma kendi hayatından ve geçmişteki günahlarından bahsetmeye başlar ona. Elisabet hiç konuşmaz, bir kere bile. Lakin Alma sırlarını ve geçmişini ona anlatmaya devam eder. Alma hayattaki anlamı çalışmakta ve bir şeye sıkı sıkı bağlanmakta bulan bir hemşiredir. Elisabet'in ise öyle bir kaygısı hiç yoktur. Elisabet Alma'nın anlattıklarını bir mektupla başkasına anlatmaya çalıştığında Alma oldukça sinirlenir. Kendisinin basit bir "Karakter çalışması" olduğunu düşünür ve buradan sonra araları bozulmaya ve soğuklaşmaya başlar
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ingmar Bergman
Ernst Ingmar Bergman (d. 14 Temmuz 1918, Uppsala - ö. 30 Temmuz 2007, Fårö), İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.
Bir Protestan papazının oğlu olarak 1918'de İsveç Uppsala'da doğmuştur. 30 Temmuz 2007'de sabahın erken saatlerinde İsveç'te Fårö adasındaki evinde 89 yaşında ölmüştür. Bergman 2005 yılında Time dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmiştir. Ingmar Bergman'ın en bilinen filmleri arasında Yedinci Mühür (1957), Yaban Çilekleri (1957), Aynanın İçinden (1961), Kış Işığı (1963), Sessizlik (1963), Persona (1966), Çığlıklar ve Fısıltılar (1972), Bir Evlilikten Manzaralar (1973), Güz Sonatı (1978) ve Fanny ve Alexander (1982) yer alır. 9 defa en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterilen Bergman’ın eserleri 1960, 1961 ve 1983 yıllarında Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü’nün sahibi oldu.
Bergman 2003 yılında emekli oldu. 30 Temmuz 2007'de birçok filminin de çekimlerini yaptığı Fårö adasındaki evinde 89 yaşında öldü.
Filmlerinin değişmez ana oyuncuları Liv Ullmann, Max von Sydow, Gunnar Björnstrand, Bibi Andersson, Ingrid Thulin, Hariet Andersson, Erland Josephson, Anders Ek'dir.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 09:11
What Ever Happened To Baby Jane? (Bebek Jane'e Ne Oldu?)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 135dk
Tür: Dram, Gerilim, Korku
Yönetmen: Robert Aldrich
Senarist: Lukas Heller , Henry Farrell
Yapımı: 1962 - ABD
Tekerlekli sandalyeye mahkum olarak yaşayan 1930 ların süper starı Blanch Huston (Joan Crawford) ile eski çocuk yıldız, deli kızkardeşi Jane Huston(Bette Davis) yıkılmaya yüz tutmuş malikhanelerinde, oyunculuk anlamında birbirlerini lime lime ederek bir Hollywood Grand Guignol destanı anlatıyorlar. Boynuz kulağı geçer misali sonradan oyuncu olarak eski çocuk yıldız kardeşinin şöhretini gölgeleyen, onu kenara iten, bütün ilgiyi üzerine çekerek, şöhretin doruğuna çıkan Blanche geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalır. Hikaye Blanche ı sakat bırakan o kazanın üzerine kurulur.Görünürde birbirlerinden nefred eden, bu iki kızkardeş gerçekten birbirlerini öldürecek kadar işi ileri götürecekler mi ? Yeniden şöhrete dönüşün hayalini kuran, planlar yapan, eski elbiseleri ile evin içinde salınan kızkardeşini ölesiye kıskanan alkolik, deli Jane mi ? yoksa masumiyetin sembolü kapalı kutu Blanch mı suçlu... izleyip görelim.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Robert Aldrich
(1918) ABD’li film yönetmeni. Özellikle şid*det öğeleri içeren filmleri ve biçim ustalığıyla tanınmıştır. Rhode Island Eyaleti’nde Cranston’da doğdu. Temel eğitimini ailesinin yanında tamamladıktan son*ra, babasından kendisine kalacak kurulu işi reddedip, yirmi yaşlarında Hollywood’a gitti. Kısa bir süre sonra yönetmen asistanlığına yükseldi. Charlie Chap-lin, Lewis Milestone, Jean Renoir, Joseph Losey gibi usta yönetmenlerle çalıştı. Kısa bir süre televizyonda da çalışan Aldrich, 1953’te Metro-Goldwyn-Mayer şirketinin önerisini kabul edip yönetmenliğe başladı. 1955 yılından başlayarak kendi filmlerinin yapımcılı*ğını da üstlendi. 1968’de kendi bağımsız stüdyosunu açtı. Hollywood film yapım ve dağıtım sistemine karşı çıkışı nedeniyle büyük film stüdyolarıyla sürekli bir çatışma içinde oldu.
Aldrich MGM için yaptığı The Big Leaguer (“Büyük Oynayan”) filmiyle yönetmenliğe başladı. Özellikle hareketli sahnelerde “seyirciye yumruk atarcasına” diye nitelenen çok etkili kurgusuyla kısa sürede tanındı. Birbiri ardından çektiği filmler taşı*dıkları şiddet ve tutkulu cinsellik unsurları yüzünden eleştirildiyse de, bunlardan özellikle Whatever Happened to Baby Jane (“Jane Bebeğe Ne oldu?”) ve Dirty Dozen (“On İki Kahraman Haydut”) ticari açıdan çok başarılı oldu. Kendi stüdyosunu kurduk*tan sonra, büyük şirketlerin, özellikle dağıtım alanın*daki etkili engellemeleri karşısında zor durumda kalan Aldrich, bir yandan da filmlerinin kimi bölümlerine karşı çıkan sansürle uğraşmak zorunda kalıyordu. Aldrich, özellikle, sinemasal tutumuna en uygun türler olan “polisiye” ve “western” türü filmleriyle dikkat çekmiştir.
Filmleri belirli abartmalar taşısa da, seyirciye üstün bir gerçeklik duygusu vermeyi başaran Aldrich, önemli bir ritm ustalığına erişmiştir. Hollywood sinemasının geleneksel olarak üstü kapalı ve yumuşak bir tutumla geçiştirdiği konu ve temaları olanca açıklığıyla vermesi de özellikleri arasındadır.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 09:28
Following (Takip) (1998)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 68dk
Tür: Dram, Gerilim
Yönetmen: Christopher Nolan
Senarist: Christopher Nolan
Yapımı: 1998 - İngiltere , ABD
Londralı işsiz bir yazar olan Bill, yeni romanı için insanların yaşamlarını öğrenmeyi takıntı haline getirir. Onları takip ederek, gizlice evlerine girerek hayatları hakkında ayrıntıları öğrenmeye çalışan Bill'in takip ettiği insanlardan biri olan Cobb adındaki iyi giyimli yabancı, aslında azılı bir soyguncudur. Bill'in kendince iyi niyetli saplantısı Cobb'un izlendiğini fark etmesiyle, birden ölümcül bir şekilde tersine döner ve kendisini bir anda karanlık suç dünyasının dehlizlerinde bulur.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Christopher Nolan
30 Temmuz 1970 Londra doğumlu Christopher Nolan orta öğrenimini Hertfordshire, İngiltere’de tamamladıktan sonra Lisans eğitimini University College London’da İngiliz Edebiyatı bölümünde gördü. Üniversite yıllarında bir çok kısa film çekme imkanı bulmuştur. Londra’da ki evine hırsız girdikten sonra bu konu üzerine düşüncelerini yoğunlaştırdığı ve işsiz bir yazarın insanların evine girip yaşamlarının ayrıntılarını öğrendiği Following isimli ilk filmini çekti. Ardı ardına bir çok film yazan ve yöneten Christopher Nolan’ın adeta kült olan filmi Memento, senaryo ve kurgu dallarında Oscar'a ve senaryo dalında da Altın Küre'ye aday gösterildi. Yönetmenin Incepton filmi de en iyi film ve senaryo dallarında Oscar'a aday gösterilmiştir. Batman’i sinemaya en iyi uyarlayan yönetmen olarak anılan Nolan film prodüktörü Emma Thomas ile evlidir ve çiftin üç çocuğu vardır.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 09:40
Rope (1948)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Alfred Hitchcock
Ülke: ABD
Tür: Suç | Dram | Gizem
Oyuncular: James Stewart, John Dall, Farley Granger, Joan Chandler, Sir Cedric Hardwicke, Constance Collier, Douglas Dick, Edith Evanson
Vizyon Tarihi: 23 Ağustos 1948 (Kanada)
Süre: 80 dakika
Senaryo: Hume Cronyn, Patrick Hamilton, Arthur Laurents
Sinema Tarihi'nin gerilim ustası Alfred Hitchcock'un yönetmenliğini üstlendiği 1948 çıkışlı sinema filmi "Rope" (İp/ Ölüm Kararı), Patrick Hamilton'un yazdığı oyundan uyarlandı. James Stewart'ın başrolünde yer aldığı yapımda John Dall, Farley Granger ve Joan Chandler yer alıyor. tek mekanda geçen "Rope", Nietzsche'den Freud'a kadar bir çok düşünürün felsefesini dillendirerek türlü göndermeler yapmaktadır.
Saygın ve seçkin bir konuma sahip olan iki genç adam Brandon ve Philip, cinayet hakkındaki 'farklı' düşüncelerini eyleme geçirme kararı aldıktan sonra sosyetik arkadaşları David'i öldürürler. Dünyaya faydası olmayan insanların öldürülebileceği, dahası, cinayeti sadece asil ruhlu insanların işleyebileceği görüşünü savunan ikili, iple boğarak öldürdükleri arkadaşlarının cansız bedenini bir sandığın içinde saklarlar.
Cinayet işlendikten bir kaç saat sonra evde parti düzenleyen ikili, yiyecek ve içkileri cesedin bulunduğu sandığın üzerine yerleştirirler ve arkadaşlarını davet ederler. Ancak ne var ki, herkes David'in gelmesini beklemektedir ve bu bekleyiş, cinayeti işleyenlerden Philip'in tedirgin olmasına sebep vermektedir.
Philip'e oranla daha soğukkanlı olan Brandon ise durumu ustaca idare etmeye çalışsa da partiye katılanlar arkadaşlarından Rupert'ın zekası, ikiliyle adeta çatışmaya girecektir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Alfred Hitchcock
İngiltere doğumlu Amerikan gerilim filmlerinin efsanevi yönetmeni. Londra'da doğan ve mühendislik eğitimi gören Hitchcock, Psycho, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi kült filmler ile adını duyurmuş bir yönetmendir. Tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden kabul edilen Hitchcock, gerilim ve cinayet temalı 70'e yakın film yönetmiştir. Cary Grant, James Stewart, Grace Kelly gibi ünlü isimlerle çalışan Hitchcock, ilk filmini 1923 yılında İngiltere'de, Family Plot isimli son filmini ise 1976 yılında çeker.
Dünya sinema sahnesini adını ilk duyuran filmi ise 1940 yılında çektiği Rebecca isimli filmdir.
Gerilim ve cinayet sinemasındaki en iyi filmlerindeki akıllara kazınan sahneler, kendinden sonra aynı türde çekilen birçok film tarafından tekrarlanarak Hitchcock'un filmlerine göndermeler yapılmıştır. Özellikle Sapık filminde duş sahnesi, Kuşlar filmindeki kuş saldırıları, North by Northwest'teki uçak sahnesi gibi birçok sahne, günümüzde de hala Hitchcock anısına birçok filmde tekrarlanır.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 09:55
Aguirre, the Wrath of God (Aguirre, Tanrının Gazabı) (1972)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Werner Herzog
Yapımcı: Werner Herzog Hans Prescher
Senarist: Werner Herzog
Aguirre Tanrının Gazabı 1972 Batı Almanya-Peru-Meksika ortak yapımı tarihi dramatik filmdir Özgün adı Aguirre der Zorn Gottes dir ABD'de Aguirre: The Wrath of God adı ile gösterilmiştir Yapımcılığını ve yönetmenliğini Werner Herzog'un yaptığı filmin senaryosu da Herzog'a aittir
Filmin açılış yazılarında konusunun tarihte gerçekten yaşamış ve Aguirre'in Güney Amerika seferine katılmış olan keşiş Gaspar de Carvajal'ın (filmde Del Negro tarafından canlandırılıyor) tuttuğu günlüklere dayandırıldığı belirtilmektedir Werner Herzog daha sonra yaptığı bir röportajda Gaspar de Carvajal'in filmde geçen zaman diliminden çok önce bölgede bulunduğunu buna rağmen filmin inandırıcılığını arttırmak amacı ile bu yazıyı filme eklediklerini açıklamıştı
Fitzcarraldo (1982) ve Cobra Verde (1987) ile birlikte bir üçlemeyi oluşturan bu epik tarihi film Yeni Alman Sineması'nın temsilcisi Werner Herzog'un en çok tanınan filmidir ABD'de bir arthouse filmi olarak kabul görmüş ve daha çok sanat filmleri gösteren mekanlarda gösterilmişti Kısa sürede uluslararası alanda kült film mertebesine erişen filmin başrolünde Herzog'un gedikli aktörü Klaus Kinski rol almıştır (Üçlemenin diğer iki filminde de Klaus Kinski baş rolde oynuyordu) Filmin müziklerini ise daha önce de Herzog'un birçok filminin müziklerini yapan Alman topluluk Popol Vuh hazırlamıştır Filmin tamamı büyük zorluklar altında konunun geçtiği Güney Amerika'da Peru'da çekilmiştir
Filmde 1560 yılında Peru'daki İnka topraklarını işgal edip yağmalayan İspanyol fatihlerden acımasız ve çılgın lider megaloman Lope de Aguirre komutasındaki bir grubun efsanevi altın şehir El Dorado'yu aramak üzere Amazon nehri boyunca vahşi ormanın derinliklerine yaptıkları telikeli ve zorlu sefer anlatılmaktadır Filmin görsel tarzı ve anlatım stili Francis Ford Coppola'nın 1979 yılında yapacağı Apocalypse Now filmine büyük ölçüde esin kaynağı olmuştu.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Werner Herzog
Werner Herzog Stipetić (d. 5 Eylül 1942, Münih, Almanya), Alman film yönetmenidir.
"Yeni Alman Sineması"nın mistik ekole sahip önemli bir sinemacısı olan Herzog, 5 Eylül 1942'de II. Dünya Savaşı sırasında Münih'te doğdu. Hırvat asıllı bir aileden geliyordu. Bavyera'nın bir köyünde büyüdü. 10 yaşındayken babası aileyi terk etti, onu bir daha görmedi. Werner daha sonra babasının soyadı olan Herzog'u (Almanca'da "dük") kullanmayı sürdürdü. On üç yaşına geldiğinde, ailesi ve Klaus Kinski ile Münih'te bir apartman dairesinde yaşamaya başladı. Daha sonraları bu konuyla ilgili olarak, "O an için, bir yönetmen olacağımı ve Kinski'nin oynadığı filmleri yöneteceğimi biliyordum" demiştir. 1960'lı yılların başında, ilk filmlerini finanse edebilmek için bir çelik fabrikasında kaynakçı olarak gece vardiyalarında çalışmıştır.
Filmlerinde genellikle imkânsız hayalleri olan hırslı kahramanlar, belirsiz alanlarda eşsiz yetenekleri olan insanlar veya doğa ile çatışan kişiler yer almaktadır. Fransız yönetmen François Truffaut, Herzog'u "yaşayan en önemli film yönetmeni" olarak adlandırdı.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 15:54
Dead Man (Ölü Adam) (1995)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 121dk
Tür: Dram, Fantastik, Western
Yönetmen: Jim Jarmusch
Senarist: Jim Jarmusch
Yapımı: 1995 - Almanya , ABD , Japonya
Ölü Adam
19. yüzyılın ikinci yarısında, kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünen genç bir adam, Batı Amerika’nın uç kısımlarına, bilmediği bir yere muhasebeci olmak için gider. Fakat o gidene kadar yerine çoktan başkası alınmıştır. O da ‘’Hiç kimse’’ isimli dışlanmış bir Amerikan yerlisinin hayatına girmesiyle gerçek bir Batılı olmayı kendine iş edinir. Hiç kimse’yle tanışmasıyla hikaye komik ve vahşi bir hal alır. Blake’in doğasına zıt olsa da, durum Blake’i silah kullanan, kural dışı avlanan bir katile dönüştürür. Blake yavaşça kontrolünü kaybeder.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jim Jarmusch
Jim Jarmusch, Amerikalı yönetmen. Bağımsız filmleriyle tanınır. 1953'te Ohio'nun Akron şehrinde doğdu. İlk önemli filmi, 1984 yapımı Stranger Than Paradise'tır. Hayal kırıklığı içindeki üç gencin New York'tan Cleveland'a oradan da Florida'ya tuhaf yolculuğunu anlatan film, Hollywood'a özgü film yapımı geleneklerinin pek çoğunu yıkmasının yanında, bugün de modern bağımsız sinemanın dönüm noktalarından biri kabul edilmektedir. Jarmusch 1986'da Down by Law'u yazdı ve yönetti. Film New Orleans'ta bir hapishanedeki Tom Waits, John Lurie ve Roberto Benigni'nin canlandırdığı üç mahkumu anlatır. Yönetmen bu erken dönem çalışmaları nedeniyle ABD'li yol filmleri trendinin etkili bir temsilcisi haline geldi. 1995'te Jarmusch, 19. yy'da Batı Amerika'da geçen ve başrollerini Johnny Depp ile Gary Farmer'ın paylaştığı Dead Man'i çekti. Film eleştirmenlerce genel olarak 'acid western', bir 'anti-Western' ve 'post-Western' olarak tanımlandı. Ayrıca eleştirmenler Batı Amerika, şiddet ve özellikle Amerikan yerlisi portrelerini başarılı bularak filmi övdü. Dead Man, Robby Müller tarafından siyah beyaz olarak çekildi ve müzikleri Neil Young tarafından bestelendi ve icra edildi. Jarmusch'un en önemli projelerinden biri, seri kısa filmlerden oluşan Coffee and Cigarettes'tir. Filmin temelini oluşturan ve Roberto Benigni ile komedyen Steven Wright'ın oynadığı altı dakikalık kısa film 1986'da Saturday Night Live'de yayınlandı. Yönetmen üç yıl sonra aktör Steve Buscemi ile sekiz dakika uzunluğundaki Coffee and Cigarettes: Memphis Version'u çekti. Müzisyenler Tom Waits ile Iggy Pop'un rol aldığı 12 dakikalık Coffee and Cigarettes: Somewhere in California ise 1993'te çekildi. 1993'te Jarmusch filmle ilgili planlarını, 'Kurgulanmayı bekleyen iki bölüm daha çektim ve iki ya da üç bölüm daha yazdım. Her ne kadar niyetim bunların ayrı ayrı kısa filmler olmasıysa da, on iki ila on dört civarında bölüm çekip bunları video gösterimi için bir araya getirmeyi planlıyorum.' sözleriyle açıkladı.Filmler 2004'te Coffee and Cigarettes adıyla gösterildi. Film (birincisi 1986 yapımı Coffee and Cigarettes, ikincisi Memphis Version ve üçüncüsü Somewhere in California olmak üzere) on bir bölümden oluşur. Oyuncular arasında The White Stripes'tan Jack ve Meg, Cate Blanchett, RZA, GZA, Bill Murray, Steve Coogan ve Alfred Molina da vardır. 2005 yapımı Broken Flowers filminde Bill Murray, Jeffrey Wright, Sharon Stone, Tilda Swinton, Frances Conroy ve Julie Delpy oynamıştı. 2013 yapımı Sadece Aşıklar Hayatta Kalır'da (Only Lovers Left Alive) modern bir vampir hikayesi anlatan Jarmusch, 2017'de Paterson'ı çekti. Adam Driver ve Golshifteh Farahani'nin başrolünde oynadığı filmde küçük bir kasabada yaşayan bir otobüs şoförünün sıradan hayatına izleyicileri ortak etti.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 19:03
Trainspotting
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 94dk
Tür: Dram, Suç
Yönetmen: Danny Boyle
Senarist: Irvine Welsh , John Hodge
Yapımı: 1996 - İngiltere
Mark Renton'un Edinburgh'ta yaşayan kendisi gibi eroin bağımlısı bir grup İskoç genç arkadaşı vardır. Hepsi ezilmiş, yalancı, psikopat, hırsız ve uyuşturucu madde bağımlısıdırlar. Kendilerine eroinle zarar verdikçe, kaçınılmaz sona yaklaşırlar ve arkadaşlıkları giderek zedelenmeye başlar. İçlerinden sadece Mark, bu durumdan kurtulabilecek iradeye sahiptir. Ancak, yaşamayı seçip seçmeme konusunda kararsızdır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Danny Boyle
Daniel Boyle, İrlanda kökenli Britanyalı yönetmen. Boyle, 21. yüzyılın ilk bölümünün tüm dünya sinemasındaki en önemli yönetmenlerinden bir tanesidir. Boyle 1956’da İrlandalı Katolik bir ailenin çocuğu olarak Manchester yakınlarındaki Radcliffe'de dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında Katolik Kilisesi'nde papaz yardımcılığı yaptı. Annesinin papaz olması yolundaki isteğine rağmen bir başka papazın yönlendirmesiyle eğitimini normal okullarda sürdürdü. Bolton'daki Thornleigh Salesian College'den sonra eğitimine Bangor'daki University of Wales'da devam etti. 1980 yılında Kuzey İrlanda'da BBC'nin prodüktörü olarak çalışmaya başladı. O dönemde BBC'de çok büyük ilgi gören Mr. Wroe's Virgins dizisinden de sorumluydu. 1982'de tiyatroda çalışmaya başlamasıyla show dünyasındaki kariyeri start aldı. Joint Stock Theatre Company ve sonrasında Royal Court Theatre'da çalıştığı 1982- 1987 yılları arasında sanat yönetmenliği ve vekil yönetmenlik yaptı. Bu dönemde Time Out ödülünü de kazanan Howard Brenton'ın oyunu Victory and The Genius and Edward Bond's Saved'in de içinde olduğu birçok projede görev aldı. Boyle aynı zamanda Royal Shakespeare Company için beş prodüksiyon hazırladı. 1994 yılında ilk uzun metrajlı filmi Shallow Grave'i (Mezarımı Derin Kaz) çekti. Bu ironik ve gerilimli İngiliz filmi, başarılı oldu ve Boyle’un adını dünyada duyurdu. Danny Boyle, 1996 yılında Irvine Welsh’in aynı adlı romanından sinemaya uyarladığı, geniş yankılar uyandıran ikinci filmi Trainspotting'i çekti. Trainspotting, "Four Weddings and A Funeral" gibi İngiliz Sineması'nın son dönemde çıkardığı en iyi yapımlardan bir tanesi olarak dikkat çekti. Ayrıca Ewan McGregor ve Robert Carlyle gibi iki ismi dünya çapında yıldız yaptı. Bir yıl sonra Galler'de çekilen ve Galler'in Trainspotting'e cevabı olarak tanıtımı yapılan "Twin Town" filmine de yapımcı olarak katılmıştır. 2000 yılında Alex Garland'ın kült romanı The Beach'i, Leonardo DiCaprio'nun başrolüyle sinemaya uyarlayan yönetmen, 2002'de ünlü yazarın bir diğer romanı 28 Days Later'ı filme almak için kamera arkasına geçti. The Beach ve 28 Days Later filmleri arasındaki 2 yılda BBC için TV filmleri çekti. 2004’te Alexander Nathan Etel'in başrolünde oynadığı Millions vizyona girdi. 24 Hour Party People'ın senaryo yazarı Frank Cottrell Boyce'la çalışan Boyle, filminde, İngiltere'nin Euro'ya geçecegi günden önceki birkaç günde bir ailenin başına gelen olayları, evin çocuğunun gözünden ele aldı. 2007’de gerilim ve bilim kurgu türündeki Sunshine sinema izleyicisiyle buluştu. 2008'de çektiği Milyoner (Slumdog Millionaire) kariyerinin ödül anlamında en parlak noktası oldu. Hindistan'da yaşayan bir gencin tanık olduğu farklı dönem ve olayları anlatan film 10 dalda Oscar adayı oldu ve aralarında En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo'nun da bulunduğu 8 dalda kazandı. Aynı şekilde 8 BAFTA ödülü ve 4 Altın Küre ödülü getirdi. 2010 yapımı 127 Saat filmi, Aron Ralston'un gerçek hikayesini anlattı ve başrolünde James Franco oynadı. 2013'te çektiği Trans'ın (Trance) ardından yine kaliteli oyuncuların yer aldığı biyografik yapım Steve Jobs'u beyazperdeye aktardı. Michael Fassbender ve Kate Winslet'ın başrolde olduğu film, Apple'ın kurucusunun hayatının önemli satırbaşlarına odaklandı. 2017'de gösterime girecek Trainspotting'in devam filminde yine kamera arkasına geçti. Filmlerinin görsel bir show haline gelmesinde yönetmenin İskoçya'daki mekanları kullanmasının büyük etkisi vardır. Daha çok İskoç aktörlerle çalışan Boyle, özellikle Milyoner'den sonra Hollywood tarzı yapımlara da yöneldi. Filmlerinde elektronik müziğin başarılı örneklerini kullanan Boyle, ekranda görünecek ilk sahneyi filmin ortasındaki görüntülerden seçmektedir. Kamera açıları ve ses efektlerini, titiz bir montajlama tekniğiyle birleştiren Danny Boyle, filmleriyle fanatik bir hayran kitlesi oluşturmuş ve hayal gücünü sürekli olarak kışkırtan çarpıcı motifler kullanmıştır.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 19:27
Lock, Stock And Two Smoking Barrels (Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana) (1998)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 105dk
Tür: Komedi, Suç
Yönetmen: Guy Ritchie
Senarist: Guy Ritchie
Yapımı: 1998 - İngiltere , ABD
Eddy ve arkadaşları ellerindeki 100.000 poundu değerlendirmek için kumara yatırırlar. Aralarında en kurt oyuncu Eddy olduğu için arkadaşları masaya onu yollarlar. Fakat masada her şey çoktan ayarlanmıştır. Eddy oyunun sonunda Hatchet Harry'e yarım milyon pound borçlanır. Bu borcu bir hafta içerisinde ödemelidir, yoksa Hatchet Harry'nin parmaklarını keseceğini biliyordur. Bu uğurda arkadaşları, parayı bulmak için bir dizi komik olaya karışırlar. Hatta bunlardan birinde antika bir tüfekle soygun yapmaya kalkarlar. Fakat hepsinde başarısızlığa uğrarlar. Fakat ellerindeki antika tüfeğin değerini bilmemektedirler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Guy Ritchie
Guy Stuart Ritchie, İngiliz yönetmen. Mizahi ögeler barındıran aksiyon ve macera filmleriyle tanınmıştır. Hatfield, Hertfordshire'da Amber ve John çiftinin çocuğu olarak doğan Ritchie, ilk uzun metrajlı filmini 1998'de Ateşten Kalbe Akıldan Dumana (Lock, Stock And Two Smoking Barrels) adıyla çekti ve büyük hayran kitlesi kazandı. Hemen ardından çok benzer bir konuyu işleyen Snatch filmiyle türünün saygı duyulan yönetmenleri arasında yerini aldı. Snatch filminin dünyaca ünlü oyunculardan oluşan kadrosu göz kamaştırıcı bir senaryoyla birleşmişti. İki filmin de başrolünde Jason Statham bulunuyordu. 2002'de Swept Away filminin başrolünde o zamanki eşi Madonna oynadı, ancak bu film ilk filmleri kadar beğenilmedi. Daha sonra onu meşhur eden türe geri dönerek 2005'te Revolver ve 2008'de RocknRolla filmlerini yönetti. 2009'da Arthur Conan Doyle'un efsanevi karakteri Sherlock Holmes'un yeni uyarlamasını çekti, 1 yıl sonra Sherlock Holmes: A Game of Shadows adındaki devam filmi geldi. İki filmin başrolünde Robert Downey Jr. ve Jude Law bulunuyordu. 2015'te casusluk filmi The Man from U.N.C.L.E.'ı yönetti. 2019'da ise ünlü masal Alaaddin'in (Aladdin) yeni uyarlamasında kamera arkasına geçti. 2000 yılında dünyaca ünlü şarkıcı Madonna ile evlenen Ritchie'nin 2000 doğumlu Rocco John Ritchie adlı bir oğlu oldu. Ayrıca 2006'da Malawi doğumlu David adlı bir erkek çocuk evlat edindiler. 2008'de çift ayrıldı. Sonrasında model Jacqui Ainsley ile birliktelik yaşayan Ritchie'nin Rafael (d. 2011), Rivka (d. 2012) ve Levi (d. 2014) adında 3 çocuğu daha oldu. 2015 yılında Ritchie, Ainsley ile ikinci resmi evliliğini gerçekleştirdi.
Nemo Personne
27 Nisan 2024, 19:54
Kosmos (2010)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 122dk
Tür: Dram
Yönetmen: Reha Erdem
Senarist: Reha Erdem
Yapımı: 2009 - Bulgaristan , Türkiye
Oyuncular: Sermet Yeşil, Türkü Turan
Türkiye’nin “auteur” yönetmenlerinden Reha Erdem imzalı dram filminde Kosmos karakteri, mucizeler yaratan bir hırsızdır. Dağlardan taşlardan, ağlayarak ve sanki birilerinden kaçar gibi Kars’taki zaman dışı sınır şehrine gelir. Şehre girer girmez nehirde boğulan bir küçük çocuğu kurtarır ve mucize yaratan insan olarak kabul görür. Kosmos’un gelmesiyle şehirde soygunlar ve mucizeler birbirini kovalarken, şehirliler Kosmos’un insanları iyileştirme gücünü keşfederler. Kosmos sıradan birisi değildir ve herkesi irkilten bir isteğini açık sözlülükle belirtir: Aşk peşindedir. Reha Erdem’in “düzen” ve “aşkın ötesindeki aşk” kavramlarını sorguladığı filmdeki ürpertici atmosfer, bilindik izleyici tutumlarını baş aşağı edecek ölçüde sunulmaktadır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Reha Erdem
Reha Erdem (d. 9 Kasım 1960, İstanbul), Türk yönetmen ve senarist. Lise eğitimini Galatasaray Lisesinde alan Reha Erdem Üniversite için Boğaziçi Üniversitesine kaydolmuştur.
Boğaziçi Üniversitesinde eğitimini tamamladıktan sonra Paris'e giden ünlü yönetmen Paris VIII Üniversitesinde sinema ve plastik sanatlar bölümünü okumuştur.
Yine aynı üniversitede yüksek lisans yaptıktan sonra 1998 yılında Fransız-Türk ortak yapım olarak ilk uzun metraj filmini çekmiştir.
Kariyeri boyunca 11 tane filmin yönetmen koltuğunda bulunan Reha Erdem aynı zamanda bu filmlerin senaryosunu da yazmıştır.
Toplam 14 tane olmak üzere kimisi uluslararası kimisiyse yerel organizasyonlardan çeşitli ödüllere layık görülmüştür.
Sinema yönetmenliği ve senaristliği dışında reklam filmlerinin yönetmenliği de yapan Reha Erdem 9 Kasım 1960 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir.
Bugün 61 yaşındaki ünlü yönetmenin ilk filmi olan 'A ay' 1988'de beyazperdeye geldiğinde 28 yaşındaydı.
Leydihan
27 Nisan 2024, 19:59
Filmler çok iyi. İçlerinden “bebek jane’e ne oldu” ve “kosmos”u izledim.
Eline sağlık.
Sürmenaj
28 Nisan 2024, 01:14
Sadece Annie Hall , rope, persona, filmlerini izlemişim.
Paylaşım için teşekkürler
Nemo Personne
28 Nisan 2024, 07:54
The Royal Tenenbaums ( Tenenbaum Ailesi ) (2001)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 110dk
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Wes Anderson
Senarist: Owen Wilson , Wes Anderson
Yapımı: 2001 - ABD
Tenenbaum Ailesi
Royal Tenenbaum ve karısı Etheline, uzun yıllardır ayrı yaşamaktadırlar. Tenenbaum çiftinin Chas, Richie ve Margot isimli üç yetişkin çocukları vardır ve her biri ayrı birer deha olan çocukların üçü de ilk gençlik yıllarında önemli başarılar elde etmişlerdir. Gençlik yıllarından itibaren emlak alım satım işlerine el atan Chas, uluslararası finans olayını iyi kavramıştır. Ailenin üvey kızı Margot ise, oyun yazarlığına ilgi duymuş ve henüz okulunun dokuzuncu sınıfındayken 50 bin dolarlık Braverman Ödülünü kazanmıştır. Richie de spor alanında kendisini kanıtlamış ve ulusal düzeydeki tenis turnuvalarında üç yıl üst üste şampiyonluk elde etmiştir. Ancak Tenenbaum kardeşlerin gençlik yıllarındaki bu başarısı fazla uzun sürmemiş, başarı pırıltıları kısa sürede yerini başarısızlıklara ve hayal kırıklıklarına bırakmıştır. Bunun sebebi de ailenin son 20 yılının sürekli ihanetler, hatalar ve felaketlerle dolu geçmesidir. Bu hataların çoğu da babaları Royal Tenenbaum’dan kaynaklanmıştır. Bir gün baba Tenenbaum, aile üyelerine kendisinin ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve son günlerini ailesiyle birlikte geçirmek istediğini söyler. “The Royal Tenenbaums” bu ailenin soğuk bir kış gününde yıllar sonra beklenmedik bir şekilde yeniden biraraya gelişinin öyküsünü komedi biçiminde anlatıyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Wes Anderson
Wesley Wales Anderson, kısaca Wes Anderson, Amerikalı yönetmen. Üç çocuğun ortancası olarak Houston, Teksas'ta dünyaya geldi. Babası, Melver Leonard Anderson bir reklamcıydı. Annesi ise şu anda emlak danışmanlığı yapan aslında bir arkeolog olan Texas Ann Burroughs'tur. Ağabeyi Mel doktor, erkek kardeşi Eric Chase Anderson da ressam ve sahne tasarımcısı olmuştur. Wes Anderson Westchester Lisesi'ni bitirdikten sonra ikinci filmi Rushmore'u da çektiği, Houston'da özel bir okul olan St. John's School'a devam etti. Tıpkı Rushmore'un baş karakteri Max Fischer gibi, Anderson da St. John's'un şu anda yıkılmış olan Hoodwink Tiyatrosu'nda oyunlar sergiledi. Anderson, Teksas Üniversitesi'nde felsefe okurken Owen Wilson ile tanıştı. Daha sonra uzun metrajlı olarak çektiği Bottle Rocket'ın kısa film versiyonu ile yapımcı James L. Brooks'un ilgisini çeken ikili, Brooks'un yardımı ile bu kısa filmlerini Sundance'e gönderdiler ve Sundance'de filmin uzun versiyonunu çekebilecek fonu buldular. 2001'de The Royal Tenenbaums, 2004'te The Life Aquatic with Steve Zissou, 2007'de The Darjeeling Limited, 2009'da Fantastic Mr. Fox ve 2012'de Ay Işığı Krallığı filmleriyle kendine has bir anlatım dili geliştirmeyi başardı. 2014'te şöhretli kadrosuyla dikkat çeken Büyük Budapeşte Oteli'ni yönetti. 2018'de stop-motion tekniğiyle çektiği animasyon Köpek Adası (Isle of Dogs) ile En İyi Yönetmen dalında Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı kazandı. 2010'da Lübnanlı yazar Juman Malouf'la birlikte olmaya başlayan Anderson'ın 2016 doğumlu Freya adlı bir kızı vardır. Hem New York'ta hem de Paris'te yaşamaktadır. Yönetmenin yakın arkadaşları arasında film yapımcısı Noah Baumbach, aktör/senaryo yazarı Owen Wilson ve Sofia Coppola yer almaktadır.
Sürmenaj
29 Nisan 2024, 01:58
Bu filmi izlemiştim sanki. İsmi yabancı gelmedi
Nemo Personne
06 Mayıs 2024, 11:15
Roma Açık Şehir (Roma, Città Aperta)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 103dk
Tür: Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen: Roberto Rossellini
Senarist: Federico Fellini , Sergio Amidei
Yapımı: 1945 - İtalya
1945 İtalya yapımı dramatik savaş filmidir. Özgün adı Roma, Citta Aperta olan film İngilizce konuşulan ülkelerde Rome, Open City ve Open City adları ile gösterilmişti. Film Mart 1993’te 13. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında da gösterilmişti.
Senaryosunu Sergio Amidei’nin Federico Fellini ile birlikte yazdıkları filmin yapımcısı ve yönetmeni Roberto Rossellini’dir. Rossellini filmin senaryosuna da katkıda bulunmuştu. Filmde iki profesyonel oyuncu, Aldo Fabrizi ve Anna Magnani dışında tamamen amatör oyuncular rol almışlardı. Film 1946 yılında Cannes Film Festivali’ nde Altın Palmiye ödülü almıştı. 1947 de de ABD’de En iyi Senaryo Akademi Ödülü’ne aday gösterilmişti. İtalyan Yeni Gerçekçi film akımının ilk örneği olan film 1944 yılında Nazi işgali altındaki başkent Roma’daki direnişin öyküsünü anlatır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Roberto Rosellini
İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının öncü isimlerinden yönetmen, senarist ve yapımcı Roberto Rossellini (1906-1977), 1935 yılında kısa filmlerle sinemaya adım attı. İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının ilk filmi ‘Roma, Citta Aperta’ (Roma, Açık Şehir; 1945) ile dikkatleri çekti. Ardından gelen ‘Paisa’ (Hemşeri; 1946); ve ‘Germania Anno Zero’ (Almanya Sıfır Yılı; 1948) ile uluslararası tanındı. Filmlerinde, sıradan insanların gündelik yaşantılarına odaklanırken; arka planda, siyasi atmosferi ve bu atmosferin insan ve toplum üzerindeki etkilerini işledi. Gerçekçiliği ön planda tuttuğu için, genellikle objektif bakış açısı ile eğildiği filmlerinde, kişisel yorumlardan kaçındı. Bu nedenle zaman zaman ‘fazla steril’ olmakla suçlandı. 1950’de Ingrid Bergman ile ‘Stromboli’yi gerçekleştirdi. Bergman ile birlikte 1954’e kadar inişli çıkışlı bir dizi film çekti. (İkilinin kızları Isabelle Rossellini, sinema yıldızı olmuştur). Kariyerinin son dönemlerinde TV yapımlarına yönlenmiş ve sinema öğrencilerine yardımcı olmuştur.
Sürmenaj
07 Mayıs 2024, 00:44
Schindler'in Listesi yok mu?
Nemo Personne
07 Mayıs 2024, 19:50
Schindler's List (Schindler'in Listesi)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 195dk
Tür: Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen: Steven Spielberg
Senarist: Steven Zaillian , Thomas Keneally
Yapımı: 1993 - ABD
Schindler’in Listesi, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının 2. Dünya Savaşı zamanında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudi’nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli yapıtları arasında sayılan ve ona Oscar kazandıran bir yapımdır. Film, 1994 yılında 12 dalda Oscar’a aday olmuş ve 7 dalda ödül kazanmıştı. Filmin kazandığı Oscar’lar şöyle : En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Steve Spielberg Kimdir ?
Steven Allan Spielberg (d. 18 Aralık 1946, Cincinnati, Ohio), Amerikalı sinema yönetmeni, yapımcı ve senarist.
8 Aralık 1946’da 4 çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak Cincinnati, Ohio’da dünyaya geldi. Spielberg’ün soyadı kökleri 17. yüzyıla uzanan Macar Yahudisi akrabalarının Avusturya’da yaşadığı Spielberg kentinden gelmektedir. Elektrik mühendisi olan babası Arnold Spielberg’in işleri dolayısıyla çocukluğu Camden, New Jersey, Haddon Township, New Jersey, Phoenix, Arizona Dream ve Saratoga, California Dreamin gibi farklı şehirlerde geçen Spielberg’in izlediği ilk film, Cecil B. DeMille’in The Greatest Show on Earth’üydü.
Küçük yaşlarda sinemaya duyduğu büyük ilgiyle hayaller kuran Spielberg, daha sonraları American Film Institute’ye verdiği bir röportajda, ilk kurgusunun oyuncak trenlerini çarpıştırması olduğunu söyleyecekti. Henüz buluğ çağına gelmeden, arkadaşlarıyla birlikte 8mm’lik macera filmleri çeken Spielberg, filmlerin gösterimini evde para karşılığında yapıyor, ablası da misafirlere pop corn satıyordu.
Spielberg ilk ödülünü 13 yaşındayken adını Escape to Nowhere koyduğu 40 dakikalık savaş türündeki filmiyle kazandı. 1963 yılında Phoenix, Arizona Dream’daki Arcadia High School’a devam ederken Spielberg ilk uzun metrajlı bağımsız filmini yazıp yönetti.
140 dakikalık bir bilim kurgu filmi olan ve daha sonra Close Encounters’ı çekerken ona ilham verecek Firelight’ı 400 dolarlık bir bütçeyle çekip, 100 dolar kazandı. Firelight, Spielberg’in ilk büyük tanıtım başarısı oldu, zira Phoenix gazeteleri 16 yaşındaki bu çocuğun büyük gelecek vaat ettiğini yazıyordu.
Annesiyle babasının boşanmalarının ardından babasıyla birlikte California Dreamin’ya taşındı. 3 kız kardeşi ve annesi Arizona’da kalmıştı. Öğrenimine devam ederken yaşadığı “En kötü tecrübe” ve “Yeryüzündeki cehennem” olarak nitelendirdiği okulu Saratoga High School’dan 1965 yılında mezun oldu. Arkadaşları ona Spielbug lakabını takmışlardı.
Kartal İzci olan ve Amerika’nın Erkek İzcileri (BSA)’dan Distinguished Eagle Scout ödülünü ve sinematografi şeref rozetini alan Spielberg, daha sonraları BSA’nın anti-homoseksüel duruşundan hoşlanmadığı için BSA’dan istifa edecekti.
Spielberg California’ya taşındıktan sonra 3 kez UCLA’nın University of Southern California's School of Cinema-Television bölümüne sinema eğitimi almak için müracaat etmesine rağmen, kabul edilmemişti. Spielberg, hem UCLA’ya kabul edilmeyişi hem de Vietnam Savaşı'nda askere alınması riskine karşı ailesinin isteği yüzünden Long Beach’taki California State University’ye kaydoldu. Henüz mezun olmadan sinema tutkusuyla kendini Universal Studios’un kurgu bölümünde haftanın üç günü para almadan çalışan bir stajyer olarak buldu ve film kariyeri bu şekilde başladı.
Nemo Personne
07 Mayıs 2024, 20:01
Forrest Gump
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 142dk
Tür: Dram, Komedi, Romantik
Yönetmen: Robert Zemeckis
Senarist: Eric Roth
Yapımı: 1994 - ABD
Forrest Gump, zeka seviyesi 75 olan bir erkeğin hayatını ele alıyor. Zeka seviyesi nedeni ile devlet okullarına girmekte bile zorlanan Forrest Gump zamanla akla mantığa uymayan başarılara imza atıyor. Her ne kadar zeka seviyesi düşük olsa da fiziksel olarak son derece sağlam olan Forrest Gump, zamanla gelişen olaylar zincirinde bizi hayal edemeyeceğimiz bir dünyaya götürüyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Robert Lee Zemeckis (d. 14 Mayıs 1952), Akademi Ödüllü Amerikalı yönetmen, yapımcı ve yazardır.
Zemeckis ilk kez seksenli yıllarda çektiği Geleceğe Dönüş filmleri ile ismini duyurdu. 1994 yılında yönettiği Forrest Gump filmi ile En İyi Yönetmen Oscarını aldı, film ayrıca en iyi film ve en iyi senaryo da dahil olmak üzere toplam altı oscar ödülünün sahibi oldu.
Leydihan
07 Mayıs 2024, 21:08
Hepsi başyapıt. Takipteyim.
Nemo Personne
08 Mayıs 2024, 11:39
Taxi Driver (Taksi Şoförü)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 114dk
Tür: Dram, Suç
Yönetmen: Martin Scorsese
Senarist: Paul Schrader
Yapımı: 1976 - ABD
Taksi Şoförü, Vietnam’da savaşının izlerini henüz atamayan bir askerin, geceleri taksi şoförlüğü yaparak gördüğü kirli ve adaletsiz dünyaya uyum sağlamayı reddetme hikayesini anlatıyor. Film, Robert De Niro’nun canlandırdığı Travis Bickle karakteriyle kültleşmiştir. Taksi şoförü Travis, sosyal hayatındaki başarısızlığını, saplantılı bir tutku beslediği Bickle’la tersine döndürmeye çalışsa da beklediği karşılığı bulamıyor. Bu kırılma anından sonra bir silah alıp harekete geçmeyi, sokakların pisliğini temizlemeye karar veriyor; bu esnada kendini bir fahişeyi kurtarmaya adıyor. Çürümeye yüz tutmuş bir topluma karşı tutulan bir ayna niteliğindeki film, yönetmen Martin Scorsese’nin kariyerinin en önemli filmlerinden biri olarak kabul görür.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Martin Scorsese
1942 New York doğumlu olan Martin Scorsese, İtalyan-Amerikan bir aileden gelmekte. 1964 yılında New York Üniversitesi sinema bölümünden mezun olan Scorsese, aynı üniversitede sinema dalında master yapmıştır.Amerikan yeni dalga akımının önemli temsilcilerinden biri olan Scorsese, geçmişte Robert De Niro, Joe Pesci ve Harvey Keitel ile çalışmış, son dönemde ise gözdesi olarak Leonardo Di Caprio'yu seçmiştir.
Nemo Personne
08 Mayıs 2024, 12:00
Seul Contre Tous (Herkese Karşı Tek Başına)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 89dk
Tür: Dram, Gerilim
Yönetmen: Gaspar Noé
Senarist: Gaspar Noé
Yapımı: 1998 - Fransa
Fransa, 1980. Zihinsel özürlü yeniyetme kızını baştan çıkarmaya çalışan bir adamı dövdüğü için mahkûm olan bir kasap, hapisten yeni çıkıyor. Artık yeni bir hayata başlamak istiyor. Kızını bir akıl hastanesine yerleştiriyor, hamile sevgilisi ve onun annesiyle Lille kentinin bir banliyösüne taşınıyor. Aslında birlikte olduğu kadını sevmiyor. Kadın ona yeni bir kasap dükkânı ve yeni bir hayat sözü vermiş, ama bunun bir yalan olduğunu anlıyor. Çok geçmeden kendini onun dırdırı ve bayağılığı yüzünden ezilmiş hissediyor. Bir huzurevinde bekçi olarak işe giriyor. En sonunda, sevgilisinin aşağılamalarına dayanamayarak şiddete başvuruyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Gaspar Noé
Gaspar Noé, Arjantinli yönetmen. Büyük tartışma yaratan, cesur filmleri yönetmiştir. Ressam ve yazar Luis Felipe Noé'nin oğlu olarak Buenos Aires'te doğdu. Arjantin'deki çalkantılı siyasi durum nedeniyle ailesiyle önce ABD'ye, sonra da Fransa'ya yerleştiler. Paris'teki Louis Lumière College'i bitirdi. İlk yönetmenlik deneyimini ise 1985 yılında 'Tintarella die Luna' adlı kısa filmi ile edindi. 18 dakikalık bu kısa filmde Noé, bir kasabada yaşayan, kocasını terk edip nehrin öbür yakasındaki sevgilisine giden kadının hikâyesini anlatmıştır. Bu çalışmasını yine bir başka kısa film olan 'Pulpe Almére' takip etti. 1988 yılında Noé, Arjantinli yönetmen Fernando E. Solanas'ın bir filminde asistanlık yaptı. 1991 yılında ücüncü kısa film çalışması 'Corne' ile ilk defa uluslararası sinema dünyasında kendisinden söz ettirmeye başladı. 40 dakikalık bu çalışması Cannes Film Festivali'nde SACD Ödülü kazandı. Bu ses getiren çalışmasından sonra pek çok televizyon yapımına imza attı. 1998 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan Seul contre tous'u (I Stand Alone) çekti. Ağır seks ve ölüm sahneleri ile çok ses getirmiş olan bu film yine de Cannes olmak üzere birçok film festivalinde gösterildi ve çeşitli ödüller kazandı. 4 yıllık aradan sonra 2002 yılında ikinci uzun metrajlı filmi Dönüş Yok (İrréversible) ile Noé yeniden ortaya çıkmıştır. Monica Bellucci ve Vincent Cassel'in başrolde olduğu film, tıpkı önceki filmi gibi büyük tartışmalara yol açtı. Bu filmlerini 2009 yapımı Enter the Void ve 2015 yapımı Aşk (Love) filmleri izledi. Noé, bir başka yönetmen Lucile Hadzihalilovic ile evlidir.
Nemo Personne
08 Mayıs 2024, 12:15
Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 99dk
Tür: Gerilim, Suç
Yönetmen: Quentin Tarantino
Senarist: Roger Avary , Quentin Tarantino
Yapımı: 1992 - ABD
Rezervuar Köpekleri orijinal bir soygun hikayesini konu alıyor. Büyük bir hırsızlık olayı için bir araya gelen bir ekip, birbirlerinin isimlerini bile bilmeyen bir grup hırsızdan oluşuyor. Soygunda yaşanan bir aksaklık nedeniyle kan gölüne dönen atmosferde polisten kaçmaya çalışan ekip, aralarında bir polis casusunun olduğunu öğreniyorlar ve bu kanlı mücadele fiziksel şiddeti de anbean artan psikolojik bir savaşa dönüşüyor. Büyük bir kısmı tek bir mekanda geçen klostrofobik filmin oyuncu kadrosu, Harvey Keitel, Tim Roth, Freddy Newandyke, Michael Madsen ve Quentin Tarantino gibi önemli isimlerden oluşuyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Quentin Tarantino
Quentin Jerome Tarantino, Amerikalı yönetmen, senarist ve yapımcı. Amerikan Sineması'nın en özgün yönetmenlerinden biri olarak bilinen Tarantino, 1992 yapımı Rezervuar Köpekleri'nin ardından her filmiyle kendine özgü işler ortaya koymayı başarmıştır. Tarantino 1963'te Knoxville, Tennessee'de doğdu. Connie McHugh ve Tony Tarantino çiftinin çocuğudur. Annesi ve babasının henüz çok küçükken ayrılması sonrası annesiyle birlikte büyüdü. Çok küçük yaşlarda sinemaya ilgi duymaya başlayan, hatta yaşına uygun olmayan filmleri de seyreden Tarantino'nun bu hevesine annesinin evlendiği üvey babaları da destek verdi. Bu yaşlarda kendi senaryolarını da yazıyordu. Tiyatro oyunlarında yer alan, bir yandan birçok farklı işlerde çalışan Tarantino, okuduğu Harbor City'deki Narbonne Lisesi'ni bırakıp değişik işlerde çalışmayı sürdürdü. Özellikle video dükkanlarda çalıştığı yıllarda sinema ve filmlerle iyice haşır neşir oldu. Böylece sayısız yönetmenin yapımlarını görme fırsatı bulan Tarantino, filmlerden çeşitli notlar alarak kendi sinema dilini o yıllarda oluşturmaya başladı. 1987'de ilk profesyonel yönetmenlik ve senaristlik deneyimini My Best Friend's Birthday filmiyle yaşadı. Ancak çıkan bir yangın sonucunda filmin son halini içeren negatif yandı. Ancak filmin senaryosunu, 1993 yapımı Tony Scott filmi True Romance için yeniden yazdı ve Christian Slater ile Patricia Arquette'in başrolünde olduğu film büyük beğeni topladı. Buradan ve yine senaryosunu yazdığı Natural Born Killers'dan gelen paraların ardından, kendi projesini ortaya koyabilecek duruma geldi. 1992 yılında Sundance Film Festivali'nin açılış filmi olan Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) ile ilk çıkışını gerçekleştirdi. Başrolünde Harvey Keitel, Tim Roth ve Michael Madsen gibi ilerleyen yıllarda da çalışacağı isimlerin oynadığı filmde Tarantino da Mr. Brown karakteriyle kısa bir rol aldı. Modası geçmiş konuları, modası geçmiş teknikleri ve modası geçmiş oyuncuları kendine has radikal üslubu ile harmanlayıp, uçlarda yapımlar haline getiren yönetmen, böylece 90'lar sinemasında kendine has bir yer edindi. Amerikan Sineması'nın yeni Martin Scorsese'si olarak görülmeye başladı. Rezervuar Köpekleri'nden sonra 1994'te Elmore Leonard'ın The Switch adlı kitabından esinlenerek senaryosunu yazdığı Pulp Fiction filmi geldi. Yedi dalda Oscar'a aday gösterilen Ucuz Roman, En İyi Özgün Senaryo dalında Tarantino'ya Roger Avary ile birlikte Oscar kazandırdı. Film ayrıca Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi aldı. 1997'de Samuel L. Jackson'ın başrolde oynadığı Jackie Brown'ı, 2003'te Uma Thurman'lı Kill Bill serisinin 2 filmini yöneten Tarantino, 2005'te Robert Rodriguez ve Frank Miller'ın Sin City filminin küçük bir kısmında yönetmen koltuğuna oturdu. Bu filmleri 2009'da Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds), 2012'de de Zincirsiz (Django Unchained) gibi çok iyi oyuncuların yer aldığı ve Tarantino'nun yine kendi tarzını yansıttığı filmler izledi. Tek bir besteciye film müziklerini yaptırmak yerine birçok farklı şarkıyı film sahnelerine serpiştirerek başarılı kolajlara imza atan Tarantino, 2015'te çektiği The Hateful Eight'te, efsanevi İtalyan besteci Ennio Morricone'yle çalışarak ilk filmin tüm müzikleri tek kişiye emanet etmiş oldu. 2019'da çektiği, 1960'ların sonunda geçen Once Upon A Time in Hollywood filminde çok şöhretli bir oyuncu kadrosuyla çalıştı. Bu filmin ardından bir Star Trek filmi çekmeyi planlayan Tarantino, daha sonra yönetmenliği bırakacağını duyurdu. 2017 yılında İsrailli şarkıcı Daniella Pick ile nişanlanmıştır.
Nemo Personne
08 Mayıs 2024, 19:53
Nostalghia (1983)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 125dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Andrei Tarkovsky
Senarist: Tonino Guerra , Andrei Tarkovsky
Yapımı: 1983 - İtalya
Tarkovsky’nin SSCB sınırları dışında çektiği ilk film olan Nostalghia, kendi ülkesine yabancılık çeken yazar Andrei’nin İtalya’ya doğru çıktığı bir yolculuğu anlatıyor. Belki de filmdeki Andrei karakteri ile kendisi arasında bir bağ kuran Tarkovsky, bu filmin çekimleri için İtalyan bir prodüksiyon şirketi ile birlikte çalışmıştı. Nostalghia, bir yol hikayesi gibi başlayıp sonrasında daha derin felsefi konulara değinen çok katmanlı bir yapım.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Andrei Tarkovsky
Andrei Arsenyeviç Tarkovsky (1932-1986) yılında Moskova'da büyük Rus Şairi Arseniy Tarkovsky'nin oğlu olarak doğdu. Tarkovski filmleri otobiyografik özellikleriyle büyük zenginlik içerirler. Bunda babasının şair olmasının ve 7 yaşından itibaren müzik eğitimi almasının önemi büyüktür. Tarkovski sinema eğitimini Moskova'da Devlet Sinema Okulunda aldı. 'Yol Silindiri ve Keman', 1960 yılında Sinema Okulu için yaptığı diploma filmi aynı zamanda ilk filmi ve tamamen Sovyet topraklarında geçen tek filmidir Tarkovski'nin. Moskova'da çekilen filmin, harici mekanlarında bina imgelerinin ağır bastığı görülmektedir. Film, erkek bir müzisyen ile silindir şoförünün karşılaşma hikayesini anlatır. İşleyiş tarzı olarak duygusal görünen film, Tarkovski'nin renkli olarak çektiği tek filmidir. İlk konulu uzun filmine 'İvan'ın İhtirasları' adıyla başlayan yönetmen, filmi 1961 yılında 'İvan'ın Çocukluğu' ismiyle bitirmiştir. 'Andrei Tarkovski' adını uluslararası arenada duyuran ilk film 'İvan'ın Çocukluğu'dur. Öksüz bir çocuğun İkinci Dünya Savaşı sırasında başından geçenleri anlatan film, Venedik Film Festivalinde, Altın Arslan Ödülünü başka bir filmle paylaşır. 'Yol Silindiri ve Keman'daki görsel zaaflar 'İvan'ın Çocukluğu'ndan itibaren düşünceli peyzajlarla yerini sınırsız bir doğaya sahip görselliğe bırakır. 1966'da 'Andrey Rublev'i çeken Tarkovski, bu filmiyle komünist yönetimin tepkisini çekti. Filmin SSCB'de gösterimine, 1967 Cannes Film Festivali'nde ödül kazandıktan 1 yıl sonra izin verildi. Andrei Rublev, Eisenstein'in ölümünden beri durgun olan Sovyet sinemasında bomba etkisi yarattı. Ama şunu da belirtmek gerekir ki, bu filmin dönemin gözde akımlarıyla bir ilgisi yoktu. Tarkovski, 1972'de Stonislov Lem'in eserinden uyarlayarak çektiği ve kendi ifadesi ile bilim-düşlem olan 'Solaris' adlı filminde hayatın anlamını araştıran yolculuğuna çıktı. Bu film, ünlü yönetmen Stanley Kubrick'in bilim kurgu filmi '2001 Uzay Yolu Macerası'na doğulu bir cevap olarak nitelendirilir. Tarkovski diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de şiirsel öğelere yer vermişti ve Solaris gezegeninin sonsuz koridorlarında, sonluluk - sonsuzluk, varlık - yokluk gibi insanın varoluşsal gayelerine ilişkin sorularına cevaplar arıyordu. Tarkovski, 1975'te yönettiği 'Ayna'da yansıma ve hafıza olgularını çıkış noktası yaparak, çocukluk ve ilk gençlik yıllarına, bilinç altı derinliklerine, düşlerine ışık tuttu. Filmde Tarkovski'nin kahramanları, dünyayı kişisel kökenlerinde öğrenmeye başlıyorlar. Çocuklukları hatırlayamayacakları kadar sönük bir neşeyle geçmiş ve bu onları yetişkinliklerinde duygusal açıdan yetim bırakmış. Tarkovski'nin 1979'da çektiği 'Stalker - İz Sürücü' adlı filmi, meteor düşen yasak bir bölgeye keşif yapan bir kılavuz, bir ressam ve bir edebiyatçının yolculuğunu konu ediyor. Tarkovski'nin kahramanı ruhani bir yolculuğun içindedir. Kavrayışa, iletişime ulaşmak için yapılan bu yolculuklar zaman ve mekan içinde yapılır. Ayrıca bu yolculuklar Tarkovski'nin iç alemine yaptığı yolculuklardır ve sürgünde geçirdiği yılları da hatırlatır. Yolculuğun sonunda doğru yoldan ulaşılmayan bölgenin merkezinde gerçek arzularımızın açığa çıkacağı ve gerçekleşeceği esrarengiz bir oda bulunur. Tarkovski 1982'de, kendine has sinema anlayışının doruklarından biri olarak görülen 'Nostaljiya' filmini çekti. 1984'te Sovyetler Birliği'ne bir daha dönmeyeceğini ilan ederek İtalya'ya iltica etti. Son filmi 'Kurban'ı, 1986'da İsveç'te çekti. 'Kurban' teknolojik burjuva uygarlığına ve trajik dünya görüşüne yönelttiği destansı bir eleştiri niteliğindedir. Tarkovski bu filmde bireyin kendi hayatıyla hesaplaşmasını anlatır. 'Kurban' şahsi ve tarihi perspektiflerden dünyaya dair zihni ve manevi yansıtmalar dahil, Tarkovski'nin film kariyerinde ele aldığı tüm konuların, temaların çoğunu topladığı 'son' filmidir. Gerçeklik ve düşlerin çatışmasıyla birleşen görsel imgeler çerçevesinde insanın mevcudiyeti üzerinde, kişinin kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla ilişkisinde insan ruhu üzerinde odaklaşarak felsefe yaptığı 'Kurban' filmi 'Stalker' ve 'Nostaljiya' ile başlayan görsel geleneğin bir uzantısıdır. 1985'te terminal akciğer kanseri teşhisi konan Andrey Tarkovskiy, 29 Aralık 1986'da Paris'te öldü. Cenazesi 3 Ocak 1987'de Sainte-Geneviève-des-Bois Rus Mezarlığı'na gömüldü. Ölümünün üzerinden geçen bu süre zarfında klasik satatüsünü elde etti. 'Andrey Rublev' 1995 BBC 100'de yer alan tek Rus filmiydi. Dünyadaki en iyi eleştirmenlerin hazırladığı listede 'Andrey Rublev' birinci sıradaydı. Sinema eleştirisi açısından hazırlanan listelerin ilk onunda ise hem 'Andrey Rublev' hem de 'Ayna' vardı. İlk evliliğini 1957'den 1970'e dek aktris Irma Raush ile yapan Tarkovski, 1970'ten 1986'daki ölümüne dek Larisa Tarkovskaya ile evli kaldı. İlk evilliğinden Arseniy, ikinci evliliğinden Andrey adlarında çocukları oldu.
Nemo Personne
08 Mayıs 2024, 20:08
Le Fantôme De La Liberté (Özgürlük Hayaleti)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 104dk
Tür: Komedi
Yönetmen: Luis Buñuel
Senarist: Jean-Claude Carrière , Luis Buñuel
Yapımı: 1974 - Fransa , İtalya
Özgürlük Hayaleti
Toplumun kurallarıyla boğuşan, cinsellik ve özgürlüklerinin karmaşasına düşen karakterlerle dolu, birbirine muğlak derecelerde bağlı olan bölümlerden oluşan bir Bunuel filmi. Filmde, bir yemek masası çevresinde klozetlere oturmuş insanların kimsenin görmediği yerlere çekilip yemek yemek için özürlerle sofradan kalkmaları gibi sahneler mevcut.Komik ve çılgın öğelerin bulunduğu filmde, Luis Bunuel sürrealistliğini doyasıya ortaya çıkarmıştır. Onlarca başyapıt çıkarmış bir yönetmenin en sıradışı çalışmalarından biri.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Luis Buñuel
Luis Buñuel Portoles (1900-1983) Meksikalı yönetmen. 1900'de İspanya Aragón eyaletine bağlı Calanda'da doğdu. Madrid Üniversitesi'ne girmeden önce Zaragoza'da bulunan Colegio del Salvador'da oldukça ağır bir cizvit eğitimi aldı. Madrid Üniversitesi'nde, önce doğal bilimler ve ziraat okurken daha sonra mühendislik, en sonunda psikoloji bölümüne geçti. Burada Salvador Dali ve Federico Garcia Lorca ile tanıştı. Sinema eğitimi almak için avangard deneyimlerin boy gösterdiği 1920'lerin Paris'ine gitti. Mauprat filminde Jean Epstein'ın, La Sirène des Tropiques filminde ise Mario Nalpasın asistanlığını yaptı. 1929'da Salvador Dali ile birlikte içinde bir kadının gözbebeklerinin bir ustura ile kesildiği ünlü sahneyi barındıran, gerçeküstücü bir klasik olan Bir Endülüs Köpeği adlı filmi gerçekleştirdi. 1930'da Marquis de Sade'ın Sodom'un 120 Günü adlı eserinden izler taşıyan Altın Çağ'ı çekti. Filme Salvador Dali ile birlikte başlamayı planlamıştı ancak yaşanan anlaşmazlık nedeniyle yalnız çekmek durumunda kaldı. Katolizm'i hedef aldığı söylenen film büyük skandala yol açtı ve gösterimi yasaklandı. Bu filmi çekmesinin akabinde İspanya'ya dönerek, İspanya'da köylülerin hayatını anlatan bir belgesel olan Ekmeksiz Toprak filmini çekti. 1936'da iç savaşın başlamasına yakın, değişen politik iklimi anlatan bir belgsel olan España 1936 (İspanya 1936) filminin senaryosuna katkıda bulundu ve yapımcılığını üstlendi. 1939'da iç savaş sırasında ABD'ye gitti ve çeşitli belgeseller çekti. 1946'da Meksika'ya geçti ve 1955'e kadar uluslararası düzeyde dikkat çekip beğeni toplayacağı 14 film çekti. 1955'te Fransa'ya döndü ve onu sinema sanatının merkezine yerleştirecek olan üç ortak yapıma imza attı. 1961'de İspanyol hükümeti tarafından Viridiana'yı çekmesi için İspanya'ya davet edildi. Film, içinde barındırdığı kilise karşıtı öğeler nedeniyle İspanya'da büyük tepkilere yol açtı ve ülkede gösterimi yasaklandı. Geri kalan hayatını İspanya dışında geçirdi, 1983'de Mexico City'de öldü. Hayatını anlatan otobiyografik kitabı 'Mon Dernier Soupir', Son Nefesim (ISBN 975-53345-7-8) ismiyle ülkemizde de yayımlandı. 1934'ten ölümüne dek Jeanne Rucar ile evli kalan sanatçının Juan Luis Buñuel (1934-2017) adında bir oğlu bulunuyordu.
Nemo Personne
09 Mayıs 2024, 17:36
Gadjo dilo (Çılgın Yabancı) (1997)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 102dk
Tür: Dram, Müzikal, Romantik
Yönetmen: Tony Gatlif
Senarist: Tony Gatlif
Yapımı: 1997 - Fransa , Romanya
Stephane, bilinmeyen bir şarkıcıyı bulmak için Romanya'ya tuhaf bir seyahat yapmakta olan genç bir Fransızdır. Aradığı kişiyle ilgili tek ipucu, bir kasetin üzerinde yazılı bir isimdir: Nora Lurca. Babasından kaldığı için manevi değeri olduğunu düşündüğü kasetteki sesin sahibini, bu çingene şarkıcıyı bulup gün ışığına çıkarmak üzere dolaşırken, kırsal alanda Isidore'ye rastlar. Çingenelerin bu yaşlı şefi ona sahip çıkar.
Böylece genelde kapalı bir toplum olan Çingenelerin arasına karışan bu deli dolu, cesur ve yabancı genç sevilir ve kendisini kabul ettirir. Herkes onun dillerini öğrenmek için orada olduğunu sanmaktadır. Köyün genç kızlarından Sabina, tutkulu karakteri ve duygusallığı ile Stephane'ın kalbini çalar.
Peki Stephane, peşinde belki de boşuna koştuğu hayali ararken aslında kendini, aşkı ve yepyeni cıvıl cıvıl bir yaşama şeklini mi bulacaktır?
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tony Gatlif
Tony Gatlif (asıl ismi Michel Dahmani) (d. 10 Eylül 1948, Cezayir) Fransız yönetmen. Sinema alanında yönetmenlik dışında; senaryo yazarlığı, oyunculuk ve yapımcılık işleriyle uğraşmaktadır. Filmlerinin genel temasını çingene azınlıkları oluşturmaktadır.
Kabiliyeli bir babanın ve Çingene bir annenin çocuğu olan Tony Gatlif, Cezayir'de geçen çocukluğunun ardından 1960'ta, Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında Fransa'ya geldi. 1966'da aktör Michel Simon ile tanıştı. Ardından piyeslerde rol aldı ve 1975'te La Tête en ruine filmi ile ilk yönetmenlik çalışmasını gerçekleştirdi.
1981'den itibaren çektiği filmlerinin konusu Romanlar üzerinedir.
Tony Gatlif için müzik çok önemlidir. Filmlerinin de en önemli öğelerinden biri müziktir. Latcho Drom, Gadjo Dilo, Vengo, Swing adlı filmlerin müziklerini de kendisi bestelemiştir.
Tony Gatlif bir söyleşisinde “benim için sinema insanları yolculuğa çıkarmaktır ama organize olmayan bir yolculuğa” demiştir. Annesi bir çingene, babası bir Arap olan Gatlif, filmlerinde bizleri organize olmayan, oldukça kaotik ve aynı zamanda şiirsel bir yolculuğa çıkarır. Hamid Naficy’nin ‘An Accented Cinema’ isimli kitabında tanımladığı ‘aksanlı sinema’ kavramı Tony Gatlif sinemasını en iyi şekilde açıklar. Aksanlı sinema, kendi hayatlarında veya kendilerinden önceki kuşakta göç ya da sürgün tecrübesi olan yönetmenlerin sinema dilini şekillendiren unsurların toplamıdır. Bu unsurların en belirginleri Naficy’nin de belirttiği gibi eve duyulan özlem, eve ve buna bağlı olarak ait olduğu köklere dönüş unsurlarıdır. Ancak Naficy başka ülkelerde ikinci ve üçüncü kuşak göçmenlerin yaptıkları filmleri doğrudan göç veya sürgün tecrübesi olan yönetmenlerin yaptığı filmlerden ayırır. Bu ayrım anayurtlarında yaşanmış tecrübeleri olmamasından dolayı filmlerin eve dönüş şeklinde bitmemesinden kaynaklanır.
Tony Gatlif, “ben yol filmleri yaparım çünkü yollar benim memleketimdir” der. Tıpkı Gatlif gibi filmlerinde çizdiği karakterler de yollardan başka kendilerini tümüyle bağlı hissettikleri bir memleket bulamazlar. Kendisinin de belirttiği gibi Gatlif asıl memleketi yollar olanların, sürgünlerin, göçebelerin, geçmişlerini yollarda arayanların, kendini bir yere ait hissetmeyen ‘öteki’lerin hikayelerini anlatır. Onun filmleri arasında bulunan bir diğer paralellik ise yönetmenin etnik kökenleri veya kabul gören toplumsal normlara uymayan yaşam pratikleri dolayısıyla hor görülen insanların hikayelerine odaklanmasıdır. Filmlerinde baskın ideolojinin dilinden konuşmayanların, hayatın belirliliğinin dingin sularında yüzmeyenlerin, farklı yaşayış ve anlayış tarzlarından dolayı süregelen bir sürgün durumuna zincirlenenlerin hikayeleri anlatılır.
Yol filmlerindeki en önemli teknik unsurlardan biri belirsizliktir. Gidilen yerdeki koşullar filmin senaryosunu doğrudan etkiler ve değiştirir. Yolun kendisi belirsiz olduğu, sürprizlerle dolu olduğu için senaryo da buna uyum sağlar. Her yerde karşılaşılan kişiler bir anda filmdeki yeni karakterlere dönüşürler. Dolayısıyla film yol boyunca oluşmaya devam eder. Transylvanya’da Romanya’da kutlanan pagan bayramı sahnesinin filmdeki varlığı hesaplanarak yaratılan bir şey değildir. Filmin senaryosu bu bayrama göre tekrar şekillenmiştir. Water Salles yol filmlerinin bu durumunu caz müziğinin yapısına benzetir. Caz müzikte parçaların belirli bir ana melodisi olmasına rağmen parçanın herhangi bir yerinde sanatçılar emprovizasyon yapabilirler. Sonra ana melodiye parçanın bir yerinde tekrar geri dönülür veya en azından bu melodi bir şekilde hatırlatılır. Yol filmlerinde de belirli bir üst yapıya bağlı olunsa da, filmin özgünlüğünü sağlayan bir ana metin olsa da, rota aslında sürekli değişir, her yeni olay senaryoyu yeniden şekillendirir.
Nemo Personne
09 Mayıs 2024, 20:31
La Pianiste (Piyanist)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 131dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Michael Haneke
Senarist: Michael Haneke
Yapımı: 2001 - Avusturya , Fransa
Elfriede Jelinek'in Piyano Öğretmeni adlı romanından uyarlanan film, Viyana Müzik Konservatuarı'nda öğretim görevlisi olarak çalışan orta yaşlı bir kadın üzerine kurulu. Annesiyle aralarında sevgi ve nefret karışımı bir ilişki bulunan Erika Kohut adlı bu kadın, bir yandan saygı duyulan ve otoriter bir öğretmen görüntüsü çizerken diğer yandan karanlık arzuları ve müzik arasında ikilem yaşamaktadır. Viyana'nın kenar mahallelerindeki erotik şovlara ve porno film gösteren sinemalara gidip gelen Erika, anlam katamadığı hayatında bir tür kendi kendini tüketme sürecine girmiştir. Kendine o denli yabancıdır ki, bir sevgili edinememekte, geceleri parkta sevişen çiftleri gizlice seyretmekle tatmin bulmaktadır. Kendisine karşı garip bir hayranlık ve tutku duyan erkek öğrencisiyle iletişim kurmasının ardından, görünüşteki hayatı ve bastırılmış arzuları arasındaki duvar yıkılmaya başlar...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Michael Haneke
Michael Haneke, Avusturyalı yönetmen. 1942'de Almanya'nın Münih şehrinde, Alman yönetmen Fritz Haneke ve Avusturyalı oyuncu Beatrix von Degenschild'in oğlu olarak doğdu. Avusturya'da büyüdü. 2012 yapımı Aşk (Amour) filmi, Cannes'da Altın Palmiye aldı. Aynı zamanda En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanırken En İyi Film dalında da aday oldu. Kendi anlatımıyla "kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler" yapan Haneke, filmlerinde çoğunlukla modern toplumdaki insanların problemlerini ve bunalımlarını çıplak bir gerçeklikle -bu amaç için özenle film müziği kullanmaktan kaçınarak- sergilemesiyle ünlüdür.
Nemo Personne
10 Mayıs 2024, 14:15
Fight Club (Dövüş Kulübü)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 139dk
Tür: Dram
Yönetmen: David Fincher
Senarist: Jim Uhls
Hikâye (eser): Dövüş Kulübü (Chuck Palahniuk)
Yapımı: 1999 - Almanya , ABD
Bir araba şirketinde çalışan genç ve profesyonel baş karakter geceleri uyuyamamaktadır. Kahramanımız, bir terapi grubuna katılarak kendini onlardan biri gibi gösterir. Bu durum ona içsel bir rahatlama vermektedir. Bu gruplara katılmak hayatının bir parçası olmuşken, önüne Marla Singer engeli çıkar ve Marla’yla aynı gruplara katılmamak üzere anlaşırlar. Bir iş gezisi dönüşü kahramanımızın evi patlamada yanar. Daha sonraları evinde kalacağı bir arkadaşı olan sabun satıcısı Tyler Durden’ı çağırır ve barda başlayan dövüş serüveni bir kulübe dönüşerek sokaklara yayılır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
David Fincher
David Fincher, 1962 yılında Denver’da dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren film çekmeye ilgi duyan Fincher, 18 yaşında Mill Valley’deki Korty Films firmasına giderek John Korty’nin yanında çalışmaya başlamıştır. 1980’li yıllarda müzik videoları ve reklam filmleri yöneterek profesyonel kariyerine adım atmıştır. Bu dönemlerde Madonna, The Rolling Stones, Michael Jackson ve Justin Timberlake gibi ünlü sanatçılarla çalışmıştır. İlk uzun metrajlı filmi ise Alien 3 (1992) olmuştur. Özellikle psikolojik gerilim türündeki filmleriyle tanınan David Fincher, 90’lı yıllara ve 2000’lere Seven (1995), The Game (1997), Fight Club (1999), Panic Room (2002) ve Zodiac (2007) ve Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (2008) filmleri ile damga vurmuştur. Akabinde “Facebook filmi” olarak da bilinen The Social Network (2010)’e ve ünlü romanın Hollywood yeniden çevrimi olan Ejderha Dövmeli Kız (2011)’a imza atmıştır. Kayıp Kız (2014) ve Mank (2020) projelerinden sonra yakın dönemde The Killer filmi için yeniden kamera arkasına geçmiştir. Fincher ayrıca, televizyon alanında da etkili olmuştur. Netflix dizileri House of Cards (2013-2018) ve Mindhunter (2017-2019) için yapımcı ve yönetmen olarak görev almıştır. House of Cards dizisinin pilot bölümüyle Emmy Ödülü kazanmıştır. Ayrıca Love, Death & Robots (2019-günümüz) ve Voir (2021-günümüz) gibi animasyon dizilerin de yaratıcılarındandır. Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, Sosyal Ağ ve Mank filmleriyle En İyi Yönetmen dalında Oscar’a aday gösterilmiştir.
Nemo Personne
11 Mayıs 2024, 13:56
Big Fish (Büyük Balık)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 125dk
Tür: Dram, Fantastik, Macera
Yönetmen: Tim Burton
Senarist: John August
Yapımı: 2003 - ABD
William, babası amansız bir hastalık nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, evine geri döner. Babasını yakından tanımak için, renkli bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar. Babasının, gençliğinde gezgin bir satıcıyken yaşadıkları bir bulmacanın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını en masalsı yönüyle zaferleri ve zaaflarıyla ortaya çıkaracaktır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tim Burton
Timothy William Burton 25 Ağustos 1958'de Amerika-Kaliforniya'da dünyaya geldi. 12 yaşındayken ailesinin yanında yaşayamayacağını düşünerek babaannesinin yanına yerleşti. Daha küçük yaşlarda düşük bütçeli korku filmleri izliyordu. Vincent Price onu en çok etkileyen karakterlerden biri olmuştur. Film çekmeye de küçük yaşlarda başlamıştı. Stop-motion tekniği ile sessiz filmler çekmekteydi. 13 yaşında çektiği "The Island of Doctor Agor" ilk filmi olarak bilinir. Burton bu okulda "Stalk of the Celery Monster" ve "King of Octopus" adında iki kısa film çekti. Burada 3 yıl boyunca eğitim aldıktan sonra animatör çırağı olarak Disney stüdyolarına girmeyi başardı. “Beetlejuice” (1988) , “Edward Scissorhands” (1990) ve “Nightmare Before Christmas“(1993) gibi filmleri ile dünya çapında ün kazanmıştır. Burton film kariyerine üçü de “Best Animated Feature Film” dalında Oscar’a aday gösterilen; “Big Fish“(2003), “Charlie and the Chocolate Factory(2005) ve Corpse Bride(2005) ile devam etti. Film yapımlarına ek olarak “The Melancholy Death of Oyster Boy and Other Stories” adında, hayatın dışındaki karakterlerden oluşan bir de kitap yazdı. 1992’den 2001’e kadar Lisa Marie adlı manken ve oyuncuyla nişanlı kalan Burton, 2001-2014 yılları arası oyuncu Helena Bonham Carter ile birlikte yaşamaktaydı. 2003 Kasım ayında dünyaya gelen, Billy-Ray Burton adında bir oğulları vardır. Billy-Ray'in vaftiz babası Johnny Depp'tir. Kendine has bir sineması olan Burton, filmlerinde karakterlerinin abartılı olmalarına rağmen insani değerlerini kaybetmemeleri dikkat çekmektedir. Sıra dışı olan filmlerinde Gotik betimlemeler kullanmaktadır.
Nemo Personne
13 Mayıs 2024, 19:22
Blue Velvet (Mavi Kadife)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 120dk
Tür: Dram, Gerilim, Gizem, Suç
Yönetmen: David Lynch
Senarist: David Lynch
Yapımı: 1986 - ABD
Mavi Kadife
Kuzey Karolina'da bulunan Lumberton'daki bir kasabada çekilen film, bir komşusunun arka bahçesindeki çim arazide kesik bir kulak bulan kolej öğrencisi Jeffrey Beamount' un hikayesini anlatır. Jeffrey, olayı kasabanın şerifi teğmen John Williams'ın kızı ve lise öğrencisi olan Sandy Williams'ın yardımları ile kendi başına araştırmaya karar verir. Jeffrey, sosyopat bir suçlu aynı zamanda da tecavüz, cinayet ve uyuşturucuya karışmış bir çetenin lideri olan Frank Booth'un yeraltı dünyasına girer.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
David Lynch
20 Ocak 1946 yılında ABD Missoula, Montana'da doğan David Lynch, yönetmenliğinin yanısıra ressam, müzisyen, karikatür sanatçısı ve aktördür. Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi ve American Film Enstitüsü'nde eğitimini tamamlayan Lynch, adını ilk kez 1977 yılında çektiği Eraserhead filmi ile duyurdu. Dune, Blue Velvet gibi filmleri ile artan başarı çizgisi, 90'lı yılların sonunda yönettiği Lost Highway filmi ile zirve yapan yönetmen, bu filmin ardından yönettiği Mulholland Drive ile çizgisini devam ettirdi. Mulholland Drive filminden itibaren çektiği kısafilmler, belgesel filmler ile sinema alanındaki katkılarına devam eden Lynch,
uzun yönetmenlik kariyeri boyunca birçok kez ödül kazandı veya ödüllere aday gösterildi.
The Elephant Man, Blue Velvet ve Mulholland Drive filmleri ile toplam 4 kez Oscar'lara aday olan Lynch, bağımsız Amerikan sinemasının en başarılı ve farklı yönetmenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Nemo Personne
14 Mayıs 2024, 20:28
Dancer In The Dark
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 140dk
Tür: Dram, Suç
Yönetmen: Lars von Trier
Senarist: Lars von Trier
Yapımı: 2000
Karanlıkta Dans Film Konusu
Selma Jezkova 10 yaşındaki oğlu Gene ile birer Çek göçmeni olarak bir karavanda yaşamaktadırlar. Bir fabrikada çalışmakta olan Selma kalıtsal bir hastalık nedeniyle görme yetisini yavaş yavaş kaybetmektedir. En büyük amacı gerekli parayı biriktirip oğlunu ameliyat ettirerek aynı akibete uğramasına engel olmaktır. Bu arada akşamları arkadaşı Kathy ile The Sound of Music müzikalinin amatör bir sahnelemesi için prova yapmaktadırlar. Ne var ki olaylar onun istediği biçimde gelişmez, komşusu ve ev sahibi olan Polis Memuru Bill, Selma'dan parasını çalınca onu öldürmek zorunda kalır ve hapisin yolunu tutar. Bu, sonu idama kadar uzanabilecek trajik bir yoldur.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Lars von Trier
Aykırı filmlerle tanınan yönetmen Lars von Trier, 30 Nisan 1956'da Kopenhag, Danimarka'da doğdu. Küçükken kendisine hediye edilen "Süper 8" kamera ile 11 yaşında kendi filmlerini çekmeye başladı ve lise eğitimi boyunca bağımsız film kariyerine devam etti. 1979'da Danimarka Ulusal Film Okuluna davet edildi. Josef von Sternberg'e olan sempatisi yüzünden kendi ismine 'von' ekledi. 1995'te Thomas Vinterberg ile yayımladığı manifestoyla Dogma 95 hareketini başlattı. Bu alanda birçok film üçlemesi yaptı. 64.Cannes Film Festivali'nde Hitler'e sempati duyduğunu ve onu anladığını söylemesiyle büyük tepki toplayan Trier, daha sonra ise özür diledi. “Breaking The Waves” 1996'da Cannes’da Grand Prix’yi kazandı ve başrol oyuncusu Emily Watson, En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar‘a aday gösterildi. 2000 yılında Trier, ilk müzikal film denemesini İzlandalı ünlü müzisyen Björk ile “Dancer in the Dark” filmiyle yaptı. Film Cannes’da Palme D’Or ödülünü kazandı. Eserlerinde bilim kurgu’dan, modern-noir’a; erotik-dram’dan deneysel sinemaya; avante-garde’dan dram’a kadar sinemanın bir çok janrını barındıran Trier, kendine özgü üslubuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. 2 bölümden oluşan Nymphomaniac filmi Türkiye'de 14 Mart 2014 tarihinde ilk bölümü gösterime girmesi planlanan film reyting değerlendirmesi yapan kurul tarafından yasaklandı. Nymphomaniac, Melankoli, Antichrist, Dogville, Dancer in the Dark, Breaking the Waves filmleri ile tanınır.
Nemo Personne
15 Mayıs 2024, 14:34
Birdman veya (Cahilliğin Umulmayan Erdemi)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 120dk
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Senarist: Alejandro González Iñárritu , Nicolás Giacobone , Alexander Dinelaris
Yapımı: 2014 - ABD
Bir dönemin ’Birdman’ adlı süper kahraman filmleri serisiyle ünlenen oyuncusu Riggan, Broadway’de kendi yönettiği ve başrolünde yer aldığı bir oyunun son hazırlıklarını yapmaktadır. Ancak provalar esnasında oyunculardan biri beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake’in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner ile anlaşılır. Riggan sahneye çıkma hazırlıkları yaparken en başta Mike Shiner ardından ise oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Riggan kendine yeniden prestij kazandırmasını beklediği bu oyunu, beklentilerin aksine olumlu tepkiler kazanması için elinden geleni yapacaktır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Alejandro González Iñárritu
Alejandro González Iñárritu, Meksikalı Oscar ödüllü yönetmen. 1963 yılında Mexico City'de doğan yönetmen, henüz 23 yaşındayken yönetmenlik, yapımcılık ve Meksika’nın bir numaralı rock müzik istasyonunda DJ’lik yapmaya başladı. 1988 - 1990 yılları arasında Meksika yapımı altı uzun metrajlı filmin müziklerini hazırladı. 1990 yılında ise bir yapım şirketi olan Zeta Filmcilik şirketini kurdu. Polonyalı yönetmen Ludwig Margules’le birlikte tiyatro yönetmenliği, Judith Weston’la da Maine ve Los Angeles’ta film yönetmenliği eğitimi aldı. 1995’te, başrolünde Miguel Bose’nin yer aldığı ilk uzun metrajlı televizyon filmi “ Detras del Dinero’yu yönetti. Halen Zeta Yapımcılık ve Yayıncılık Grubunun ortağı olan Iñárritu, New York Uluslararası Film ve TV Festivali ile Londra Film Festivali’nde büyük ödüller almıştır. 1999 yılında WFM kampanyası için FIAP’tan GRAND PRIX ödülünü alan yönetmen, 2000 yılında gösterime giren ve ilk uzun metrajlı filmi olan “ Amores Perros ' ( Paramparça Aşklar - Köpekler ) filminin yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptı. Bu filmiyle büyük dikkat çeken yönetmen BAFTA'da En İyi Yabancı Dilde Film ödülünü kazandı. Iñárritu'ya dünya çapında şöhret getiren ilk üç filminde, Amores Perros ile birlikte 2003 yapımı 21 Gram ve 2006'daki Babel filmlerinde iç içe geçmiş birbirinden farklı dünyaların insanlarının hayat hikayelerini büyük bir başarıyla ekrana yansıtan yönetmenin en büyük yardımcısı, senarist Guillermo Arriaga'ydı. Ancak Babel'den sonra ikili yollarını ayırdı. Iñárritu'nun 4. uzun metrajlı filmi Biutiful, Barcelona'da geçen çok dramatik bir hikayeyi konu aldı ve takdir topladı. Bu filmin başrolünde de Javier Bardem oynadı. 2014'te çektiği Birdman ise, Iñárritu'ya en çok ödülü getiren film oldu. Film birçok ödül adaylığı kazanırken En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Orijinal Senaryo dallarında Meksikalı yönetmene 3 tane Oscar getirdi.
Nemo Personne
15 Mayıs 2024, 16:15
Sátántangó (Şeytanın Tangosu)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 432dk
Tür: Dram
Yönetmen: Béla Tarr
Senarist: Béla Tarr , László Krasznahorkai
Yapımı: 1994 - Almanya , Macaristan , İsviçre
1980'lerin komünizm sonrası Macaristan'ının tahrip olmuş küçük bir köyünde, hayat fiili olarak durmuştur. Güz yağmurları başlamıştır. O akşamüstü köylüler büyük bir ödeme beklemektedirler, sonrasında da, bazıları hakkettiğinden fazlasını alma planlarıyla oradan ayrılmayı düşünmektedirler. Fakat o sırada iki yıl önce öldüğünü düşündükleri karizmatik Irimias'ın konuşmasını duyarlar, geri gelmiştir. Onlar da topluluğun devamlılığını koruma amacıyla Irimias'ın çevireceği tantanalı planla paralarını alacağı düşüncesiyle korkmuşlardır. Film Irimias'ın köye dönüşünün etkisi ve sonuçları üzerinedir. Yönetmeni Tarr'ın bölünmeden seyredilmesini tavsiye ettiği filmi, başyapıt olarak kabul görmektedir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Béla Tarr
Béla Tarr, Macar yönetmen. Macaristan'ın güneyindeki Pecs kentinde doğdu. 16 yaşındayken amatör filmler yapmaya başladı. 1981'de film yönetmeni olarak Budapeşte Tiyatro ve Sinema Akademisi'nden mezun oldu. 1979-80'de genç sinemacılara destekveren Bela Balasz Stüdyosu'nun önde gelen üyelerinden biriydi, 1981'den 1985'e kadar da Studio Tarsulas'ın sanat etkinliklerini yönetti. 1981'den beri Mafilm'de çalışmaktadır, ayrıca 1990'dan bu yana da Berlin Film Akademisi'nde doçent olarak görev yapmaktadır. 1996'da Avrupa Film Akademisi üyesi olmuştur.“Ben dünyaya siyah-beyaz bakarım. Eğer çevrenizdeki nesneleri renklendirirseniz onların gerçek anlamını ve önemini kavrayamazsınız. Sembollere inanmam. Filmlerimde uzun planlar kullanıyorum. Benim için öykü yüzeyseldir. İzleyicilerin derinde yatan gerçekleri anlayabilmeleri için belirli bir zamanın akıp gitmesi gereklidir. Bu zamanın sınırlarını aşınca kendimi daha özgür hissediyorum. Anlattıklarıma zamansal sınırlar koymam onların tek yönlü olarak yorumlanmasına yol açar.”
Leydihan
15 Mayıs 2024, 19:37
La Pianiste (Piyanist)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 131dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Michael Haneke
Senarist: Michael Haneke
Yapımı: 2001 - Avusturya , Fransa
Elfriede Jelinek'in Piyano Öğretmeni adlı romanından uyarlanan film, Viyana Müzik Konservatuarı'nda öğretim görevlisi olarak çalışan orta yaşlı bir kadın üzerine kurulu. Annesiyle aralarında sevgi ve nefret karışımı bir ilişki bulunan Erika Kohut adlı bu kadın, bir yandan saygı duyulan ve otoriter bir öğretmen görüntüsü çizerken diğer yandan karanlık arzuları ve müzik arasında ikilem yaşamaktadır. Viyana'nın kenar mahallelerindeki erotik şovlara ve porno film gösteren sinemalara gidip gelen Erika, anlam katamadığı hayatında bir tür kendi kendini tüketme sürecine girmiştir. Kendine o denli yabancıdır ki, bir sevgili edinememekte, geceleri parkta sevişen çiftleri gizlice seyretmekle tatmin bulmaktadır. Kendisine karşı garip bir hayranlık ve tutku duyan erkek öğrencisiyle iletişim kurmasının ardından, görünüşteki hayatı ve bastırılmış arzuları arasındaki duvar yıkılmaya başlar...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Michael Haneke
Michael Haneke, Avusturyalı yönetmen. 1942'de Almanya'nın Münih şehrinde, Alman yönetmen Fritz Haneke ve Avusturyalı oyuncu Beatrix von Degenschild'in oğlu olarak doğdu. Avusturya'da büyüdü. 2012 yapımı Aşk (Amour) filmi, Cannes'da Altın Palmiye aldı. Aynı zamanda En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanırken En İyi Film dalında da aday oldu. Kendi anlatımıyla "kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler" yapan Haneke, filmlerinde çoğunlukla modern toplumdaki insanların problemlerini ve bunalımlarını çıplak bir gerçeklikle -bu amaç için özenle film müziği kullanmaktan kaçınarak- sergilemesiyle ünlüdür.
Hepsi çok enteresan filmler ama bu film konu olarak hepsinden farklı.. Yönetmenin gerçekten kolayca izlenebilecek filmler yapmadığına katılıyorum. Yasaklı filmlerin listesine de dahil edilebilir. Bununla beraber bir film daha vardır, ''dönüş yok.''
Nemo Personne
15 Mayıs 2024, 19:59
Hepsi çok enteresan filmler ama bu film konu olarak hepsinden farklı.. Yönetmenin gerçekten kolayca izlenebilecek filmler yapmadığına katılıyorum. Yasaklı filmlerin listesine de dahil edilebilir. Bununla beraber bir film daha vardır, ''dönüş yok.''
Haneke gerçekten rahatsız bir yönetmen.. Filmleri öyle kolay yutulur cinsten değil.. İzlerken ciddi rahatsızlık duymama rağmen ayrı bir cazibesi var.. Dönüş yok filminin yönetmeni yukarıda paylaştığım Gaspar Noé .. Aynı şekilde rahatsız edici bir yönetmendir.. Belki o yüzden fark yaratıyorlar.. Hala dönüş yok filmini unutamam.. Bir kabusun içinde yaşıyor gibiydim izlediğim zaman..
Nemo Personne
16 Mayıs 2024, 12:18
Barton Fink
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 117dk
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Joel Coen , Ethan Coen
Senarist: Joel Coen , Ethan Coen
Yapımı: 1991 - İngiltere , ABD
1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Joel Coen
Joel Coen, Amerikalı yönetmen. Kardeşi Ethan Coen'le birlikte 'Coen Kardeşler' olarak imza attığı yapımlarla tanınmaktadır. 1954'te St. Louis Park'ta doğdu ve kardeşiyle birlikte burada büyüdü. Babaları Edward Coen Minnesota Üniversitesi'nde ekonomi profesörü, anneleri Rena Coen ise St. Cloud Eyalet Üniversitesi'nde sanat tarihi profesörü idi. Daha çocukken, Joel komşularının çimlerini biçerek kazandığı parayı biriktirerek bir 'Vivitar Super-8' kamera satın aldı ve Ethan'la beraber, TV'de izledikleri filmleri, komşu çocuklarını başrollerde oynatarak tekrar çekmeye başladılar. Her iki kardeş de, parlak öğrenciler için erken lisans eğitimi veren Great Barrington, Massachusetts'teki 'Simons Rock' kolejine gittiler. Simons Rock'tan mezun olduktan sonra Joel, dört yıl boyunca New York Üniversitesi'nde film programına devam etti ve tez olarak 'Soundings' adındaki 30 dakikalık kısa filmini çekti. Ethan ise, Princetown Üniversitesi'ne devam ederek 1979'da 'Wittgenstein'ın geç dönem felsefesine iki bakış' teziyle felsefe lisansı aldı. New York Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Joel, müzik kliplerinde ve filmlerde yapımcı asistanı olarak çalıştı. Film editörlüğü konusunda uzmanlaştığı sırada Sam Raimi ile tanıştı ve Raimi'nin çektiği 1981 yapımı 'The Evil Dead' filminde editör yardımcılığı yaptı. Coen Kardeşler bugüne dek 'O Brother, Where Art Thou?', 'Raising Arizona', 'The Big Lebowski' gibi çok sayıda başarılı komedi filminin yanında 'Miller's Crossing', 'Blood Simple' gibi 'kara filmler' ve 'Fargo', 'The Man Who Wasn't There', 'Barton Fink' gibi drama ile komediyi iç içe geçiren filmlere de imzalarını atmışlardır. Filmlerinin çoğunda Joel yönetmen, Ethan ise senarist olarak görünür. Kurgu ve sinematografininse Roderick Jaynes'e ait olduğu yazar. Bu isim, Coen Kardeşlerin kullandığı bir takma addır. Bunun yanında beraber yazarak yönetmenliğini üstlendikleri, ya da ayrı ayrı çalıştıkları yapımlar da bulunmaktadır. Beraber çalıştıkları oyuncular, her ikisinin de aynı bakış açısı ve anlayışa sahip olduklarını, hatta herhangi birisine bir soruyla gittiklerinde aynı cevabı aldıklarını söylemişlerdir. Bu beraberliklerinden ötürü onlara film endüstrisinde 'İki Kafalı Yönetmen' de denmektedir. 1984'te aktris Frances McDormand ile evlenen yönetmenin Pedro McDormand Coen adında evlatlık bir oğlu bulunmaktadır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ethan Coen
Ethan Coen, 1957 doğumlu Amerikalı yönetmen ve senarist. Ağabeyi Joel Coen ile birlitke 'Coen Kardeşler' olarak yaptığı çalışmalarla hatırlanmaktadır. Minnesota'nın bir banliyösü olan St. Louis Park'ta doğdu ve burada kardeşiyle birlikte büyüdü; babaları Edward Coen Minnesota Üniversitesi'nde ekonomi profesörü, anneleri Rena Coen ise St. Cloud Eyalet Üniversitesi'nde sanat tarihi profesörü idi. Daha çocukken, Joel komşularının çimlerini biçerek kazandığı parayı biriktirerek bir 'Vivitar Super-8' kamera satın aldı ve Ethan'la beraber, TV'de izledikleri filmleri, komşu çocuklarını başrollerde oynatarak tekrar çekmeye başladılar. Her iki kardeş de, parlak öğrenciler için erken lisans eğitimi veren Great Barrington, Massachusetts'teki 'Simons Rock' kolejine gittiler. Simons Rock'tan mezun olduktan sonra Joel, dört yıl boyunca New York Üniversitesi'nde film programına devam etti ve tez olarak 'Soundings' adındaki 30 dakikalık kısa filmini çekti. Ethan ise, Princetown Üniversitesi'ne devam ederek 1979'da 'Wittgenstein'ın geç dönem felsefesine iki bakış' teziyle felsefe lisansı aldı. New York Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Joel, müzik kliplerinde ve filmlerde yapımcı asistanı olarak çalıştı. Film editörlüğü konusunda uzmanlaştığı sırada Sam Raimi ile tanıştı ve Raimi'nin çektiği 1981 yapımı 'The Evil Dead' filminde editör yardımcılığı yaptı. Coen Kardeşler bugüne dek 'O Brother, Where Art Thou?', 'Raising Arizona', 'The Big Lebowski' gibi çok sayıda başarılı komedi filminin yanında 'Miller's Crossing', 'Blood Simple' gibi 'kara filmler' ve 'Fargo', 'The Man Who Wasn't There', 'Barton Fink' gibi drama ile komediyi iç içe geçiren filmlere de imzalarını atmışlardır. Filmlerinin çoğunda Joel yönetmen, Ethan ise senarist olarak görünür. Kurgu ve sinematografininse Roderick Jaynes'e ait olduğu yazar. Bu isim, Coen Kardeşlerin kullandığı bir takma addır. Bunun yanında beraber yazarak yönetmenliğini üstlendikleri, ya da ayrı ayrı çalıştıkları yapımlar da bulunmaktadır. Beraber çalıştıkları oyuncular, her ikisinin de aynı bakış açısı ve anlayışa sahip olduklarını, hatta herhangi birisine bir soruyla gittiklerinde aynı cevabı aldıklarını söylemişlerdir. Bu beraberliklerinden ötürü onlara film endüstrisinde 'İki Kafalı Yönetmen' de denmektedir. 1990'dan beri kurgucu Tricia Cooke ile evlidir ve Dusty ve Buster Jacob adlarında 2 çocuğu bulunmaktadır.
Nemo Personne
17 Mayıs 2024, 15:36
Full Metal Jacket
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 116 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: Stanley Kubrick
Senarist: Stanley Kubrick , Gustav Hasford , Michael Herr
Yapımı: 1987 - İngiltere , ABD
Full Metal Jacket'de bir grup acemi asker kendilerini nasıl bir eğitimin beklediğinden ve nasıl bir işin içine girdiklerinden habersiz bir biçimde üslerinin önünde dikilmektedirler. Askerlik ve savaş kavramlarının ciddiyetlerini fark etmeleri için savaşa gitmeleri gerekmeyecektir.
İlk bölümünde savaş için antrenman yapan bir grup deniz piyadesinin Parris Island’da edindiği tecrübelere odaklanan Full Metal Jacket ani bir geçişle savaşın en ağır biçimde cereyan ettiği tarihlere taşıyor seyircisini.
Full Metal Jacket, fazlasıyla detaycı ve dokunaklı bir anlatımla askerlerin ve askerliğin, Vietnam savaşı esnasındaki zihnini peliküle döküyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Stanley Kubrick
26 Temmuz 1928 yılında New York'ta doğan sinema tarihinin en başarılı yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Kubrick'i Kubrick yapan şeyler, teknik kusursuzluk arayışı, ince detaycılığı, entelektüel sembolizmi ve mükemmeliyetçi bakış açısıydı.
New York'ta yerel bir dergi olan Look'a amatör fotoğraflar çekerek kariyerine yön vermeye başlayan Kubrick, kısa zamanda Look dergisinin kadrolu fotoğrafçılarından olmayı başardı. Sinemayla da oldukça ilgili görünen Kubrick, izlediği filmlerden çok daha iyilerini yapabileceğini düşünerek yönetmenliğe geçiş kararını aldı. İlk filmleri olan Fear and Desire, Killer's Kiss ve The Killing ile kendini kısa zamanda sinema dünyasına ispat eden Kubrick, Paths of Glory ve Spartacus filmleri ile de iyi yönetmenler arasında gösterilmeye başlamıştı, tarih ise 1960'ı gösteriyordu.
1960'lı yıllarda İngiltere'ye geçiş yapan yönetmen, hayatının geri kalanını bu ülkede geçirdi. 1962 yılında Lolita filmini çektikten sonra Dr. Strangelove'ı 1964 yılında çekerek satirik komedinin önemli örneklerinden birini yapmayı başardı. 1968 yılında ise sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak gösterilen 2001: Bir Uzay Macerası filmini yaptı ve aynı zamanda kendisini de sinema tarihinin en başarılı yönetmenlerinden biri haline getirdi. 1971 yılında ise Otomatik Portakal gibi bir başka kült filmi çeken yönetmen, kariyerinin sonraki aşamalarında ise Barry Lyndon, The Shining, Full Metal Jacket gibi filmler de yönetti. 1990'lara gelindiğinde ise önüne gelen en önemli senaryo, Kubrick'in ölümünden sonra Spielberg'in yönettiği AI: Artifical Intelligence (Yapay Zeka) filmini çekmekten son anda vazgeçti.
Full Metal Jacket sonrası yönetmenliğe uzun bir süre ara veren Kubrick, 1999 yılında Tom Cruise ve Nicole Kidman'ın başrollerini paylaştığı Gözü Tamamen Kapalı filmini yönetti ve bu filmi tamamladıktan sadece birkaç gün sonra 1962 yılından beri yaşadığı İngiltere'de öldü.
Nemo Personne
17 Mayıs 2024, 22:45
Relatos salvajes (Asabiyim Ben)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 122 dk
Tür: Dram, Gerilim, Komedi
Yönetmen: Damián Szifron
Senarist: Damián Szifron
Yapımı: 2014 - Arjantin , İspanya
Asabiyim Ben, öfkenin iliklere işlediği, dengenin her daim hassas olduğu bir toplumda, aşkların, nefretin ve intikam duygusunun hüküm sürdüğü birbirinden bağımsız bireylerin öykülerini anlatıyor. Satın alınan şereflerin gölgesinde, insanlar kanunlar karşısında çaresiz ve öfkeli olduğu bir dünyaya ait altı farklı hayat hikayesi dikiyor karşımıza. Yolsuzluğun ve yozlaşmışlığın hüküm sürdüğü bir ülkede,kana bulanan muhteşem düğünler, ölüme yürüyen danslar,telleri iyiden iyiye gevşeyen sinirler ve buyoldan çıkmışlığı tasvir eden "eğlenceli" öyküler! Arjantin yapımı "Hermanos y Detectives" dizisiyle tanınan Damian Szifron, tam 8 yıl aradan sonra Relatos Salvajes (Wild Tales) ile bu kez sinema dünyasına dönüş yapıyor. Film, Buenos Aires ve çevresinde yaşanan altı farklı hayat hikayesini beyazperdeye taşınıyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Damián Szifron
Damián Szifron (Arjantin İspanyolcası: [daˈmjan siˈfɾon]; 9 Temmuz 1975 doğumlu), Arjantinli bir film ve televizyon yönetmeni ve senaristidir. En çok Arjantin tarihinin en başarılı TV dizisi olan Los simuladores'un (2002) yaratıcısı olarak bilinir ve Arjantin tarihinin en başarılı filmi olan Wild Tales'ın (2014) yazar ve yönetmenidir. 18 Mart 2022'de, Paramount, Szifron'un yönettiği bir film olan Los simuladores'a dayalı bir filmi 2024'e programladı.
Yahudi bir aileye doğan Szifron, film teorisyeni Angel Faretta ile sinema eğitimi aldı. Szifron, son derece popüler Los simuladores ("Seyirciler") dizisinin devamı olan Hermanos y detectives ("Kardeşler ve Dedektifler") dizisinin yazarı ve yönetmeniydi. 2014 yapımı Wild Tales filmi, 2014 Cannes Film Festivali'nin ana yarışma bölümünde Palme d'Or için yarışmak üzere seçildi, 87. Akademi Ödülleri'nde En İyi Yabancı Dil Film dalında aday gösterildi ve En İyi Yabancı Dil Film için BAFTA ve Goya ödüllerini kazandı.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 08:36
Szegénylegények – Umutsuzlar (1966)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 90dk
Tür: Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen: Miklós Jancsó
Senarist: Gyula Hernádi
Yapımı: 1966 - Macaristan
"The Round-Up" (Macarca: Szegénylegények, "Yoksul genç erkekler", yani haydutlar), Miklós Jancsó'nun yönettiği 1966 yapımı bir Macar filmidir. Ülkesinde iyi karşılanan film, Jancsó'nun uluslararası övgü alan ilk filmidir.
Bugün, birçok kişi The Round-Up'ı dünya sinemasının bir klasiği olarak kabul ediyor; 2015 Cannes Film Festivali'nin Cannes Classics bölümünde gösterilmek üzere seçildi.
Hikaye
Macaristan'daki Habsburg yönetimine karşı Lajos Kossuth'un 1848 devriminin bastırılmasının ardından, Kossuth'un destekçisi olduğu şüphesiyle tutulan insanlar için hapishane kampları kuruldu. Yaklaşık 20 yıl sonra, haydut Sándor Rózsa'nın gerilla grubunun bazı üyelerinin, Kossuth'un son destekçilerinden biri olarak bilinenlerin arasında hapishanede tutulduğu biliniyor. Hapishane personeli, isyancıları belirlemeye ve Sándor'un aralarında olup olmadığını öğrenmeye çeşitli zihinsel ve fiziksel işkence ve aldatmaca yöntemleri kullanarak çalışır. Bir günahkar olan János Gajdar, bir yaşlı kadın tarafından bir katil olarak tanımlanır ve bu yüzden esirlerini bilgilendirme konusunda yardımcı olmaya başlar. Gajdar'a, kendisinden daha fazla insan öldüren bir adamı gösterebilirse affedileceği söylenir. Hayatı tehlikede olduğu için, isyanı bastırmak için adlarını verdiği birkaç kişiyi bilirler arasında tespit edilemeyen esirler arasında bulunamazlar.
Sonunda Gajdar, mahkumlar arasında dışlanır ve tek başına hücredeyken bazı mahkumlar tarafından gece vakti öldürülür. Hapishane bekçileri, gece boyunca hücreleri açık bırakılmış kişileri kolayca bulur ve Sándor'u umarlar. Şüpheliler, eski haydutlardan yeni bir askeri birlik kurma fırsatı verildiğinde aldatılır ve Sándor'un esirler arasında olmadığı, affedildiği söylenir. Ancak, kutlama yapan gerillalara daha önce onun komutası altında savaşanların hala infaz edilecekleri söylenir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Miklós Jancsó
Miklós Jancsó (27 Eylül 1921, Vác-Macaristan - 31 Ocak 2014) genellikle ülkesi Macaristan'ı ve Macar tarihi'ni konu alan filmler çeken Macar sinema yönetmenidir. Hukuk, etnografya ve sanat tarihi eğitimi almış, hukuk dalında doktorasını tamamladıktan sonra Transilvanya'da etnografya araştırmaları yapmıştır. Sonraları, Budapeşte'de Sinema ve Tiyatro Akademisi'ne girmiştir. 1950 yılında buradan mezun olduktan sonra, haber filmleri ve belgesel filmler çekmiştir. 1958 yılında ise, ilk uzun metrajlı filmi A harangok Rómába mentek'i (Çanlar Roma'ya gitti) çekti. Bu filmde ve bunu izleyen Így jöttem'de (Evrimin Yolu) II. Dünya Savaşı'nı ve savaş sonrasını konu almıştır.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 09:22
'Harakiri' (Seppuku) (1962)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 135 dk
Tür: Aksiyon, Dram, Tarih
Yönetmen: Masaki Kobayashi
Senarist: Shinobu Hashimoto , Yasuhiko Takiguchi
Yapımı: 1962 - Japonya
Harakiri (Seppuku) Masaki Kobayashi'nin yönettiği 1962 yapımı bir Japon jidaigeki filmidir. Hikâye, Edo dönemi ve Tokugawa şogunluğunun yönetimi sırasında 1619 ile 1630 yılları arasında geçiyor. Yerel bir feodal lordun malikanesinde seppuku (harakiri) yapmayı talep eden rōnin Hanshirō Tsugumo'nun, kendisini samurayların önünde ölümü istemeye iten olayları açıklama fırsatını kullanarak hikâyesini anlatıyor. Film, şimdiye kadar yapılmış en iyi samuray filmlerinden biri olarak değerlendirilerek büyük beğeni toplamaya devam ediyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Masaki Kobayashi
Masaki Kobayashi (1916-1996) felsefe öğrenimi gördükten, savaşa katılıp bir yıl Okinawa'da tutsak kaldıktan sonra, iki melodramla yönetmenliğe başladı. Oğlunun Gençliği (1952), Dürüst Kalp (1953), Kalın Duvarlı Oda (1954) Yardımcılığını yapmış olduğu Keisuke Kinoshita'nın etkilerini taşıyan bu filmlerden sonra çektiği Kalın Duvarlı Oda (1954) ilk önemli filmi oldu. Yazar Kabe Aba'nın tanıklıklara dayalı yapıtından uyarlanan film, savaş suçluları konusunu gündeme getiriyor, ancak küçük suçluların yakalandığını büyük suçlulara ise dokunulamadığını vurguluyordu. Film, ABD'nin tepkisinden çekinildiği için, yıllarca gösterime giremedi. Kobayashi aynı sorgulamayı başyapıtı sayılan İnsanlık Durumu ( Ningen no jōken) (1959-61) ana başlığını taşıyan üçlemesinde sürdürdü. Çin savaşına katılmış olan yazar Jumpei Gomikawa'nın yapıtından sinemaya aktarılan üçleme, savaş karşıtı destansı bir filmdir. Toplam uzunluğu dokuz buçuk saati bulan film, savaşa katılan idealist Kaji'nin (Tutsuya Nakadai) Mançurya bozgununu yaşamasını, Sovyetler'in eline tutsak düşmesini ve Sibirya steplerinde can vermesini konu edinir. Hem ezilen hem de ezen konumundaki Kaji'nin yaşadıkları, militarizme ve yol açtığı cinayetlere ayna tutar. Toplumun nasıl " insanlıkdışı" bir yapıya bürünebileceğini vurgulayan filmde, Kaji'nin başkaldırısının tek sığınağı ölümdür. (Filmin ilk bölümü, Non C'e Amore Piu Grande / Daha Büyük Aşk Yok adı altında gösterildiği Venedik Film Festivali'nde San Giorgio ödülünü alacaktır.)
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 10:04
Look Back in Anger (1959)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 98 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Tony Richardson
Senarist: John Osborne , Nigel Kneale
Yapımı: 1959 - İngiltere
"Look Back in Anger", 1959 yılında Richard Burton, Claire Bloom ve Mary Ure'nin başrollerini paylaştığı ve Tony Richardson'ın yönettiği bir İngiliz kitchen sink draması filmidir. Film, Jimmy Porter adlı zeki ancak umutsuz işçi sınıfından genç bir adam, üst orta sınıf, duygusuz bir eşi (Alison) ve onun kibirli en iyi arkadaşı (Helena Charles) arasındaki aşk üçgenini konu alır. Ma Tanner karakteri, sadece oyunda adı geçen bir karakterdir, ancak filmde Jimmy ve Alison arasındaki sınıf farkını vurgulamak için Edith Evans tarafından canlandırılmıştır. Film ve oyun, İngiliz kültürel hareketi olan kitchen sink realizminin klasik örnekleridir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tony Richardson
Tony Richardson (1928-1991) Akademi ödüllü İngiliz film yönetmeni ve yapımcısı. 1964 yılında Tom Jones filmiyle En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'nü ve filmin yapımcısı olarak En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazandı. En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'nü en genç kazanan altıncı kişidir. 1962 yılında aktris Vanessa Redgrave ile evlendi. 1963 yılında Natasha Richardson ve 1965 yılında Joely Richardson isimlerini verdikleri, daha sonra aktris olacak iki kızı dünyaya geldi. Vanessa Redgrave ile 1967 yılında boşandılar. 1991 yılında 63 yaşında AIDS'e bağlı komplikasyonlardan hayatını kaybetti.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 10:44
Il Caso Mattei (Mattei Olayı)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 110 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Francesco Rosi
Senarist: Tonino Guerra , Francesco Rosi , Tito Di Stefano , Nerio Minuzzo
Yapımı: 1972 - İtalya
The Mattei Affair (İtalyan: Il Caso Mattei), Enrico Mattei'nin hayatını ve gizemli ölümünü anlatan 1972 yapımı İtalyan bir dram filmidir. Film, II. Dünya Savaşı sonrasında İtalyan petrol ve hidrokarbon endüstrisinin ABD şirketlerine satılmasından kaçınmayı başaran ve onları Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde petrol ve gaz anlaşmaları için "Yedi Kızkardeş" ile yarışan devletleştirilmiş bir petrol şirketi olan Eni'yi geliştiren İtalyan işadamı Enrico Mattei'nin hayatını konu alıyor.
Film, 1972 Cannes Film Festivali'nde Grand Prix'yi The Working Class Goes to Heaven ile paylaştı. İtalyan yıldız Gian Maria Volonté, her iki filmde de başrol oyuncusuydu.
Film, belgesel ve kurgu türlerini yenilikçi bir şekilde harmanlayarak Francesco Rosi'nin "film soruşturması" (cine-inchieste) kavramını yansıtır. Flashback yapısı, Citizen Kane'in etkisini ve Rosi'nin Salvatore Giuliano (1962) filminin etkisini gösterir. Rosi, film çekimlerinde ve amatör oyuncularla sadık bir şekilde neo-realist köklere bağlı kalır. Ana hikaye, yönetmenin kendi araştırmasının kurgusal bir hesabını içerir; bu araştırma sırasında film için çalışırken kaybolan gazeteci arkadaşı Mauro De Mauro'nun ölümüyle ilgili. De Mauro, Sicilya Mafyası tarafından öldürüldü, ancak Mattei'nin ölümü gibi, De Mauro'nun davası da çözülmedi der.
2008'de film, İtalyan Kültürel Miras Bakanlığı'nın "ülkenin 1942 ile 1978 arasındaki toplu hafızasını değiştiren" 100 İtalyan filmden oluşan bir liste olan 100 Italian films to be saved listesine dahil edildi.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Francesco Rosi
Francesco Rosi (d. 15 Kasım 1922 - ö. 10 Ocak 2015), İtalyan film yönetmeni. Bireysel ve toplumsal sorunlara birlikte eğildiği filmleriyle uluslararası alanda tanınmıştır. Il caso Mattei filmiyle 1972 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı.
Rosi'nin filmleri, özellikle 1960'lar ve 1970'lerdeki filmleri, genellikle politik mesajlar taşıyorken, daha sonraki filmlerinin konuları daha az politik yönelimli ve edebiyata daha yakın hâle gelmiştir. 1997 yılına kadar film yönetmeye devam eden Rosi'nin son filmi, ünlü yazar Primo Levi'nin La tregua [it] kitabından uyarlanmıştı.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 13:17
Pasqualino Settebellezze
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 115 dk
Tür: Dram, Komedi, Savaş
Yönetmen: Lina Wertmüller
Senarist: Lina Wertmüller
Yapımı: 1975 - İtalya
Pasqualino Settebellezze Lina Wertmüller'in yönettiği ve Giancarlo Giannini'nin başrol oynadığı İtalyan filmi. Film, Mussolini dönemi İtalyasını ve İkinci Dünya Savaşını alaycı bir dille ele alır.
Film filmin başrolü olan Pasqualino'nun etafında şekillenir. Filmin başında Pasqualino yedi kızkardeşin arasında tek erkektir. Kardeşlerinden birinin evlilik vaatlerine aldanıp kendini önce bir pavyonda, sonra genelevde bulmasıyla, Pasqualino şerefini ve itibarını temizlemek için cinayet işler. Önce hapse düşer, sonra savaş patlak verir. Film bu noktada politik mizah niteliği kazanmaya başlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Lina Wertmüller
Lina Wertmüller (14 Ağustos 1928, Roma - 9 Aralık 2021, Roma), İtalyan film yönetmeni ve senarist. 1976 yılında Pasqualino Settebellezze filmiyle En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'ne aday gösterilmiş, böylelikle bu ödüle aday gösterilen ilk kadın olmuştur. Jane Campion, Sofia Coppola ve Kathryn Bigelow ile birlikte yönetmen oscarına aday olan dört kadından biridir.
1988 Venedik Film Festivali jüri üyelerinden birisi olarak yer aldı. Wertmüller 9 Aralık 2021'de İtalya'nın başkenti Roma'da 93 yaşında öldü
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 13:31
The Ascent (Tırmanış) (1977)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 111 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: Larisa Shepitko
Senarist: Larisa Shepitko , Yuri Klepikov
Yapımı: 1976 - Sovyetler Birliği
İkinci Dünya Savaşı’nın dondurucu kışında Sotnikov ve Rybak isimli iki Sovyet partizanı kendileri ve yoldaşları için yiyecek bulmak adına bir yolculuğa çıkar. Bir Nazi komutanının evinde bir koyun bulan ikili dönüş yolunda Nazi devriyeleri tarafından tutuklanır. Sotnikov hiçbir soruya yanıt vermemeyi seçerken, Rybak ise hayatta kalmak için her şeyi yapmaya hazırdır. İkisinden biri buradan ömür boyu taşıyacağı ağır bir yükle canlı çıkacaktır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Larisa Shepitko
Larisa Yefimovna Şepitko (1938-1979), Sovyet yönetmen. Andrey Tarkovski ile aşağı yukarı aynı yıllarda (1958) Moskova'da yönetmenlik eğitimi almıştır. "Tırmanış" 1977'de Berlin Uluslararası Film Festivali'nde yarışmanın büyük ödülü olan Altın Ayı'yı kazanmıştı. Ancak 1979 yılında mesleğinin zirvesindeyken, bir sonraki filminin hazırlıkları sırasında Tver yakınlarında geçirdiği trajik bir araba kazasında hayatını kaybetti. Kendisinin 4 uzun metrajlı tamamlanmış sinema filmi vardır. Kocası Elem Klimov da kendisi gibi bir film yönetmeniydi.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 13:46
Deus E O Diabo Na Terra Do Sol (Kara Tanrı, Beyaz Şeytan)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 115 dk
Tür: Dram, Macera, Tarih
Yönetmen: Glauber Rocha
Senarist: Glauber Rocha , Walter Lima Jr. , Paulo Gil Soares
Yapımı: 1964 - Brezilya
Tetikçi Antonio das Mortes'in maceralarına odaklanan film yerel eşkıyalık dönemlerinin son demlerinde geçiyor. Antonio, bölgedeki işçilerden biri olan Manuel'in suç dünyasına adım atışına tanık olur. Dahası Manuel, ezeli rakibi ve düşmanı Corisco the Blond Devil'in çetesine katılmıştır...
Altın Palmiye için yarışan filmin yönetmeni Glauber Rocha; başrollerini ise Geraldo Del Rey, Yoná Magalhães ve Othon Bastos paylaşıyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Glauber Rocha
Glauber Rocha (1939-1981), Brezilyalı bir film yönetmeni ve yazarıdır. Latin Amerika sinemasının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir ve "yoksulların sineması" olarak bilinen Yeni Latin Amerika Sineması'nın kurucu babalarından biri olarak kabul edilir.
Rocha, 1939'da Bahia, Brezilya'da doğdu. Sinemaya olan ilgisi genç yaşlarda başladı ve 1950'lerin sonlarında kısa filmler çekmeye başladı. 1961 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan "Barravento"yu çekti. Bu film, Brezilya'nın kuzeydoğusundaki balıkçı köylerinde geçen bir dramdır.
Rocha'nın en ünlü filmi ise 1964 yapımı "Deus e o Diabo na Terra do Sol" (Kara Tanrı, Beyaz Şeytan) filmidir. Bu film, Brezilya'nın kırsal kesiminde geçen bir epik hikayeyi anlatır ve Brezilya sinemasının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Film, Cannes Film Festivali'nde ödül kazandı ve Rocha'nın uluslararası alanda tanınmasını sağladı.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 17:50
Apur Sansar (Apur'un Dünyası) (1959)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 105 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Satyajit Ray
Senarist: Satyajit Ray
Yapımı: 1959 - Hindistan
Satyajit Ray'in Apu Üçlemesini oluşturan filmler neredeyse tek bir filmin bölümleri gibi tasarlanmıştır ve bir devamlılık arzeder. Birinin bittiği yerde konuyu diğeri devralır. Üçlemenin ilk filmi Yol Türküsü (1955)'nde Apu'nun küçüklüğü ve doğduğu köydeki yaşantısı anlatılır. İkinci film Yenilmez (1956)'de ise Apu'nun eğitim yılları anlatılır. İlk filmde ihtiyar halası ve küçük kızkardeşini, ikinci filmde de babası ve annesini kaybeden Apu artık dünyada yapayalnızdır. Üçlemenin sonuncu filmi Apu'nun Dünyası'nda, başarılı bir orta eğitimden sonra eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olan Apu (Soumitra Chatterjee), özel bir bursla gönderildiği kolejden ödenek yokluğu nedeniyle eğitimini tam olarak bitiremeden orta bir dereceyle mezun olabilmiştir. Artık bir erişkin olan Apu mega kent Kalküta'da salaş bir apartman dairesinde oturmaktadır. Henüz kendine uygun bir iş bulamamıştır, zaten ciddi olarak bir iş de aramaz. Ara sıra özel dersler vererek ve kitaplarını satarak geçinmeye çalışır. İçine kapanık bir yaşantı süren Apu'nun tek hayâli iyi bir yazar olabilmektir ve henüz tamamlayamadığı bir romanı vardır. Kolejden samimi arkadaşı Pulu (Swapan Mukherjee), Apu'yu kuzeninin Khuina köyündeki düğününe davet eder. Nehir yoluyla yapılacak bu şiirsel yolculuk Apu'nun reddemeyeceği kadar cazip bir olaydır. Geleneklere göre düzenlenen düğün daha başlamadan damat adayı delirir. İnanışa göre Pulu'nun kuzeni Aparna (Sharmila Tagore) evlenmek için en uygun olan bu kutsal günü kaçırırsa lanetlenerek evde kalacaktır. Pulu, el altındaki en elverişli damat adayı o olduğu için Apu'dan damat olmasını rica eder. Zaten kızın annesi de, yüzünü İlah Krişna'ya benzettiği Apu'ya hayran olmuştur. Bu teklife önce şiddetle itiraz eden Apu daha sonra kızı bu güç durumdan kurtarmanın asil bir davranış olacağına karar vererek evlenmeyi kabul eder. Hiç hesapta yokken dünya evine giren Apu, yeni eşi Apurna'yı Kalküta'ya götürür ve yoksul hayatını onunla paylaşmaya başlar. Yeni evli çift burada birbirlerini tanımaya çalışırlar. Bu süreçte çift arasında en küçük bir fiziksel temas (sarılma, öpme vb) bile perdede gösterilmez. Apurna gebe kaldığında Apu onu bir süreliğine baba evine gönderir. Ancak bir süre sonra Apurna'nın doğum yaparken öldüğü haberini alır. Apurna bir oğlan çocuğu dünyaya getirmiştir. Kedere boğulan Apu karısının ölümünden sorumlu tuttuğu oğlunu görmek istemez. Umutsuzluğa düşen ve hayata küsen Apu yazdığı romanı yok eder ve kömür madenlerinde çalışmaya başlar. Beş yıl aradan sonra arkadaşı Pulu onu tekrar bulur ve hayatındaki ikinci önemli değişikliği ona yaşatır: Apu'nun oğluna kavuşmasını sağlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Satyajit Ray
Satyajit Ray (d. 2 Mayıs 1921 - ö. 23 Nisan 1992), Hindistanlı yönetmen, yapımcı. 20. yy.'ın en önemli yönetmenlerindendir. Kalküta'da Bengalli ve sanat dünyasının önde gelen ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Presidency College ve Visva-Bharati Üniversitesinde okudu. Kariyerinin başında reklam alanında çalışan Ray, Fransız yönetmen Jean Renoir'le tanışması ve bir Londra ziyaretinde İtalyan yeni gerçekçi film Bisiklet Hırsızları'nı seyretmesinin ardından, film çekmeye karar verdi.
Aralarında uzun metrajlı, kısa metrajlı filmler ve belgeseller olmak üzere 74 film yönetti. İlk filmi, Cannes Film Festivali ödülü dahil pek çok uluslararası ödül alan Yol Türküsü (Pather Panchali) idi. Bu film, Yenilmez (Aparajito) ve Apu'nun Dünyası (Apur Sansar) ile birlikte, Apu Üçlemesini oluşturdu. Sinemada senaryo yazımı, kasting, müzik, görüntü yönetmenliği, sanat yönetmenliği, jenerik ve reklam materyallerinin hazırlanması gibi pek çok görevi üstlendi. Aynı zamanda, kurgu türünde eserler veren bir yazar, yayıncı, çizer, grafik tasarımcı ve sinema eleştirmeniydi. Kariyeri boyunca, aralarında 1992 yılı Akademi Onur Ödülü de olmak üzere, çok sayıda ödül aldı.
Kalp rahatsızlığı nedeniyle 1992 yılında hastaneye kaldırılan Ray, aynı yıl 23 Nisan'da Kalküta'da öldü.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 18:33
Mannen På Taket (Damdaki Adam) (1976)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 110 dk
Tür: Aksiyon, Gerilim, Suç
Yönetmen: Bo Widerberg
Senarist: Maj Sjöwall , Per Wahlöö
Yapımı: 1976 - İsveç
"Mannen på taket," 1976 İsveç yapımı bir suç, aksiyon ve gerilim filmidir. Bo Widerberg tarafından yönetilmiştir. Carl-Gustaf Lindstedt, Sven Wollter, Thomas Hellberg ve Håkan Serner başlıca rollerde yer almaktadır. Film, Sjöwall Wahlöö'nün "The Worthy Man from Säffle" adlı kitabına dayanmaktadır.
Bir gece, bir hastane odasında bir hasta, bir süngü ile vahşice öldürülür. Martin Beck ve meslektaşları cinayeti araştırmakla görevlendirilir. Kısa sürede, kurbanın polis komiseri Stig Nyman olduğu ortaya çıkar. Birkaç sorgulamadan sonra, Nyman'ın gerçekten kötü bir polis olduğu ancak polis gücü içindeki takım ruhunun onu dövülme ve düşürülme veya kovulmadan kurtardığı ortaya çıkar.
Film, İsveç'te yapılmış en iyi filmlerden biri olarak kabul edilir ve 1977 Guldbagge Gala'da en yüksek kalite puanı için Guldbaggen ödülünü kazanmıştır. Aynı galede Håkan Serner en iyi erkek başrol oyuncusu Guldbaggen'ini almıştır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bo Widerberg
Bo Gunnar Widerberg (8 Haziran 1930 - 1 Mayıs 1997), İsveçli bir film yönetmeni, yazar, editör ve oyuncuydu.
Bo Widerberg, İsveç sinemasında önde gelen bir figürdü. Film yönetmeni, yazar, editör ve oyuncu olarak önemli katkılarda bulundu. Widerberg'in eserleri genellikle sosyal ve siyasi konuları keşfederdi ve hikaye anlatımında gerçekçi ve insancıl yaklaşımıyla tanınırdı. Bazı dikkate değer filmleri arasında "Elvira Madigan" (1967), "Joe Hill" (1971) ve "Göçmenler" (1971) bulunur, bu filmler hem ulusal hem de uluslararası alanda eleştirel övgü aldı. Onun İsveç sinemasındaki etkisi hala hissedilmekte olup, İsveç sinema tarihinde etkili bir figür olarak varlığını sürdürmektedir.
Fransız olmayan yeni bir dalga, İngiliz olmayan bir kitchen sink, Üçüncü Dünya’dan olmayan bir Üçüncü Sinema ya da Bergman olmayan bir İsveçli… Kariyeri boyunca adı birçok yakıştırma ya da benzetmeyle anılan Bo Widerberg için en rahat söylenebilecek şey İsveç sinema tarihinin gördüğü en büyük değişimin başını çektiği olacaktır. 1950’li yıllara denk düşen yirmili yaşlarını romanlar ve öykü kitapları yayımlayarak geçirirken sinemaya duyduğu ilgiyle eleştiri ve makaleler kaleme almaya başlaması bu değişimin fitilini de ateşledi. 1960 yılına geldiğinde Ingmar Bergman artık tüm dünyada sinema çevrelerince tanınmıştı ve Malmölü bu genç adam kendi dilinin dünya tarafından o filmlerdeki temsiliyle görülmesine fazlasıyla öfkeleniyordu. Camdan baktığında gördüğü İsveç, Altın Palmiyeler alan İsveç’e hiç de benzemiyordu. Yazdığı eleştirilerden tatmin olmayan Widerberg’in sahaya inişi de bu döneme denk geliyor. Henüz ikinci uzun metrajı Kuzgun Çıkmazı’nın (Kvarteret Korpen, 1963) yazar olmak isteyen genç kahramanı Anders, Stockholmlü yayıncıları kastederek “Eğer sesimizi duyurmazsak bizi nasıl anlayabilirler?” diye bağırırken yeni İsveç sinemasının sesini duyuyoruz.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 19:30
Loong Boonmee Raleuk Chat (Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 114 dk
Tür: Dram, Fantastik
Yönetmen: Apichatpong Weerasethakul
Senarist: Apichatpong Weerasethakul
Yapımı: 2010
Boonmee amca önemli bir yoga ustasıdır. Vücudunun tüm gizemlerini bildiği için 48 saat içinde öleceğinin da farkındadır. Hastalığının kötü karmasından kaynaklandığına inanmaktadır. Eski yaşamlarından birinde çok fazla komünist öldürmüştür. Yıllar önce ölen eşinin hayaleti ve 15 yıldır ağaçlarda yaşayan oğlunun da yardımıyla geçmişinde ve önceki yaşamlarında bir yolculuğa çıkar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Apichatpong Weerasethakul
Apichatpong Weerasethakul (d. 16 Temuuz 1970), Taylandlı bir film yönetmeni, yapımcı ve sanatçıdır. Dünya genelinde tanınan, ödüllü bir yönetmen olan Weerasethakul, sıra dışı ve atmosferik filmleriyle bilinir. Filmleri genellikle Tayland'ın kırsal kesiminde geçer ve genellikle gerçeküstü, düşsel ve zaman zaman mistik öğeler içerir.
En bilinen filmi "Tropical Malady" (2004) Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazanmıştır. "Syndromes and a Century" (2006) ve "Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives" (2010) gibi diğer filmleri de uluslararası övgü almıştır. "Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives", Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanarak Weerasethakul'u Tayland'dan bu ödülü kazanan ilk yönetmen yapmıştır.
Weerasethakul'un filmleri genellikle sıra dışı anlatım tarzları ve görsel diliyle dikkat çeker. Doğa ve insan ilişkisi, bellek, rüyalar ve gerçeklik arasındaki sınırlar gibi temalar sıkça işlenir. Ayrıca kendi kültürüne, geleneklere ve siyasi meselelere de göndermeler yapar.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 19:51
La Noire De... (Kara Kız)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 60 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Ousmane Sembene
Senarist: Ousmane Sembene
Yapımı: 1966 - Fransa
Ousmane Sembène'in ilk filmi olan "Kara Kız" (La Noire de...), 1966 yılında çekilmiş ve Afrika sinemasının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Film, Sembène'nin post-kolonyal Afrika'daki sosyal ve kültürel sorunları ele aldığı önemli bir eserdir.
"Kara Kız", Dakar'da yaşayan bir genç kadın olan Diouana'nın hikayesini anlatır. Diouana, Fransız bir aile için ev hizmetçisi olarak çalışmak üzere Senegal'den Fransa'ya götürülür. Başlangıçta bu fırsattan heyecan duyar ve daha iyi bir yaşam umuduyla Fransa'ya gitmeyi kabul eder. Ancak orada yaşadığı deneyimler, beklentilerinin aksine, onu hayal kırıklığına uğratır.
Diouana, Fransız ailesinin evinde hizmetçi olarak çalışırken, özgürlüğünden ve kimliğinden giderek daha fazla uzaklaşır. Kendisini evin dışındaki dünyaya kapatılmış hisseder ve toplumun dışında bir yabancı gibi hisseder. Ayrıca aile tarafından gördüğü muamele de zamanla kölelik benzeri bir duruma dönüşür. Bu durum, Diouana'nın psikolojik olarak zor bir noktaya gelmesine ve sonunda trajik bir sona sürüklenmesine neden olur.
"Kara Kız", kolonyalizmin mirası, göç ve kimlik gibi önemli temaları ele alırken, Afrika sinemasının doğuşuna da ışık tutar. Sembène'nin bu filmi, Afrika'nın kendi hikayelerini anlatma ve Avrupa merkezli bakış açısına meydan okuma çabalarının bir örneğidir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ousmane Sembène
Ousmane Sembène, 1923 yılında Senegal'de doğan ve 2007 yılında vefat eden önemli bir Senegalli yazardır ve aynı zamanda Afrika sinemasının öncülerinden biridir. Sembène, Afrika'da ve dünya çapında edebiyat ve sinema alanında büyük etki yaratmıştır.
Sembène, aslen bir marangoz olan ve sonradan yazarlık ve sinemacılıkla ilgilenmeye başlayan biridir. Eserleri genellikle Afrika'daki toplumsal ve siyasi sorunları ele alır ve kolonyalizmin mirası, Batı-Afrika ilişkileri, kültürel kimlik ve toplumsal eşitsizlik gibi temaları işler.
Özellikle edebiyat alanında "Le Docker Noir" (Kara Dokumacı) ve "Les bouts de bois de Dieu" (Tanrının Tahta Parçaları) gibi eserleriyle tanınır. Bu romanlar, Afrika'daki işçi sınıfının ve sömürge altındaki toplumların deneyimlerini anlatırken, aynı zamanda Afrika'nın kendi sesini bulma ve duyurma çabalarını yansıtır.
Sembène, aynı zamanda Afrika sinemasının kurucularından biridir. 1960'larda sinemaya geçiş yaparak, Afrika'nın bağımsızlık sonrası dönemindeki deneyimlerini filme almaya başlamıştır. "Borom Sarret" (1963) gibi kısa filmleriyle tanınmıştır, ancak en ünlü eseri olan "Kara Kız" (La Noire de...) (1966), uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış ve Afrika sinemasının gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.
Sembène'nin eserleri, Afrika'nın tarihsel ve toplumsal derinliklerini yansıtırken, aynı zamanda insanlık durumunu evrensel bir perspektiften ele alır. Ousmane Sembène, Afrika edebiyatı ve sinemasının önde gelen figürlerinden biri olarak kabul edilir ve eserleri halen geniş bir kitleye hitap etmektedir.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 20:12
Le Temps retrouvé (Marcel Proust's Time Regained)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 163dk
Tür: Dram
Yönetmen: Raúl Ruiz
Senarist: Gilles Taurand , Raul Ruiz , Marcel Proust
Yapımı: 1999 - Fransa , İtalya , Portekiz
Raúl Ruiz'un en iyi filmi olarak genellikle "Time Regained" (Le Temps retrouvé) adlı filmi gösterilir. Bu film, Fransız yazar Marcel Proust'un aynı adlı romanından uyarlanmıştır. 1999 yapımı olan "Time Regained", Proust'un karmaşık ve derinlemesine bir eserini ustalıkla beyazperdeye taşırken, Ruiz'un sinematik zekası ve estetik anlayışını da yansıtır.
"Time Regained", Proust'un "A la Recherche du Temps Perdu" (Kayıp Zamanın İzinde) serisinin son kitabı olan "Le Temps retrouvé"e dayanır. Film, bellek, zaman, sanat ve insan deneyimi gibi temaları karmaşık bir şekilde işler. Ruiz'un filmi, sanatçının imzası niteliğindeki çok katmanlı anlatım tarzını ve görsel zenginliğini sergilerken, aynı zamanda Proust'un eserine sadık kalır.
"Time Regained", estetik açıdan çarpıcı görüntülerle doludur ve oyuncu kadrosunda Catherine Deneuve, Emmanuelle Béart, John Malkovich gibi ünlü isimleri barındırır. Ruiz'un yönetmenlik yeteneği ve filmdeki derinlikli anlatımı, "Time Regained"i modern sinemanın başyapıtlarından biri olarak kabul edilmesini sağlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Raúl Ruiz
Raúl Ruiz, 1941'de Şili'de doğmuş ve 2011 yılında Fransa'da vefat etmiş olan önemli bir film yönetmeni ve yazarıdır. Ruiz, çağdaş sinema dünyasında özellikle karmaşık anlatı yapısı ve deneysel film tarzıyla tanınır.
Şili'de doğmasına rağmen, Ruiz'in sinema kariyeri genellikle Fransa'da geçmiştir. Eserlerinde sıklıkla edebi ve felsefi referanslar kullanır ve hikaye anlatımında genellikle sıradışı teknikler ve yapılar tercih eder.
Ruiz'in filmografisi oldukça geniştir ve çeşitli dönemler ve tarzlar üzerine çalışmalar içerir. En iyi bilinen filmlerinden biri, Marcel Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde" serisinden uyarlanan "Time Regained" (Le Temps retrouvé)'dir. Bu film, Ruiz'in ustalıkla işlediği karmaşık anlatı tarzının ve estetik anlayışının iyi bir örneğidir.
Ruiz'in diğer önemli eserleri arasında "Mysteries of Lisbon" (2010), "Three Crowns of the Sailor" (1983), "The Territory" (1981) ve "City of Pirates" (1983) gibi filmler bulunmaktadır. Ruiz, sinema kariyeri boyunca birçok ödül kazanmış ve uluslararası alanda tanınmış bir yönetmen olmuştur.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 20:42
Marketa Lazarová
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 166 dk
Tür: Dram, Tarih
Yönetmen: Frantisek Vlácil
Senarist: Frantisek Vlácil , Frantisek Pavlícek
Yapımı: 1967 - Çekoslovakya
František Vláčil'in en iyi filmi olarak genellikle "Marketa Lazarová" (1967) gösterilir. Bu film, Çek edebiyatının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Vladislav Vančura'nın aynı adlı romanından uyarlanmıştır. "Marketa Lazarová", sıklıkla Çek sinemasının başyapıtlarından biri olarak değerlendirilir ve Vláčil'in yönetmenlik yeteneğinin zirvesini temsil eder.
"Marketa Lazarová", Orta Çağ Çekya'sında geçen epik bir hikayeyi anlatır. Film, iki düşman ailenin çekişmeleri ve birbirine düşman toplulukların arasında yaşayan bir aşk hikayesini ele alır. Vláčil, filmi büyüleyici bir şekilde atmosferik ve görsel olarak çarpıcı bir şekilde çekerken, aynı zamanda tarihsel detaylara ve karakterlerin iç dünyalarına derinlemesine odaklanır.
"Marketa Lazarová", sinematik açıdan çığır açan kameranın kullanımı, atmosferik sahneleri ve güçlü performanslarıyla öne çıkar. Film, zamanının ötesinde bir epik olarak kabul edilir ve Vláčil'in sinematik dâhiyetini en iyi şekilde yansıtır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
František Vláčil
František Vláčil (1924-1999), Çekoslovak film endüstrisinin önemli bir figürü olan Çek film yönetmeni ve senaristtir. O, Çek sinemasının "Yeni Dalga" hareketinin önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Vláčil, 1924'te Çekoslovakya'nın Opava şehrinde doğdu. Film kariyerine önce yardımcı yönetmen olarak başladı ve daha sonra kendi filmlerini yönetmeye başladı. En ünlü çalışmaları arasında "Marketa Lazarová" (1967) ve "The Valley of the Bees" (1968) gibi epik ve poetik yapımlar bulunmaktadır.
"Marketa Lazarová", Çek edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Vladislav Vančura'nın aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Film, Orta Çağ'da geçen ve iki düşman aile arasındaki çekişmeleri anlatan epik bir hikayeyi konu alır. Vláčil, bu filmdeki yönetmenlik yeteneği ve sinematik dâhiyetiyle öne çıkmış ve uluslararası alanda da büyük takdir kazanmıştır.
Vláčil'in çalışmaları genellikle atmosferik ve sanatsal açıdan zengin olan yapımlardır. Onun filmleri, sıklıkla insanın iç dünyasına ve insanın doğası üzerine derinlemesine bir bakış sunar. Vláčil'in sinematik tarzı, kendine özgü bir estetik ve duygu yaratır ve Çek sinemasının gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 21:17
Bu San (Hoşçakal, Dragon Inn)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 82 dk
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Ming-liang Tsai
Senarist: Ming-liang Tsai
Yapımı: 2003 - Tayvan
Sağanak yağmurdan kaçan bir Japon turist, King Hu’nun 1966 yapımı bir dövüş sanatları klasiği olan “Dragon Inn” filminin oynadığı ve bir zamanların ünlü sinema salonunu kendine sığınak edinir. Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur varken, sinema izleyicileri filme, karanlıkta birileriyle tanışabilme ihtimalinden bile daha az ilgi göstermeleri ilgi çekici gelmektedir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ming-liang
Ming-liang Tsai, Tayvanlı bir film yönetmeni ve senaristtir. 1957 yılında doğmuştur. Çalışmaları genellikle yavaş tempolu, atmosferik ve deneysel bir tarza sahiptir. Çoğunlukla minimal diyaloglarla ve uzun süren sahnelerle karakterize edilen filmleriyle tanınır. Çalışmaları arasında "Rebels of the Neon God" (1992), "Vive L'Amour" (1994), "The River" (1997), "What Time Is It There?" (2001), "Goodbye, Dragon Inn" (2003), "The Wayward Cloud" (2005) ve "Stray Dogs" (2013) gibi filmler bulunmaktadır. Ming-liang Tsai'nin eserleri genellikle festival sahnelerinde ve uluslararası sinema çevrelerinde büyük ilgi görür.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 21:44
Tiempo de morir (Time To Die)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 90 dk
Tür: Dram, Western
Yönetmen: Arturo Ripstein
Senarist: Carlos Fuentes , Gabriel García Márquez
Yapımı: 1965 - Meksika
"Time to Die," 1965 yapımı bir Meksika filmidir ve ünlü yazar Gabriel García Márquez'in senaryosuna dayanmaktadır. Bu film, Arturo Ripstein'in ilk yönetmenlik deneyimidir ve Meksika sinemasının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.
Film, hapse girdikten sonra 18 yıl sonra köyüne dönen bir adam olan Juan Sáyago'nun hikayesini anlatır. Ancak, hapisten çıktıktan sonra geçmişteki çatışmalar ve intikam arzusu ile karşılaşır. Köyüne döndüğünde, onu öldürmeyi düşünen eski bir dostuyla yüzleşmek zorunda kalır. Film, intikam, vicdan, ve adalet gibi temaları derinlemesine işlerken, Meksika toplumunun o dönemdeki sosyal ve kültürel dinamiklerini de yansıtır. "Time to Die," hem yönetmen Ripstein'in başarılı bir çıkışı hem de Meksika sinemasının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Arturo Ripstein
Arturo Ripstein, Meksikalı bir film yönetmeni ve senaristtir. Uzun ve başarılı bir kariyere sahiptir ve Meksika sinemasının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir. Ripstein, özellikle Latin Amerika'da ve uluslararası alanda çeşitli ödüller kazanmıştır.
Ripstein, 1943 yılında Meksika'nın Meksiko şehrinde doğdu. Sinemaya olan tutkusu genç yaşlarda başladı ve 1960'larda Meksika sinemasının önemli isimlerinden biri olan Luis Buñuel'in asistanı olarak çalıştı. Bu deneyim onun sinematik tarzını ve yaklaşımını etkiledi.
Kendi yönetmenlik kariyerine 1960'ların sonlarında başlayan Ripstein, birçok farklı türde film yönetti. Dramatik yapısı ve derin karakter çalışmalarıyla tanınan filmleriyle dikkat çekti. Sıklıkla Meksika toplumunu ve kültürünü ele alan eserler verdi.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 22:07
Eros + Massacre
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Yoshishige Yoshida
Senaryo: Masahiro Yamada, Yoshishige Yoshida
Yapım: 1969
Süre: 167 dk.
"Eros + Massacre," yönetmen Yoshishige Yoshida'nın 1969 yapımı filmidir. Film, Japonya'daki anarşist hareketin önemli figürlerinden Sakae Osugi'nin hayatını ve felsefesini modern bir öğrenci araştırmasının hikayesiyle örülmüş karmaşık bir anlatıya sahiptir.
Osugi'nin hayatı ve ilişkileri, çağdaş bir araştırıcı tarafından incelenirken, film aynı zamanda Osugi'nin entelektüel mirası ve felsefi düşünceleriyle ilgili derinlemesine bir tartışma sunar. Anarşizm, aşk, cinsellik, özgürlük ve toplumsal değişim gibi temalar, filmde ön plandadır.
Film, dönemin Japon toplumunun karmaşıklıklarını, entelektüel ve siyasi tartışmalarını derinlemesine ele alırken, aynı zamanda deneysel bir anlatı yapısı ve çarpıcı görsellerle dikkat çeker. "Eros + Massacre," Japon sinemasının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve Yoshida'nın yaratıcı ve düşündürücü sinema tarzını yansıtır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yoshishige Yoshida
Yoshishige Yoshida (Kijū Yoshida olarak da bilinir; 16 Şubat 1933, Fukui - 8 Aralık 2022), Japon film yönetmeni ve senarist.. Yoshida'nın ilk filmi 1960'ta girdiği sinema okulu Shochiku Co.'dan mezun olduktan sonra çektiği Rokudenashi'ydi. Yoshida daha sonra Akitsu Onsen'le II. Dünya Savaşı'nda yaşanan bir aşk hikayesini beyaz perdeye aktarmıştı. Nagisa Oshima ve Masahiro Shinoda ile birlikte Japonya'da yeni bir film hareketi olan Shochiku'nun öncüsü oldu. Ancak 1966'da bu akımdan çıkmaya karar verdi. 1970 yılında Eros + Masscare ve 1973'te Kaigenrei gibi filmlerde sosyal, politik ve cinsel konuları ele aldı.
Nemo Personne
18 Mayıs 2024, 22:44
Bab el hadid (Kahire İstasyonu)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Youssef Chahine
Senarist: Mohamed Abu Youssef, Abdel Hay Adib
Oyuncular: Farid Chawki, Hind Rostom, Youssef Chahine
Bir gazete bayisi sahibi, topal bir genç olan Qinawi'ye acır ve ona Kahire Tren İstasyonu'nda gazete satma işi verir. Yürümekte çok fazla zorluk çekmemesine rağmen, hafif engeli nedeniyle oradaki kadınların hepsi ondan uzak durur.
Qinawi zamanla güzel bir meşrubat satıcısı olan Hannuma'ya takıntılı hale gelir. Ancak Hannuma, iş arkadaşlarını daha iyi bir sendika içinde örgütlemeye çalışan huysuz bir taşıyıcı olan Abu Siri ile nişanlıdır. Yine de Qinawi ona evlenme teklif eder. Köyünde bir ev ve çocuklar hayali reddedilen Qinawi'nin takıntısı deliliğe dönüşür.
Haberlerdeki faili meçhul bir cinayetten ilham alarak bir bıçak satın alır ve Hannuma'yı öldürmek için komplo kurar. Polisler Hannuma'yı ve diğer kadınları yasa dışı içki satarken yakalamaya çalıştığında Hannuma, Qinawi'den suçlamaya neden olan içki kovasını alıp saklamasını ister. Qinawi bunun için kadını bir depoya çekmeye çalışır, ancak Hannuma kendi yerine bir arkadaşından bunu yapmasını ister.
Karanlıkta Qinawi bu değişimi fark etmez ve diğer kadını defalarca bıçaklar ve ardından cesedi, Hannuma'nın çeyizi olacağını varsaydığı tahta bir sandıkta saklar. Daha sonra Abu Siri'nin onu Hannuma'nın yaklaşan düğünü için trene bindirmesini sağlar. Ancak kadın ölmemiştir; bulunur ve istasyon uyarılır. Abu Siri'nin sendikalaşma mücadelesinde güç kaybedecek olan adamlar ilk başta cinayet girişimini onun üzerine yıkmaya çalışırlar, ancak saldırıya uğrayan kadın gerçek saldırganını tespit eder. Bu arada Hannuma ölümden kurtulduğunun farkında olmadan kovasını almaya gider. Qinawi onu demiryolu boyunca kovalar ve kalabalığı uzak tutmak için başına bir bıçak dayayarak onu yakalar. Gazete bayisi sahibi Qinawi'ye Hannuma ile evlenmesine izin verileceğini söyler ve onu düğün elbisesini giymesi için ikna eder. Qinawi buna uyar, ancak deli gömleği giydiğini fark eder. Kurtulmak için mücadele eder ama yakalanıp götürülür.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Youssef Chahine
Youssef Chahine (1926-2008), Mısır'ın en etkili ve tanınmış film yönetmenlerinden biridir. Arap sinemasının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilir. 1926 yılında İskenderiye'de doğan Chahine, sinemaya olan tutkusunu genç yaşlarda keşfetti. Fransa'da sinema eğitimi aldıktan sonra Mısır'a döndü ve kariyerine burada devam etti.
Chahine, çeşitli türlerde ve konularda geniş bir filmografya üretti. Filmleri genellikle toplumsal, politik ve dini temaları ele alırken, aynı zamanda kişisel deneyimlerinden de besleniyordu. Chahine'in filmleri, Mısır toplumunun ve Arap dünyasının derinliklerine inerken, aynı zamanda evrensel temaları işlemesiyle de tanınır.
Chahine'in en ünlü filmleri arasında "Cairo Station" (1958), "Saladin" (1963), "The Land" (1969), "Alexandria... Why?" (1978), ve "Destiny" (1997) gibi yapıtlar bulunmaktadır. 1997 yılında Cannes Film Festivali'nde yaşam boyu başarı ödülünü kazanan ilk Arap yönetmen oldu.
Chahine, Arap sinemasının sınırlarını genişleten ve dünya çapında tanınmasını sağlayan bir figür olarak kalıcı bir miras bıraktı. Hem yönetmenlik yeteneği hem de sinema sanatına olan katkıları ile anılır
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 06:36
Sur (Güney)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 127 dk
Tür: Dram, Müzikal
Yönetmen: Fernando E. Solanas
Senarist: Fernando E. Solanas
Yapımı: 1988 - Arjantin , Fransa
Yıllar süren baskı rejiminin ve diktatörlüğün 1983'te sona ermesi sayesinde devlete karşı faaliyetleri nedeni ile hapse girmiş pek çok insan serbest bırakılır. Bu kişilerden biri olan Floreal de, yıllar sürmüş mahkumiyetin ardından özgürlüğüne kavuşmuştur.Evinden ve karısından bunca zaman uzak kalmış olmasına rağmen dışarı çıkar çıkmaz evine gitmektense kendini Buenos Aires sokaklarına atar. Kendisinin de bilmediği bir arayış ve boşluk içerisindedir. Saatlerce bir yön ya da iz takip etmeksizin yürürken çevresinden hayali de olsa geçmişine ait insanlar gelip geçer. Zaman, herşeyle hesaplaşma zamanıdır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Fernando Ezequiel 'Pino' Solanas
Fernando Ezequiel 'Pino' Solanas (d. 16 Şubat 1936; Olivos, Buenos Aires - ö. 6 Kasım 2020; Paris) Arjantinli film yönetmeni, senaryo yazarı ve politikacı. La hora de los hornos (1968), Tangos: el exilio de Gardel (1985), Sur (Güney) (1988), El viaje (1992), La nube (1998) ve Memoria del saqueo (2004) filmleri ile tanınır. Altı yıl süreyle Buenos Aires Ulusal Senatörü oldu.
Solanas, tiyatro, müzik ve hukuk eğitimleri aldı. 1968’de Latin Amerika’daki yeni-kolonizm ve şiddet üzerine La Hora de los Hornos,adlı uzun belgesel filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendi. Film birçok uluslararası ödül aldı ve dünyanın pek çok yerinde gösterildi. Solanas, Venedik Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü ile Eleştirmenler Ödülü’nü ve Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. 1999 yılında 21. Moskova Uluslararası Film Festivali’nde jüri başkanlığı yaptı. 2004 yılında Berlin Film Festivali’nde özel Onursal Altın Ayı ile ödüllendirildi. Tango bestecisi ve müzisyen Ástor Piazzolla ile çeşitli film müziği işbirlikleri oldu.
1970’lerde Arjantin sinemasını etkileyerek onun sosyal bilinci ve politik sesi olan Grupo Cine Liberación hareketinin öncülerinden oldu. Juan Perón’u destekleyen kampanyalarda etkinlik gösterdi. Aşırı sağcılar tarafından tehdit edildi, oyuncularından birine suikast düzenlendi ve kaçırılma girişimine uğradı. Octavio Getino ile birlikte gelişen ülke film yapımcılarını etkileyen, Hollywood ve otör Avrupa sinemalarına karşı durma görüşünü savunan politik “Üçüncü Sinemaya Doğru” film hareketinin manifestosunu yazdı. 1976’da Paris’e sürgüne gönderildi ve 1983’te Arjantin’e demokrasi geldiğinde geri döndü.
6 Kasım 2020'de Coronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 06:50
W.R. - Misterije Organizma (W.R: Organizmanın Sırları)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 84 dk
Tür: Dram, Fantastik, Komedi
Yönetmen: Dusan Makavejev
Senarist: Dusan Makavejev
Yapımı: 1971 - Almanya
Yugoslav sinemasının sivri isimlerinden Dusan Makavejev’in birçok ülkede sansüre uğramış kült filmi Misterije Organizma, arşiv görüntülerinden, söyleşilerden, video performanslardan, belgeselimsi parçalardan ve kurmaca sahnelerden oluşan bir kolaj. Cinsel enerjinin serbest salınımını savunan öğretisiyle 68 hareketini derinden etkilemiş Alman psikanalist Wilhelm Reich’ın teorileri, filmde bombardıman halinde bize sunulan görüntü ve ses parçalarını bir arada tutan yegâne etken. Makavejev, filmi New York sokaklarında elinde tüfeğiyle dolaşan Tuli Kupferberg’in parodik video performansıyla açıyor; oradan Wilhelm Reich’la ilgili yapılmış söyleşilere atlıyor hızlıca; aralara Reich’ın ‘orgazm terapisi’ deneylerinin tuhaf görüntüleri sıçrıyor. Sonra kendimizi 70’ler Yugoslavya’sında buluyoruz: Asık suratlı yoldaşlarına serbest cinsellik vaazları veren iki kadının absürd öyküsü aracılığıyla, Makavejev’in taşkın hicvinden Yugoslavya’daki komünist rejim de, Sovyetler de, Stalin de nasibini alıyor. Misterije Organizma, cinselliğin bastırılmasında rol oynayan her türlü rejimi ve her türlü ideolojik aygıtı topa tutuyor!
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Dušan Makavejev
Dušan Makavejev, 1932 doğumlu olan Sırp film yapımcısıdır. Makavejev, özellikle toplumsal normları sorgulayan ve politikaya meydan okuyan yenilikçi filmleriyle tanınır. En bilinen eserlerinden biri 1971 yapımı "WR: Organizmanın Gizemleri" (WR: Mysteries of the Organism)'dir. Bu film, belgesel ve kurgusal kurguyu bir araya getirerek, cinsellik, politika ve insan psikolojisi gibi temaları keşfeder. Cesur ve geleneksel olmayan anlatım tarzıyla ve Freudcu ve Marksist teorileri araştırmasıyla dikkat çeker. "WR: Organizmanın Gizemleri", deneysel sinemada bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve genellikle Makavejev'in başyapıtı olarak değerlendirilir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 07:01
Kirschblüten - Hanami (Kiraz çiçekleri)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 127 dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Doris Dörrie
Senarist: Doris Dörrie
Yapımı: 2008 - Almanya
Kırsalda sakin bir yaşam süren ve Japon kültürüne özel bir ilgisi olan Trudi, kocası Rudi'nin hastalığı nedeniyle çok az ömrü kaldığını öğrenir. Bu gerçeği saklayarak birlikte Berlin'e çocuklarını ziyarete gitmelerini ister. Fakat bu ziyaret ve sonrasındaki küçük tatil Trudi için oldukça hüzünlüdür. Bu hüzün ve belki bilinmeyen bir hastalık Trudi'yi hayattan ve kocasından koparır. Rudi Japonya'yı göremeden ölen karısının acısını içine atarak, Tokyo'ya doğru bir yolculuğa çıkar. Amacı üçüncü çocuklarını ziyaret etmek ve eşinin yapmak istediği ama yapamadığı ziyareti yapmaktır. Rudi burada genç bir dansçının yardımıyla, karısının tüm hayatı boyunca hayalini kurduğu özel dansı gerçekleştirir. Bu hem onun için hem de karısı için bir aydınlanmadır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Doris Dörrie
Doris Dörrie 1955 Hannover doğumlu. ABD’de oyunculuk, felsefe ve psikoloji öğrenimi gördükten sonra, bugün öğretim üyesi olduğu Münih Televizyon ve Film Akademisi’nde okudu. 1999’da Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yaptı. Film yönetmenliği dışında çok satan kitaplar da yazdı (Was machen wir jetzt? ve Das blaue Kleid). 1989’da kocası Helge Weindler ve Thomas Muller ile beraber kendi prodüksiyon şirketlerini kurdular (Kobra Produktions GmbH).
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 07:36
Jeux interdits (Yasak Oyunlar)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 87 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: René Clément
Senarist: Jean Aurenche
Yapımı: 1952 - Fransa
"Jeux interdits" (Yasak Oyunlar), René Clément'in yönettiği 1952 yapımı Fransız filmidir. Film, II. Dünya Savaşı sırasında Fransa'da geçer ve savaşın etkisi altında kalmış bir çocuk olan Paulette'in hikayesini anlatır. Paulette, savaş sırasında ailesini kaybeder ve bir köyde yaşayan başka bir aileye sığınır. Orada, başka bir çocuk olan Michel ile arkadaş olur. İkisi, savaşın korkunç gerçeklerinden kaçmak için hayali oyunlar oynamaya başlarlar, ancak bu oyunlar savaşın etkilerinden tamamen kaçmalarını engelleyemez. Film, çocukların masumiyetini ve savaşın yıkıcı etkilerini çarpıcı bir şekilde ele alırken, insanlık durumunun derinliklerine iner.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
René Clément
René Clément, Fransız bir film yönetmeni ve senaristidir. 1913 yılında doğmuş ve 1996 yılında hayatını kaybetmiştir. Sinema kariyerine 1936'da başlamış ve özellikle Fransız Yeni Dalgası'nın öncülerinden biri olarak tanınmıştır. Savaş sonrası dönemin etkileyici filmlerinden bazılarını yönetmiştir. En ünlü eserlerinden biri olan "Forbidden Games" (Yasak Oyunlar), 1952'de En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanmıştır. Ayrıca "The Battle of the Rails" (Demiryolu Muharebesi) ve "Purple Noon" (Le Goût de la violence) gibi başarılı filmlere de imza atmıştır. Clément, Fransız sinemasının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir ve sinema dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 07:49
Mui Du Du Xanh (Yeşil Papaya Kokusu)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 104 dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Anh Hung Tran
Senarist: Anh Hung Tran
Yapımı: 1993 - Fransa
"The Scent of Green Papaya" (Yeşil Papaya Kokusu), Tran Anh Hung'un yönettiği ve aynı zamanda senaryosunu yazdığı 1993 yapımı bir Vietnam filmidir. Film, 20. yüzyılın başlarında Saigon'da geçen bir hikayeyi anlatır. Hikaye, genç bir kız olan Mùi'nin yaşamını takip eder. Mùi, bir ailenin hizmetçisi olarak çalışırken, ailenin yaşamı ve çevresindeki dünya etrafında döner. Film, genellikle görsel olarak çarpıcı ve duygusal olarak derinlemesine bir deneyim olarak övgü alır. Vietnam kültürünün inceliklerini ve güzelliklerini yansıtarak, sakin ve içsel bir yolculuk sunar. "The Scent of Green Papaya", Cannes Film Festivali'nde Caméra d'Or ödülünü kazanmıştır ve Tran Anh Hung'un en tanınmış eserlerinden biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Anh Hung Tran
Tran Anh Hung, 23 Ocak 1962'de Vietnam'da doğmuş Vietnam-Fransız film yönetmeni ve senaristtir. Tran Anh Hung'un çalışmaları genellikle görsel açıdan çarpıcı ve duygusal derinliği olan eserler olarak bilinir.
1980'lerin sonunda Paris'e taşınarak sinema eğitimi aldı ve kısa filmlerle başladı. Ancak, adını dünya çapında duyuran ilk filmi "The Scent of Green Papaya" (Yeşil Papaya Kokusu) ile oldu. Bu film, 1993 Cannes Film Festivali'nde Caméra d'Or (Altın Kamera) ödülünü kazandı ve Tran Anh Hung'un uluslararası alanda tanınmasını sağladı.
Tran Anh Hung'un diğer önemli filmleri arasında "Cyclo" (1995), "The Vertical Ray of the Sun" (2000) ve "Norwegian Wood" (2010) bulunmaktadır. Çalışmalarında genellikle duygusal yoğunluk, güçlü atmosfer ve detaylı görsellik ön plandadır. Tran Anh Hung, Vietnam sinemasının uluslararası alanda tanınan önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 08:07
The Fifth Seal (Az ötödik Pecsét)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 107 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: Zoltán Fábri
Senarist: Zoltán Fábri , Ferenc Sánta
Yapımı: 1976 - Macaristan
"Beşinci Mühür", 1976 yılında Zoltán Fábri tarafından yönetilen bir Macar filmidir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Budapeşte'de geçen bir hikayeyi anlatır. Film, bir grup arkadaşın savaşın giderek artan baskısı altında bir araya gelerek daha da yakınlaşmasını konu alır. Grup üyeleri, savaşın kaosu içinde hayatta kalmaya ve kişisel anlamı bulmaya çalışır. Film, insan ilişkilerini ve zor zamanlarda insanların tepkilerini güçlü bir şekilde betimler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Zoltán Fábri
1917 yılında Budapeşte'de doğdu. Budapeşte Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim gördü. Gençlik yıllarında resim sanatına ilgi duymasına karşın, eğitiminin ardından Film ve Drama Akademisi'ne devam ederek tiyatro yönetmeni olma çabasına girdi. Akademiyi oyuncu olarak bitirip, aynı yerde yönetmen ve sahne tasarımcısı olarak görev yaptı. 1946 yılında yöneticisi olduğu "Yeni Öncüler Tiyatrosu"'nda çalışırken, aynı zamanda "Sanatçılar Tiyatrosu", "Ulusal Tiyatro" gibi topluluklarda birçok oyun sahneledi. 1950 yılından itibaren sinemaya geçerek sanat yönetmeni olarak çalışmaya başladı. I. ve II. Dünya Savaşı'larının ve savaş esiri olarak da yaşamasının etkisiyle anti-faşist bir görüş edinen yönetmen, Macar sinemasının gelişimine önemli ölçüde katkıda bulundu.
Birçok filminin senaristliğini de yapan yönetmenin en önemli yapıtlarından biri Pal Sokağı'nın Çocukları'dır. "Macar Sinema ve Televizyon Sanatçıları Birliği"'nde başkanlık, "Budapeşte Drama ve Sinema Sanatları Akademisi"'nde de profesörlük yapan Fabri, Macar Sinemasının bir klasiği olarak kabul edilmekte olup, kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 08:48
Alsino Y El Condor (Alsino Ve Kondor)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 89 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: Miguel Littin
Senarist: Tomás Pérez Turrent , Miguel Littin , Isidora Aguirre
Yapımı: 1982
"Alsino and the Condor," Miguel Littin'in yönettiği ve Oscar'a aday gösterilen 1982 yapımı bir film. Film, Nikaragua'nın iç savaşı sırasında geçen bir hikayeyi anlatıyor. Baş karakter Alsino, bir yandan bir kondor gibi uçmayı hayal ederken, diğer yandan ülkesindeki çatışmalara karışır. Alsino, çocukluğunun masumiyetini ve savaşın acı gerçekleri arasında bir denge bulmaya çalışırken, film aynı zamanda politik bir metafor olarak da yorumlanabilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Miguel Littin
Miguel Littin, 9 Ağustos 1942'de Şili'de doğan ünlü bir film yönetmeni ve yapımcısıdır. Littin, Latin Amerika sinemasının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir. Politik içerikli filmleri ve sosyal meselelere odaklanan çalışmalarıyla tanınır.
Littin'in kariyeri boyunca çeşitli ödüller kazanan önemli filmlere imza atmıştır. Özellikle 1982 yapımı "Alsino and the Condor" adlı filmi, En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Şili'deki Augusto Pinochet diktatörlüğü döneminde, Littin politik nedenlerle ülkesinden sürgün edildi. Ancak gizlice Şili'ye geri dönüp o dönemin koşullarını gözlemleyerek "The Promised Land" adlı belgeselini çekti. Bu deneyimi "The Jackal of Nahueltoro" adlı filmine de yansıttı.
Littin, sinemaya olan tutkusu ve politik angajmanıyla tanınan bir isim olmuştur.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 09:00
Suna No Onna (Kumların Kadını)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 147 dk
Tür: Dram, Gerilim
Yönetmen: Hiroshi Teshigahara
Senarist: Kôbô Abe
Yapımı: 1964 - Japonya
Böcek toplamak ve incelemek için üç günlük izine çıkan öğretmen Niki Jumpei (Eiji Okada) kırsal alanda bir köye gider. İncelemeleri esnasında zamanın nasıl geçtiğini anlamayan Niki Jumpei, oradan kalkan son otobüsü kaçırır. Köylüler tarafından geceyi evlerden birinde geçirebileceği söylenir ve etrafı adeta kumdan duvarlarla kaplı bir evde tek başına yaşayan bir kadının misafiri olur. Ancak sabah kalktığında büyük bir sürprizle karşılaşır, eve inmek için kullandığı ip merdiven yerinde yoktur ve kum dağlarının içine hapsedilmiştir. Niki bir an önce çukurdan çıkıp yaşadığı şehre dönebilmek için var gücüyle çabalasa da bunun hiç kolay olmadığını kısa sürede anlayacaktır. Film Kobo Abe'nin romanından uyarlanarak çekildi ve 1964 Cannes Film Festivali'nde jüri özel ödülü kazandı.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Hiroshi Teshigahara
Hiroshi Teshigahara (1927-2001) Japon yönetmen. Ünlü ikebana sanatçısı Sofu Teshigahara'nın oğlu olan Hiroshi Teshigahara, 1927'de Tokyo'da doğdu. Çeşitli belgeseller yönettikten sonra ilk uzun metrajlı sinema filmi Pitfall (Otoshiana) ile dikkat çekti. 2. filmi Kumların Kadını (Suna no onna) dünyada adını duyurdu. Bu filmiyle Cannes'da Jüri Özel Ödülü kazandı, film 1965'te En İyi Yabancı Film Oscarı'na aday oldu. 1 yıl sonra Teshigahara En İyi Yönetmen dalında aday gösterilince bu dalda aday olan ilk Asya kökenli kişi oldu. 1966'da Bir Başkasının Yüzü (Tanin no kao) ile insan doğasına ilişkin müthiş bir yapıma imza attı. 1968'de Moetsukita chizu filmiyle birlikte yazar-senarist Kobo Abe'yle üst üste 4 film çalışmış oldu. 1984'te ünlü Katalan mimar Antoni Gaudí'nin çalışmalarını incelediği Antonio Gaudi adlı belgeseliyle takdir topladı. 2001'de Tokyo'da hayatını kaybetti.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 09:22
Constans (The Constant Factor)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Krzysztof Zanussi
Yazar: Krzysztof Zanussi
Çıkış: Mayıs 1980 (Cannes)
Süre: 92 dakika
En büyük hayali, babası gibi Himalyalar’a tırmanmak olan genç bir adamın iş arkadaşlarının yaptığı yolsuzluklar karşısındaki duruşu nedeni ile yaşadıklarının hikâyesi.
Krzysztof Zanussi’nin yazdığı ve yönettiği bir Polonya yapımı. Ülkedeki rejimin yıkılmasına giden yolu açan işçi eylemlerinin ve grevlerin sürdüğü yıllarda çekilen ve genç bir karakter üzerinden Polonya’daki hayaller ile gerçeklerin zıtlığını anlattığını söyleyebileceğimiz film Cannes’da Jüri Ödülü’nü kazanmıştı. Bir denklemdeki değişmez değeri ifade eden “sabit sayı”yı filmine isim olarak seçen Zanussi bununla ülkesindeki problemlerin sabitliğini ve kaderin (veya iradenin) değerlerini belirleyebileceği değişkenlere rağmen denklemin sonucunun her zaman bu sabit değere bağlı olacağını anlatıyor. Zanussi’nin vazgeçilmez oyuncusu olan başroldeki Tadeusz Bradecki’nin doğal performansı ile karakterinin mücadelesini seyre değer kıldığı film yaşadığı dünyanın tüm kötülüklerine rağmen iyi olmayı seçen ve başka bir yaşam şeklini hayal bile edemeyen bir genç adamın hikâyesini ilgiyi hak eden bir şekilde anlatıyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Krzysztof Zanussi
Krzysztof Zanussi, Polonyalı bir film yönetmeni, senarist ve yapımcıdır. 17 Haziran 1939'da Varşova'da doğdu. Zanussi, Varşova Üniversitesi'nde fizik eğitimi aldıktan sonra, sinema üzerine eğitim almak için Lodz Film Okulu'na gitti.
Zanussi'nin yönettiği filmler genellikle insanın varoluşsal ve ahlaki sorgulamalarına odaklanır. İnsan psikolojisi, ahlaki değerler ve toplumsal konular Zanussi'nin filmlerinde sıkça ele aldığı temalardandır. Onun filmleri genellikle derinlikli karakter analizleri ve incelikli hikayeler içerir.
1970'ler ve 1980'ler boyunca Zanussi'nin filmleri hem Polonya'da hem de uluslararası alanda dikkat çekti. "Iluminacja" (1973), "Camouflage" (1976), "Constans" (1980) gibi filmleri önemli ödüller kazandı.
Zanussi'nin eserleri, düşünsel derinlikleri ve insan doğasının karmaşıklıklarını incelerken aynı zamanda sanatsal açıdan da değerlidir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 10:11
Nybyggarna / The New Land
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 204 dk
Tür: Dram, Tarih, Western
Yönetmen: Jan Troell
Senarist: Bengt Forslund
Yapımı: 1972 - İsveç
"The New Land" (1972), İsveçli yönetmen Jan Troell tarafından çekilen ve İsveç'ten Amerika'ya göç eden bir çiftin hikayesini anlatan bir film. Film, "The Emigrants" (1971) filminin devamı niteliğindedir ve göçmenlerin Amerika'da karşılaştıkları zorlukları ve yeni bir hayat kurma çabalarını ele alır.
Film, Karl Oskar Nilsson (Max von Sydow) ve eşi Kristina (Liv Ullmann) ile birlikte, İsveç'teki zor koşullardan kaçarak Amerika'ya göç etmiş olan bir grup İsveçli göçmenin hikayesini izler. Amerika'ya vardıklarında, onları zorlu bir hayat beklemektedir. Çift, Minnesota'nın çorak topraklarında bir çiftlik kurmaya çalışırken, doğal afetler, hastalıklar ve diğer zorluklarla mücadele etmek zorunda kalır.
Film, göçmenlerin dayanıklılığını, kararlılığını ve birlikte çalışma ruhunu vurgular. Aynı zamanda, Amerika'nın erken dönemlerindeki toplumsal ve ekonomik yapının zorluklarını da gösterir. "The New Land", İsveçli göçmenlerin Amerikan Rüyası'nı arayışını ve bu arayışta karşılaştıkları gerçeklikle yüzleşmelerini etkileyici bir şekilde anlatır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jan Troell
Jan Troell, 1931 yılında İsveç'te doğan önemli bir film yönetmeni, yapımcı ve senaristtir. Genellikle İsveçli toplumsal ve tarihsel konuları işleyen filmleriyle tanınır. İsveç Sineması'na önemli katkılarda bulunmuş ve uluslararası alanda da başarı elde etmiştir.
Troell'in sinema kariyeri, 1960'larda kısa filmlerle başladı, ardından uzun metrajlı filmlere geçti. Troell'in en ünlü eserlerinden biri, İsveçli göçmenlerin Amerika'ya göç hikayesini anlatan "The Emigrants" (1971) ve devam filmi "The New Land" (1972) adlı filmlerdir. Bu filmler, Amerikan Rüyası'nın yanı sıra insanın dayanıklılığı ve umudu gibi temaları ele alır ve büyük beğeni toplamıştır.
Troell, ayrıca İkinci Dünya Savaşı sırasında İsveç'de yaşananları konu alan "Hamsun" (1996) adlı filmi ile de tanınır. Bu film, Norveçli yazar Knut Hamsun'un hayatını konu alır ve Hamsun'un Nazi Almanyası'na olan sempatisini ve savaş sonrası yargılanmasını eleştirir.
Jan Troell, uzun ve etkileyici kariyeri boyunca birçok ödül kazanmış ve saygı görmüştür. Sinemaya olan katkıları İsveç sinemasının uluslararası alanda tanınmasına yardımcı olmuştur. Troell, sade ve etkileyici sinema tarzı ile bilinir ve insanın iç dünyasını derinlemesine incelemesiyle tanınır.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 10:23
Zorba The Greek (Zorba)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 142 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Mihalis Kakogiannis
Senarist: Nikos Kazancakis , Mihalis Kakogiannis
Yapımı: 1964 - ABD , Yunanistan
Hayattan fazlaca bir beklentisi olmayan mutsuz İngiliz yazar, Yunan asıllı Basil'e (Alan Bates) Yunan adalarından biri olan Girit'te bir maden ocağı miras kalmıştır. Hayatına yeniden bir çekidüzen verme umudunu taşıyarak adaya gelen Basil burada aşırı davranışları olan, kaba saba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunan olan Alexis Zorba (Anthony Quinn) ile tanışır. Kendisini âdeta himayesine alan Zorba'nın kendisine kabul ettirmeye çalıştığı hayat tarzının bir parçası da yenilgileri umursamamaktır. Zorba'ya göre yenilgiler hayatın kaçınılmaz parçalarıdır ve ancak yenilginin sürekli olarak tadılması ile hayatın zaferlerinin tadına varılabilir. Zorba sayesinde Yunanların dünyevi zevklerini keşfettikçe Basil'in hayata bakış açısı gitgide değişmeye başlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Mihalis Kakogiannis
Mihalis Kakogiannis, Batı'da bilinen adıyla Michael Cacoyannis (1922-2011) Kıbrıslı Rum yönetmen. 1964 yapımı Alexis Zorbas filmiyle tüm dünyada ünlenmiştir. Kakoyannis Kıbrıs'ın Limasol kentinde doğdu. Babası Sir Panayotis Loizou Kakoyannis, Kıbrıs'taki hizmetlerinden ötürü 1936'da İngiliz İmparatorluğu tarafından Sir unvanına layık görülmüştü. Mihalis Kakoyannis ailesi tarafından avukat olması için İngiltere'ye gönderilmiş, sonra bir süre BBC adına Kıbrıs'ta gazetecilik yapmıştır. Yeniden İngiltere'ye döndükten sonra sinemaya yönelen Kakoyannis, ilk filmi Windfall in Athens'ı 1954'te Yunanistan'da çekti. 1964 yılında Anthony Quinn ile birlikte yapımcılığını üstlendiği Alexis Zorbas adlı film ile dünyaca tanındı. Toplamda üç kez Akademi Ödülleri'ne aday gösterilen, Cannes, Altın Ayı gibi ödülleri kazanmış olan Kakoyannis, 25 Temmuz 2011 tarihinde Atina'da vefat etmiştir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 10:38
Rosenstrasse (Güller Sokağı)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 136 dk
Tür: Dram, Savaş
Yönetmen: Margarethe Von Trotta
Senarist: Margarethe Von Trotta , Pamela Katz
Yapımı: 2003 - Almanya , Hollanda
"Rosenstrasse", Margarethe von Trotta tarafından yönetilen ve 2003 yılında yayınlanan bir film. Film, Nazi döneminde Almanya'da geçiyor ve gerçek olaylardan esinlenmiştir.
Film, 1943 yılında Nazilerin Berlin'deki Yahudi karşıtı tutuklamaları sırasında yaşanan bir olaya odaklanıyor. Ana karakter olan Lena Fischer, Yahudi bir kadının torunu olarak, Naziler tarafından alınıp toplama kampına gönderilen kocasının hayatını kurtarmak için çaba gösterir. Lena'nın hikayesi, Nazilerin baskıcı yönetimi altında insanların nasıl dayanışma içinde olabileceğini ve sevdikleri için nasıl mücadele edebileceğini gösteriyor. Rosenstrasse'deki kadınların Yahudi eşlerini kurtarmak için gösterdikleri cesaret ve direniş, filmde merkezi bir temadır. Bu film, Nazi dönemi tarihini ve insanlık durumunu ele alırken, insanın içsel gücünü ve dayanışmayı da vurgular.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Margarethe von Trotta
Margarethe von Trotta, Almanya'nın önde gelen film yönetmenlerinden biridir. 1942 yılında Berlin'de doğmuş olan von Trotta, sinema kariyerine oyunculukla başlamıştır. Ancak daha sonra yönetmenlikle tanınmıştır. Özellikle 1970'lerin Alman Yeni Dalgası'nın önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Von Trotta'nın filmleri genellikle feminist temalara odaklanır ve kadın karakterlerin karmaşık iç dünyalarını ve toplumsal rollerini inceler. "Die bleierne Zeit" (The German Sisters) ve "Rosenstraße" gibi filmleri, savaş sonrası Almanya'nın tarihsel ve toplumsal karmaşıklıklarını ele alırken, feminist bakış açısını ön plana çıkarır. Von Trotta'nın eserleri genellikle entelektüel ve duygusal derinlikle karakterizedir.
Kariyeri boyunca birçok ödül kazanmış ve saygı görmüştür. Çalışmaları geniş bir izleyici kitlesi tarafından takdir edilir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 14:30
Memorias Del Subdesarrollo (Azgelişmişliğin Anıları)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 97 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Tomas Gutierrez Alea
Senarist: Tomas Gutierrez Alea , Edmundo Desnoes
Yapımı: 1968 - Küba
Kübalı burjuva sınıfının umut vaat eden yazarlarından Sergio, arkadaşları ve karısının daha iyi bir gelecek için Miami'ye taşınmalarının ardından tek başına kalır. Onlarla birlikte gitmeyi kabul etmez, bunun yerine adada tek başına kalmaya karar verir. Sergio, 1959 devriminin ardından Fulgencio Batista'nın düşmesiyle birlikte ülkede yaşanan değişimi birebir gözlemlemeye ve yaşamaya devam edecektir.
Edmundo Desnoes'in romanından beyazperdeye uyarlanan ve Tomás Gutiérrez Alea'nın yönetmenliğini üstlendiği film, Küba'da yaşanan sosyal değişimlerin karmaşık doğasını gözler önüne seriyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tomás Gutiérrez Alea
Tomás Gutiérrez Alea (1928–1996), Küba'nın en önemli sinemacılarından biridir. Latin Amerika sinemasının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilir. Havana'da doğdu ve Havana Üniversitesi'nde hukuk okudu, ancak daha sonra sinemaya olan ilgisini takip etti. Küba Devrimi'nden sonra, Küba sinemasının gelişiminde önemli bir rol oynadı.
Gutiérrez Alea'nın çalışmaları, Küba toplumunu, tarihini ve siyasi yapılarını eleştirel bir gözle ele alırken, aynı zamanda insan deneyimini ve kişisel özgürlükleri araştırdı. En ünlü eserleri arasında "Memories of Underdevelopment" (Gelişmemişlik Hikayeleri), "Strawberry and Chocolate" (Çilek ve Çikolata) ve "Death of a Bureaucrat" (Bir Bürokratın Ölümü) bulunmaktadır.
Gutiérrez Alea, Latin Amerika sinemasının gelişimine önemli katkılarda bulunmuş ve uluslararası alanda büyük bir etki yaratmıştır. Eserleri genellikle politik eleştiri, insan doğası ve toplumsal değişim gibi derin temaları işler.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 14:51
Sayat Nova (Narın Rengi)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 80 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Sergei Parajanov
Senarist: Sergei Parajanov , Sayat Nova
Yapımı: 1969 - Sovyetler Birliği
En ünlü filmi ve genellikle en iyi filmi olarak kabul edilen eseri "The Color of Pomegranates" (Narın Rengi veya Paradjanov'un anlatımıyla Sayat Nova), 1968 yapımıdır. Bu film, Ermeni şair ve rahip Sayat Nova'nın yaşamını şiirsel bir şekilde anlatır ve Parajanov'un belirgin görsel tarzını ve deneysel film yapma tekniğini sergiler.
"The Color of Pomegranates", görsel zenginliği, sembolizmi ve sanatsal derinliğiyle tanınır. Parajanov, bu filmde Doğu'nun mistik ve gizemli dünyasını çağrıştıran bir atmosfer yaratırken, aynı zamanda çağdaş bir sanat eseri yaratma çabası içindeydi. Film, sinematografik açıdan benzersizdir ve Parajanov'un sinematik dehasını en iyi şekilde yansıtır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sergei Parajanov
Sergei Parajanov, 1924 yılında Gürcistan'ın Tiflis şehrinde doğan Ermeni-Sovyet film yönetmeni ve senaristidir. Kültürel açıdan zengin, poetik ve estetik filmleriyle tanınır. Parajanov, sinema kariyerine tiyatro ile başladı, ancak daha sonra sinemaya yönlendi. Sanatı, geleneksel Sovyet sinemasının sınırlarını aşan, deneysel ve sembolik bir yaklaşımı benimseyerek tanındı.
En ünlü filmi olan "Narın Rengi" (1969), etkileyici görsel tarzı ve anlatımla öne çıkar. Ancak, Sovyet yetkililerinin politik nedenlerle eleştiriye maruz kalan Parajanov, kariyeri boyunca sürekli olarak sansüre ve hapis cezalarına maruz kaldı. Bu, onun yaratıcılığını kısıtlamakla kalmadı, aynı zamanda onun film yapma süreçlerini de engelledi. Bununla birlikte, Parajanov'un eserleri yıllar geçtikçe daha da takdir edildi ve dünya çapında bir hayran kitlesi kazandı.
Parajanov, kültürel zenginliği ve mistik temaları işleyen filmleriyle sinema tarihine damgasını vurmuş önemli bir sanatçıdır. Usta yönetmen, 1990 yılında hayatını kaybetti, ancak eserleri sinema dünyasında önemli bir miras olarak kalmaya devam ediyor.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 15:05
Rekopis Znaleziony W Saragossie (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 183 dk
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Komedi, Tarih
Yönetmen: Wojciech Has
Senarist: Tadeusz Kwiatkowski
Yapımı: 1965 - Polonya
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması
Polonyalı yazar Jan Potocki’nin Türkçe’ye de çevrilmiş romanından uyarlanan film, Napolyon Dönemi’nde bir savaş esnasında, Zbigniew Cybulski tarafından canlandırılan ana karakterin bir el yazması bulmasıyla başlayan olayları takip eder. Film, göz alıcı bir siyah beyaz görsellikle desteklenen masalsı atmosferi, hikaye içinde hikaye şeklinde özetlenebilecek yapısıyla kusursuz bir uyum göstererek seyircinin de bu rüya içinde kaybolmasını sağlıyor. Çekildiği dönemin ardından neredeyse unutulan bu gerçeküstücü epik, bugünkü kült statüsünü Martin Scorsese ve Francis Ford Coppola tarafından keşfedilip, batılı seyircilerle buluşturulmasına borçlu. Bu iki ustaya ek olarak Luis Bunuel, David Lynch, Neil Gaiman gibi isimlerin de filmin hayranları arasında bulunduğunu belirtmekte fayda var.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Wojciech Jerzy Has
Wojciech Jerzy Has (1925-2000), Polonyalı bir film yönetmeni ve senaristtir. Has, Polonya sinemasının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir. Sanat filmi tarzındaki eserleri, zengin imgeleri, derinlikli hikayeleri ve karmaşık yapılarıyla tanınır.
Has'ın en ünlü filmi, Jan Potocki'nin aynı adı taşıyan romanından uyarlanan "The Saragossa Manuscript" (Rekopis znaleziony w Saragossie) (1965)'dır. Bu film, kapsamlı anlatı yapısı, gerçeküstü atmosferi ve görsel zenginliği ile tanınır. Ayrıca "The Hour-Glass Sanatorium" (Sanatorium pod klepsydra) (1973) gibi diğer eserleri de sanat sinemasının önemli örnekleri arasında yer alır.
Has, dönemin Polonya komünist rejiminin sansürüne karşı çıkmış ve sıklıkla siyasi eleştiri ve sembolizm içeren filmler üretmiştir. Sineması, sık sık mistisizm, psikanaliz ve felsefi temaları ele alır ve seyirciyi derin düşüncelere teşvik eder.
Wojciech Jerzy Has, Polonya sinemasının önemli bir figürü olarak kabul edilir ve eserleri uluslararası alanda takdir edilir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 15:24
Il Posto (İş)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 98 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Ermanno Olmi
Senarist: Ermanno Olmi
Yapımı: 1961 - İtalya
Kariyerinin ilk yıllarında ağırlıklı olarak belgesel film çeken Ermanno Olmi’nin I Fidanzati (1963) ile erken dönem başyapıtları arasında sayılan Il Posto, Milano’nun varoşlarında yaşayan, ailesinin geçimine katkı sağlamak için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış, az vasıflı Domenico’nun iş bulma ve tutunma hikâyesini anlatıyor. Yalın bir sinema diliyle, profesyonel olmayan oyuncuların doğaçlama ağırlıklı performanslarıyla, tamamı gerçek mekanlarda geçen film, orta sınıfın günlük yaşamından kesitler sunuyor ve Domenico ile aynı iş yerinde çalışmak için mülakata giren Antonietta’yı merkeze alarak küçük insanların büyük şehirde hissettikleri yalnızlık ve yabancılaşma sorunlarına dikkat çekiyor. David di Donatello Film Ödülleri’nde “En İyi Yönetmen”, Venedik Film Festivali’nde de İtalyan Film Eleştirmenleri ödülünü kazanan Il Posto, her ne kadar yönetmeni Olmi tarafından yeni gerçekçilik akımına dahil olmadığı savunulsa da pek çok özelliğiyle postneoralist dönemin en tipik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ermanno Olmi
Ermanno Olmi (d. 24 Temmuz 1931; Treviglio, Bergamo, Lombardy - ö. 7 Mayıs 2018), İtalyan yönetmen. En önemli filmi, 1979'da Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye alan L'Albero degli zoccoli'dir.
İtalya'da Bergamo'ya bağlı Treviglio'da doğan Olmi'nin filmleri Yeni Gerçekçilik akımına dahil edilir. Yönetmen ise, buna karşı çıkarak, aksine kendisinin bu akıma karşı çıkan filmler yaptığını belirtti. (Bu yorum, yönetmenin 1961 yapımı filmi Il Posto'nun Criterion Edition DVD'sinde yer alır.) Filmlerinde çoğunlukla Yeni Gerçekçilik akımının özellikleri sayılan otantik mekanlarda amatör oyuncu kullanımı, uzun ve ağır çekimler ve sosyal mesajlar gibi unsurlar yer alır.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 15:39
Matewan
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 132 dk
Tür: Dram, Tarih
Yönetmen: John Sayles
Senarist: John Sayles
Yapımı: 1987 - ABD
"Matewan", John Sayles'ın yazıp yönettiği ve 1987'de yayınlanan bir film. Film, 1920'lerin başında Batı Virginia'daki bir kömür maden kasabasında geçiyor. Hikaye, gerçek olaylara dayanıyor ve 1920'de gerçekleşen Matewan Maden Katliamı'na odaklanıyor.
Matewan, çoğunluğu işçilerden oluşan bir kasabadır ve madende çalışan işçilerin sendikalaşma çabaları işverenlerle ve yerel yetkililerle çatışmaya yol açar. Sendika lideri Joe Kenehan (Chris Cooper), işçilerin haklarını savunmak ve sendikalaşma mücadelesini desteklemek için kasabaya gelir. Ancak, bu çabalar kasabanın yerel elitleri ve maden şirketi tarafından karşılanır.
Film, işçilerin, işverenlerin ve hükümetin arasındaki gerilimi, ırksal ve sosyal ayrımcılığı ve sınıf mücadelesini ele alır. Matewan'da yaşayan farklı grupların bir araya gelerek dayanışma içinde mücadele etmesi ve ortak bir amaç uğruna birlikte hareket etmesi önemli bir tema olarak işlenir.
"Matewan", tarihsel bir olayı ve sosyal adalet mücadelesini işleyerek güçlü bir dramatik anlatı sunar ve John Sayles'ın yönetmenlik ve senaristlik yeteneklerini sergiler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
John Thomas Sayles
John Thomas Sayles (28 Eylül 1950 doğumlu), Amerikalı bağımsız film yönetmeni, senaristi, kurgucu, aktör ve romancıdır.. Özellikle bağımsız filmlerle tanınır ve Amerikan sinemasında önemli bir figürdür. Sayles, genellikle kompleks karakterler ve toplumsal konuları işleyen filmler yapar. Bazı ünlü filmleri arasında "Matewan", "Lone Star" ve "Eight Men Out" bulunmaktadır. Ayrıca romanları ve kısa öyküleri de vardır
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 15:58
Europa Europa
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 112 dk
Tür: Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen: Agnieszka Holland
Senarist: Agnieszka Holland , Paul Hengge , Solomon Perel
Yapımı: 1990 - Fransa , Almanya , Polonya
Solomon Perel, İkinci Dünya Savaşı'nın kanlı atmosferinde, hayatta kalabilmek uğruna gerçek kimliğini saklayarak Hitler gençliğinin arasına karışır. Yahudi olduğunu gizlemesi ve umulmadık bir şekilde orduda gösterdiği başarı, birden bire savaş kahramanı olarak görülmesine neden olsa da, içinde yaşadığı trajedi, tüm hayatını etkileyecektir. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, parçalanan hayatlar ve savaşın böldüğü aileler üzerine yapılmış etkili çalışmalardan biri.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Agnieszka Holland
Agnieszka Holland (d. 28 Kasım 1948) Polonyalı televizyon ve film yönetmeni, senaristi.
Holland, sosyolog ve gazeteci Henryk Holland'ın (eski polonyalı komünist militan, yahudi kökenli) ve gazeteci Irena Rybczyńska'ın kızı olarak dünyaya geldi. Kardeşi Magdalena Rybczyńska 'da bir sinemacıdır.
Holland, Varşova Étienne Báthory Lisesi'ni bitirdikten sonra Prag'a gitti ve orada yer alan Prag Film Akademisi'nde (FAMU) sinema çalışmalarına başladı. Bu çalışmalardan sonra ülkesi Polonya'ya döndü ve Krzysztof Zanussi, Andrzej Wajda gibi yönetmenlere asistanlık yaptı.
Senaristliğini yaptığı ilk film ise Kırsal Aktörler (Aktorzy prowincjonalni (pl)) filmidir. Bu filmle Cannes Film Festivali'nde FIPRESCI'dan ödül almıştır.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 16:13
(Ostre Sledované Vlaky / Closely Observed Trains)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 93 dk
Tür: Dram, Komedi, Savaş
Yönetmen: Jiří Menzel
Senarist: Bohumil Hrabal
Yapımı: 1966 - Çekoslovakya
Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jiří Menzel
1938'de Prag'da dünyaya gelen yönetmen, 1958-1962 yılları arasında Prag'da Film ve Televizyon Fakültesi FAMU'da yönetmenlik öğrenimi gördü. Menzel 1962'de "Bay Foerster Öldü" kısa filmiyle mezun oldu. Bu dönemde FAMU'dan mezun olan yönetmenler daha sonra "Çek Sineması Yeni Dalgas"nı oluşturdular.
Sıkı Denetlenen Trenler ("Closely Watched Trains") adlı filmiyle ünlendi. Bu filmiyle aralarında Oscar'ın da bulunduğu birçok önemli ödül kazandı. "Teldeki Tarlakuşları" (1969) filmi yasaklandı ve ancak totaliter rejimin yıkılmasından sonra 1990'da gösterime girebildi. Daha önce de kendi filmlerinde ve çeşitli yönetmenlerin filmlerinde oyunculuk yapmış olan Menzel; Zürih, Prag, Basel, Paris ve Bochum gibi kentlerin tiyatrolarında oyunculuk yaptı, oyunlar sahneye koydu.
1985'te çektiği "Benim Küçük Tatlı Köyüm" filmi Çekoslavakya tarihinin en büyük gişe başarılarından birini elde etti. Kısa bir süre Prag Film ve Televizyon Fakültesi FAMU'da dersler verdi
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 17:00
Being There
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 130 dk
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Hal Ashby
Senarist: Jerzy Kosinski
Yapımı: 1979 - Almanya , ABD
Chance (Peter Sellers ) kendini bildi bileli Washington 'da bir zengin evinin bahçıvanlığını yapan orta yaşlı, saf ve biraz da zeka özürlü bir adamdır. Bütün ömrünü bu malikânenin bahçesinde kendisine ayrılmış bir odada geçiren Chance'in dış dünya ile hiç teması olmamıştır. Dış dünya hakkında bildiği her şey patronunun kendisine verdiği televizyondan seyrederek öğrendiklerinden ibarettir. Temasta bulunduğu diğer bir kişi de yemeklerini yapan ve ona bir çocuk gibi bakan siyahi hizmetçidir. Bir gün hamisi olan yaşlı milyoner ölünce kendisini birdenbire gerçek dünyanın içinde bulur. Patronunun kendisine vermiş olduğu eski takım elbisesini de giyerek şehrin kendisine çok yabancı olan sokaklarına dalar. Bu şık ama eski moda elbiseler içinde, başında fötr şapkası elinde bavulu ve şemsiyesi ile amaçsızca gezinirken kendisine bir limuzin çarpar. Limuzinde politik olarak da çok etkili zengin bir işadamı olan Benjamin Rand'a aittir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Hal Ashby
Hal Ashby (1929-1988), Amerikalı bir film yönetmeni ve kurgucuydu. Ashby, 1970'lerde ve erken 1980'lerde yönettiği filmlerle tanınır. Kariyerine film kurgucu olarak başlayan Ashby, daha sonra yönetmenlik yapmaya başladı ve birçok unutulmaz filmiyle sinema tarihine damga vurdu.
Ashby'nin yönettiği önemli filmler arasında "Harold and Maude" (1971), "The Last Detail" (1973), "Shampoo" (1975), "Coming Home" (1978) ve "Being There" (1979) gibi yapımlar bulunmaktadır. Filmleri genellikle toplumsal meseleleri işlerken, karakter odaklı hikayeleri ustalıkla anlatmasıyla bilinir.
Ashby'nin tarzı, karmaşık karakterlerle dolu derin ve duygusal hikayeleri ustalıkla işlemesiyle tanınır. O, 1970'lerin Amerikan sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir ve filmleri hala günümüzde de önemli bir etkiye sahiptir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 17:13
Investigation of a Citizen Above Suspicion
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 111 dk
Tür: Dram, Gerilim
Yönetmen: Elio Petri
Senarist: Ugo Pirro , Elio Petri
Yapımı: 1970 - İtalya
Cinayet Masası komiserliğinden Güvenlik Bürosu'na terfi ettirilen bir dedektif (Gian Maria Volontè), birlikte olduğu Augusta Terzi'yi (Florinda Bolkan) öldürmüş, geride de bilerek son derece bariz deliller bırakmıştır. Ancak bütün bu soruşturma esnasında hiçkimse dedektifi suçlamayı aklına getirmez. O herkes için tüm şüphelerin üstünde olan bir kişidir. Dedektif, sonrasında birçok kez cinayeti işlediğini gösteren kanıtlar sunsa da devlet için çalışan birinin yerinin sağlam olduğunu anlayacaktır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Elio Petri
Elio Petri, 1929'da Roma'da doğdu ve 1982'de aynı şehirde hayatını kaybetti. İtalyan sinemasının önemli bir figürü olarak kabul edilir. Sinemaya olan tutkusuyla genç yaşta başladı ve kısa süre içinde senaryo yazarı ve yönetmen olarak adını duyurdu.
Petri'nin filmleri genellikle politik, toplumsal ve felsefi temaları ele alır. Toplumsal eleştiri, bireysel özgürlük, otorite ve güç gibi konulara odaklanırken, kendi tarzını yarattı. Petri'nin yapıtları, sıklıkla karmaşık karakterler ve derinlikli hikayelerle bilinir.
En ünlü filmi olan "Investigation of a Citizen Above Suspicion" (1970), büyük övgü topladı ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazandı. Bu film, İtalyan toplumunda güç, otorite ve yolsuzluk üzerine sert eleştiriler getirirken, çağdaş bir başyapıt olarak kabul edilir.
Sürmenaj
19 Mayıs 2024, 17:22
Son eklediğin filmlerin hiçbirisini izlememişim.
Kırıldım şimdi.
Kendimi kültürsüz hissettim. (:
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 17:29
Two-Lane Blacktop
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 102 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Monte Hellman
Senarist: Will Corry
Yapımı: 1971 - ABD
"Two-Lane Blacktop," 1971 yapımı kült bir yol filmidir. Film, James Taylor ve Dennis Wilson gibi müzik endüstrisinden gelen iki genç sürücüyü (her ikisi de ilk kez sinema oyuncusu olarak yer alıyor) bir araba yarışına çıkarır. Bu gençler, yarış arabalarıyla Amerika'nın çeşitli bölgelerinde gezinirken, diğer bir yolcu olan bir kadınla tanışırlar. Film, yolda geçen bu yolculuk sırasında üç karakterin arasındaki dinamikleri ve Amerikan yol kültürünü keşfeder. Ayrıca film, dönemin Amerikan rüyası ve özgürlük algılarını da sorgular. "Two-Lane Blacktop," yavaş tempolu, deneysel bir yapıya sahiptir ve karakterlerin arasındaki iletişimi minimalize ederken, yol ve araba kültürünü vurgular.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Monte Hellman
Monte Hellman, Amerikalı bir film yönetmeni, yapımcı ve senaristtir. 12 Temmuz 1929'da New York'ta doğdu ve 20 Nisan 2021'de öldü. En çok bağımsız sinema hareketinin önemli figürlerinden biri olarak tanınır. "The Shooting" (1966) ve "Two-Lane Blacktop" (1971) gibi kült klasiklerle bilinir. Hellman'ın filmleri, minimalist tarzı, derin karakter çalışmaları ve yol filmi temalarıyla dikkat çeker.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 17:44
Ukigumo
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 123dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Mikio Naruse
Senarist: Yôko Mizuki , Fumiko Hayashi
Yapımı: 1955 - Japonya
"Floating Clouds" (Ukigumo), Mikio Naruse'un yönettiği ve 1955'te yayınlanan bir Japon filmidir. Film, Fumiko Hayashi'nin aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Başrollerde Hideko Takamine ve Masayuki Mori bulunmaktadır.
Film, II. Dünya Savaşı sonrası Japonya'da geçer. Ana karakterlerimiz, genç bir kadın olan Yukiko ve onunla birlikte olan genç bir adam olan Tomioka'dır. Yukiko, Tomioka ile savaş sırasında bir işyerinde tanışır. Ancak, savaşın ardından, Yukiko'nun kocası geri döndüğünde, Yukiko ve Tomioka'nın ilişkisi karmaşık hale gelir.
Ukigumo, savaş sonrası Japonya'nın ekonomik ve toplumsal değişimlerini, karakterlerin içsel çatışmalarını ve duygusal karmaşalarını ele alır. Film, insan doğasının karmaşıklığını ve değişkenliğini anlamak için derinlemesine karakter çalışmalarına odaklanır. Yukiko ve Tomioka'nın ilişkisi, hayatta kalma, sevgi, ihanet ve umut gibi evrensel temaları ele alırken, aynı zamanda savaş sonrası Japonya'nın ruh halini yansıtır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Mikio Naruse
Mikio Naruse (1905-1969), Japon sinemasının önemli yönetmenlerinden biriydi. 1930'lardan 1960'lara kadar uzanan kariyeri boyunca, genellikle kadınların günlük yaşamında karşılaştığı zorlukları ve toplumsal baskıları ele alan birçok film yönetti. Naruse, özellikle kadın karakterlerin içsel çatışmalarını ve duygusal deneyimlerini hassas bir şekilde işlemesiyle tanınır.
Naruse'un filmleri, Japonya'nın modernleşme sürecindeki toplumsal değişimlere, özellikle de kadınların bu değişimlerden etkilenmesine odaklanır. Onun işleri, incelikli karakter portreleri, insan psikolojisine duyarlılık ve minimalist yönetim tarzı ile dikkat çeker. Naruse'un en bilinen filmleri arasında "Floating Clouds" (Ukigumo), "Late Chrysanthemums" (Bangiku), "When a Woman Ascends the Stairs" (Onna ga kaidan o agaru toki) ve "Yearning" (Midareru) yer alır.
Naruse, Japon sinemasının en etkili yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir ve eserleri Japonya'da ve uluslararası alanda büyük takdir toplar.
Leydihan
19 Mayıs 2024, 20:12
Bu filmleri izledikten sonra insanda bir uyanış başlar.. Artık kaliteli filmler yapılmadığını düşünmeye başlar..
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 20:34
We Need to Talk About Kevin
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 112 dk
Tür: Dram, Gerilim
Yönetmen: Lynne Ramsay
Senarist: Lynne Ramsay , Rory Kinnear
Yapımı: 2011 - İspanya , İngiltere , ABD
"We Need to Talk About Kevin" filmi, Lionel Shriver'ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Hikaye, Eva Khatchadourian adında bir annenin bakış açısından anlatılır. Eva'nın oğlu Kevin, bir lise katliamı gerçekleştirmiştir. Film, Eva'nın Kevin'ın bu dehşet verici eylemi hakkındaki duygularını ve Kevin'ın eylemlerinin arkasındaki nedenleri sorgulamasını konu alır.
Kevin'ın doğumundan itibaren Eva, Kevin'ın tuhaf ve duygusuz davranışlarıyla başa çıkmaya çalışır. Anne-oğul ilişkisi zamanla giderek gerilir ve film, Kevin'ın okuldaki vahşetinin ardından, Eva'nın toplum tarafından suçlanması ve içsel savaşını anlatır.
Film, izleyicilere insan doğasının karmaşıklığını, aile ilişkilerinin derinliklerini ve ebeveynlik üzerindeki etkileyici güçlerini sorgulatan karanlık ve düşündürücü bir hikaye sunar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Lynne Ramsay
Lynne Ramsay 5 Aralık 1969’da İskoçya’nın Glasgow şehrinde dünyaya gelmiştir. Edinburgh’daki Napier College (Üniversitesi)‘de fotoğrafçılık eğitimi almış, 1995 yılında NFTS’den (Ulusal Film ve Televizyon Okulu) mezun olmuştur.
Ramsay, filmlerini genellikle dram ve psikolojik gerilim çerçevesinde çekmeyi tercih eder. Aile yapısına, çocuk - ebeveyn ilişkisine, travmalara ve ölümlere oldukça takılı kalmış olacak ki yapımlarında sıkça bu konulara rastlanır. Ayrıca kırmızı renk kullanımı Ramsay’in her yapımında adeta imzası gibi olmuştur. Filmlerinin çoğu bir kitaptan uyarlama olsa da senaryoları birebir almıyor, kendi dünyasında harmanlayarak bize kitaptan farklı bir akış sunuyor.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 21:23
Beiqing Chengshi (A City of Sadness)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 159 dk
Tür: Dram, Tarih
Yönetmen: Hsiao-hsien Hou
Senarist: T'ien-wen Chu , Nien-jen Wu
Yapımı: 1989 - Hong Kong , Tayvan
"A City of Sadness" Hou Hsiao-Hsien tarafından yönetilen 1989 yapımı bir Tayvan tarihî drama filmidir. Film, Tayvan'a Çin anakarasından 1940'ların sonlarında gelen Kuomintang hükümetinin (KMT) Tayvan halkına uyguladığı "Beyaz Terör" dönemine karışmış bir ailenin hikayesini anlatır. Bu dönemde binlerce Tayvanlı ve anakaradan yeni gelen göçmenler toplanmış, vurulmuş ve/veya hapse atılmıştır. Film, 1945'te Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda yenilmesinin ardından Tayvan'ın devralınmasından sonra KMT'nin otoriter yanlışlarını açıkça ele alan ilk filmdir ve 1947'de KMT tarafından binlerce insanın katledildiği Şubat 28 Olayı'nı tasvir eden ilk filmdir.
"A City of Sadness," Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü kazanan ilk (üç) Tayvan filminden biridir ve genellikle Hou'nun başyapıtı olarak kabul edilir. Film, 62. Akademi Ödülleri'nde En İyi Yabancı Dilde Film dalında Tayvan'ın adayı olarak seçildi, ancak aday olarak kabul edilmedi.
Bu film, Wu Nien-jen üçlemesinin ikinci bölümü olarak kabul edilir ve ayrıca Tayvan tarihini ele alan Hou Hsiao-Hsien'in "Taiwan Üçlemesi" olarak adlandırılan gevşek bir üçlemenin ilk bölümüdür. Bu üçleme ayrıca "The Puppetmaster" (1993) ve "Good Men, Good Women" (1995) filmlerini içerir. Bu filmler akademisyenler ve eleştirmenler tarafından "Taiwan Üçlemesi" olarak adlandırılmaktadır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Hou Hsiao-Hsien
Hou Hsiao-Hsien, 10 Nisan 1947'de Çin'in Guangdong eyaletinde doğmuş bir Tayvanlı film yönetmeni, yapımcı ve senaristtir. Hou, Tayvan Yeni Dalga Sineması'nın önde gelen figürlerinden biri olarak kabul edilir ve filmleri, minimalist tarzı, uzun çekimleri, doğal oyunculuğu ve Tayvan tarihini ve kültürünü derinlemesine ele almasıyla bilinir.
Hou, Çin İç Savaşı sırasında ailesiyle birlikte Tayvan'a göç etti. Tayvan'da büyüyen Hou, Ulusal Sanat Akademisi'nde (şimdiki adıyla Ulusal Tayvan Sanat Üniversitesi) film eğitimi aldı.
Hou, 1980'lerde senarist ve yönetmen olarak film endüstrisinde çalışmaya başladı. İlk önemli çıkışını "The Boys from Fengkuei" (1983) ile yaptı. Bu film, Tayvan Yeni Dalga Sineması'nın başlangıcının bir parçası olarak kabul edilir.
Hou, "A Summer at Grandpa's" (1984), "The Time to Live and the Time to Die" (1985) ve "Dust in the Wind" (1986) gibi filmlerle uluslararası alanda tanındı. Bu filmler, Tayvan'daki kırsal yaşamı ve toplumsal değişimleri ele alır.
Hou'nun en ünlü filmi "A City of Sadness" (1989), 1947'deki Şubat 28 Olayı ve Tayvan'ın tarihini ele alır. Film, Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü kazandı. "The Puppetmaster" (1993) ve "Good Men, Good Women" (1995) gibi diğer önemli filmleriyle de büyük beğeni topladı.
Hou, 2000'lerde "Millennium Mambo" (2001), "Three Times" (2005) ve "The Assassin" (2015) gibi filmlerle kariyerine devam etti. "The Assassin", Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandı.
Hou Hsiao-Hsien’in filmleri, genellikle kişisel hikayeler üzerinden Tayvan tarihini ve toplumsal değişimlerini anlatır. Uzun çekimler, doğal ışık kullanımı ve minimal diyaloglar, onun karakteristik özelliklerindendir. Filmleri, günlük yaşamın detaylarına ve sıradan insanların duygusal dünyasına derinlemesine odaklanır.
Hou Hsiao-Hsien, Tayvan sinemasının uluslararası arenada tanınmasında büyük rol oynamış ve birçok yönetmene ilham kaynağı olmuştur. Onun sanatsal yaklaşımı ve özgün anlatım tarzı, dünya sinemasında önemli bir yere sahiptir.
Nemo Personne
19 Mayıs 2024, 21:43
I Soliti Ignoti (The Big Deal On Madonna Street)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 106 dk
Tür: Komedi, Suç
Yönetmen: Mario Monicelli
Senarist: Agenore Incrocci , Furio Scarpelli
Yapımı: 1958 - İtalya
"I Soliti Ignoti" (İngilizce: "Big Deal on Madonna Street") 1958 yapımı bir İtalyan komedi filmidir ve Mario Monicelli tarafından yönetilmiştir. Film, İtalyan sinemasının klasiklerinden biri olarak kabul edilir ve genellikle İtalyan Komedisi (Commedia all'italiana) türünün en iyi örneklerinden biri olarak değerlendirilir.
Film, Roma'nın arka sokaklarında geçer ve küçük çaplı suçluların büyük bir soygun planlamasını konu alır.
"I Soliti Ignoti," İtalyan toplumunun alt kesimlerini, onların yaşam koşullarını ve umutlarını mizahi bir dille ele alır. Film, hem karakterlerin bireysel zaaflarını hem de toplumsal eleştiriyi ustalıkla harmanlar. Ayrıca, Vittorio Gassman, Marcello Mastroianni ve Claudia Cardinale gibi dönemin önemli İtalyan oyuncularının performanslarıyla da dikkat çeker.
Bu film, İtalyan sinemasının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve dünya çapında büyük beğeni toplamıştır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Mario Monicelli
Mario Monicelli, 16 Mayıs 1915'te İtalya'nın Viareggio kentinde doğmuş ve 29 Kasım 2010'da Roma'da vefat etmiş ünlü bir İtalyan film yönetmeni, senarist ve yapımcıdır. İtalyan Komedisi (Commedia all'italiana) türünün en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir.
Milan Üniversitesi'nde sanat tarihi ve edebiyat okudu. Sinemaya olan ilgisi öğrencilik yıllarında başladı ve amatör filmler çekti. 1935'te ilk kısa filmi "I ragazzi della via Paal"ı yönetti. 1940'larda Luigi Comencini ile kısa filmler ve belgeseller yaptı. 1949'da "Totò cerca casa" ile dikkat çekti. 1958'de "I Soliti Ignoti" (Big Deal on Madonna Street) ile uluslararası ün kazandı.1959'da "La Grande Guerra" (The Great War) ile Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan kazandı. "L'armata Brancaleone" (1966), "Amici miei" (1975), "Il Marchese del Grillo" (1981) gibi filmlerle tanındı. 2006'da "Le rose del deserto" adlı son filmini yönetti. 2010'da, terminal hastalık nedeniyle yaşamına son verdi.
Monicelli, toplumsal eleştirileri ve mizahi anlatımıyla İtalyan sinemasına önemli katkılarda bulunmuş, filmleriyle hem yerel hem de uluslararası alanda büyük beğeni toplamıştır.
Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 10:15
Du Rififi Chez Les Hommes (Rififi)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 119 dk
Tür: Dram, Gerilim, Suç
Yönetmen: Jules Dassin
Senarist: Jules Dassin , Auguste Le Breton , René Wheeler
Yapımı: 1955 - Fransa
Paris'te geçen hikayede, Tony "le Stéphanois" adında eski bir gangster, hapisten yeni çıkmıştır ve sağlığı kötü durumdadır. Eski hayatına dönmemeyi planlasa da, maddi sıkıntılar ve kişisel meseleler nedeniyle tekrar suç dünyasına adım atmak zorunda kalır. Tony, bir mücevher dükkanını soymak için bir plan yapar ve eski arkadaşlarıyla birlikte bir ekip kurar. Bu ekibe Jo le Suédois, Mario Ferrati ve Cesar "le Milanais" dahildir.
Film, bu ekibin detaylı bir şekilde planladığı ve gerçekleştirdiği soygunu merkezine alır. Soygun sahnesi, yaklaşık 30 dakika sürer ve diyalogsuz, tamamen gerilim dolu bir atmosferde geçer. Soygun başarılı bir şekilde gerçekleşir, ancak sonrasında ekip üyeleri arasındaki ihanetler, anlaşmazlıklar ve dış etkenler işleri karmaşık hale getirir. Tony ve arkadaşları, soygunun ardından birbirlerine ve dış tehditlere karşı hayatta kalmaya çalışırlar.
"Rififi," özellikle soygun sahnesinin ustalığı ve gerilimiyle dikkat çeken bir film olarak sinema tarihine geçmiştir. Film, zamanla klasikleşmiş ve suç filmleri arasında önemli bir yer edinmiştir
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jules Dassin
Julius Dassin, bilinen adıyla Jules Dassin (1911-2008) Amerikalı yönetmen. McCarthy'nin kara listesine girmesinin ardından kariyerini Fransa ve Yunanistan'da sürdürmüştür. 1911'de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Connecticut'ın Middletown kentinde dünyaya geldi. New York'ta büyüdü. Amerikan Komünist Partisi'yle ilişkisi olduğu bu dönemde tiyatroya başladı. 1937'de ilk eşi keman sanatçısı Beatrice Launer ile evlendi. 40'lı yılların başında yaptığı filmlerle tanınmaya başladı. Ancak komünist ilişkileri nedeniyle dönemin Wisconsin senatörü Joseph McCarthy'nin başlattığı cadı avından kaçamadı. McCarthy'nin kara listesine giren Dassin ABD'de iş bulmakta zorlanınca Avrupa'ya gitmek zorunda kaldı ve Fransa'ya yerleşti. Burada yönetmenlik kariyerini sürdüren Dassin, McCarthy'nin 1958'deki ölümüne dek Amerikan filmlerinde çalışamadı. 1964'te İstanbul'da geçen ünlü Topkapı filmini çekti. 1966'da Yunan aktris Melina Mercouri ile evlendi. Yunanistan'a yerleşen çift, askeri cuntanın baskıları nedeniyle sürgünde yaşamak zorunda kaldı ve ABD'ye yerleşti. Askeri cuntanın yıkılmasından sonra Yunanistan'a dönüp Atina'ya yerleştiler. Bu dönemde Mercouri siyasete atılıp Kültür Bakanlığı'na kadar yükselirken, Dassin de yönetmenliğe devam etti. 1994'te Mercouri'nin ölümünün ardından Atina'da yaşamayı sürdüren Dassin, 2008'de 96 yaşında hayata veda etti. Cenazesi 1. Atina Mezarlığı'nda, son eşi Mercouri'nin yanına gömüldü. Jules Dassin'in ilk evliliğinden 3 çocuğu oldu. İlk çocuğu Joe Dassin (1938-1980) ünlü bir şarkıcı oldu. Kızları Richelle Dassin söz yazarlığı, Julie Dassin ise şarkıcı ve aktrislik yapmıştır.
Nemo Personne
22 Mayıs 2024, 18:52
Letyat Zhuravli (Leylekler Uçarken)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 97 dk
Tür: Dram, Romantik, Savaş
Yönetmen: Mikhail Kalatozov
Senarist: Viktor Rozov
Yapımı: 1957 - Sovyetler Birliği
Leylekler Uçarken (Cranes Are Flying), II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği'nde geçen bir aşk ve trajedi hikayesini anlatır. Film, genç ve aşık bir çift olan Veronika ve Boris'in hayatlarını merkezine alır.
Filmin başlangıcında, Veronika ve Boris Moskova'da mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak savaş patlak verdiğinde Boris, orduya katılmaya karar verir ve cepheye gönderilir. Boris'in cepheye gitmesiyle, Veronika yalnız kalır ve savaşın zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Boris'in cephede kaybolmasının ardından Veronika, onun ailesiyle yaşamaya başlar. Boris'in kuzeni Mark, Veronika'ya ilgi göstermeye başlar ve sonunda onunla evlenir. Ancak Veronika, Boris'i unutamaz ve ona sadık kalmaya çalışır.
Film boyunca, savaşın yıkıcı etkileri ve insanların yaşadığı acılar derinlemesine işlenir. Boris'in kaderi belirsizdir ve Veronika, onun geri döneceği umudunu hiç yitirmez. Film, savaşın insan ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkilerini, sevgi, sadakat ve umudun gücünü gözler önüne serer.
Leylekler Uçarken, özellikle yenilikçi kamera teknikleri, etkileyici sinematografi ve duygusal derinliğiyle dikkat çeker. Kalatozov'un yönetmenliği ve Sergey Urusevsky'nin görüntü yönetimi, filmi sinema tarihinde önemli bir konuma taşır. Film, savaşın insanlık üzerindeki etkilerini duygu dolu bir şekilde aktarmayı başarır.
Mikhail Kalatozov’un 1958 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan yapıtı bu kategoride ödül alan tek Sovyet filmi olma özelliğine sahiptir. .
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Mikhail Kalatozov
Mikhail Kalatozov, Sovyetler Birliği'nin önde gelen film yönetmenlerinden biridir. 28 Aralık 1903'te Tiflis, Gürcistan'da doğmuş ve 27 Mart 1973'te Moskova'da ölmüştür. Asıl adı Mikhail Konstantinovich Kalatozishvili olan yönetmen, sinema dünyasında genellikle Mikhail Kalatozov olarak bilinir.
Kalatozov'un sinemaya olan ilgisi genç yaşlarda başladı. 1920'lerin sonunda Sovyet film endüstrisine girdi ve ilk olarak sessiz filmlerle çalıştı. İlk önemli yapıtlarından biri olan "Salt for Svanetia" (1929), Gürcistan'ın Svaneti bölgesindeki hayatı ve gelenekleri gözler önüne seren bir belgeseldir. Bu film, Kalatozov'un sinematografi ve görsel anlatım konusundaki yeteneklerini ortaya koydu.
Kalatozov'un kariyeri boyunca, Sovyetler Birliği'nin çeşitli dönemlerinde farklı temalar üzerinde çalıştı. II. Dünya Savaşı sonrasında çektiği "The Cranes Are Flying" (1957), onun en tanınmış ve en çok beğenilen filmi oldu. Bu film, savaşın insan ilişkileri üzerindeki etkilerini derinlemesine işleyen bir aşk hikayesini anlatır ve Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak uluslararası alanda büyük başarı elde etti.
Kalatozov, sinematografi ve görsel anlatımda yenilikçi teknikler kullanmasıyla tanınır. Kameranın hareketi ve açılar üzerindeki ustalığı, filmlerine dinamik ve etkileyici bir görsel stil kazandırmıştır. Görüntü yönetmeni Sergey Urusevsky ile yaptığı işbirlikleri, özellikle "Leylekler Uçarken" ve "Letter Never Sent" filmlerinde çarpıcı sinematografik başarılar ortaya koymuştur.
Mikhail Kalatozov, sinema dünyasında derin izler bırakmış, Sovyet sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Filmleri, sadece dönemin siyasi ve sosyal koşullarını yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda evrensel insan deneyimlerini ve duygularını da etkileyici bir şekilde ele alır.
Nemo Personne
24 Mayıs 2024, 22:41
Birds, Orphans and Fools (Kuşlar, Yetimler ve Aptallar)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 78 dk
Tür: Dram, Fantastik, Komedi, Savaş
Yönetmen: Juraj Jakubisko
Senarist: Juraj Jakubisko , Karol Sidon
Yapımı: 1969 - Fransa , Çekoslovakya
"Birds, Orphans and Fools" (Vtáčkovia, siroty a blázni), Slovak yönetmen Juraj Jakubisko'nun 1969 yapımı bir filmidir. Film, savaş sonrası Avrupa'nın karanlık atmosferinde geçen bir hikaye sunar ve özgün anlatım tarzı ve görselliği ile dikkat çeker.
Film, savaşın yıkıcılığından kaçmaya çalışan üç genç insanın hikayesini anlatır. Ana karakterler, birbirleriyle derin bir dostluk kuran üç yetimdir: Yorick, Andrej ve Marta. Bu üç karakter, savaşın ve toplumsal kargaşanın ortasında, kendi küçük dünyalarında hayatta kalmaya ve mutluluğu bulmaya çalışırlar.
Yorick film boyunca baş kahraman olarak öne çıkar ve hayatı sorgulayan, özgür ruhlu bir kişiliğe sahiptir. Andrej Yorick'in en yakın arkadaşıdır ve onunla birlikte dünyaya karşı umursamaz bir tavır sergiler. Marta bu iki arkadaşın hayatına giren ve aralarındaki dinamiği değiştiren genç bir kadındır.
Üç karakter, savaşın dehşetinden kaçmak ve kendi hayal dünyalarında huzur bulmak için çaba gösterir. Ancak, yaşadıkları dünya ve içsel çatışmaları, onların hayatlarını sürekli olarak etkiler. Film boyunca, savaşın ve kayıpların yarattığı travmalar ve toplumsal kaosun etkileriyle başa çıkmaya çalışırlar.
Film, savaşın insanların ruhunda bıraktığı derin yaraları ve bunun günlük hayat üzerindeki etkilerini işler. Karakterlerin toplumsal normlara ve kurallara karşı duruşları, özgürlük arayışları ve anarşist yaklaşımları filmde önemli bir yer tutar. Yorick, Andrej ve Marta arasındaki dostluk ve sevgi bağı, filmin duygusal çekirdeğini oluşturur.
Juraj Jakubisko'nun kendine özgü yönetmenlik tarzı, filmde güçlü bir şekilde hissedilir. Sürreal ve fantastik öğeler, renkli ve yaratıcı görsel anlatım, filmin atmosferine katkıda bulunur. Jakubisko'nun anlatımı, geleneksel sinema tekniklerinden farklıdır ve izleyiciye özgün bir sinema deneyimi sunar.
"Birds, Orphans and Fools", savaşa ve insan doğasına dair derin bir inceleme sunan, etkileyici ve düşündürücü bir film olarak kabul edilir. Jakubisko'nun kariyerindeki en önemli eserlerden biridir ve Slovak sinemasının klasiklerinden biri olarak görülür.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Juraj Jakubisko
Juraj Jakubisko, 30 Nisan 1938'de Slovakya'nın Kojšov köyünde doğmuş Slovak yönetmen ve senaristtir. Prag'daki FAMU'da (Film and TV School of the Academy of Performing Arts) eğitim aldı. Kariyerine 1960'larda kısa filmler ve belgesellerle başladı. İlk uzun metrajlı filmi "Kristove roky" (The Prime of Life) 1967'de çıktı.
En bilinen filmleri arasında "Birds, Orphans and Fools" (1969), "The Millennial Bee" (1983), "Perinbaba" (1985) ve "Bathory" (2008) yer alır. Jakubisko, sürreal ve fantastik öğelerle dolu, yenilikçi anlatım tarzıyla tanınır. Filmleri genellikle savaş, toplumsal kargaşa ve bireysel özgürlük gibi temaları işler.
Jakubisko, Slovak ve dünya sinemasının en etkili yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir ve birçok uluslararası ödül kazanmıştır.
Nemo Personne
26 Mayıs 2024, 16:31
Brazil
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 143 dk
Tür: Bilim Kurgu, Komedi
Yönetmen: Terry Gilliam
Senarist: Tom Stoppard , Terry Gilliam , Charles McKeown
Yapımı: 1985 - İngiltere , ABD
"Brazil" (1985), Terry Gilliam tarafından yönetilen distopik bir bilim kurgu filmidir. Film, büyük ve baskıcı bir hükümetin kontrol ettiği karanlık, bürokratik bir gelecekte geçer. Hikaye, sıradan bir devlet memuru olan Sam Lowry'nin (Jonathan Pryce) etrafında döner.
Film, sürekli gözetim, propaganda ve karmaşık bürokratik işlemlerle dolu, endüstriyel ve baskıcı bir dünyada geçer.
Sam Lowry, monoton ve baskıcı hayatından kaçmayı hayal eden, içine kapanık bir çalışandır. Sık sık güzel bir kadını tehlikelerden kurtardığı hayallere dalar.
Bir bürokratik hata, masum bir adam olan Archibald Buttle'ın yanlışlıkla tutuklanmasına ve ölümüne neden olur. Bu olay, Sam'in hayallerindeki kadına benzeyen kamyon şoförü Jill Layton (Kim Greist) ile tanışmasına yol açar.
Jill'i bulup adını temize çıkarmaya kararlı olan Sam, hükümet içindeki pozisyonunu kullanarak onu takip eder. Bu süreçte, hükümetin yozlaşmışlığını ve bürokrasinin absürtlüğünü daha iyi anlar.
Sam'in Jill'e yardım çabaları, onun terörist olarak damgalanmasına yol açar. Sonunda hükümet tarafından yakalanır ve işkence görür. Bu sırada, dayanılmaz gerçeklerden kaçmak için hayal dünyasına sığınır.
Filmin sonu belirsiz ve sürrealisttir. Sam hayalinde Jill ile kaçmayı başarır, ancak gerçekte işkenceden dolayı katatonik bir hale gelmiştir. Son sahneler, baskıcı sistemin galip geldiğini ve Sam'in aklının baskı altında kırıldığını ima eder.
Film, aşırı bürokratik bir devletin saçmalığını ve insanlık dışı doğasını hicveder.
Sam'in hayal dünyasına sık sık kaçışı, özgürlük arzusu ile hayatının ezici gerçekliği arasındaki gerilimi vurgular.
Film, uyumlu bir toplumda bireyin kimliğini ve bütünlüğünü koruma mücadelesini işler.
"Brazil", karanlık mizahı, yaratıcı görsel tarzı ve hükümetin aşırı müdahalesi ile kişisel özgürlük kaybı üzerine eleştirisi ile tanınır. Başlangıçta karışık tepkiler almasına rağmen, zamanla kült bir klasik haline gelmiş ve Terry Gilliam'ın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Terry Gilliam
Terry Gilliam, 22 Kasım 1940'ta Minnesota, ABD'de doğdu. Kariyerine çizgi roman ve animasyonla başladı ve İngiltere'ye taşındıktan sonra Monty Python komedi grubuna katıldı. Monty Python’un "Flying Circus" televizyon serisinde ve ardından "Monty Python and the Holy Grail" (1975) gibi filmlerinde hem yönetmenlik yaptı hem de oyuncu olarak yer aldı.
1940'ta Minnesota'da doğdu. Los Angeles'daki Occidental College'da okudu. Çizgi roman ve animasyon çalışmaları yaptı.
1960'ların sonlarında İngiltere'ye taşındı. Monty Python'un kurucu üyelerinden biri oldu. "Monty Python's Flying Circus" (1969-1974) dizisinde animasyonlar ve skeçler yaptı. "Monty Python and the Holy Grail" (1975), "Life of Brian" (1979) ve "The Meaning of Life" (1983) filmlerinde rol aldı ve yönetmenlik yaptı.
"Time Bandits" (1981): İlk solo yönetmenlik denemelerinden biri.
"Brazil" (1985): Distopik bir şaheser olarak kabul edildi.
"The Adventures of Baron Munchausen" (1988): Fantastik bir macera filmi.
"The Fisher King" (1991): Robin Williams ve Jeff Bridges'ın oynadığı duygusal bir film.
"12 Monkeys" (1995): Bruce Willis ve Brad Pitt'in oynadığı, zaman yolculuğu ve kıyamet temalı bir film.
"Fear and Loathing in Las Vegas" (1998): Hunter S. Thompson'ın romanından uyarlanan çılgın bir yolculuk.
Gilliam, 2000'li yıllarda "The Brothers Grimm" (2005), "Tideland" (2005), "The Imaginarium of Doctor Parnassus" (2009) gibi filmler yönetti.
Uzun süreli bir tutku projesi olan "The Man Who Killed Don Quixote" (2018) filmi, birçok aksilik ve prodüksiyon zorluklarının ardından tamamlandı.
Gilliam, İngiltere vatandaşlığına geçmiştir. Yaratıcı ve özgün görsel stili ile tanınır. Kariyeri boyunca sanatsal özgürlüğünü korumaya çalışmış ve sık sık Hollywood'un geleneksel yapısına karşı çıkmıştır. Terry Gilliam, sinemada benzersiz bir ses olarak kabul edilir ve hem Monty Python ile hem de bağımsız yönetmen olarak önemli bir etki bırakmıştır.
Nemo Personne
27 Mayıs 2024, 14:42
Onibaba
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 105 dk
Tür: Korku
Yönetmen: Kaneto Shindô
Senarist: Kaneto Shindô
Yapımı: 1964 - Japonya
14. yüzyılda Japonya'da Nanboku-chō döneminde Kuzey ve Güney hükümdarlıkları arasında uzun süreden beri devam eden iç savaş sırasında zorla askere alınan ama bir daha geri dönmeyen savaşçı Kichi'nin yaşlı annesi (Nobuko Otowa) ve karısı (Jitsuko Yoshimura), insan boyundaki yabani otlarla (susuki otları) kaplı bataklık bir bölgede fakirlik içinde hayatta kalmaya çalışırlar. Kichi'nin dönmesini beklerken o bölgeden gelip geçen, yolunu kaybetmiş yaralı askerleri sazlıklarda tuzağa düşürerek öldürürler, sonra da üzerlerinde ne var ne yok soyarlar, çıplak cesetlerini de bataklıktaki derin bir kuyuya atarlar. Askerlerin değerli silah ve zırhlarını da yiyecek karşılığında civardaki bir tüccara satarak geçimlerini sürdürürler.
Bir gün oğluyla birlikte savaşa gitmiş olan komşularından Hachi (Kei Sato) savaştan kaçarak gelir ve yaşlı kadına oğlunun öldüğünü kendi gözleriyle gördüğünü söyler. Gelinini yanında tutan tek şeyin oğlunun bir gün çıkıp geleceği umudu olduğunu çok iyi bilen yaşlı kadın bu haberle yıkılır. Yakınlardaki kendi kulübesine yerleşen bu güvenilmez, çıkarcı asker kaçağı gelinine asılmaya başlar, gelin de ona karşı ilgisiz değildir. Her üçü birlikte askerleri öldürüp soymayı sürdürürlerken gelini ve Hachi arasında başlayan cinsel yakınlaşma yaşlı kadını kaygılandırır. Gelini kendisini terk ettiği takdirde bu işi yalnız başına sürdüremeyip aç kalacağı endişesine kapılan yaşlı kadın bu birlikteliğe engel olmak için çareler aramaya başlar, hatta bu hoyrat, kaba saba adama gelini yerine kendisiyle yatmasını bile teklif eder ama ret cevabı alır. Bir sonraki aşamada ise gelinine, yaptığı zina yüzünden (Kichi'nin ölüp ölmediği bile kesin değildir) cehennemde çekeceği ızdıraplarla ilgili korkunç hurafeler anlatmaya başlar, yani onu elinde tutabilmek için dini inançlarını kullanmaya kalkar. Bu da fayda etmeyince ikilinin geceleri buluşmalarını engellemek ve gelinini adamdan uzak tutmak için son bir çözüme baş vurur: öldürdüğü Samuraylardan birinin korkutucu maskesini alarak kendi yüzüne takar. Maske sayesinde gece karanlığında şeytani bir yaratığın görünümünü kazanan yaşlı kadın, ölmüş kocasını aldattığı için cezalandırılacağı inancına kapılan gelinini korkutmayı başarır. Ama bu kez daha da garip bir şey olur ve maske kadının yüzüne yapışır kalır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Kaneto Shindō
Kaneto Shindō, 22 Nisan 1912'de Japonya'nın Hiroşima şehrinde doğmuş, 29 Mayıs 2012'de hayatını kaybetmiş bir Japon film yönetmeni, senarist ve yapımcıdır. Kariyeri boyunca yaklaşık 50 film yöneten ve 200'den fazla senaryo yazan Shindō, Japon sinemasının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir.
Shindō, sinema kariyerine Shochiku Film Stüdyoları'nda sanat yönetmeni asistanı olarak başladı ve ardından senarist olarak çalıştı. 1951'de ilk yönetmenlik denemesi olan "Story of a Beloved Wife" ile dikkat çekti. Kariyerinin en önemli yapıtları arasında "The Naked Island" (1960), "Onibaba" (1964) ve "Kuroneko" (1968) bulunmaktadır. Filmleri genellikle sosyal ve politik temalarla doludur, savaşın ve yoksulluğun etkilerini sıkça işler.
Shindō'nun en bilinen özelliklerinden biri, filmlerinde güçlü kadın karakterlere yer vermesidir. Ayrıca, sinemada gerçekçi ve cesur bir anlatım tarzını benimsemiştir. Uzun kariyeri boyunca birçok ulusal ve uluslararası ödül kazanmış, Japon sinemasına önemli katkılarda bulunmuştur.
Kaneto Shindō, hem sanatsal hem de ticari açıdan başarılı filmler yaparak Japon sinemasının uluslararası alanda tanınmasında önemli bir rol oynamıştır.
Nemo Personne
05 Haziran 2024, 21:41
Lucia
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 160 dk
Tür: Dram, Politik
Yönetmen: Humberto Solas
Senarist: Jorge Herrero
Yapımı: 1969 - Küba
"Lucía," Humberto Solás'ın 1968 yapımı filmi, Küba tarihinin üç farklı döneminde geçen üç kadının hikayesini anlatır. Her bir kadının adı Lucía'dır ve her biri, kendi dönemindeki sosyal ve politik değişimlerin içinde var olma mücadelesi verir. Filmin her bölümü, farklı bir zaman diliminde ve farklı bir sosyal bağlamda geçer.
Birinci Bölüm (1895): Bu bölümde Lucía, İspanyol-Küba Savaşı sırasında geçmektedir. Lucía, zengin bir ailenin genç bir üyesidir ve bir İspanyol subayı olan Rafael'e aşık olur. Ancak, savaş ve sosyal karmaşa, onların ilişkisini karmaşıklaştırır ve trajik sonuçlara yol açar.
İkinci Bölüm (1932): Bu bölüm, Küba'nın Amerika Birleşik Devletleri'nin etkisi altında olduğu bir dönemde geçer. Bu Lucía, orta sınıf bir kadındır ve bir devrimci olan Aldo'ya aşık olur. Bu dönemdeki Lucía, kişisel ve politik anlamda özgürlük için savaşır, ancak bu süreçte büyük zorluklarla karşılaşır.
Üçüncü Bölüm (1959): Bu bölüm, Küba Devrimi'nin hemen sonrasında geçer. Üçüncü Lucía, köylü bir kadındır ve devrimin getirdiği sosyal değişimlerle yüzleşir. Kocasıyla olan ilişkisi, toplumsal dönüşüm ve cinsiyet rolleri üzerine yoğunlaşır.
Her üç bölüm de, Lucía adındaki kadınların kişisel deneyimlerini, aşklarını, mücadelelerini ve trajedilerini anlatırken, aynı zamanda Küba'nın tarihsel ve sosyal evrimini de gözler önüne serer. Film, bu nedenle hem bireysel hikayeler hem de geniş çaplı tarihsel perspektifler sunar...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Humberto Solás
Humberto Solás (4 Aralık 1941 - 17 Eylül 2008), Küba sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Küba'nın başkenti Havana'da doğdu ve genç yaşta sinemaya olan ilgisini keşfetti. 1960'larda, Küba Film Enstitüsü (ICAIC) tarafından desteklenen birçok genç yönetmen arasında yer aldı ve kısa süre içinde dikkat çekici çalışmalarıyla öne çıktı.
Solás'ın sinema kariyeri, kısa filmlerle başladı ve 1966 yılında "Manuela" adlı kısa filmiyle büyük beğeni topladı. Ancak, uluslararası alanda tanınmasını sağlayan filmi "Lucía" oldu. 1968'de çekilen bu film, Küba tarihinin üç farklı döneminde geçen üç kadının hikayesini anlatır ve Küba sinemasının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.
1970'lerde ve 1980'lerde, Solás, "Un día de noviembre" (1972), "Cantata de Chile" (1975) ve "Cecilia" (1982) gibi çeşitli filmler yönetti. Bu filmler, hem estetik hem de içerik açısından zengin olup, Solás'ın sinemaya olan derin bağlılığını ve toplumsal meseleleri ele alış biçimini yansıtır.
Solás, sinemada güçlü kadın karakterler yaratma konusundaki yeteneği ve tarihsel olayları dramatik bir şekilde aktarma becerisiyle tanındı. Filmleri, Küba'nın sosyal, politik ve kültürel değişimlerini derinlemesine incelerken, aynı zamanda evrensel temalar ve insani duygular üzerinde yoğunlaşır.
17 Eylül 2008'de, Solás uzun bir hastalıktan sonra hayatını kaybetti. Ardında, Küba sinemasının mirasını zenginleştiren birçok önemli eser bıraktı ve dünya sinemasına önemli katkılarda bulundu. Humberto Solás, yalnızca Küba'nın değil, dünya sinemasının da unutulmaz isimlerinden biri olarak hatırlanmaktadır.
Nemo Personne
09 Haziran 2024, 15:21
Sherlock, Jr.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Buster Keaton
Senarist: Clyde Bruckman, Jean Havez, Joseph A. Mitchell
Oyuncular: Buster Keaton, Kathryn McGuire, Joe Keaton, Erwin Connelly, Ward Crane
Kurgu: Buster Keaton
Cinsi: Sessiz film
Türü: Komedi
Renk: Siyah-beyaz
Yapım yılı: 21 Nisan 1924, ABD
Süre: 44 dakika
Dil: İngilizce (yazılar)
Buster Keaton, filmde bir sinema projeksiyonisti ve aynı zamanda amatör bir dedektif olarak çalışmaktadır. Kahramanımızın hayali büyük bir dedektif olmaktır. Aynı zamanda genç bir kadına (Kathryn McGuire) âşıktır ve onun sevgisini kazanmak ister. Ancak rakibi olan bir sahtekar, projeksiyonistimizin sevgilisine ait bir saat çalar ve suçu ona atar.
Projeksiyonist, kendisini aklamak ve suçluyu ortaya çıkarmak için çabalar. Bir gece, sinema salonunda projeksiyonist kabininde uyuyakalır. Rüyasında kendini filmin içinde bulur ve "Sherlock, Jr." adlı bir dedektife dönüşür. Bu rüya sekansı boyunca, birçok komik ve yaratıcı durumla karşılaşır. Keaton, filmin içindeki dünyada suçluları yakalamak ve sevdiği kadını kurtarmak için akrobatik yeteneklerini ve zekasını kullanır.
Filmin ilerleyişi, Keaton'un rüya dünyasında suçları çözmeye çalışırken yaşadığı mizahi ve tehlikeli maceralar üzerine kuruludur. Rüyasında başarılı bir dedektif olarak kendini kanıtladıktan sonra, gerçek hayatta da suçsuzluğunu ispatlamayı başarır ve sevgilisinin kalbini kazanır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Buster Keaton
Buster Keaton, sessiz sinema döneminin en önemli ve etkili komedyenlerinden biri olarak kabul edilir.
Joseph Frank Keaton olarak 4 Ekim 1895'te Piqua, Kansas'ta doğdu. "Buster" takma adı, ünlü sihirbaz Harry Houdini'den geldi. Keaton'un ebeveynleri gezici vodvil sanatçılarıydı ve Buster çocuk yaşta sahneye çıkmaya başladı. Ailesiyle birlikte sahne şovlarında yer aldı ve burada fiziksel komedi konusundaki yeteneğini geliştirdi.
1917'de Buster Keaton, komedyen Roscoe "Fatty" Arbuckle ile tanıştı ve onunla birlikte kısa filmlerde çalışmaya başladı. Bu işbirliği, Keaton'un sinemadaki kariyerinin başlamasında önemli bir rol oynadı. Keaton, 1920'lerde kendi kısa filmlerini ve uzun metrajlı filmlerini yapmaya başladı.
Keaton, sessiz film döneminde birçok klasik film üretti. En ünlü filmleri arasında şunlar vardır:
"Sherlock, Jr." (1924) - Keaton'un bir sinema projeksiyonisti olarak rüyasında dedektif olmasını konu alır.
"The General" (1926) - Amerikan İç Savaşı sırasında bir tren mühendisinin maceralarını anlatır. Bu film, Keaton'un en büyük başyapıtı olarak kabul edilir.
"Steamboat Bill, Jr." (1928) - Bir nehir teknesi kaptanının oğlu olarak bir dizi komik maceraya atılır.
1930'larda sesli sinemanın yükselişi ve Keaton'un MGM ile yaptığı sözleşme, onun yaratıcı özgürlüğünü sınırladı. Bu dönemde kariyerinde bir düşüş yaşadı ve kişisel hayatında da sorunlarla karşılaştı, alkolizmle mücadele etti. Ancak, 1940'larda ve 1950'lerde televizyon ve sahne gösterileriyle geri dönüş yaptı.
Keaton, yaşamının son yıllarında sessiz film döneminin yeniden keşfedilmesiyle yeniden ilgi görmeye başladı. 1960 yılında sinema dünyasına katkılarından dolayı Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirildi. 1 Şubat 1966'da 70 yaşında öldü.
Buster Keaton, fiziksel komedi ve görsel hikaye anlatımında çığır açan bir isimdi. Sessiz sinemanın altın çağındaki çalışmaları, sinema tarihinin en önemli eserleri arasında yer alır. Keaton'un filmleri, mizahı, teknik yenilikleri ve cesur dublörlük sahneleriyle bugün bile ilham vermeye devam etmektedir.
Nemo Personne
09 Haziran 2024, 15:38
City Lights
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Vizyon Tarihi: 6 Şubat 1931
Süre: 87 dk
Tür: Dram, Komedi, Romantik
Yönetmen: Charlie Chaplin
Senarist: Charlie Chaplin
Yapımı: 1931 - ABD
"City Lights," kör bir çiçekçi kız ve fakir bir adam olan Tramp'in dokunaklı ve komik hikayesini anlatır. Filmde Tramp, kör kızın gözlerinin açılmasına yardımcı olmak için elinden gelen her şeyi yapar.
Tramp ve Çiçekçi Kız: Film, Tramp'in (Charlie Chaplin) kör bir çiçekçi kızla (Virginia Cherrill) tanışmasıyla başlar. Kız, Tramp'i zengin bir adam sanır ve Tramp bu yanlış anlamayı düzeltmez..
Tramp, intihar etmeye çalışan zengin bir adamla (Harry Myers) karşılaşır ve onu kurtarır. Adam, ayıkken Tramp'i tanımazken, sarhoşken ona büyük bir arkadaşlık gösterir.
Tramp, çiçekçi kızın ameliyat masraflarını karşılamak için para bulmaya çalışır. Bu süreçte birçok komik ve trajik durumla karşılaşır.
Sonunda Tramp, ameliyat için gereken parayı bulur ve kız ameliyat olur. Film, Tramp ve kızın tekrar karşılaştığı ve kızın onu tanıdığı duygusal bir sahneyle sona erer.
1931'de, sesli filmler artık yaygın hale gelmişti, ancak Chaplin bu filmi sessiz olarak yapmayı seçti. Bu, filmin duygusal ve sanatsal bütünlüğünü korumak içindi.
"City Lights," Charlie Chaplin'in kariyerinin zirvesi olarak kabul edilir ve sinema tarihinde önemli bir yer tutar. Hem duygusal derinliği hem de komik unsurlarıyla izleyicileri etkilemeye devam eden bu film, sessiz sinema sanatının en büyük başarılarından biridir. Film, Chaplin'in dehasını ve sinemadaki kalıcı etkisini yansıtır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Charlie Chaplin
Charlie Chaplin, 16 Nisan 1889'da Londra'da doğmuştur. İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu, yazar, film müziği bestecisi, kurgucu ve komedyen. Yarattığı "Şarlo" (İngilizce: Charlot, Tramp) karakteri ile özdeşleşmiştir. Londra'nın fakir bölgelerinden birinde doğup büyüyen Chaplin, 1913'te gittiği ABD'de sinemaya başlamıştı. 1914'teki ilk filmi Making A Living'in ardından çekilen Kid Auto Races in Venice filminde bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan "Şarlo" tiplemesini yarattı. Takip eden yıllar içinde aralarında 1917 yapımlı The Immigrant ve The Adventurer gibi filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynayarak yeni gelişmekte olan sinemanın da etkisiyle dünya çapında görülmemiş bir üne kavuştu. 1918 yılında çektiği A Dog's Life filmi ile uzun metrajlı filmlere de başlayan Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile birlikte kurdukları United Artists film şirketinin ortağı olduktan sonra Altına Hücum, Şehir Işıkları, Büyük Diktatör, Asri Zamanlar, Sirk ve Sahne Işıkları gibi başyapıtlara imza attı. Filmlerinde dönem koşulları için imkânsız görülebilen mizansenlere, koreografilere ve akrobatik hareketlere yer veren Chaplin, komedi sinemasının bütün örneklerini sonuna kadar korumakla birlikte, heyecanın ve hareketin asgari düzeye çekildiği sahnelerinde ise dramatik yapısını sergileyebilmiştir. Popülist yaklaşımlara, hiçbir zaman benimsemediği bazı yönetim biçimlerine ve teknolojiye yönelik ağır eleştirilerini ise yine bu komedi tarzının içinde eritmiş ve sessizce seyirciye ulaştırmayı bilmiştir.
Yarattığı 'modern palyaço' Şarlo ile dünya üzerinde filmlerinin gösterildiği her ülkede insanların hayranlığını toplamasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını reddetmesi sebebiyle bu ülkede kendisine yönelik olarak başlatılan karalama kampanyası; kendisinden bir hayli genç olan kadınlarla yaptığı dört ayrı evlilik, bir dönem kendisine açılan babalık davası, The Immigrant filminde bir ABD memurunu tekmelediği sahne ve son olarak Altına Hücum filmindeki bazı sahnelerin komünizm propagandası olarak yorumlanması gibi olayların etkisiyle Chaplin'in ABD'ye girmesi yasaklandı. Bunun üzerine karısı ve çocuklarıyla birlikte hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre'ye yerleşen Chaplin, ancak 1972 yılında Oskar Özel Ödülü'nü almak için yıllar sonra ABD'ye geri döndü. Takip eden yılda Sahne Işıkları adlı filmle bir kez daha Oscar ödülünü kazanmıştır. 1975 yılında 86 yaşında iken İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalye unvanına layık görülmüştür. Charlie Chaplin (Şarlo), 16 Nisan 1889'da Londra'nın fakir semtlerinden biri olan East Lane, Walworth' ta doğdu. Charlie'nin henüz o üç yaşına bile gelmeden ayrılan annesi ve babası müzikhollerde ve çeşitli tiyatrolarda çalışan profesyonel sanatçılardı. Sahne adı Lily Harley olan annesi Hannah Harriet Pedlingham Hill (1865-1928) profesyonel olarak sahneye ilk kez 19 yaşında çıkmıştı. Annesi ve -başka babadan doğma- kardeşi Sydney Chaplin ile birlikte Londra'nın fakir semtlerinde çeşitli evlerde büyüyen Chaplin' in yaşamı ruhsal dengesizlikler yaşayan annesinin durumunun kötüye gitmesi ile zorlaştı. Anne Hannah, 1894'teki bir sahne performansı sırasında sesini kaybetmiş ve hemen ardından yaşadığı ekonomik zorlukların da etkisiyle psikolojik sorunları artmıştı. Onun bir rehabilitasyon merkezine yatırılmasının ardından çocukları Charlie ve Sydney, metresiyle birlikte yaşayan babaları Charles Chaplin Sr.'nin yanına yollandı. Charlie ve Sydney bu dönemde Kennington Road School' a gönderildiler. Charles Chaplin Sr, henüz 37 yaşındayken üstesinden gelemediği alkolizm nedeniyle, oğlu Charlie henüz on iki yaşındayken, hayatını kaybedecekti. Rehabilitasyon merkezinden çıktıktan kısa bir süre sonra Hannah' nın hastalığı yeniden nüksedince çocuklar bu sefer genel olarak workhouse olarak adlandırılan ve oldukça kötü koşulları ile bilinen bakımevlerinden birine yollandılar. Londra'nın doğusundaki Lambert adlı bölgede bulunan bu bakımevindeki günler annesi ve kardeşinden ayrı kalan ve yaşı bir hayli küçük olan Charlie için hayli güç geçmişti. Chaplin'in Walworth ve Lambert'te geçirdiği bu yoksulluk günleri onda derin izler bırakacak ve ileriki yıllarda filmlerinde seçtiği mekân ve konularda sık sık kendini gösterecekti. Sydney ve Charlie daha sonra aileden gelme yetenek ve alışkanlığın da etkisiyle tiyatrolarda ve müzikhollerde çalışmaya başladılar. Chaplin ciddi anlamdaki ilk sahne tecrübesini "The Eight Lancashire Lads" adlı grupta çalışırken yaşadı. Hannah çocukları tarafından ABD'ye getirildikten yedi yıl sonra 1928'de Hollywood'da yaşamını yitirdi. Babaları farklı olan Charlie ve Sydney'in, anneleri Hannah üzerinden 1901 doğumlu Wheeler Dryden adlı bir kardeşleri daha vardı. Dryden, annesinin ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle babası tarafından Hannah'dan uzak tutulmuş ve Kanada'da yetiştirilmişti.. 1920 ortalarında annesini görmek için ABD'ye giden Dryden, daha sonraları kardeşleri ile film projelerinde çalışmış ve Chaplin'in asistanlığını yapmıştır.
Nemo Personne
09 Haziran 2024, 15:49
The Phantom Carriage
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Körkarlen
Süre: 106 dk
Tür: Dram, Fantastik, Korku
Yönetmen: Victor Sjöström
Senarist: Victor Sjöström
Yapımı: 1921 - İsveç
Film aynı dönemlere denk gelen Dr.Caligari gibi flashbacklerin yoğun olduğu hatta iç içe geçtiği bir film. Başrol oyuncusu David Holm'u de canlandıran donemin ünlü yönetmen ve oyuncusu Sjöström zamanın tekniğini en güzel şekilde kullanarak mükemmele yakın bir anlatımla bir kişinin iç hesaplaşmasını yansıtyor bu filmle. Yeni yılın son gecesi son ölen kişinin bir yıl boyunca ölen kişilerin ruhlarını taşıyan ölümün arabasını kullanarak geçireceği efsanesiyle yola çıkılan bu filmde içki ve kumarla vakit geçirip ailesine gerekli ilgiyi göstermeyip ikinci plana atan bir adamın karısı tarafından çocuklarıyla beraber terk edilişinin arkasından gelişen olaylar anlatılıyor.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Victor Sjöström
Victor Sjöström, 20 Eylül 1879'da Silbodal, İsveç'te doğdu. Ailesi, Sjöström henüz beş yaşındayken Brooklyn, New York'a taşındı. Ancak annesi 1886'da öldüğünde, Sjöström babası tarafından İsveç'e geri gönderildi.
Sjöström, genç yaşta tiyatroya ilgi duymaya başladı ve 1896'da tiyatro sahnesinde profesyonel olarak çalışmaya başladı. 1900'lerin başlarında İsveç tiyatrosunda önemli bir figür haline geldi.
1912'de sinemaya adım atan Sjöström, İsveç'in erken dönem sinemasının öncülerinden biri oldu. Birçok kısa film ve uzun metrajlı film yönetti ve oynadı.
Sjöström'ün uluslararası ün kazandığı dönüm noktası, 1921 yapımı "The Phantom Carriage" (Körkarlen) filmi oldu. Bu film, Sjöström'ün ustalığını ve yenilikçi sinematografik tekniklerini sergiledi.
1923'te Sjöström, MGM tarafından Hollywood'a davet edildi. Burada "He Who Gets Slapped" (1924), "The Scarlet Letter" (1926) ve "The Wind" (1928) gibi önemli filmler yönetti. Bu filmler, onun uluslararası alandaki başarısını pekiştirdi.
1930'larda sesli sinemanın yükselişiyle birlikte Sjöström, İsveç'e geri döndü ve burada yönetmenlik kariyerine devam etti. Ayrıca, oyunculuk kariyerine de yoğunlaştı.
Sjöström, 1957'de Ingmar Bergman'ın "Wild Strawberries" (Smultronstället) filminde başrol oynayarak unutulmaz bir performans sergiledi. Bu filmde yaşlı bir profesörün hayatını gözden geçirmesi ve içsel bir yolculuk yapması anlatılır. Sjöström'ün performansı büyük beğeni topladı.
Victor Sjöström, 3 Ocak 1960'da İsveç'in Stockholm kentinde öldü.
Nemo Personne
10 Haziran 2024, 15:27
Aşçı, Hırsız, Karısı Ve Aşığı
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: The Cook The Thief His Wife & Her Lover
Süre: 124 dk
Tür: Dram, Suç
Yönetmen: Peter Greenaway
Senarist: Peter Greenaway
Yapımı: 1989 - Fransa , İngiltere
Film, Albert Spica adlı acımasız ve kaba bir gangsterin işlettiği lüks bir restoran etrafında döner. Albert, restoranın sahibi olmakla birlikte, aşçısı Richard Borst'u ve tüm çalışanlarını da baskı altında tutar. Albert'ın karısı Georgina, onun sürekli kötü davranışlarından ve zulmünden bıkmıştır. Restoranı sık sık ziyaret eden kitapçı Michael ile arasında tutkulu bir aşk başlar.
Georgina ve Michael, Albert'ın gözünden uzakta restoranın çeşitli yerlerinde gizlice buluşurlar. Ancak, bu gizli ilişki Albert tarafından keşfedildiğinde, olaylar şiddetli ve trajik bir yöne doğru ilerler. Albert'ın kıskançlığı ve öfkesi kontrol edilemez hale gelir ve hem Georgina hem de Michael büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalır.
Film, vahşet ve şiddet içeren sahneleri, çarpıcı sinematografisi ve provokatif temalarıyla tanınır. Greenaway, renk paletleri ve sahne tasarımlarıyla filmdeki duygusal ve tematik yoğunluğu daha da arttırır. Film, yemek sanatı ve insan doğasının karanlık yönleri üzerine derinlemesine bir düşünme fırsatı sunar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Peter Greenaway
Peter Greenaway, 5 Nisan 1942'de Newport, Galler'de doğmuş olan İngiliz yönetmen, senarist ve sanatçıdır. Sinema dünyasında kendine özgü tarzı ve yenilikçi yaklaşımıyla tanınır.
Londra'da Walthamstow College of Art'ta eğitim aldı. Başlangıçta ressam olarak çalıştı ve bu dönemde film yapımına ilgi duymaya başladı. 1965 yılında, British Film Institute (BFI) için kısa filmler yapmaya başladı.
Greenaway'in ilk uzun metrajlı filmi "The Falls" (1980) oldu. Ancak, asıl çıkışını "The Draughtsman's Contract" (1982) filmiyle yaptı. Bu film, Greenaway'in karakteristik stilini ve karmaşık anlatım tarzını ortaya koydu.
Greenaway'in filmleri, resimsel kompozisyonlar, detaylı set tasarımları ve renk paletleriyle dikkat çeker. Karmaşık ve çok katmanlı hikayeler anlatır. Sıklıkla sanat, tarih, cinsellik ve ölüm gibi temaları işler. Film yapımının yanı sıra, Greenaway aynı zamanda resim, yazı ve video enstalasyonları gibi farklı sanat formlarında da çalışmıştır.
Peter Greenaway, sinema ve sanat dünyasında özgün bir yere sahip olup, geleneksel anlatım biçimlerinin ötesine geçerek izleyicilere farklı deneyimler sunmayı amaçlamıştır. Onun çalışmaları, görsel sanatlar ve sinema arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, her iki alanda da önemli etkiler yaratmıştır.
Nemo Personne
10 Haziran 2024, 20:45
Büyük Tıkınma
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: La Grande Bouffe
Süre: 130dkTür: Dram, Komedi
Yönetmen: Marco Ferreri
Senarist: Marco Ferreri , Rafael Azcona
Yapımı: 1973 - Fransa , İtalya
"La Grande Bouffe" (Türkçe: "Büyük Tıkınma"), Marco Ferreri'nin 1973 yapımı ünlü ve tartışmalı bir filmidir. Filmin konusu, modern toplumun aşırı tüketim ve hedonizminin bir eleştirisi olarak öne çıkar.
Film, dört yakın arkadaşın, hayatlarındaki boşluktan ve anlamsızlıktan bıkarak intihar etmeye karar vermeleriyle başlar. Ancak onların intihar yöntemi, aşırı yemek yiyerek ölmektir. Bu dört arkadaş, bir hafta sonu boyunca Paris'te büyük bir malikanede toplanır ve kendilerini yiyecekle dolu bir organizasyon içerisine atarlar.
Karakterler:
Marcello (Marcello Mastroianni) - Kadın düşkünü bir pilot.
Michel (Michel Piccoli) - Yemek düşkünü bir TV yapımcısı.
Philippe (Philippe Noiret) - Bekar bir yargıç.
Ugo (Ugo Tognazzi) - Profesyonel bir şef.
Film boyunca, arkadaşlar devasa yemekler hazırlar ve sürekli olarak yerler. Yemek, hedonizm ve cinsellik iç içe geçmiştir. Gruba bir öğretmen olan Andrea (Andréa Ferréol) ve bazı hayat kadınları da katılır, bu da olayların daha da çılgın bir hâl almasına yol açar. Yemek yemenin yanı sıra, karakterler çeşitli cinsel deneyimler ve fanteziler yaşar. Film ilerledikçe, aşırı yeme ve cinselliğin sonuçları daha belirgin hale gelir, karakterler fiziksel olarak çöker ve sonunda ölmeye başlar.
Film, kapitalist toplumun aşırı tüketim ve hedonizme dayalı yaşam tarzını eleştirir. Bu karakterlerin kendilerini yok etmek için seçtikleri yol, modern insanın doyumsuz arzularını ve bunun nihai sonucunu simgeler. Karakterlerin yaşamlarındaki boşluk ve anlamsızlık duygusu, modern bireyin yabancılaşmasını ve içsel boşluğunu yansıtır. Film, yemek ve cinselliği birbirine bağlayarak, temel insan arzularının sınırlarını ve bu arzuların aşırı doyumunun sonuçlarını keşfeder.
"La Grande Bouffe," mizahi ve grotesk üslubuyla, izleyiciyi rahatsız eden ama düşündüren bir film olarak sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Marco Ferreri
Marco Ferreri, 11 Mayıs 1928'de Milano, İtalya'da doğdu ve 9 Mayıs 1997'de Paris, Fransa'da öldü. İtalyan sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Ferreri, kariyeri boyunca provokatif ve toplumsal normlara meydan okuyan filmleriyle tanındı.
Ferreri, İtalya'da veterinerlik eğitimi aldı, ancak sinemaya olan ilgisi nedeniyle bu alanda çalışmadı. Kariyerine reklam filmleri çekerek başladı ve kısa süre içinde film yapımcılığına yöneldi.
1950'lerin sonunda İspanya'ya taşındı ve burada Luis Buñuel'in etkisinde kalmış yönetmenlerle çalıştı. İlk uzun metrajlı filmi olan "El Pisito" (1959) ve "El cochecito" (1960) burada çekti. Bu filmler, Ferreri'nin absürt mizah anlayışını ve toplumsal eleştirilerini ortaya koydu.
1960'lar ve 1970'ler: Ferreri, 1960'larda İtalya'ya döndü ve burada en ünlü filmlerini çekti. "Dillinger è morto" (1969) ve "La Grande Bouffe" (1973) gibi filmler, tüketim toplumu, cinsellik ve insan doğası üzerine sert eleştiriler getirdi. Bu filmler, Ferreri'nin provokatif tarzını ve cesur anlatımını yansıttı.
Ferreri, kariyerine 1980'ler ve 1990'larda da devam etti, ancak bu dönemdeki filmleri genellikle önceki çalışmalarının gölgesinde kaldı. "Ciao maschio" (1978) ve "La casa del sorriso" (1991) gibi filmlerle kariyerini sürdürdü. 1990'ların ortalarına kadar film yapmaya devam etti. Ferreri, 1997 yılında Paris'te öldü.
Marco Ferreri, cesur ve yenilikçi sinemasıyla tanınan bir yönetmen olarak hatırlanır. Filmleri, toplumun tabularına ve normlarına meydan okuyan, genellikle karanlık ve absürt mizah içeren güçlü toplumsal eleştiriler sunar. Ferreri, hem İtalyan hem de dünya sinemasında önemli bir figür olarak kabul edilir.
Nemo Personne
11 Haziran 2024, 16:40
Sırlar Ve Yalanlar
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Secrets & Lies
Vizyon Tarihi: 7 Mayıs 1996
Süre: 142 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Mike Leigh
Senarist: Mike Leigh
Yapımı: 1996 - Fransa , İngiltere
"Secrets & Lies" (1996), Mike Leigh'in yazıp yönettiği bir dram filmidir. Filmin konusu, aile sırlarının ve yalanlarının ortaya çıkmasıyla yaşanan duygusal ve karmaşık olaylar etrafında şekillenir. İşte filmin ana hatlarıyla konusu:
Hortense Cumberbatch (Marianne Jean-Baptiste), Londra'da yaşayan başarılı bir optometrisittir. Evlatlık olarak büyütülmüş olan Hortense, biyolojik annesini bulmaya karar verir ve araştırmaları sonucu biyolojik annesi Cynthia Rose Purley (Brenda Blethyn) ile karşılaşır. Cynthia, maddi sıkıntılar içinde yaşayan ve hayatını temizlik işlerinde çalışarak sürdüren bir kadındır.
Cynthia, yıllar önce genç yaşta bir bebek dünyaya getirdiğini ve onu evlatlık vermek zorunda kaldığını kimseye söylememiştir. Hortense ile buluşması, Cynthia'nın hayatında büyük bir sarsıntıya neden olur. Aynı zamanda, Cynthia'nın diğer kızı Roxanne (Claire Rushbrook) ve ağabeyi Maurice (Timothy Spall) de kendi yaşamlarında zorluklarla mücadele etmektedirler.
Film, Cynthia ve Hortense'in birbirlerini tanımaya çalışmaları, aile üyelerinin bu yeni duruma verdikleri tepkiler ve saklanan sırların ortaya çıkması ile gelişir. Mike Leigh'in karakter derinliğine ve gerçekçi anlatımına odaklanan filmi, aile bağlarının karmaşıklığını ve duygusal yükünü etkileyici bir şekilde işler.
"Secrets & Lies", 1996 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi kazandı ve beş dalda Oscar adaylığı aldı. Özellikle Brenda Blethyn'in performansı büyük övgü topladı ve En İyi Kadın Oyuncu dalında birçok ödül kazandı.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Mike Leigh
Mike Leigh, İngiliz film ve tiyatro yönetmeni, senarist ve oyun yazarıdır. 20 Şubat 1943'te Salford, Lancashire, İngiltere'de doğmuştur.
Leigh, bir tıp teknisyeni olan Phyllis Pauline ve doktor Alfred Abraham Leigh'in oğludur. Sanata olan ilgisi genç yaşta başladı. Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi (Royal Academy of Dramatic Art - RADA), Camberwell Sanat Okulu ve Londra Film Okulu'nda eğitim aldı. Leigh'in kariyeri tiyatro oyunları yazarak ve yöneterek başladı. 1960'ların sonunda ve 1970'lerin başında televizyon için çalışmaya başladı. BBC için yaptığı işler arasında "Abigail's Party" (1977) gibi televizyon oyunları ve dramalar bulunur.
İlk uzun metrajlı filmi "Bleak Moments" (1971), bağımsız bir ruhla çekildi ve eleştirmenlerden olumlu geri dönüşler aldı. 1980'lerde ve 1990'larda "Meantime" (1983), "High Hopes" (1988), "Life is Sweet" (1990) ve "Naked" (1993) gibi filmleriyle dikkat çekti. Bu filmler, toplumsal sorunlara ve bireysel karakterlere odaklanan hikayeleri ile tanındı.
Leigh'in en tanınmış filmi "Secrets & Lies" (1996), Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı ve beş dalda Oscar'a aday gösterildi. Bu film, Leigh'in uluslararası alanda tanınmasını sağladı.
"Vera Drake" (2004), "Happy-Go-Lucky" (2008), "Another Year" (2010) ve "Mr. Turner" (2014) gibi filmleri de büyük beğeni topladı ve çeşitli ödüller kazandı.
Leigh, oyuncularla birlikte doğaçlama çalışarak senaryolarını oluşturur. Bu yöntem, karakterlerin ve diyalogların derinlikli ve gerçekçi olmasını sağlar.
Kendi eserlerinde sıkça çalışan Leigh, oyuncuların performanslarını ve karakterlerin gelişimini vurgulayan bir yaklaşıma sahiptir.
Leigh, kariyeri boyunca birçok ödül ve onur kazandı, bunlar arasında BAFTA ödülleri, Cannes Film Festivali ödülleri ve İngiltere'nin en prestijli sinema ödülleri yer alır.
2014 yılında İngiltere Kraliçesi tarafından şövalyelik unvanı ile onurlandırıldı.
Mike Leigh, sosyal gerçekçiliği ve karakter derinliğini sinemasının merkezine koyan, modern İngiliz sinemasının en etkili ve saygın figürlerinden biridir.
Nemo Personne
11 Haziran 2024, 21:51
Yankesici
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[/B]
Orijinal İsmi: Pickpocket
Süre: 75 dk
Tür: Dram, Suç
Yönetmen: Robert Bresson
Senarist: Robert Bresson
Yapımı: 1959 - Fransa
Michel, Paris sokaklarında yankesicilik yaparak geçinen genç bir adamdır. Film, Michel'in yankesicilik yeteneklerini geliştirme sürecini, yaptığı suçlarla ilgili ahlaki ikilemlerini ve kaçınılmaz olarak yakalanması ile ilgili endişelerini takip eder. Michel'in bu yaşam tarzı, onu annesi ve arkadaşı Jeanne ile olan ilişkilerinde de sorunlara yol açar.
Film boyunca, Michel'in yankesicilikle ilgili düşüncelerini ve bu tehlikeli yaşam tarzını sürdürürken hissettiği suçluluk duygusunu izleriz. Michel, aynı zamanda polisiye kovalamaca ile karşı karşıya kalır ve nihayetinde yakalanır.
Bresson, karakterin içsel dünyasını ve duygusal çalkantılarını minimalist bir yaklaşımla, fazla diyalog kullanmadan ve oyunculardan daha doğal, etkisiz performanslar alarak anlatır. Bu stil, izleyicinin karakterin duygusal durumunu ve manevi yolculuğunu daha derinlemesine hissetmesini sağlar.
"Pickpocket", Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" romanından esinlenmiştir ve benzer şekilde, ana karakterin ahlaki sorgulamalarını ve ruhsal arayışını işler. Michel'in sonunda yakalanması ve hapiste geçirdiği süre boyunca içsel bir dönüşüm yaşaması, filmin en önemli temalarından biri olan kefaret ve kişisel kurtuluşu simgeler.
Bresson'un bu eseri, yankesici bir adamın hayatı üzerinden insan doğası, ahlak ve ruhsal arayış gibi evrensel temaları ele almasıyla sinema tarihinin önemli filmlerinden biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Robert Bresson
Robert Bresson, 25 Eylül 1901'de Fransa'nın Auvergne bölgesindeki Bromont-Lamothe köyünde doğdu. Bresson, Paris'te Lycée Lakanal'da klasik eğitim aldı. Eğitimine başlamadan önce sanatla ilgilendi ve bir süre ressam olarak çalıştı.
Bresson, 1934 yılında ilk kısa filmi "Affaires Publiques" ile yönetmenlik kariyerine adım attı. Ancak II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle sinema kariyeri kesintiye uğradı. Savaş sırasında bir süre Almanların elinde esir kaldı. Bu deneyim, daha sonra çekeceği "A Man Escaped" (1956) filmi için ilham kaynağı oldu. Bresson'un sinema dili minimalizm üzerine kuruludur. Genellikle amatör oyuncular kullanır, mekan ve diyalogları sade tutar. Bu, izleyicinin karakterlerin içsel dünyasına daha fazla odaklanmasını sağlar.
"Diary of a Country Priest" (1951), "A Man Escaped" (1956), "Pickpocket" (1959), "Au Hasard Balthazar" (1966), "Mouchette" (1967) ve "L'Argent" (1983) gibi filmleri ile tanınır. Bu filmler, genellikle ahlaki ve manevi temalar üzerinde yoğunlaşır.
Bresson'un son filmi "L'Argent" (1983), Cannes Film Festivali'nde ödül kazanmıştır. Robert Bresson, 18 Aralık 1999'da Paris'te öldü.
Bresson, sinemada "transcendental" tarzın öncüsü olarak kabul edilir. Filmleri, derin felsefi ve manevi temaları sade bir sinematografiyle anlatma biçimiyle bilinir. Sinema tarihine olan katkıları ve etkisi, birçok çağdaş yönetmen tarafından saygıyla anılır ve sinema dünyasında derin bir iz bırakmıştır. Robert Bresson, sinemaya getirdiği benzersiz yaklaşım ve derinlemesine insanlık araştırmaları ile unutulmaz bir miras bırakmıştır.
Nemo Personne
12 Haziran 2024, 22:11
Kutup Çizgisi Aşıkları
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Los Amantes Del Círculo Polar
Süre: 112 dk
Tür: Dram, Gizem, Romantik
Yönetmen: Julio Medem
Senarist: Julio Medem
Yapımı: 1998 - Finlandiya , Fransa , İspanya
Yüzlerce küçük tesadüfün senelerce ilmek ilmek ördüğü bir aşk hikayesini anlatıyor Kutup Çizgisi Aşıkları. Herşey mucizevi bir şekilde ama herşey kendiliğinden gelişiyor filmde. Hayat gibi, kader gibi, aşk gibi.Filmde mükemmel bir bütünlük sunulmasının en büyük nedeni, hiç kuşkusuz ki Julio Medem 'in elinin hem senaryoya, hem de kameraya değmiş olması.Filmde birçok defa karşılaştığımız yol ayrımları, bizi yormak yerine sadece kurguyu zenginleştirerek heyecanı arttırıyor.Kaderleri çok önceden çizilmiş bir erkek ve bir kadın. Otto ve Ana. Onların alın yazısını birleştiren bir aşk. Aşka yol gösteren bir çizgi. Kutup çizgisi.Önce Ana 'nın babası ölüyor, sonra Otto 'nun babası annesinden boşanıyor. Yalnız bu çift birleştiklerinde; gerçek aşk, aslında çocuklarının içinde filizleniyor. Aradan seneler geçiyor, anne baba ayrılıp kendilerine başka hayatlar kuruyor, Ana ve Otto birbirlerinden ayrı düşüp başka hayatlar yaşıyor ama birbirleri için yaşamaktan da hiç vazgeçmiyor. Çizgi nerede ve nasıl sona erecek?
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Julio Medem
1958’de San Sebastián’da doğan Julio Medem son dönemde İspanyol sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri haline geldi. Yönetmen, ses getiren birçok kısa filmden sonra nihayet 1991’de ilk uzun metraj filmine imza attı. “Vacas”,İspanyadaki Bask sorununa dair göndermelerde bulunuyordu. “Vacas” ile iyi bir çıkış yapan yönetmen çeşitli ödülleri de almaya hak kazandı. Julio Medemin bu başarısından sonra, Stanley Kubrick’in tavsiyesi üzerine Steven Spielberg yapımcılığını yaptığı yeni “Zorro” filmini yönetmesi için Julio Medem’ e teklifte bulundu. Fakat Julio Medem Spielberg’e İspanyada kalarak kendi filmlerini yazıp yöneteceği konusunda bir yanıt vererek nazik bir şekilde teklifi reddetti. 1998’de kariyerindeki en çok ses getiren film olan Los Amantes Del Círculo Polar”ı (Kutup Çizgisi Aşıkları) yöneten Medem, Venedik Film Festivali’nde “Altın Ayı” adayı oldu ve eleştirmenler tarafından olumlu eleştiriler aldı. Medem, 2001 yılında “Lucía y el Sexo” isimli filmini yönetti ve bu film, Medem’in Türkiye’de festivaller dışında gösterilen ilk filmi oldu. Saplantılı bir aşk hikayesini anlatan film, değişik zaman periyotlarında değişik görsellikler sunarak izleyiciye faklı bir film keyfi yaşattı. Yıl 2007’yi gösterirken Julio Medem “Caotica Ana” (Kaotik Ana) isimli filmini izleyiciyle buluşturdu. Feminizm, reenkarnasyon, hipnoz gibi konuları işleyen film ülkemizde 27. si düzenlenen İstanbul Film Festivali’nde gösterildi.
Nemo Personne
13 Haziran 2024, 07:38
Os Canibais
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 95 dk
Tür: Dram, Fantastik
Yönetmen: Manoel De Oliveira
Senarist: Álvaro Carvalhal
Yapımı: 1988 - Almanya , Fransa , İtalya , Portekiz , İsviçre
"Os Canibais" (The Cannibals), 1988 yapımı bir Portekiz filmi olup, Manoel de Oliveira tarafından yönetilmiştir. Film, hem içerik hem de anlatım tarzı bakımından oldukça özgün ve dikkat çekicidir.
Film, 19. yüzyılın aristokratik Portekiz'inde geçer. Ana karakterlerimiz, aristokrat bir aileye mensup olan genç bir kadın olan Margarida (Teresa Menezes) ve ona aşık olan zengin bir adam olan Viscount d'Aveleda (Luis Miguel Cintra) ile çevrilidir.
Margarida ile Viscount d'Aveleda arasındaki aşk hikayesi, dışarıdan bakıldığında klasik bir romantizm gibi görünse de, film ilerledikçe daha karanlık ve grotesk bir boyuta evrilir. Viscount d'Aveleda, Margarida'ya olan aşkını ilan eder ve evlenme teklif eder. Margarida, başta tereddüt etse de sonunda kabul eder ve düğün hazırlıkları başlar.
Ancak, düğün günü geldiğinde işler beklenmedik bir şekilde gelişir. Nikah töreni sırasında Viscount d'Aveleda, aniden bilinçsizce yere yığılır ve ölür. Bu beklenmedik ölüm, düğüne katılanlar arasında büyük bir şok ve kargaşa yaratır. Ancak bu trajik olayın ardından, çok daha garip ve şok edici bir gelişme yaşanır: Viscount d'Aveleda'nin cesedi, düğün misafirleri tarafından yenir. Bu olay, hem karakterlerin hem de izleyicilerin beklemediği bir şekilde, filmi bir tür kara mizah ve grotesk bir anlatıma dönüştürür.
"Os Canibais", aristokrat toplumun yüzeydeki nezaketinin altında yatan vahşi ve ilkel içgüdüleri hicveder. Film, toplumsal ve ahlaki değerleri sorgularken, aynı zamanda insan doğasının karanlık ve bastırılmış yönlerine dikkat çeker. Oliveira, bu grotesk ve şok edici anlatımı operatik bir üslupla sunar, bu da filmi hem görsel hem de anlatımsal olarak etkileyici kılar.
Manoel de Oliveira, bu filmde operanın dramatik ve stilize özelliklerini kullanarak izleyicilere hem göz kamaştırıcı hem de rahatsız edici bir deneyim sunar. Film, geleneksel anlatıların ötesine geçerek, görsel ve işitsel öğelerle dolu zengin bir sinema dili oluşturur.
"Os Canibais", sıradan bir romantik drama gibi başlayan ancak hızla grotesk ve absürt bir boyuta evrilen, hem düşündürücü hem de rahatsız edici bir film olarak dikkat çeker. Manoel de Oliveira'nın bu filmi, izleyicilere toplumsal ve insani değerleri sorgulatan, unutulmaz bir sinema deneyimi sunar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Manoel de Oliveira
Manoel de Oliveira, 11 Aralık 1908'de Porto, Portekiz'de doğdu ve 2 Nisan 2015'te aynı şehirde vefat etti. 106 yıllık yaşamı boyunca sinemada oldukça etkileyici ve üretken bir kariyer sürdürdü. İşte onun hayatının kısa bir özeti:
Zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Oliveira, Porto'da eğitim aldı. Gençliğinde atletizm ve otomobil yarışlarıyla ilgilendi. 1920'lerin sonlarında sinemaya ilgi duymaya başladı ve kısa sürede sinema sektöründe çalışmaya karar verdi.
İlk kısa filmi olan "Douro, Faina Fluvial" (1931) belgesel türünde olup, Porto'daki Douro Nehri üzerindeki günlük yaşamı gözler önüne serer. Bu film, yenilikçi çekim teknikleriyle dikkat çekti. II. Dünya Savaşı ve Portekiz'deki siyasi belirsizlikler nedeniyle film yapımı zorlaştı. Bu dönemde kısa belgeseller ve deneysel filmler yaptı.
"Aniki-Bóbó" (1942): Oliveira'nın ilk uzun metrajlı filmi olan "Aniki-Bóbó", Porto'da geçen bir çocuk hikayesini anlatır. Bu film, İtalyan Yeni Gerçekçilik akımına yakın bir tarzda çekilmiştir. 1950'ler boyunca film yapımından uzak kalarak ailesinin işlerini yönetti. 1960'larda yeniden film yapmaya başladı. "Acto da Primavera" (1963) ve "A Caça" (1964) gibi filmlerle dikkat çekti.
"Benilde ou a Virgem Mãe" (1975): Bu dönem, Oliveira'nın daha olgun ve felsefi temaları ele aldığı filmleri çektiği bir dönemdi. 1980'lerde ve 1990'larda "Francisca" (1981), "The Satin Slipper" (1985) ve "Abraham's Valley" (1993) gibi filmlerle uluslararası alanda tanındı. Bu yıllarda hız kesmeden film yapmaya devam etti ve birçok ödül kazandı. 2000'li yıllarda da üretkenliğini sürdürdü. "I'm Going Home" (2001), "Belle Toujours" (2006) ve "The Strange Case of Angelica" (2010) gibi filmlerle dikkat çekti.
Oliveira, 106 yaşına kadar yaşadı ve sinema dünyasında aktif kaldı. 100 yaşını geçtikten sonra bile film yapmaya devam etti, bu da onun sinemaya olan derin tutkusunu gösterir. Manoel de Oliveira, hem Portekiz sinemasının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir hem de dünya sinemasına büyük katkılarda bulunmuştur. Filmleri, derin felsefi temalar, yenilikçi anlatım teknikleri ve güçlü görsel estetikle bilinir.
88 yıl süren kariyeri boyunca, Oliveira, her biri kendine özgü ve derinlemesine düşündürücü olan çok sayıda film üretti. Bu uzun ve üretken kariyer, onun sinema tarihindeki benzersiz yerini sağlamlaştırmıştır. Manoel de Oliveira, sinema tarihinin en uzun süre aktif kalan yönetmenlerinden biri olarak hatırlanmakta ve onun filmleri hala dünya çapında izlenip takdir edilmektedir.
Nemo Personne
13 Haziran 2024, 21:38
Kadın Avcıları
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: The Ladykillers
Süre: 91 dk
Tür: Komedi, Suç
Yönetmen: Alexander Mackendrick
Senarist: William Rose
Yapımı: 1955 - İngiltere
"The Ladykillers" (1955), Alexander Mackendrick tarafından yönetilen ve Alec Guinness'in başrolünde olduğu bir kara komedi filmidir.
Film, Londra'da yalnız yaşayan yaşlı bir kadın olan Mrs. Wilberforce (Katie Johnson) etrafında dönüyor. Mrs. Wilberforce, evinde bir oda kiralamak isteyen Profesör Marcus (Alec Guinness) adlı bir adamla tanışır. Profesör Marcus, arkadaşlarıyla birlikte bir müzik grubu kurmak istediğini söyler ve odayı kiralar. Ancak gerçek şu ki, Profesör Marcus ve arkadaşları aslında bir soygun planı yapmaktadırlar.
Profesör Marcus'un ekibi, Harry (Peter Sellers), Louis (Herbert Lom), Major Courtney (Cecil Parker) ve One-Round (Danny Green) adlı karakterlerden oluşur. Bu "müzik grubu", Mrs. Wilberforce'un evini bir üs olarak kullanarak yakındaki bir tren istasyonundan büyük bir soygun planlarlar. Soygun başarılı geçer, ancak Mrs. Wilberforce tesadüfen gerçekleri öğrenir.
Soygunu gizlemek ve parayı korumak için çetenin üyeleri, Mrs. Wilberforce'u ortadan kaldırmaya karar verirler. Ancak bu, beklenmedik şekilde başarısızlıkla sonuçlanır ve çete üyeleri birbirlerine düşerler. Komik ve absürt olaylar zinciri sonunda, Mrs. Wilberforce, çetenin tüm planlarını bozar ve kendisini suçsuz bir şekilde kurtarır.
"The Ladykillers", mizahi ve kara komedi öğeleriyle dolu, zekice yazılmış bir senaryoya sahip olup, eleştirmenler ve izleyiciler tarafından oldukça beğenilmiştir. Film, özellikle Alec Guinness'in etkileyici performansıyla öne çıkar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Alexander Mackendrick
Alexander Mackendrick, 8 Eylül 1912'de Boston, Massachusetts, ABD'de doğmuş ve 22 Aralık 1993'te Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de ölmüştür. İskoç asıllı bir Amerikan film yönetmeni ve öğretim üyesiydi.
Mackendrick, Boston'da doğdu, ancak ebeveynlerinin ayrılması üzerine beş yaşındayken annesiyle birlikte İskoçya'ya taşındı.
Glasgow'da büyüdü ve Glasgow School of Art'ta eğitim aldı, burada grafik tasarım ve reklamcılık üzerine çalışmalar yaptı.
Kariyerine reklamcılık sektöründe başladı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında propaganda filmleri için çalıştı.
Savaştan sonra, Ealing Studios'a katıldı ve burada senarist olarak çalışmaya başladı.
İlk yönetmenlik deneyimini 1949'da "Whisky Galore!" adlı filmle yaşadı.
Mackendrick, Ealing Studios'da çalıştığı süre boyunca birçok başarılı film yönetti. Bu filmler arasında en dikkat çekenler "The Man in the White Suit" (1951), "The Ladykillers" (1955) ve "The Maggie" (1954) gibi yapımlardır.
1957'de, Hollywood'a geçiş yaptı ve burada "Sweet Smell of Success" (1957) adlı filmi yönetti. Film, eleştirmenlerce beğenildi ancak ticari olarak başarısız oldu. Bu durum Mackendrick'in Hollywood'daki kariyerini olumsuz etkiledi.
1969'da, California Institute of the Arts'ta (CalArts) öğretim görevlisi oldu ve burada film yapımı üzerine dersler verdi. Eğitimci olarak birçok genç sinemacının yetişmesine katkıda bulundu ve sinema dünyasında saygın bir figür haline geldi.
Alexander Mackendrick, 1993 yılında Los Angeles'ta öldü. Kariyeri boyunca farklı türlerde başarılı filmler yöneten Mackendrick, hem komedi hem de drama alanlarında yetkinliğini kanıtlamıştır. Eserleri, özellikle İngiliz kara komedisi ve Hollywood dramaları alanında önemli bir miras bırakmıştır. Mackendrick'in filmleri, güçlü karakterizasyonları, keskin diyalogları ve özgün hikaye anlatımıyla hatırlanır. Ayrıca, yönetmen olarak detaylara olan dikkati ve teknik becerisi ile tanınır.
Nemo Personne
14 Haziran 2024, 08:34
The Millennial Bee (Tisícročná včela)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Juraj Jakubisko
Senaryo: Juraj Jakubisko, Peter Jaros (roman)
Yapımı: 1983
Süresi: 162 dk
"Tisícročná včela" (The Millennial Bee), Juraj Jakubisko'nun 1983 yılında çektiği bir epik dram filmidir. Film, Slovak yazar Peter Jaroš'un aynı adlı romanından uyarlanmıştır ve Slovakya'nın kırsal kesiminde yaşayan bir ailenin nesiller boyu süren hikayesini anlatır.
"Tisícročná včela", 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar olan dönemde geçer ve Pichanda ailesinin üç nesil boyunca yaşadıklarını konu alır. Film, ailenin başından geçen zorlukları, toplumsal değişimleri, savaşları ve kişisel mücadeleleri ele alır.
Ana karakterler arasında aile reisi Samo Pichanda, oğlu Martin ve torunu Valent yer alır. Film, Samo'nun arıcılık yaparak ailesini geçindirme çabaları, Martin'in sanayi devrimi ile gelen yeniliklere uyum sağlaması ve Valent'in Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları etrafında şekillenir.
Film, aynı zamanda Slovakya'nın tarihsel ve toplumsal dönüşümünü de yansıtır. Sanayileşme, savaş, politik değişiklikler ve köy yaşamındaki değişimler, aile üyelerinin yaşamlarını derinden etkiler.
Pichanda ailesinin nesiller boyunca süren ilişkileri ve birbirlerine olan bağlılıkları, filmin merkezinde yer alır. Sanayi devrimi, savaşlar ve politik değişiklikler, karakterlerin hayatlarını ve toplumu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Arıcılık ve doğayla iç içe yaşam, geleneksel Slovak yaşam tarzının önemli bir parçasını oluşturur.
Juraj Jakubisko, filmde görsel olarak zengin ve sembolik bir anlatım kullanarak izleyiciye etkileyici bir deneyim sunar. "Tisícročná včela", hem edebi hem de sinematik bir başyapıt olarak kabul edilir ve Slovak sinemasının önemli eserlerinden biri olarak öne çıkar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Juraj Jakubisko
Juraj Jakubisko, Slovakya'nın en ünlü ve saygın film yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. İşte kısaca hayatı:
Doğum: Juraj Jakubisko, 30 Nisan 1938'de Slovakya'nın Kojšov köyünde doğdu. 1957-1961 yılları arasında Bratislava'daki Mimar ve Tasarım Okulu'nda eğitim aldı. Ardından Prag'daki ünlü FAMU (Film ve Televizyon Okulu) Üniversitesi'nde okudu ve 1965'te mezun oldu.
Jakubisko, 1960'ların sonunda kısa filmler ve belgeseller çekerek kariyerine başladı. Bu dönemde "Kristove roky" (1967) ve "Zbehovia a pútnici" (1968) gibi dikkat çeken filmler yaptı.
"Tisícročná včela" (The Millennial Bee) (1983): Jakubisko'nun en tanınmış eserlerinden biridir. Bu epik film, Slovakya'nın kırsal kesiminde yaşayan bir ailenin nesiller boyu süren hikayesini anlatır ve hem görsel hem de anlatımsal açıdan zengin bir yapıdır.
"Perinbaba" (The Feather Fairy) (1985): Slovak halk masallarına dayanan bu fantastik film, hem çocuklar hem de yetişkinler arasında popülerdir.
"Sedím na konári a je mi dobre" (Sitting on a Branch, Enjoying Myself)
(1989): Bu film, Jakubisko'nun en popüler filmlerinden biridir ve İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemi komik ve duygusal bir şekilde işler.
"Bathory" (2008): Bu tarihsel drama, efsanevi Macar kontesi Elizabeth Bathory'nin hayatını konu alır ve Jakubisko'nun en büyük bütçeli projelerinden biridir.
Jakubisko'nun filmleri genellikle zengin görsel stil, sembolizm ve güçlü hikaye anlatımı ile bilinir. Slovakya'nın tarihsel, toplumsal ve kültürel unsurlarını işlerken aynı zamanda evrensel temalara da değinir.
Jakubisko, hayatı boyunca Slovak ve Çek sinemasına önemli katkılarda bulundu ve birçok ödül kazandı. 24 Şubat 2023'te Prag'da 84 yaşında vefat etti.
Juraj Jakubisko, sanatsal vizyonu ve Slovak sinemasına olan katkılarıyla hatırlanmaya devam ediyor. Filmografisi, hem Slovakya'da hem de uluslararası alanda önemli bir miras bırakmıştır.
Nemo Personne
14 Haziran 2024, 12:57
Twenty-Four Eyes (Nijū-shi no hitomi)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Keisuke Kinoshita
Senaryo: Keisuke Kinoshita
Uyarlama: Twenty-Four Eyes- Sakae Tsuboi
Yapım: 1954 (Japan)
Süre: 154 dk
"Twenty-Four Eyes" (Japonca: Nijū-shi no Hitomi), Keisuke Kinoshita tarafından 1954 yılında yönetilen ve aynı adlı romanından uyarlanan bir filmdir. Film, Japonya'nın Kagawa Prefektörlüğü'ndeki küçük bir köyde yaşayan bir grup öğrenci ile onların öğretmeni arasındaki ilişkiyi konu alır.
Film, 1928 yılında başlar ve genç, idealist öğretmen Hisako Oishi'nin Shodoshima Adası'ndaki küçük bir köy okuluna atanmasıyla hikaye gelişir. Oishi, modern fikirleri ve yenilikçi öğretim yöntemleri ile köydeki çocukların sevgisini kazanır. Ancak, Oishi'nin modern giyimi ve davranışları başlangıçta köy halkı tarafından yadırganır.
Film, öğretmen ve öğrencileri arasındaki güçlü bağı ve zaman içinde yaşadıkları zorlukları, sevinçleri ve kayıpları izler. Öğrenciler büyürken, Japonya'nın savaş yıllarına girmesi ve bu yılların getirdiği acılar ve yıkımlar da filme yansıtılır. Hisako Oishi, öğrencilerini savaşın getirdiği zorluklardan korumaya ve onlara destek olmaya çalışır.
"Twenty-Four Eyes", Japonya'nın savaş öncesi, savaş dönemi ve sonrası toplumundaki değişimleri, eğitim sistemindeki sorunları ve savaşın insan yaşamları üzerindeki etkilerini duygusal bir dille anlatır. Film, insanlık, barış ve eğitim temalarını işlerken, izleyicilere derin bir empati ve duygusal bağ kurma imkanı sunar. Kinoshita'nın bu eseri, Japon sinemasının klasiklerinden biri olarak kabul edilir ve uluslararası alanda da büyük övgü almıştır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Keisuke Kinoshita
Keisuke Kinoshita, Japon sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biridir ve sinema kariyerine birçok önemli katkıda bulunmuştur.
5 Aralık 1912, Hamamatsu, Shizuoka, Japonya. Sanat ve fotoğrafçılıkla ilgilenen bir ailede büyüdü. Sinemaya olan ilgisi genç yaşlarda başladı. Tokyo Fotoğraf Okulu'na (şu an Tokyo Politeknik Üniversitesi) katıldı, ancak ekonomik nedenlerle mezun olamadı.
1933'te Shochiku film stüdyosuna katıldı ve burada çalışmaya başladı. İlk başta kamera asistanı olarak çalıştı, ancak yetenekleri sayesinde hızla yükseldi. 1943'te ilk filmi "The Blossoming Port" ile yönetmen olarak çıkış yaptı. Bu film, Japon İmparatorluk Ordusu tarafından finanse edilen bir propaganda filmiydi, ancak Kinoshita kendi benzersiz tarzını koruyabildi.
*Twenty-Four Eyes (1954): Japonya'nın savaş yıllarını ve sonrasını bir öğretmenin gözünden anlatan bu film, Kinoshita'nın en ünlü eserlerinden biridir ve uluslararası alanda büyük beğeni topladı.
*Carmen Comes Home (1951): Japonya'nın ilk renkli filmi olma özelliğini taşır.
*The Ballad of Narayama (1958): Japon kültüründeki bir geleneği ve yaşlılıkla ilgili zorlukları anlatan bu film, büyük beğeni toplamıştır.
Kinoshita'nın filmleri genellikle insani duyguları, sosyal sorunları ve savaşın etkilerini işler. Hem komedi hem de dram türlerinde başarılı eserler üretmiştir. Teknik açıdan yenilikçi olan ve estetik değerleri yüksek filmler yapmıştır.
1980'lere kadar film yapmaya devam etti. Kariyeri boyunca 50'den fazla film yönetti. 30 Aralık 1998'de Tokyo, Japonya'da hayatını kaybetti. Keisuke Kinoshita, Japon sinemasına yaptığı katkılar ve insani değerleri ön plana çıkaran filmleri ile sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Nemo Personne
15 Haziran 2024, 15:07
Kerkenez
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Kes
Süre: 111 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Ken Loach
Senarist: Ken Loach , Barry Hines
Yapımı: 1969 - İngiltere
"Kes" (1969) filmi, Barry Hines'in "A Kestrel for a Knave" adlı romanından uyarlanmıştır ve İngiliz yönetmen Ken Loach tarafından yönetilmiştir. Filmin konusu, Güney Yorkshire'da yaşayan 15 yaşındaki Billy Casper'ın hikayesi etrafında döner.
Billy, zor bir aile hayatı ve zorbalıkla dolu bir okul ortamında büyüyen, umutları ve hayalleri sınırlı bir gençtir. Annesi ve abisiyle yaşar, ancak evde sevgi ve destek bulamaz. Okulda da öğretmenler ve arkadaşları tarafından küçümsenir ve dışlanır. Billy'nin hayatında bir ışık kaynağı, bir kerkenez (şahin türü) bulup onu eğitmeye başlamasıdır. Bu kerkenez, Billy için bir kaçış ve özgürlük sembolü haline gelir.
Film, Billy'nin kerkenezi eğitme sürecini ve bu süreçte yaşadığı değişimi, hayallerini ve karşılaştığı zorlukları anlatır. "Kes," toplumsal sınıf farklılıkları, eğitim sistemi ve gençlerin karşılaştığı zorluklar gibi temaları işlerken, aynı zamanda doğa ve insan arasındaki bağı da etkileyici bir şekilde yansıtır. Film, Ken Loach'un gerçekçi ve duygusal anlatımıyla büyük beğeni toplamış ve İngiliz sinemasının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Ken Loach
Kenneth Loach, İngiliz yönetmen. Sosyalist bakış açısıyla çektiği, özgürlük ve işçi haklarını konularını ele alan sosyal içerikli filmleriyle tanınmaktadır. 1936'da Nuneaton, Warwickshire'da dünyaya geldi. Vivien ve John Loach çiftinin oğlu olan Ken, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yaptıktan sonra Oxford Üniversitesi'nde Hukuk okudu. Üniversite yıllarında oyunculukla tanıştı, ayrıca yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. 1963’te BBC'de yönetmenliğe başladı. Çeşitli TV dizi ve filmlerinden sonra ilk önemli eseri Kerkenez'i (Kes) 1969 yılında çekti. Demir Leydi Margaret Thatcher'ın iktidarda olduğu 80'li yıllarda filmlerini çekmek ve dağıtmakta zorluk çekti. Bu dönemde konularını daha çok toplumun alt kesiminin hayatlarından seçti. 1981'de yaptığı A Question of Leadership adlı madenci grevini anlatan belgesel Thatcher'ın başında olduğu Muhafazakar Parti'nin tepkisini çekti. 2013'te Thatcher'ın ölümüne dek Thatcherizm'i en sert dille eleştirenlerden biri olmaya devam etti. 1990 yapımı Hidden Agenda ve 1993 yapımı Raining Stones filmleriyle 2 kez Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü aldı. 1990'lı ve 2000'li yıllarda Nikaragua’daki Sandinist hareketi işleyen Carla'nın Şarkısı, İspanya İç Savaşı'na katılan bir İngiliz’in öyküsünü anlatan Ülke ve Özgürlük ve İngiltere’de demiryollarının özelleştirilmesini konu edinen Navigators gibi birçok başarılı filmi yönetti. 2006'da çektiği Özgürlük Rüzgarı (The Wind That Shakes the Barley) filmiyle Cannes'da bu kez Altın Palmiye'nin sahibi oldu. 2016'da bu kez I, Daniel Blake filmiyle bir kez daha Altın Palmiye'yi kazandı. Filmlerinde sosyalist kimliğini her zaman öne çıkaran Loach, sıradan insanı ele alarak onun günlük yaşamını, yaşadığı sosyal ve maddi zorlukları tüm çıplaklığıyla ortaya sermiştir. 1977'de kendisine sunulan Britanya Kraliyet Nişanı'nı (OBE) geri çevirdi. Sebep olarak kötü insanlar olarak nitelendirdiği bazı kişilerle aynı nişanı taşımak istememesini gösterdi. 2014 Berlin Film Festivali'nde Onursal Altın Ayı ödülüne layık görüldü. 1962'den beri Lesley Ashton ile evli olan Loach'un 5 çocuğu vardır.
Nemo Personne
28 Haziran 2024, 14:36
Nashville
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 160 dk
Tür: Dram, Komedi, Müzikal
Yönetmen: Robert Altman
Senarist: Joan Tewkesbury
Yapımı: 1975 - ABD
Vietnam Savaşı sırasında, Country müziğin merkezi olan Nashville'de birbirinden bağımsız gibi görünen müzisyenler, Country yıldızları, amatörler, hippiler, bağımsız bir başkan adayı ve İngiliz bir gazeteci arasında bir bağlantı vardır ve hepsinin beklenmedik sonla bir alakası vardır.
"Nashville," birçok farklı hikayeyi ve karakteri birbirine bağlayarak geniş bir anlatı sunar. Bu yapısıyla, Amerikan toplumunun bir mikrokozmosunu yaratır ve toplumsal eleştirilerini müzik, politika ve kişisel ilişkiler üzerinden dile getirir. Film, gerçekçi diyalogları, doğaçlamaya dayalı oyunculuk performansları ve Altman'ın karakterlerin yaşamlarını kesiştiren anlatım tarzı ile dikkat çeker.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Robert Altman
Robert Altman, 20 Şubat 1925'te Kansas City, Missouri'de doğmuş ve 20 Kasım 2006'da Los Angeles, California'da vefat etmiştir. Amerikan sinemasının en etkili ve yenilikçi yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Altman, kariyeri boyunca özgün anlatım tarzı ve çok karakterli hikayeleriyle tanınmıştır.
Eğitim ve Erken Dönem: Altman, Katolik bir ailede büyüdü ve Rockhurst Lisesi'nde eğitim aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'nde görev yaptıktan sonra sinema dünyasına girdi. İlk olarak endüstriyel filmler ve belgeseller çekerek kariyerine başladı.
İlk Başarılar: Altman, 1960'larda televizyon için çalıştı ve "Bonanza" ve "Alfred Hitchcock Presents" gibi dizilerde yönetmenlik yaptı. Sinemadaki büyük çıkışını, 1970 yılında "MAS*H" filmiyle yaptı. Bu kara komedi filmi, Kore Savaşı sırasında bir mobil askeri hastaneyi konu alıyordu ve büyük bir ticari başarı elde etti. Ayrıca, Altman'a En İyi Yönetmen dalında Oscar adaylığı kazandırdı.
Başarılı Filmler: Altman, 1970'ler ve 1980'lerde birçok önemli filme imza attı. "Nashville" (1975), "McCabe & Mrs. Miller" (1971), "The Long Goodbye" (1973) ve "3 Women" (1977) gibi filmleri, onun anlatım tarzının ve karakter odaklı hikaye anlatımının örnekleridir.
1990'lar ve Sonrası: 1990'larda Altman, kariyerinde yeniden yükselişe geçti. "The Player" (1992) ve "Short Cuts" (1993) gibi filmleri eleştirmenlerce övgüyle karşılandı. Ayrıca, 2001 yılında "Gosford Park" filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar adaylığı kazandı.
Ödüller ve Onurlar: Altman, kariyeri boyunca birçok ödül kazandı ve çeşitli film festivallerinde onurlandırıldı. 2006 yılında, Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından onursal Oscar ödülüyle ödüllendirildi.
Robert Altman, özgün ve yenilikçi sinema anlayışıyla, çok karakterli ve çok katmanlı hikaye anlatımıyla sinema dünyasında kalıcı bir etki bırakmıştır. Filmlerinde gerçekçi diyaloglar, doğaçlamaya dayalı oyunculuk ve kesişen hikayeler kullanarak Amerikan toplumuna dair derinlemesine analizler sunmuştur.
Nemo Personne
01 Temmuz 2024, 09:37
Fransız Teğmen'in Kadını
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: The French Lieutenant's Woman
Süre: 124 dk
Tür: Dram, Romantik, Tarih
Yönetmen: Karel Reisz
Senarist: Harold Pinter , John Fowles
Yapımı: 1981 - İngiltere
"The French Lieutenant's Woman" filmi, John Fowles'un aynı adlı romanından uyarlanmış bir filmidir. İki farklı hikaye paralel olarak işlenir: Birinci hikaye, 19. yüzyıl İngiltere'sinde geçer ve bir zengin genç adam olan Charles Smithson'un (Jeremy Irons) bir kadın olan Sarah Woodruff (Meryl Streep) ile yaşadığı tutkulu aşkı konu alır. Sarah, toplum tarafından dışlanmış bir kadındır ve "Fransız Teğmenin Kadını" olarak bilinir.
İkinci hikaye ise 20. yüzyıl İngiltere'sinde, filmi çeken yönetmen ve oyuncuların set içi ilişkilerini ve kişisel hayatlarını konu alır. Bu bölüm, aslında filmin çekim sürecine dair bir bakış sunar ve zaman zaman birinci hikayenin karakterleriyle paralellik gösterir.
Film, gerçeklik ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, aşk, özgürlük ve toplumsal normlar gibi derin temaları işler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Karel Reisz
Karel Reisz, 21 Temmuz 1926'da Çekoslovakya'nın Ostrava şehrinde doğmuş, İngiltere'de büyümüş ve İngiliz film yönetmeni olarak tanınmış bir sanatçıdır. İkinci Dünya Savaşı sırasında ailesi ile birlikte İngiltere'ye göç etmiştir.
Reisz, Londra'da University College School'da eğitim gördükten sonra İngiltere'deki sinema dünyasına adım atmıştır. 1950'ler ve 1960'lar boyunca, İngiliz Yeni Dalga hareketinin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Sinemaya olan katkıları, eleştirel düşünceyi ve karakter odaklı hikaye anlatımını ön plana çıkarmıştır.
Kariyerinde önemli filmleri arasında "Saturday Night and Sunday Morning" (1960), "The French Lieutenant's Woman" (1981), "Who'll Stop the Rain" (1978) ve "Isadora" (1968) bulunmaktadır. Yönetmenlik kariyerinin yanı sıra, sinema eleştirmeni olarak da çalışmış ve sinema eğitimi alanında öğretim görevlisi olarak görev yapmıştır.
Karel Reisz, 25 Kasım 2002'de Londra'da hayatını kaybetmiştir.
Harika
01 Temmuz 2024, 10:07
TSK paylaşım icin
Nemo Personne
01 Temmuz 2024, 17:47
Cherbourg Şemsiyeleri
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Les Parapluies De Cherbourg / The Umbrellas Of Cherbourg
Süre: 91 dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Jacques Demy
Senarist: Jacques Demy
Yapımı: 1964 - Fransa
"Les Parapluies de Cherbourg" (Cherbourg Şemsiyeleri), Fransız yönetmen Jacques Demy'nin 1964 yapımı müzikal drama filmidir. Film, diyalogların tamamen şarkı şeklinde sunulmasıyla dikkat çeker...
Film, 1957 yılında Cherbourg kasabasında geçer ve genç bir kız olan Geneviève Emery (Catherine Deneuve) ile oto tamircisi Guy Foucher (Nino Castelnuovo) arasındaki aşk hikayesini anlatır. Geneviève, annesiyle birlikte bir şemsiye dükkânı işletmektedir ve Guy ile gizlice nişanlanmıştır. Ancak, Guy askere çağrılır ve Cezayir Savaşı'na gitmek zorunda kalır.
Guy'ın gidişiyle Geneviève, büyük bir yalnızlık ve üzüntü yaşar. Daha sonra hamile olduğunu öğrenir. Annesi, Geneviève'e varlıklı bir mücevher satıcısı olan Roland Cassard (Marc Michel) ile evlenmesi için baskı yapar. Zamanla, Geneviève Roland ile evlenmeye karar verir.
Guy savaştan döndüğünde, her şeyin değiştiğini ve Geneviève'in artık başkasıyla evli olduğunu görür. Hayatına devam etmek zorunda kalan Guy, eski bir dostunun kız kardeşi Madeleine ile evlenir ve bir çocuk sahibi olur.
Yıllar sonra, Geneviève ve Guy yolları tekrar kesişir, ancak artık farklı hayatlar yaşamaktadırlar. Bu son karşılaşma, izleyiciye aşkın ve zamanın değişkenliğini hatırlatır.
"Les Parapluies de Cherbourg," canlı renkleri, Michel Legrand'ın unutulmaz müzikleri ve duygusal derinliğiyle sinema tarihinde özel bir yere sahiptir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jacques Demy
Jacques Demy, 5 Haziran 1931'de Pontchâteau, Fransa'da doğdu. Genç yaşta sinemaya ilgi duyan Demy, Nantes'te bir sanat okulunda eğitim aldı ve Paris'teki Institut des Hautes Études Cinématographiques'te sinema eğitimi gördü. İlk uzun metrajlı filmi "Lola"yı 1961'de çekti ve bu filmle tanındı. En çok bilinen filmi, 1964'te çektiği ve büyük bir başarı kazanan "Les Parapluies de Cherbourg" oldu. Bu film, tamamen şarkılarla anlatılan diyalogları ve canlı renk paletiyle dikkat çekti.
Demy'nin diğer önemli filmleri arasında "Les Demoiselles de Rochefort" (1967) ve "Peau d'Âne" (1970) bulunur. 1962'de tanınmış Fransız yönetmen Agnès Varda ile evlendi ve çiftin bir çocuğu oldu. Demy, 27 Ekim 1990'da Paris'te AIDS'e bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti. Romantizmi, müziği ve masalsı öğeleri birleştiren eşsiz sinema diliyle sinema tarihinde önemli bir yer edinmiştir.
Nemo Personne
03 Temmuz 2024, 10:49
The Crying Game (Ağlatan Oyun)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: The Crying Game
,Vizyon Tarihi: 25 Kasım 1992
Süre: 112dkTür: Dram, Gerilim, Suç
Yönetmen: Neil Jordan
Senarist: Neil Jordan
Yapımı: 1992 - İrlanda , Japonya , İngiltere
"The Crying Game" filminin konusu, IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) üyesi olan Fergus'un hikayesini anlatır. Fergus ve arkadaşları, İngiliz askeri Jody'yi kaçırır ve onu rehin alır. Rehin alma sürecinde Fergus ve Jody arasında beklenmedik bir dostluk gelişir. Ancak, Jody'nin kaçma girişimi sırasında trajik bir olay yaşanır.
Jody, Fergus'tan sevgilisi Dil'e göz kulak olmasını ister. Fergus, vicdan azabıyla İngiltere'ye gider ve Dil'i bulur. Dil'in trans bir kadın olduğunu öğrendiğinde şok olur, ancak zamanla ona karşı romantik hisler geliştirmeye başlar. Film, cinsiyet kimliği, kimlik, sadakat ve ihanet temalarını işlerken, izleyiciyi sürekli şaşırtan sürprizlerle dolu bir hikaye sunar.
"The Crying Game", bu karmaşık ve duygusal anlatımıyla hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından övgüyle karşılanmış, Neil Jordan'a büyük bir başarı getirmiştir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Neil Jordan
Neil Jordan, 25 Şubat 1950'de İrlanda'nın Sligo kentinde doğdu. İrlandalı bir film yönetmeni, senarist ve yazardır. Dublin'deki St. Paul's College'da eğitim aldı ve ardından University College Dublin'de tarih ve edebiyat okudu.
Kariyerine yazarlıkla başlayan Jordan, 1970'lerde kısa hikayeler yazdı ve 1976'da "Night in Tunisia" adlı öykü koleksiyonunu yayımladı. Sinemaya olan ilgisi, 1980'lerin başında John Boorman'ın "Excalibur" filmi için senaryo danışmanlığı yapmasıyla başladı.
1982'de Jordan, ilk yönetmenlik denemesi olan "Angel" (İngiltere'de "Danny Boy" olarak da bilinir) filmini yönetti. Ancak, asıl çıkışını 1986 yapımı "Mona Lisa" ile yaptı. Bu film, Cannes Film Festivali'nde ödül kazandı ve Bob Hoskins'e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı getirdi.
1992 yılında çektiği "The Crying Game" filmi, Jordan'ın uluslararası alanda tanınmasını sağladı ve ona En İyi Orijinal Senaryo dalında Oscar kazandırdı. 1994'teki "Interview with the Vampire" (Vampirle Görüşme) filmi, Tom Cruise ve Brad Pitt gibi yıldız oyuncuların yer aldığı büyük bir Hollywood yapımıydı ve büyük bir ticari başarı elde etti.
Jordan, kariyeri boyunca birçok farklı türde film yönetti ve yazdı. "Michael Collins" (1996), "The Butcher Boy" (1997), "The End of the Affair" (1999) ve "Ondine" (2009) gibi filmleri de bulunmaktadır. Ayrıca, televizyon dizisi "The Borgias" (2011-2013) ile de tanınır.
Neil Jordan, hem sinemada hem de televizyonda başarılı bir kariyer sürdürmüş, özgün hikayeleri ve karakter odaklı anlatımıyla tanınan bir yönetmen olarak anılmaktadır.
Nemo Personne
03 Temmuz 2024, 20:07
Sil Baştan
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Coup De Torchon / Clean Up
Süre: 128 dk
Tür: Dram, Komedi, Suç
Yönetmen: Bertrand Tavernier
Senarist: Bertrand Tavernier , Jean Aurenche
Yapımı: 1981 - Fransa
"Coup de Torchon" (1981) filmi, Jim Thompson'un "Pop. 1280" adlı romanından uyarlanmıştır ve Bertrand Tavernier tarafından yönetilmiştir. Film, 1930'ların Fransız Batı Afrika'sında geçer ve ahlaki karmaşıklıkları ve adaletsizlikleri ele alır.
Filmin konusu şöyledir:
Lucien Cordier, tembel, beceriksiz ve alay konusu olan küçük bir kasabanın polis şefidir. İşini pek ciddiye almayan ve kasabanın suçlularına göz yuman Cordier, kasabanın zenginleri tarafından küçümsenmektedir. Hayatı, karısı Huguette ve onun sevgilisi Nono tarafından da hor görülerek geçmektedir.
Ancak Cordier'in hayatı, bir dizi olay sonrası radikal bir şekilde değişir. Kasabanın zorbaları onu küçük düşürüp tehdit ederken, Cordier bir karar verir ve kendi adaletini sağlamak için harekete geçer. Öncelikle zorbaları öldürür ve olayları örtbas eder. Ardından, hayatındaki diğer insanlara da adalet dağıtmaya karar verir. Cordier, kasabanın ahlaki çöküşüne karşı kendi yöntemleriyle savaşmaya başlar ve giderek daha da karanlık bir yola sapar.
"Coup de Torchon", insan doğasının karanlık yönlerini, ahlaki yozlaşmayı ve adalet kavramını sorgulayan güçlü bir kara mizah ve dram filmidir. Tavernier'in yönetmenliği ve Philippe Noiret'in (Lucien Cordier rolünde) etkileyici performansı, filmi Fransız sinemasının önemli eserlerinden biri haline getirmiştir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bertrand Tavernier
Bertrand Tavernier, 25 Nisan 1941'de Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu ve 25 Mart 2021'de öldü. Fransız film yönetmeni, yapımcı ve senarist olan Tavernier, kariyeri boyunca birçok ödül kazanmış ve Fransız sinemasının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Hukuk eğitimi aldıktan sonra sinemaya olan ilgisi nedeniyle kariyerine film eleştirmeni olarak başladı. 1974 yılında yönettiği ilk uzun metrajlı film "The Clockmaker" (L'Horloger de Saint-Paul) ile dikkatleri üzerine çekti. 1984 yapımı "A Sunday in the Country" (Un dimanche à la campagne) ve 1989 yapımı "Life and Nothing But" (La Vie et rien d'autre) filmleriyle büyük beğeni topladı ve Cannes Film Festivali'nde ödüller kazandı. Tarihi dramalardan suç filmlerine, savaş filmlerinden belgesellere kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yaptı. En bilinen filmlerinden bazıları "Coup de Torchon" (1981), "Round Midnight" (1986), "The Princess of Montpensier" (2010) ve "The French Minister" (2013) olarak sıralanabilir. Edebiyat uyarlamaları ve edebi eserlerden esinlenilen filmler yapmaya büyük önem verdi. Özellikle Fransız ve Amerikan edebiyatından esinlenerek filmler çekti. Belgesel sinemaya da katkıda bulundu. "My Journey Through French Cinema" (Voyage à travers le cinéma français) adlı belgeseli, Fransız sinemasının tarihine ışık tutar nitelikteydi. Bertrand Tavernier, sinemaya olan tutkusuyla ve çok yönlü filmografisiyle tanınan bir yönetmen olarak sinema dünyasında iz bırakmıştır.
Nemo Personne
04 Temmuz 2024, 20:02
Mavi Melek
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Der Blaue Engel
Süre: 108 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Josef Von Sternberg
Senarist: Robert Lieberman , Karl Zuckmayer , Karl Vollmoeller , Carl Zuckmayer , Heinrich Mann
Yapımı: 1930 - Almanya
"The Blue Angel" (Mavi Melek), Heinrich Mann'ın "Professor Unrat" adlı romanından uyarlanmış bir filmdir. Filmin konusu, bir Alman kasabasında saygın bir profesör olan Immanuel Rath (Emil Jannings) etrafında şekillenir. Profesör Rath, öğrencilerinin yerel bir kabare kulübü olan "The Blue Angel"ı (Mavi Melek) ziyaret ettiklerini öğrenir. Öğrencilerini disipline etmek amacıyla kulübe gider ve burada kabare şarkıcısı Lola Lola (Marlene Dietrich) ile tanışır.
Lola'nın cazibesine kapılan Rath, ona aşık olur ve zamanla onunla evlenir. Ancak bu evlilik, Rath'ın saygınlığını ve kariyerini mahveder. Lola ile olan ilişkisi, profesörün toplumdaki statüsünü ve saygınlığını kaybetmesine yol açar. Rath, Lola'nın etkisi altında giderek daha da çaresiz hale gelir ve hayatı trajik bir şekilde altüst olur.
Film, aşk, tutku ve düşüş temalarını işlerken, aynı zamanda von Sternberg'in benzersiz görsel tarzını ve atmosferik anlatımını sergiler. "The Blue Angel," Marlene Dietrich'in uluslararası bir yıldız olmasını sağlayan ve sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan bir yapımdır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Josef von Sternberg
Josef von Sternberg, 29 Mayıs 1894'te Viyana, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda doğdu. Genç yaşta ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti ve New York'ta büyüdü. Sinema kariyerine sessiz film döneminde başladı ve zamanla Hollywood'un en saygın yönetmenlerinden biri haline geldi. Josef von Sternberg, film endüstrisine kurgu ve yönetmen yardımcısı olarak başladı. İlk önemli yönetmenlik denemesi "The Salvation Hunters" (1925) adlı film oldu. Bu film, onun sinemadaki stilini ve yeteneğini gösterdi.
Berlin'de UFA Stüdyoları için çalışırken "The Blue Angel" (1930) filmini çekti. Bu filmde Marlene Dietrich'i keşfetti ve ona başrol verdi. Dietrich'in performansı büyük beğeni topladı ve Sternberg ile uzun süreli bir işbirliğinin başlangıcını yaptı. Bu ikili, "Morocco" (1930), "Shanghai Express" (1932) ve "The Scarlet Empress" (1934) gibi birçok başarılı filme imza attı. Hollywood'da Paramount Pictures için çalışarak birçok önemli film yönetti. Görsel zenginlikleri ve atmosferik anlatımıyla tanınan filmleri, sinema tarihinde özel bir yer edindi. 1930'ların sonlarına doğru Sternberg'in kariyeri düşüşe geçti. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde de birkaç film çekti ancak bu filmler eski başarısını yakalayamadı. Son önemli filmi "Jet Pilot" (1957) oldu. Josef von Sternberg, 22 Aralık 1969'da Los Angeles, Kaliforniya'da hayatını kaybetti.
Josef von Sternberg, sinemada görsel estetiğe ve stilize anlatıma büyük katkılarda bulunan bir yönetmen olarak hatırlanır. Marlene Dietrich ile olan işbirliği, sinema tarihinin en ikonik ve etkileyici dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Sternberg'in filmleri, sinema sanatının gelişimine yaptığı katkılarla halen takdir edilmektedir.
Nemo Personne
05 Temmuz 2024, 12:50
Cennetten Çok Uzakta
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Far From Heaven
Süre: 107 dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Todd Haynes
Senarist: Todd Haynes
Yapımı: 2002 - Fransa , ABD
"Far from Heaven" (2002) filmi, 1950'lerin Amerika'sında geçen bir dram filmidir ve toplumsal normlar, ırkçılık, homofobi ve cinsiyet rolleri gibi konuları ele alır.
1950'lerin New England'ında yaşayan ev hanımı Cathy Whitaker (Julianne Moore), toplum tarafından örnek bir eş ve anne olarak görülmektedir. Ancak, Cathy'nin mükemmel görünen hayatı, kocasının (Dennis Quaid) eşcinsel olduğunu keşfetmesiyle altüst olur. Bu durum, Cathy'nin evliliğinde derin bir kriz yaratır ve kocasının alkol problemi de giderek kötüleşir.
Bu süreçte Cathy, bahçıvanı Raymond Deagan (Dennis Haysbert) ile yakın bir dostluk kurar. Raymond, Afro-Amerikan bir adamdır ve Cathy'nin onunla olan dostluğu, dönemin ırkçılıkla dolu toplumu tarafından hoş karşılanmaz. Cathy, Raymond ile olan ilişkisi nedeniyle hem beyaz topluluk hem de siyah topluluk tarafından dışlanır.
Film, Cathy'nin bu zorlu süreçte toplumun önyargılarıyla ve kişisel travmalarıyla başa çıkma mücadelesini konu alır. Yönetmen Todd Haynes, filmin görsel tarzında Douglas Sirk'in 1950'lerde çektiği melodramlardan esinlenmiştir ve bu sayede dönemin atmosferini ve sosyal sorunlarını güçlü bir şekilde yansıtır.
"Far from Heaven," güçlü oyunculuk performansları, etkileyici görsel tarzı ve ele aldığı derin sosyal konularla büyük beğeni toplamış ve birçok ödül kazanmıştır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Todd Haynes
Todd Haynes, 2 Ocak 1961'de Los Angeles, Kaliforniya'da doğmuş bir Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senaristtir. Sinemaya olan ilgisi genç yaşlarda başlamış ve bu ilgi onu Brown Üniversitesi'nde Sanat ve Göstergebilim okumaya yöneltmiştir. 1985 yılında buradan mezun olmuştur. İlk olarak 1987'de çektiği kısa film "Superstar: The Karen Carpenter Story" ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu film, ünlü şarkıcı Karen Carpenter'ın hayatını ve anoreksiya nervoza ile mücadelesini konu alır. Ancak, lisans hakları sorunları nedeniyle ticari olarak dağıtılamamıştır, fakat zamanla kült bir klasik haline gelmiştir.
Haynes'in ilk uzun metrajlı filmi "Poison", 1991 yılında yayımlanmıştır. Jean Genet'in üç kısa öyküsünden esinlenen bu film, New Queer Cinema hareketinin önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir ve Sundance Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü kazanmıştır. 1995 yılında yönettiği "Safe" filmi, çevresel toksinlere karşı aşırı duyarlı hale gelen bir kadının hikayesini anlatır ve Julianne Moore'un güçlü performansıyla büyük beğeni toplamıştır. Bu film, Haynes'in yönetmenlik kariyerinde önemli bir adım olmuştur.
1998'de çektiği "Velvet Goldmine" filmi, 1970'lerin glam rock dönemine dair stilize bir hikaye sunar ve Ewan McGregor, Christian Bale ve Jonathan Rhys Meyers gibi oyuncuların yer aldığı bu film, müzik dünyasının parıltılı ve çalkantılı yanlarını gözler önüne serer. 2002 yılında ise Haynes'in en ünlü filmlerinden biri olan "Far from Heaven" yayımlanmıştır. Bu film, 1950'lerin melodramlarından esinlenen görsel tarzı ve toplumsal konuları ele alışıyla öne çıkar. Julianne Moore'un başrolde yer aldığı film, birçok ödül kazanmış ve eleştirmenlerden büyük övgü almıştır.
2007 yılında Bob Dylan'ın yaşamını farklı dönemlerde ve farklı aktörler tarafından canlandırarak anlatan "I'm Not There" filmiyle yenilikçi bir yapım sunmuştur. Cate Blanchett'in performansı bu filmde özellikle dikkat çekmiştir. 2015 yılında Patricia Highsmith'in romanından uyarlanan "Carol" filmiyle büyük başarı elde etmiştir. Cate Blanchett ve Rooney Mara'nın başrolde yer aldığı bu film, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışmış ve birçok ödül kazanmıştır.
Todd Haynes, filmlerinde sıklıkla toplumsal normlar, cinsiyet kimlikleri, cinsel yönelimler ve bireysel özgürlükler gibi konuları ele alır. Görsel estetik ve stilize anlatımıyla bilinir, sıklıkla klasik film türlerine göndermeler yapar ve bunları modern sosyal meselelerle harmanlar. Cesur ve yenilikçi sinemasıyla modern Amerikan sinemasının önemli figürlerinden biri olarak kabul edilen Todd Haynes, kendine özgü tarzıyla sinema dünyasında kalıcı bir iz bırakmıştır.
Nemo Personne
06 Temmuz 2024, 11:40
Playtime
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Play Time
Süre: 115 dk
Tür: Komedi
Yönetmen: Jacques Tatischeff
Senarist: Jacques Lagrange , Art Buchwald , Jacques Tatischeff
Yapımı: 1967 - Fransa , İtalya
"Playtime" (1967), Jacques Tati'nin modern hayat ve teknolojiye dair eleştirel bir bakış açısını sunduğu bir komedi filmidir. Film, Monsieur Hulot karakterinin Paris'te modern bir şehirde geçirdiği bir günü anlatır. Hulot, şehri keşfetmeye çalışırken bir dizi komik ve absürt durumla karşılaşır.
Filmin belirgin özelliklerinden biri, büyük ölçüde diyalogsuz ve görsel mizah üzerine kurulu olmasıdır. Tati, bu filmde mimari ve teknolojiye dair eleştirilerini, detaylı set tasarımları ve karmaşık mizansenlerle ortaya koyar. Filmde, modern binaların soğukluğu, bürokratik engeller ve teknolojinin getirdiği yabancılaşma temaları işlenir.
"Playtime", zamanının çok ötesinde bir yapım olarak kabul edilir ve Tati'nin en büyük eseri olarak nitelendirilir. Film, minimalist diyalog kullanımı, geniş açılı çekimler ve uzun plan sekanslarıyla dikkat çeker. Bu yapım, Tati'nin sanatsal vizyonunu ve modern dünyaya dair gözlemlerini en iyi şekilde yansıtan bir başyapıttır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jacques Tati
Jacques Tati, Fransız sinemasının önemli figürlerinden biri olarak bilinir. Gerçek adı Jacques Tatischeff olan Tati, 9 Ekim 1907'de Le Pecq, Fransa'da doğdu. Rus asıllı aristokrat bir aileden gelen Tati, gençlik yıllarında sporla ilgilendi ve özellikle rugby ile binicilikte başarılı oldu.
Kariyerine 1930'larda kısa filmlerle başlayan Tati, ilk önemli kısa filmi "L'École des facteurs"u 1947'de çekti. Bu filmde postacılar hakkında komik hikayeler anlattı ve bu tema, sonraki uzun metrajlı filmlerine de ilham kaynağı oldu. İlk uzun metrajlı filmi "Jour de fête" (1949), bir Fransız köyünde geçen ve bir postacının maceralarını anlatan bir komediydi.
Tati'nin en ünlü karakteri Monsieur Hulot'dur. Bu karakter, 1953 yılında çektiği "Les Vacances de Monsieur Hulot" filminde ilk kez ortaya çıktı ve büyük beğeni topladı. Film, Hulot'un bir tatil beldesindeki komik maceralarını anlatır. Hulot karakteri, Tati'nin sonraki filmlerinde de önemli bir rol oynadı. 1958 yapımı "Mon Oncle" filminde Hulot, modern bir evde yaşamanın zorluklarıyla başa çıkar. Bu film, Tati'ye En İyi Yabancı Film Oscar'ını kazandırdı.
1967'de çektiği "Playtime", modern hayatın ve teknolojinin eleştirisini sunan ve Tati'nin başyapıtı olarak kabul edilen bir filmdir. Tati, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde ticari başarı elde etmekte zorlandı, ancak sanatsal anlamda büyük bir etki yarattı.
Jacques Tati, 4 Kasım 1982'de Paris'te vefat etti. Sinemaya kattığı benzersiz görsel mizah ve detaylı anlatım teknikleriyle hatırlanır. Filmleri, modern toplumun absürdlüklerini ve insan davranışlarını inceleyen önemli eserler olarak kabul edilir.
Nemo Personne
07 Temmuz 2024, 13:26
María Candelaria
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 102 dk
Tür: Dram, Romantik
Yönetmen: Emilio Fernández
Senarist: Emilio Fernández
Yapımı: 1944 - Meksika
"María Candelaria" (1943), Emilio Fernández tarafından yönetilen ve başrollerinde Dolores del Río ve Pedro Armendáriz'in yer aldığı bir Meksika dram filmidir. Film, 1909 yılında Xochimilco'nun yoksul ve geleneksel bir köyünde geçer ve toplumun dışladığı genç bir kadın olan María Candelaria'nın trajik hikayesini anlatır.
María Candelaria (Dolores del Río), annesi bir fahişe olduğu için köy tarafından dışlanmış bir kadındır. Köylüler, annesinin günahlarının onun üzerine geçtiğine inandıkları için María'ya kötü davranır ve onu toplumdan dışlarlar. Tek destekçisi, ona derin bir aşkla bağlı olan ve onunla evlenmek isteyen Lorenzo Rafael'dir (Pedro Armendáriz).
María ve Lorenzo, kendilerine yeni bir hayat kurmak ve köyden kaçmak için çalışırlar. Ancak köyün önyargılı ve acımasız tavrı, onların mutluluğuna engel olur. Lorenzo, María'ya daha iyi bir yaşam sağlamak için her şeyi yapar, ancak köyün zalim tavırları, ikisinin de trajik bir kaderle yüzleşmesine neden olur.
Film, aynı zamanda bir sanatçının (Alberto Galán) María'nın güzelliğinden etkilenerek onun portresini çizmek istemesiyle de ilgilidir. Ancak bu portre, María'nın kaderini daha da karartır.
"María Candelaria" filmi, toplumsal dışlanma, önyargı, aşk ve trajedi gibi temaları işler. Aynı zamanda Meksika'nın kırsal kesimindeki yaşamı ve yerel kültürü de etkileyici bir şekilde yansıtır. Film, görsel estetiği ve derin duygusal anlatımıyla Meksika sinemasının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.
Film, 1946 Cannes Film Festivali'nde Grand Prix ödülünü kazanmış ve uluslararası alanda büyük beğeni toplamıştır. Ayrıca, Dolores del Río'nun performansı ve Gabriel Figueroa'nın sinematografisi de büyük övgü almıştır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Emilio Fernández
Emilio Fernández, 26 Mart 1904'te Coahuila, Meksika'da doğdu ve 6 Ağustos 1986'da Mexico City'de vefat etti. Meksika sinemasının Altın Çağı'nın en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilir. Yönetmen, senarist ve aktör olarak kariyeri boyunca önemli eserler üretmiştir.
Genç yaşta Meksika Devrimi'ne katılan Fernández, Venustiano Carranza'nın güçleriyle savaştı. Ancak, siyasi olaylar nedeniyle ABD'ye sürgün edildi. ABD'de sinemaya ilgi duymaya başladı ve Hollywood'da çeşitli roller aldı. 1930'larda Meksika'ya dönen Fernández, oyunculukla başladığı sinema kariyerine yönetmen olarak devam etti. İlk yönetmenlik denemesi olan "La Isla de la Pasión" (1941) ile dikkat çekti.
1940'lar ve 1950'ler, Fernández'in kariyerinde en parlak dönemler oldu. "María Candelaria" (1943), "Flor Silvestre" (1943), "La Perla" (1947) ve "Río Escondido" (1948) gibi filmlerle büyük başarı elde etti. Bu filmler, uluslararası film festivallerinde ödüller kazandı ve Fernández'i dünya çapında tanınan bir yönetmen haline getirdi.
Fernández'in filmleri, Meksika'nın kırsal yaşamını, sosyal adaletsizliği ve insan ilişkilerini işler. Filmlerinde sık sık yerli halkın ve köylülerin yaşamlarını, mücadelelerini ve güzelliklerini yansıtır. Görsel estetiği, etkileyici manzara kullanımı ve güçlü duygusal anlatımı ile tanınır.
Emilio Fernández, 1986 yılında Mexico City'de hayatını kaybetti. Meksika sinemasının Altın Çağı'na yaptığı katkılarla hatırlanır. Onun filmleri, Meksika kültürünün ve tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilir ve sinema tarihçileri ve eleştirmenler tarafından sıkça incelenir. Fernández, kariyeri boyunca kazandığı başarılarla Meksika sinemasının uluslararası alanda tanınmasına büyük katkı sağlamış ve kendisinden sonra gelen nesil yönetmenlere ilham kaynağı olmuştur.
Nemo Personne
08 Temmuz 2024, 11:38
Celine Ve Julie'nin Sandal Sefası
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal İsmi: Celine Et Julie Vont En Bateau
Süre: 193 dk
Tür: Dram, Fantastik, Komedi
Yönetmen: Jacques Rivette
Senarist: Jacques Rivette , Bulle Ogier , Marie-France Pisier , Juliet Berto , Dominique Labourier , Eduardo de Gregorio
Yapımı: 1974 - Fransa
"Céline et Julie vont en bateau" filmi, iki kadının, Céline ve Julie'nin Paris'teki sıradışı ve büyülü maceralarını anlatan fantastik bir komedi-drama filmidir. Film, Jacques Rivette'in 1974 yapımı bir başyapıtıdır ve genel olarak sürreal ve gerçeküstü temaları işler. Julie, Paris'te yaşayan genç bir kütüphanecidir. Bir gün parkta yürürken, gizemli ve çocuksu bir kadın olan Céline ile tanışır. Céline, bir ilüzyonist ve sihirbazdır. İki kadın hızla arkadaş olur ve birbirlerinin hayatlarına girerler.
Bir gün, Julie eski bir malikaneye gider ve burada gizemli bir olayın içine çekilir. Bu malikanede her gün tekrarlanan bir hikaye yaşanmaktadır: bir aşk üçgeni ve bir cinayet. Céline ve Julie, bu tekrarlanan hikayeye dahil olurlar ve her defasında farklı roller üstlenirler. Filmde, gerçeklik ve hayal dünyası arasındaki sınırlar bulanıklaşır, büyülü gerçekçilik teması işlenir ve Céline ile Julie arasındaki güçlü dostluk ve işbirliği vurgulanır. Rivette'in özgün anlatım tarzı ve sinematik deneyimleriyle "Céline et Julie vont en bateau" filmi, Fransız sinemasının en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jacques Rivette
Jacques Rivette, 1 Mart 1928'de Rouen, Fransa'da doğdu. Fransız Yeni Dalgası'nın önemli yönetmenlerinden biri olan Rivette, sinema kariyerine film eleştirmeni olarak başladı. André Bazin'in yönettiği ünlü sinema dergisi Cahiers du Cinéma'da yazılar yazdı ve burada Jean-Luc Godard, François Truffaut ve Éric Rohmer gibi diğer Yeni Dalga yönetmenleriyle tanıştı.
1950'lerin sonlarında kısa filmler çekmeye başladı ve 1961'de ilk uzun metrajlı filmi "Paris Belongs to Us"u yönetti. Rivette, karmaşık anlatım yapıları, uzun çekim süreleri ve doğaçlama oyunculuk teknikleriyle tanındı. En bilinen filmlerinden biri olan "Céline et Julie vont en bateau" (1974), gerçeküstü ve büyülü temaları işleyerek büyük beğeni topladı.
Rivette, 1970'lerde ve 1980'lerde pek çok önemli film daha yaptı, bunlar arasında "Out 1" (1971) ve "La Belle Noiseuse" (1991) gibi eserler bulunmaktadır. 2000'li yıllarda da film yapmaya devam eden Rivette, Fransız sinemasının en yenilikçi ve etkili yönetmenlerinden biri olarak kabul edildi. Rivette, 29 Ocak 2016'da Paris'te hayatını kaybetti.
Nemo Personne
09 Temmuz 2024, 11:05
Abel
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 100 dk
Tür: Komedi
Yönetmen: Alex van Warmerdam
Senarist: Frans Weisz , Alex van Warmerdam , Otakar Votocek
Yapımı: 1986 - Hollanda
"Abel" (1986), Alex van Warmerdam'ın yönettiği ve başrolünü oynadığı Hollandalı bir kara komedi filmidir.
Abel, 31 yaşında olmasına rağmen hâlâ ailesiyle yaşayan ve dış dünyayla neredeyse hiç teması olmayan tuhaf bir adamdır. Babası Victor, Abel'in bu durumu nedeniyle son derece endişelidir ve onu dışarı çıkarmak için sürekli çabalar. Annesi ise Abel'in bu durumunu kabullenmiş gibidir ve onunla daha şefkatli bir ilişki kurar. Abel'in en büyük eğlencesi ise, evin penceresinden komşularını izlemek ve onların yaşamlarını gözlemlemektir.
Bir gün, babası Victor, Abel'i dışarı çıkarmaya karar verir ve onu bir kabarede çalışan ve yaşam tarzı Abel'in alışık olduğundan çok farklı olan bir kadınla tanıştırır. Bu tanışma, Abel'in hayatında büyük değişikliklere neden olur ve onu ailesiyle olan ilişkilerini sorgulamaya iter.
"Abel", absürd ve kara mizah unsurlarını bir araya getirirken, aynı zamanda toplumun normlarına ve bireyin aile içindeki rolüne dair eleştirel bir bakış sunar. Alex van Warmerdam'ın kendine özgü yönetmenlik tarzı ve hikaye anlatımı, filmi ilginç ve unutulmaz kılar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Alex van Warmerdam
Alex van Warmerdam, 14 Ağustos 1952'de Hollanda'nın Haarlem kentinde doğdu. Çocukluğunu burada geçirdi ve sanatla ilgisi erken yaşlarda başladı. Van Warmerdam, Hollanda'da grafik tasarım ve resim eğitimi aldı. Ancak, kariyerine tiyatroda başladı ve bu alandaki yetenekleriyle dikkat çekti.
1972'de Hollandalı tiyatro topluluğu Hauser Orkater'in kurucularından biri oldu. Bu topluluk, yenilikçi ve deneysel tiyatro çalışmalarıyla tanındı. Van Warmerdam, tiyatroda hem oyuncu hem de yazar olarak çalıştı. Daha sonra, 1980'lerde kendi tiyatro topluluğu De Mexicaanse Hond'u kurdu ve burada da başarılı oyunlar sahneledi.
1986'da ilk uzun metrajlı filmi "Abel" ile sinema dünyasına adım attı. "Abel", hem yazarı hem de yönetmeni olduğu bu film, Hollanda'da büyük bir başarı elde etti ve kült bir klasik haline geldi. Van Warmerdam, benzersiz ve absürd tarzıyla tanındı. Filmlerinde kara mizah, toplum eleştirisi ve sıra dışı karakterlerle dikkat çekti.
"De Noorderlingen" (1992) ve "De jurk" (1996) gibi filmlerle başarısını sürdüren Van Warmerdam, 2013'te "Borgman" adlı filmiyle uluslararası alanda daha geniş bir kitleye ulaştı. "Borgman", Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarıştı ve büyük beğeni topladı.
Alex van Warmerdam, aynı zamanda resim ve grafik tasarım alanlarında da aktif bir sanatçı olarak çalışmalarını sürdürdü. Kariyeri boyunca birçok ödül kazandı ve Hollanda sanat ve sinema dünyasında önemli bir figür haline geldi. Kendine özgü anlatım tarzı ve sanatsal vizyonu ile Van Warmerdam, sinema ve tiyatro dünyasında iz bırakan bir sanatçı olarak tanındı.
Nemo Personne
21 Temmuz 2024, 21:51
If....
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 112 dk
Tür: Dram
Yönetmen: Lindsay Anderson
Senarist: David Sherwin
Yapımı: 1968 - İngiltere
"If...." (1968), Lindsay Anderson tarafından yönetilen ve Britanya'daki bir yatılı okulda geçen bir satirik dramadır. Film, Mick Travis (Malcolm McDowell tarafından canlandırılan) ve arkadaşlarının okulun baskıcı ve otoriter ortamında yaşadıklarını ve bu düzene karşı başkaldırmalarını konu alır.
Film, okulun günlük rutinleri ve gelenekleri ile başlar. Öğrenciler arasındaki katı hiyerarşi ve özellikle üst sınıf öğrencilerinin (prefektler) genç öğrenciler üzerindeki güçlerini vurgular. Okulun baskıcı rejimi, sert cezalar, zorbalık ve kuralların sıkı bir şekilde uygulanmasıyla gösterilir. Müdür ve öğretmenler, öğrenciler üzerinde büyük bir otorite sahibidir.
Mick Travis ve arkadaşları Johnny ve Wallace, okul otoritesine karşı isyan etmeye başlarlar. Başlangıçta küçük olan bu isyan hareketleri giderek daha cesur hale gelir. Film boyunca gerçeküstü sahneler anlatıya eklenmiştir, bu da gerçeklik ve hayal arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır. Bu unsurlar, karakterlerin iç dünyalarını ve baskıdan kurtulma isteklerini vurgular.
Film, okulun yıllık Kurucular Günü kutlaması sırasında şiddetli ve sembolik bir isyanla doruğa ulaşır. Mick ve arkadaşları, silahlar ve patlayıcılarla okula saldırır ve film kaotik ve belirsiz bir sonla biter.
"If...." filmi, Britanya toplumunu ve eğitim sistemini eleştiren bir satirdir ve okulu daha geniş toplumsal sorunların bir yansıması olarak tasvir eder. Fantezi ve gerçeküstü unsurlar, karakterlerin duygusal ve psikolojik durumlarına derinlik katar. Filmin yapısı, bölüm bölümleri ve siyah-beyaz ile renkli sekansların karışımı, benzersiz ve etkileyici bir hikaye anlatımına katkıda bulunur.
"If....", cesur yaklaşımı, çarpıcı görselleri ve özellikle Malcolm McDowell'ın güçlü performansıyla kutlanır. İsyan ve direniş temaları, 1960'ların karşı kültür hareketleriyle uyum sağlar ve bu da filmi Britanya sinemasında önemli ve kalıcı bir eser haline getirir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Lindsay Anderson
Lindsay Anderson, 17 Nisan 1923'te Bangalore, Hindistan'da doğdu. İngiliz bir asker ve diplomatın oğlu olan Anderson, genç yaşta ailesiyle birlikte İngiltere'ye taşındı. Eğitiminin büyük bir kısmını Cheltenham College'da tamamladıktan sonra Oxford Üniversitesi'nde Magdalen College'da öğrenim gördü. Oxford'da İngiliz dili ve edebiyatı okurken, sinema ve tiyatroya olan ilgisi arttı ve üniversitenin film topluluğunda aktif olarak yer aldı.
1940'ların sonunda, film eleştirmeni olarak kariyerine başladı ve Sequence adlı etkili bir film dergisinin kurucularından biri oldu. Anderson, eleştirmen olarak British New Wave sinema hareketinin önemli isimlerinden biri haline geldi ve kariyeri boyunca bu hareketin önemli bir savunucusu oldu.
1950'lerde, belgesel filmler çekmeye başladı ve bu filmlerle kısa sürede dikkat çekti. "Thursday's Children" (1954) adlı belgeseli, işitme engelli çocukların eğitimini konu alıyor ve bu filmle Oscar kazandı. Ancak, Anderson'ı asıl üne kavuşturan, 1963'te çektiği "This Sporting Life" oldu. Bu film, Richard Harris'in başrolünde olduğu ve bir rugby oyuncusunun hayatını anlatan sert ve gerçekçi bir dramaydı.
1968'de çektiği "If....", Anderson'ın en ünlü filmi oldu. Malcolm McDowell'ın başrolünde olduğu bu film, Britanya'daki bir yatılı okulda geçen bir isyan hikayesini anlatıyordu. Film, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı ve Anderson'ı uluslararası alanda tanınan bir yönetmen yaptı.
1973'te "O Lucky Man!" ve 1982'de "Britannia Hospital" gibi filmlerle eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmeye devam etti. Bu filmler, Anderson'ın Britanya toplumuna ve kurumlarına yönelik eleştirilerini sürdürdüğü çalışmalardı.
Anderson, aynı zamanda tiyatro yönetmeni olarak da önemli işler yaptı. Royal Court Theatre ve Royal Shakespeare Company gibi prestijli kurumlarda çalıştı ve birçok önemli oyunun sahneye konmasında rol aldı.
1994 yılında, 71 yaşında hayatını kaybeden Lindsay Anderson, ardında derin etkiler bırakan bir filmografi ve güçlü bir sinema mirası bıraktı. Yönetmen olarak cesur, yenilikçi ve eleştirel yaklaşımıyla hatırlanan Anderson, Britanya sinemasının önemli figürlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Nemo Personne
29 Temmuz 2024, 23:46
The Innocents
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 100 dk
Tür: Gizem, Korku
Yönetmen: Jack Clayton
Senarist: Truman Capote , William Archibald , John Mortimer
Yapımı: 1961 - İngiltere
"The Innocents" (1961) filmi, genç bir mürebbiyenin, Miss Giddens, iki yetim çocuk olan Miles ve Flora'ya bakmak için büyük ve izole bir malikaneye gitmesiyle başlar. Başlangıçta her şey yolunda gibi görünse de, Miss Giddens kısa süre içinde malikanede tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşanmaya başladığını fark eder. Eski mürebbiye Miss Jessel ve uşağı Peter Quint'in hayaletlerinin, çocukları etkisi altına aldığını düşünür. Miss Giddens, çocukları bu kötü niyetli ruhların etkisinden kurtarmaya çalışırken, kendi akıl sağlığından da şüphe etmeye başlar. Film, izleyiciyi gerçek ile hayal arasında gidip gelen gerilim dolu bir psikolojik korku hikayesine sürükler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jack Clayton
Jack Clayton, 1 Mart 1921'de İngiltere'nin Brighton kentinde doğdu. Film kariyerine 1940'larda İngiliz film endüstrisinde başladı ve çeşitli rollerde çalışarak tecrübe kazandı. İlk önemli yönetmenlik denemesi, 1955 yılında çektiği kısa film "The Bespoke Overcoat" ile geldi ve bu film En İyi Kısa Film dalında Oscar kazandı.
Clayton'ın ilk uzun metrajlı filmi, 1959 yapımı "Room at the Top" oldu. Bu film, sosyal sınıf farklılıkları ve bireysel hırslar üzerine yoğunlaşan etkileyici bir drama olarak büyük beğeni topladı ve iki Oscar kazandı. Ancak, en çok tanınan eseri 1961 yapımı "The Innocents" oldu. Bu film, Henry James'in "The Turn of the Screw" adlı romanından uyarlanmış ve gotik korku türünde bir klasik olarak kabul edilmiştir.
Jack Clayton, kariyeri boyunca birkaç önemli film daha yönetti. Bunlar arasında 1974 yapımı "The Great Gatsby" ve 1983 yapımı "Something Wicked This Way Comes" bulunur. Hem edebi uyarlamalar hem de karakter odaklı dramalar üzerine yoğunlaşarak, kendine özgü bir sinematik tarz geliştirdi.
Clayton, kariyerinde pek çok başarı elde etmesine rağmen, filmlerinin çoğu zamanın eleştirmenlerince yeterince takdir edilmedi. 26 Şubat 1995'te Londra'da vefat etti. Jack Clayton, film endüstrisine önemli katkılarda bulunmuş ve sinema tarihinde iz bırakan yönetmenlerden biri olarak hatırlanmaktadır.
Nemo Personne
06 Aralık 2024, 21:59
"Sweet Sweetback's Baadasssss Song"
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Melvin Van Peebles'in en iyi ve en etkili filmi olarak genellikle "Sweet Sweetback's Baadasssss Song" (1971) kabul edilir.
Bu film, siyahi bir karakterin beyaz egemen sisteme karşı direnişini anlatır ve Blaxploitation türünün en önemli eserlerinden biri olarak görülür. Film, siyahi izleyiciler tarafından büyük bir destekle karşılanmış ve Amerikan sinema tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.
Filmin Özellikleri:
Bağımsız Yapım: Van Peebles, filmin finansmanını kendi çabalarıyla sağlamış, hatta çekimler sırasında ekipman kiralamak için kişisel varlıklarını riske atmıştır.
Cesur Konu ve Stil: Film, siyahi kahramanın ilk defa beyaz otoriteye karşı galip geldiği bir hikaye sunarak dönemin sinemasında devrim yaratmıştır. Görsel olarak yenilikçi ve cesur anlatımı, yeraltı sineması etkileri taşır.
Müziğin Gücü: Filmdeki müzikler de Van Peebles tarafından bestelenmiş ve siyahi toplulukta büyük bir yankı uyandırmıştır.
Film, gişede büyük bir başarı elde ederek bağımsız sinemacılara ilham verdi. Ayrıca, 2004'te Melvin’in oğlu Mario Van Peebles tarafından yapılan "Baadasssss!" adlı film, bu kült klasiğin yapım sürecini anlatır ve Melvin Van Peebles'in kararlılığını öne çıkarır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Melvin Van Peebles (21 Ağustos 1932 - 21 Eylül 2021), Amerikalı film yapımcısı, aktör, yazar, besteci ve yönetmendi. Bağımsız sinemanın öncülerinden biri olarak kabul edilen Van Peebles, özellikle 1970'lerin Blaxploitation türünün gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.
Hayatı ve Kariyeri
Van Peebles, Illinois, Chicago'da doğdu. Ohio Wesleyan Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra ABD Hava Kuvvetleri'nde görev yaptı. Daha sonra Avrupa'ya taşındı ve Paris'te bir süre yaşadı. Bu süre zarfında Fransızca öğrendi ve yazdığı romanlar Fransız yayınevleri tarafından basıldı.
Sinema kariyerine 1967'de, Fransa'da çektiği The Story of a Three-Day Pass adlı filmle başladı. Film, Amerika'da ırkçılık ve kimlik temalarını işler ve Van Peebles'a uluslararası tanınırlık kazandırdı.
1971'de yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı Sweet Sweetback's Baadasssss Song filmi, Amerikan sinema tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bağımsız olarak finanse edilen bu film, siyahi toplumun güçlenmesine dair güçlü bir mesaj taşıyordu ve Blaxploitation türünün doğmasına zemin hazırladı. Film büyük bir ticari başarı elde ederek Van Peebles'ı Hollywood'da etkili bir figür haline getirdi.
Diğer Çalışmaları
Van Peebles sadece bir sinemacı değil, aynı zamanda bir tiyatro yazarı, müzisyen ve romancıydı. Broadway'de sahnelenen oyunlar yazdı ve müzik albümleri yayımladı. Çalışmaları genellikle siyahi toplulukların yaşadığı sosyal ve politik zorluklara odaklanıyordu.
Özel Hayatı
Van Peebles, sanatçı ve film yapımcısı Mario Van Peebles'ın babasıdır. Mario, babasının izinden giderek kendi film kariyerini oluşturdu.
Melvin Van Peebles, sanata olan katkılarıyla hem Amerikan kültürüne hem de dünya sinemasına büyük bir miras bıraktı. 2021'de 89 yaşında hayata veda etti.
Leydihan
06 Aralık 2024, 22:21
The Innocents
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 100 dk
Tür: Gizem, Korku
Yönetmen: Jack Clayton
Senarist: Truman Capote , William Archibald , John Mortimer
Yapımı: 1961 - İngiltere
"The Innocents" (1961) filmi, genç bir mürebbiyenin, Miss Giddens, iki yetim çocuk olan Miles ve Flora'ya bakmak için büyük ve izole bir malikaneye gitmesiyle başlar. Başlangıçta her şey yolunda gibi görünse de, Miss Giddens kısa süre içinde malikanede tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşanmaya başladığını fark eder. Eski mürebbiye Miss Jessel ve uşağı Peter Quint'in hayaletlerinin, çocukları etkisi altına aldığını düşünür. Miss Giddens, çocukları bu kötü niyetli ruhların etkisinden kurtarmaya çalışırken, kendi akıl sağlığından da şüphe etmeye başlar. Film, izleyiciyi gerçek ile hayal arasında gidip gelen gerilim dolu bir psikolojik korku hikayesine sürükler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jack Clayton
Jack Clayton, 1 Mart 1921'de İngiltere'nin Brighton kentinde doğdu. Film kariyerine 1940'larda İngiliz film endüstrisinde başladı ve çeşitli rollerde çalışarak tecrübe kazandı. İlk önemli yönetmenlik denemesi, 1955 yılında çektiği kısa film "The Bespoke Overcoat" ile geldi ve bu film En İyi Kısa Film dalında Oscar kazandı.
Clayton'ın ilk uzun metrajlı filmi, 1959 yapımı "Room at the Top" oldu. Bu film, sosyal sınıf farklılıkları ve bireysel hırslar üzerine yoğunlaşan etkileyici bir drama olarak büyük beğeni topladı ve iki Oscar kazandı. Ancak, en çok tanınan eseri 1961 yapımı "The Innocents" oldu. Bu film, Henry James'in "The Turn of the Screw" adlı romanından uyarlanmış ve gotik korku türünde bir klasik olarak kabul edilmiştir.
Jack Clayton, kariyeri boyunca birkaç önemli film daha yönetti. Bunlar arasında 1974 yapımı "The Great Gatsby" ve 1983 yapımı "Something Wicked This Way Comes" bulunur. Hem edebi uyarlamalar hem de karakter odaklı dramalar üzerine yoğunlaşarak, kendine özgü bir sinematik tarz geliştirdi.
Clayton, kariyerinde pek çok başarı elde etmesine rağmen, filmlerinin çoğu zamanın eleştirmenlerince yeterince takdir edilmedi. 26 Şubat 1995'te Londra'da vefat etti. Jack Clayton, film endüstrisine önemli katkılarda bulunmuş ve sinema tarihinde iz bırakan yönetmenlerden biri olarak hatırlanmaktadır.
Bu filmin konusu ilgimi çekti. Nette buldum, izleyeceğim. Paylaşım için teşekkürler.
Nemo Personne
10 Aralık 2024, 20:45
Burnt by the Sun
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 135dk
Tür: Dram
Yönetmen: Nikita Mikhalkov
Senarist: Nikita Mikhalkov , Rüstem İbrahimbeyov
Yapımı: 1994 - Fransa , Rusya
Nikita Mikhalkov'un en iyi filmi olarak genellikle 1994 yapımı "Burnt by the Sun" (Güneş Yanığı) kabul edilir. Bu tarihi drama, 1930'ların Sovyetler Birliği'nde, Stalin dönemi Büyük Temizlik'inin bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alır. Filmde, eski bir Kızıl Ordu komutanı olan Kotov’un huzurlu aile hayatı, geçmişten gelen bir dostun ziyaretiyle altüst olur. Dostluk ve ihanetin yanı sıra ideoloji ve insanlık temaları, hikayenin merkezindedir.
Nikita Mikhalkov bu filmde yalnızca yönetmenlik yapmakla kalmamış, aynı zamanda başrolde de yer almıştır. Güçlü oyunculuklar, etkileyici görsellik ve tarihsel bağlam, filmi hem duygusal hem de entelektüel açıdan etkileyici bir yapım haline getirir. "Burnt by the Sun," 1994 yılında En İyi Yabancı Film Oscarı ve Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü kazanarak uluslararası alanda büyük bir başarı elde etmiştir. Bu film, hem Mikhalkov'un kariyerinde zirve olarak görülür hem de Sovyet ve Rus sinemasının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Nikita Mikhalkov
Nikita Mikhalkov, 21 Ekim 1945'te Moskova, Sovyetler Birliği'nde doğmuş, Rus sinemasının önde gelen yönetmen, senarist ve oyuncularından biridir. Sanatçı bir aileden gelen Mikhalkov'un babası Sergey Mikhalkov, ünlü bir şair ve Sovyet marşlarının yazarı, annesi Natalya Konchalovskaya ise edebiyat dünyasından bir figürdür. Kardeşi Andrey Konchalovskiy de ünlü bir yönetmendir.
Mikhalkov, Moskova Devlet Film Enstitüsü'nde (VGIK) sinema eğitimi aldıktan sonra oyunculukla başladığı kariyerine yönetmenlikle devam etti. 1970'lerden itibaren, tarihsel ve insani temaları işleyen etkileyici filmler çekerek adını duyurdu. Uluslararası alanda en çok tanınan filmi, 1994 yapımı "Burnt by the Sun" (Güneş Yanığı) oldu. Bu film, Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü kazanmış ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar ödülü almıştır.
Mikhalkov, kariyeri boyunca hem Sovyet hem de Rus kültürünü derinlemesine yansıtan birçok film çekti. "Siberiada" (1979), "Köle İzaura" (1976) ve "12" (2007) gibi yapımları da beğeni topladı. Aynı zamanda, Rusya'daki sinema endüstrisinin yönetiminde aktif rol oynadı ve çeşitli ödüllerle onurlandırıldı. Sanatı, dönemin politik ve sosyal atmosferini başarılı bir şekilde yansıtmasıyla dikkat çeker. Nikita Mikhalkov, Rus sinemasının hem ulusal hem de uluslararası arenada en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Nemo Personne
13 Mart 2025, 16:41
Mafioso
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Süre: 105dk
Tür: Dram, Komedi, Suç
Yönetmen: Alberto Lattuada
Senarist: Rafael Azcona , Bruno Caruso
Yapımı: 1962 - İtalya
“Mafioso” (1962), İtalyan yönetmen Alberto Lattuada'nın yönettiği ve başrolünü Alberto Sordi'nin üstlendiği bir dramadır. Film, İtalya'da 1960'ların başlarında geçen bir mafya hikayesi sunar, ancak klasik mafya temalarından farklı olarak, işlediği konu ve karakter derinliğiyle öne çıkar.
Film Konusu:
Film, Antonio, Milano'da çalışan ve ailesiyle huzurlu bir yaşam süren bir adamın hikayesini anlatır. Antonio, Roma'dan gelen sakin ve sıradan bir işçi ailesinin üyesidir. Bir gün, eşi Marta ile birlikte doğup büyüdüğü Siciliye'ye tatil için giderler. Ancak Antonio'nun geçmişi, yani çocukluğunda mafya ile olan bağlantıları, bu tatilde ortaya çıkar.
Antonio, daha önce mafyanın içinde yer almış, ancak uzun yıllardır uzak durduğu bir yaşam tarzına sahip bir adamdır. Ancak Sicilya'ya döndüğünde, eski bağlantıları ve mafya ailesinin baskıları yeniden hayatına girmeye başlar. Antonio, hayatının bu iki dünyası arasında sıkışmış bir şekilde kalır: bir yanda ailesinin huzurunu korumak, diğer yanda ise geçmişi ve mafya dünyasıyla yüzleşmek zorundadır.
Film, Antonio'nun, içindeki karanlık geçmişle hesaplaşırken ailesine olan sadakatini koruma çabasını işler. Aynı zamanda, mafya ile olan bu karanlık bağların, bireysel hayatı ve değerler üzerindeki etkilerini de derinlemesine inceler. "Mafioso" sadece bir suç filmi değil, aynı zamanda toplumun baskıları ve kişisel sorumluluklar arasında sıkışmış bir adamın hikayesini anlatan, dramatik bir yapımdır.
“Mafioso” filmi, mafya kültürünü ele alırken, aynı zamanda bireysel bir karakterin içsel çatışmalarını ve ailesine olan bağlılığını derinlemesine keşfeder.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Alberto Lattuada, 1914 doğumlu İtalyan bir yönetmen ve senaristtir. İtalyan sinemasının önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. Lattuada, özellikle 1940'lar ve 1950'lerdeki yapımlarıyla tanınır. İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının bir parçası olarak başta drama türünde eserler vermiştir, ancak zamanla daha çeşitli türlerde de çalışmalar yapmıştır. Sinemaya olan ilgisini genç yaşlarda keşfeden Lattuada, 1930'larda eğitim aldıktan sonra sinemada kariyerine adım atmıştır.
Başlıca filmleri arasında "Luci del varietà" (1950), "Il Bandito" (1946) ve "La Tempesta" (1958) yer alır. Ayrıca Lattuada, sinema dışında birçok televizyon projesinde de yer almıştır. Yönetmen, İtalyan sinemasının estetik ve tematik çeşitliliğine önemli katkılarda bulunmuş ve sinema tarihine önemli bir iz bırakmıştır. 2005 yılında 90 yaşında vefat etmiştir.
Nemo Personne
08 Temmuz 2025, 21:09
Ladri di biciclette
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Vizyon Tarihi: 13 Aralık 1949
Diğer Adı: Bicycle Thieves
Yönetmen: Vittorio De Sica
Senarist: Vittorio De Sica, Cesare Zavattini, Suso Cecchi D'Amico, Adolfo Franci, Oreste Biancoli, Gerardo Guerrieri
Yapımcı: Vittorio De Sica, Giuseppe Amato
Ladri di biciclette (Türkçe adıyla Bisiklet Hırsızları), Vittorio De Sica'nın 1948 yılında yönettiği, İtalyan Yeni Gerçekçiliği'nin en etkileyici ve simgesel filmlerinden biridir. Senaryosu Cesare Zavattini tarafından yazılmıştır. Film, savaş sonrası İtalya’nın yoksulluk, işsizlik ve ahlaki çöküş içindeki toplum yapısını sade ama derin bir biçimde gözler önüne serer.
Hikâye, iş bulmak için aylarca bekleyen Antonio Ricci adlı bir adamın, sonunda bir iş bulmasıyla başlar. Ancak bu iş için ona ait olan bir bisiklete ihtiyacı vardır. Evi satıp bisikleti satın alır. Fakat ilk iş gününde bisikleti çalınır. Antonio, küçük oğlu Bruno ile birlikte Roma sokaklarında bisikletin izini sürmeye başlar. Bu arayış, bir yandan baba-oğul ilişkisini, diğer yandan ise insan onurunun ve çaresizliğin nasıl sınandığını gözler önüne serer.
Film, amatör oyuncularla çekilmiş, doğal ışık kullanılmış ve Roma’nın gerçek mekânlarında filme alınmıştır. Tüm bu özellikleriyle “yeni gerçekçilik” akımının temel estetik anlayışını yansıtır. Özellikle final sahnesi –Antonio’nun toplumun baskısı altında yaşadığı ahlaki çöküntü– sinema tarihinin en dokunaklı ve etkileyici anlarından biri kabul edilir.
Ladri di biciclette, 1949'da En İyi Yabancı Film dalında Oscar Ödülü kazanmış ve hâlâ “tüm zamanların en iyi filmleri” listelerinde üst sıralarda yer almaktadır. Bu film, sade bir hikâye aracılığıyla insanın varoluşsal kırılmalarını ve toplum içindeki yalnızlığını derin bir duyarlılıkla işler.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Vittorio De Sica, 7 Temmuz 1901’de İtalya’nın Sora kentinde doğmuş, 13 Kasım 1974’te Fransa’nın Neuilly-sur-Seine kentinde hayatını kaybetmiş İtalyan yönetmen, oyuncu ve senaristtir. Sinema tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilen De Sica, özellikle İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımının öncülerindendir. Kariyerine tiyatro oyunculuğu ile başlamış, ardından 1930’lu yıllarda romantik komedilerde oynayarak İtalya’da ün kazanmıştır. Ancak asıl sinema tarihine geçişi, 1940’ların ortasında yönetmenliğe adım atmasıyla olmuştur. Bu dönemde senarist Cesare Zavattini ile yaptığı iş birlikleri, sinema tarihine geçen eserlerinin temelini oluşturur.
De Sica’nın en bilinen filmleri arasında “Bisiklet Hırsızları” (Ladri di biciclette), “Sciuscià”, “Umberto D.” ve “Milano’da Mucize” (Miracolo a Milano) yer alır. Bu filmler, savaş sonrası İtalya’nın yoksulluğunu ve sosyal adaletsizliğini yalın bir dille anlatır. Onun sineması, sade anlatımı, amatör oyuncu kullanımı ve duygusal derinliğiyle öne çıkar. Sıradan insanların yaşam mücadelesine odaklanarak sinemayı bir vicdan aynasına dönüştürmüştür.
De Sica, toplam dört defa En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanmıştır. Bu ödülleri “Sciuscià”, “Bisiklet Hırsızları”, “Yesterday, Today and Tomorrow” ve “The Garden of the Finzi-Continis” filmleriyle almıştır. Onun eserleri, pek çok yönetmene ilham kaynağı olmuş; François Truffaut, Satyajit Ray ve Ken Loach gibi isimler onun etkisini açıkça ifade etmiştir. Vittorio De Sica, sadece bir yönetmen değil, sinemayı insani bir anlatı biçimi olarak gören bir sanatçı olarak anılmaktadır.
Nemo Personne
13 Nisan 2026, 01:45
Mikey and Nicky (1976)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen:Elaine May
Senaryo:Elaine May
Ülke:ABD
Tür:Suç, Dram
Vizyon Tarihi:21 Aralık 1976 (ABD)
Dil:İngilizce, İbranice
Müzik:John Strauss
Ucuz bir otelde yaşayan ve ülseri azan Nicky (John Cassavetes), yerel bir mafya babasının onu öldürmek istediğinden emindir. Yardım için çocukluk arkadaşı Mikey (Peter Falk)'i arar.
Mikey gelir ve yaşadıkları uzun gecede panik halindeki arkadaşını yatıştırıp şehir dışına çıkarmaya çalışır. Ne var ki ruh hali sürekli değişen Nicky, her şeyi daha da zor bir hale getirir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Elaine May, 21 Nisan 1932’de Philadelphia’da doğmuş Amerikalı yönetmen, senarist ve oyuncudur. Tiyatro kökenli olan May, kariyerine doğaçlama komedi alanında başlamış, özellikle Mike Nichols ile kurduğu ikili sayesinde 1950’li ve 60’lı yıllarda büyük ün kazanmıştır. Sahnedeki keskin gözlem gücü ve insan ilişkilerine dair ironik yaklaşımı, daha sonra sinema çalışmalarının da temelini oluşturmuştur.
1970’lerde yönetmenliğe yönelen May, az sayıda film çekmesine rağmen kendine özgü anlatımıyla dikkat çekmiştir. Özellikle Mikey and Nicky ve The Heartbreak Kid gibi filmleri, karakter odaklı yapıları ve karanlık mizahlarıyla öne çıkar. Kariyeri boyunca zaman zaman sektörle yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle uzun aralar verse de, yazarlık ve tiyatro alanındaki üretimini sürdürmüştür.
Elaine May, keskin zekâsı, alaycı üslubu ve insan doğasının kırılgan yönlerini ortaya koyan anlatımıyla Amerikan sinemasında özgün bir yere sahiptir.
Nemo Personne
13 Nisan 2026, 09:19
Ta'm e guilass (Kirazın Tadı) (1997)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen:Abbas Kiarostami
Senaryo:Abbas Kiarostami
Ülke:İran, Fransa
Tür:Dram
Dil:Farsça
İran’ın en önemli yönetmenlerinden Abbas Kiarostami, bu filminde intihar etmek isteyen orta yaşlı bir adamın, kendisini gömmek için birisini ararken ki yolculuğunu anlatıyor.
Bay Badii yolculuğu esnasında üç farklı kişiden intiharından sonra kendisini gömmesini rica eder: Kürt bir askerden, Afgan bir öğretmenden ve yaşlı Türk bir tahnitçiden. Aralarından sadece biri bu teklifi kabul eder. Ancak Bay Badii bu yolculuğu esnasında bu kişilerden hayat dersi niteliğinde pek çok şey öğrenecektir.
Konusu son derece bıçak sırtı olan film, meta-narrative finaliyle de çok konuşulmuştur.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Abbas Kiarostami, 22 Haziran 1940’ta Tehran’da doğmuş, İran sinemasının en önemli ve dünya çapında en saygın yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır. Sinemaya geçmeden önce grafik tasarım eğitimi almış, bir süre reklamcılık ve illüstrasyon alanlarında çalışmıştır. Bu görsel sanat geçmişi, onun sinemasındaki sade ama güçlü estetik anlayışın temelini oluşturmuştur.
1960’ların sonunda, İran’da çocuklara yönelik kültürel üretimleri destekleyen Institute for the Intellectual Development of Children and Young Adults bünyesinde sinema çalışmalarına başlamış ve burada çektiği kısa filmlerle dikkat çekmiştir. Kiarostami’nin erken dönem filmleri genellikle çocukların dünyasına odaklanır; gündelik hayatın küçük ayrıntıları üzerinden evrensel duygulara ulaşmayı başarır.
1980’li yıllarda çektiği Where Is the Friend's House? ile uluslararası alanda tanınmaya başlamış, ardından gelen filmleriyle kendine özgü bir sinema dili geliştirmiştir. Gerçek ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştırması, amatör oyuncularla çalışması, uzun planlar kullanması ve izleyiciyi aktif düşünmeye davet eden anlatımı onun tarzının belirgin özellikleri arasında yer alır. 1990 yapımı Close-Up, gerçek bir olayı sinemayla iç içe geçirerek anlatmasıyla sinema tarihinde benzersiz bir yere sahiptir.
Kiarostami, 1997’de çektiği Taste of Cherry ile Cannes Film Festival’nde Altın Palmiye kazanarak dünya sinemasındaki yerini sağlamlaştırmıştır. Bu film, yaşam ve ölüm üzerine felsefi bir sorgulama sunar ve yönetmenin minimal anlatımının en güçlü örneklerinden biri olarak kabul edilir. Daha sonraki yıllarda İran dışında da filmler çekmiş; Certified Copy ile Avrupa’da da büyük ilgi görmüştür.
Sinemanın yanı sıra şiir, fotoğrafçılık ve görsel sanatlarla da ilgilenen Kiarostami, çok yönlü bir sanatçı kimliğine sahiptir. Eserlerinde genellikle doğa, insan ve varoluş ilişkisini sade ama derin bir anlatımla ele almıştır. 4 Temmuz 2016’da Paris’te hayatını kaybeden Kiarostami, ardında sinema tarihini derinden etkilemiş, şiirsel ve düşünsel açıdan zengin bir miras bırakmıştır.
Penelope
13 Nisan 2026, 11:36
Kült filmler çok güzel oluyor. Böyle filmler artık yok.
Eline sağlık.
Nemo Personne
06 Mayıs 2026, 15:03
La femme du boulanger (Ekmekçi Kadın) (1938)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Marcel Pagnol
Senaryo: Jean Giono, Marcel Pagnol
Ülke: Fransa
Tür: Komedi, Dram
Dil: Fransızca
Müzik: Vincent Scotto
Küçük bir köyde yeni bir fırın açan Aimable'nin ve burada yaşayan insanların hayatı, talihsiz adamın genç ve güzel karısı Aurelie'nin kaçması sonrasında değişmeye başlar. Genç kadın, kocasının yeni açtığı fırınında ilk ekmeklerini yaptığı gecenin ertesinde genç bir çobanla kaçmıştır ve Aimable bu acı olay sonrasında bir daha çalışamayacağına karar verir. Başlarda burada yaşayan halkın eğlence konusu olan bu olay, zamanla bir ciddiyete bürünür. Çünkü Aimable'nin ekmek yapmaması köy halkının ekmeksiz kalması anlamına gelmektedir. Zamanla bu gerçekle yüzleşen insanlar, Aurelie'yi bulabilmek ve onu kocasına geri döndürmek için plan hazırlamaya başlar.
1938 yapımı Fransız komedisinin yönetmeni Marcel Pagnol. Film, Amerikan yapımı The Baker's Wife müzikaline de ilham olan Jean Giono'nun romanından beyazperdeye uyarlandı.
Marcel Pagnol, 28 Şubat 1895’te Fransa’nın Aubagne kentinde doğmuş, 18 Nisan 1974’te Paris’te hayatını kaybetmiş önemli bir yazar, oyun yazarı ve sinema yönetmenidir. Provence bölgesinin sıcak, güneşli atmosferini ve gündelik yaşamını eserlerine ustalıkla yansıtan Pagnol, özellikle tiyatro oyunları ve romanlarıyla tanınmıştır.
Edebiyat kariyerine tiyatro ile başlayan Pagnol, “Marius”, “Fanny” ve “César” adlı eserlerinden oluşan Marsilya üçlemesiyle büyük ün kazanmıştır. Daha sonra sinemaya yönelerek Fransa’da sesli sinemanın öncülerinden biri olmuş, kendi eserlerini filme uyarlayarak geniş kitlelere ulaşmıştır. “Jean de Florette” ve “Manon des Sources” gibi eserleriyle de dünya çapında tanınmıştır.
1976 yılında, ölümünden sonra yayımlanan “La Gloire de mon père” ve “Le Château de ma mère” adlı anı kitaplarıyla çocukluk yıllarını anlatmış ve okurlarına samimi, nostaljik bir dünya sunmuştur. 1946’da Académie française üyeliğine seçilen Pagnol, Fransız edebiyatına ve sinemasına önemli katkılar sağlamış çok yönlü bir sanatçı olarak hatırlanmaktadır.
Nemo Personne
07 Mayıs 2026, 10:00
La vie de Jésus (İsa'nın Hayatı) (1997)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Bruno Dumont
Senaryo: Bruno Dumont
Ülke: Fransa
Tür: Dram
Dil: Fransızca, Arapça
Müzik: Richard Cuvillier
Fransa’nın kuzeyinde gitgide fakirleşen bir kasabada, Bailleul’de yaşayan 19 yaşındaki Freddy epilepsi hastası bir gençtir. Annesi bir lokanta işleten Freddy ve arkadaşları vakit öldürmek için motorsikletle dolaşıp işssizlik sigortasıyla yaşamaktadırlar. Sıkıntılarını geçirmek için de Arap göçmenlere sataşmaktadırlar. Günün birinde bir Arap göçmeninin Freddy’nin kız arkadaşına evlenme teklif etmesi herkesin tepesini attıracaktır.
Bruno Dumont, 1958 yılında Fransa’nın kuzeyindeki Bailleul kentinde doğmuş Fransız yönetmen ve senaristtir. Felsefe eğitimi aldıktan sonra bir süre öğretmenlik yapmış, ardından sinema alanına yönelmiştir. Özellikle insan doğası, inanç, şiddet ve taşra yaşamı üzerine yoğunlaşan filmleriyle tanınır. Gerçekçi anlatımı, sade diyalogları ve amatör oyuncularla çalışmayı tercih eden yönetmen, Cannes Film Festivali’nde ödüller kazanmıştır. “La Vie de Jésus”, “L’Humanité” ve “Camille Claudel 1915” gibi yapımlarıyla modern Fransız sinemasının özgün ve çarpıcı isimlerinden biri kabul edilmektedir.
Nemo Personne
07 Mayıs 2026, 16:32
A Dry White Season (Kuru Beyaz Bir Mevsim) (1989)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Euzhan Palcy
Senaryo: Andre Brink, Colin Welland, Euzhan Palcy
Ülke: ABD
Tür: Dram, Gerilim
Dil: İngilizce
Müzik: Dave Grusin
Kendini her zaman şefkatli ve adaletli biri olarak gören Johannesburg´lu bir öğretmen, siyahi bir bahçıvanının oğlu vahşice öldürülünce ´ırkçılık´la tanışır... Yavaş yavaş farkedecektir ki dahil olduğu toplum, adaletsizlik ve sömürü temelleri üzerine kuruludur..
Euzhan Palcy, 13 Ocak 1958’de Martinik’te doğmuş Fransız bir yönetmen ve senaristtir. Sinema kariyerinde özellikle sömürgecilik, ırkçılık ve toplumsal eşitsizlik temalarını işlemesiyle tanınmıştır. Uluslararası alanda büyük çıkışını 1983 yapımı Sugar Cane Alley filmiyle yapmış, bu yapım Venedik Film Festivali’nde ödül kazanmıştır. Daha sonra çektiği A Dry White Season filmiyle apartheid dönemindeki Güney Afrika’daki insan hakları sorunlarını ele almış ve büyük takdir toplamıştır. Euzhan Palcy, büyük bir Hollywood stüdyosu için film yöneten ilk siyahi kadın yönetmenlerden biri olarak sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Matsuro
07 Mayıs 2026, 18:00
Vay be, Kurosawa'dan bir başyapıt! "Yedi Samuray" gerçekten de sinema tarihinin mihenk taşlarından biri. Sadece aksiyonuyla değil, karakter derinliği ve hikayesiyle de insanı alıp götürüyor. O köylülerin çaresizliği, samurayların fedakarlığı... İzlerken hem heyecanlanıp hem de düşündüren filmlerden. Sizin de bu filme olan sevginizi görmek güzel.
Nemo Personne
14 Mayıs 2026, 09:04
Local Hero (Yerel Kahraman) (1983)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Bill Forsyth
Senaryo: Bill Forsyth
Ülke: İngiltere İngiltere
Tür: Komedi, Dram
Vizyon Tarihi: 17 Şubat 1983 (ABD)
Dil: İngilizce, Rusça
Müzik: Mark Knopfler
Local Hero, İskoç yönetmen Bill Forsyth tarafından yazılıp yönetilen, küçük ölçekli ama ruhu devasa bir filmdir. 1983 yapımı bu film ilk bakışta “petrol şirketi köy satın almaya çalışıyor” gibi basit bir hikâye anlatıyormuş gibi görünür; fakat aslında modern hayatın hızına karşı dinginlik, doğa, aidiyet ve insan sıcaklığı üzerine kurulmuş ince bir masaldır. Film, 1980’lerin kurumsal kapitalizmini alıp onu bir İskoç kıyı köyünün tuzlu rüzgârına bırakır. Sonuç ise garip şekilde huzurlu, melankolik ve komiktir.
Hikâyenin merkezinde Houston merkezli bir petrol şirketinde çalışan genç yönetici MacIntyre vardır. Şirket onu İskoçya’daki küçük bir sahil köyüne yollar çünkü burada büyük bir rafineri kurulması planlanmaktadır. Görevi köylülerin arazilerini satın almaktır. Mac başlangıçta tipik bir şehir insanıdır: hesapçı, hızlı, düzenli, modern dünyanın neon ışıklarıyla programlanmış biri. Ancak köye geldikçe işler değişir. Köy halkı beklediği kadar saf değildir; hatta çoğu araziyi satıp zengin olma fikrine oldukça sıcak bakar. Buna rağmen Mac, köyün atmosferinden etkilenmeye başlar. Deniz, sessizlik, gece göğü, telefon kulübelerinin yalnızlığı… Film bunları büyük dramatik patlamalarla değil, küçük anlarla anlatır. Sanki hikâye ilerlemez de usulca kıyıya vurur.
Başrollerde Peter Riegert, Burt Lancaster ve Peter Capaldi yer alır. Özellikle Burt Lancaster’ın eksantrik petrol patronu Happer performansı filme ayrı bir renk verir. Gökyüzü ve astronomi takıntısıyla kapitalist bir patronu aynı bedende birleştiren tuhaf bir karakterdir. Peter Capaldi ise burada ilk sinema rollerinden birinde görülür; ileride Doctor Who ile büyük ün kazanacaktır.
Filmin en unutulmaz unsurlarından biri de müzikleridir. Mark Knopfler tarafından yapılan soundtrack, adeta Kuzey Denizi üzerinde gezinen bir gitar melodisi gibidir. Özellikle “Going Home” teması yıllar içinde filmden bağımsız şekilde klasikleşmiştir. Müziğin içinde hem eve dönüş hissi hem de bir yere aslında hiç ait olamama duygusu vardır.
“Local Hero” büyük aksiyonlar veya dramatik krizler peşinde koşan bir film değildir. Daha çok insanın iç ritmini değiştiren yapımlardan biridir. Şehir hayatının metalik uğultusuna karşı bir deniz feneri gibi durur. Bu yüzden yıllar içinde güçlü bir kült takipçi kitlesi kazanmıştır. İskoç sinemasının en sevilen filmlerinden biri sayılır ve özellikle atmosfer kurma becerisiyle hâlâ çok etkileyici bulunur. Film bittiğinde geriye büyük olaylardan çok bir his kalır: rüzgâr, deniz ve gecenin içinden geçen hafif bir gitar sesi.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bill Forsyth, özellikle 1980’lerde çektiği sıcak, alaycı ve insani filmlerle tanınan İskoç yönetmen ve senaristtir. 1946’da Glasgow’da doğmuştur. Kariyerine belgesel ve eğitim filmleri çekerek başladıktan sonra kendine özgü sinema dilini geliştirmiştir. Filmlerinde genellikle sıradan insanların küçük ama anlamlı hayat anlarını anlatır. Büyük dramatik patlamalardan çok sessizliklere, garip mizaha ve karakterlerin iç dünyalarına odaklanır.
En ünlü filmi Local Hero olsa da, Gregory's Girl ve Comfort and Joy gibi yapımlarla da büyük beğeni kazanmıştır. Özellikle “Gregory’s Girl”, gençlik filmlerine getirdiği doğal ve utangaç mizahla kült statüsüne ulaşmıştır. Forsyth’in sineması çoğu zaman sakin görünür ama altında güçlü bir melankoli ve insan sevgisi taşır. Onun filmlerinde karakterler bağırıp çağırmaz; dünya biraz yağmurlu, biraz komik, biraz da şiirseldir. Bu yüzden birçok sinema eleştirmeni onu modern İskoç sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak görür.
Nemo Personne
17 Mayıs 2026, 21:53
Citizen Kane (Yurttaş Kane) 1941
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tür: Dram, gizem, film noir öğeleri taşıyan psikolojik anlatı
Yönetmen: Orson Welles
Senaryo: Herman J. Mankiewicz ve Orson Welles
Yapımcı: Orson Welles
Başrol oyuncuları:
Orson Welles — Charles Foster Kane
Joseph Cotten — Jedediah Leland
Dorothy Comingore — Susan Alexander
Agnes Moorehead — Mary Kane
Müzik: Bernard Herrmann
Görüntü yönetmeni: Gregg Toland
Kurgu: Robert Wise
Yapım şirketi: RKO Radio Pictures
Süre: Yaklaşık 119 dakika
Ülke: United States
Dil: İngilizce
Citizen Kane, sinema tarihinin en etkili ve en çok tartışılan filmlerinden biri olarak kabul edilir. Film, devasa bir malikânede yalnız başına ölen medya patronu Charles Foster Kane’in son nefesinde söylediği “Rosebud” kelimesinin gizemini çözmeye çalışan bir gazetecinin araştırması etrafında şekillenir. Ancak hikâye klasik bir biyografi gibi ilerlemez; Kane’i tanıyan insanların anıları aracılığıyla parçalı biçimde anlatılır. Böylece seyirci, aynı insanın farklı yüzlerini görür: idealist bir genç, kibirli bir patron, yalnız bir milyarder ve içten içe kaybolmuş bir çocuk.
Filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Orson Welles, henüz yirmili yaşlarının ortasındayken bu filmi çekmiş ve sinema dilini kökten sarsan teknikler kullanmıştır. Özellikle görüntü yönetmeni Gregg Toland ile birlikte geliştirdiği derin odak tekniği sayesinde ön plandaki ve arka plandaki nesneler aynı anda net görünür; bu da sahnelere tiyatro sahnesi kadar geniş ama rüya kadar boğucu bir atmosfer verir. Alçak kamera açıları, tavanların görünmesi, gölge kullanımı ve kırık zaman yapısı o dönem için son derece yenilikçiydi.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Film aynı zamanda Amerikan rüyasının karanlık tarafına dair güçlü bir eleştiri içerir. Kane her şeye sahip oldukça insanlardan uzaklaşır; serveti büyürken ruhu küçülür. Dev malikânesi Xanadu, bir başarı sembolünden çok yankı dolu bir mezara dönüşür. “Rosebud” ise filmin merkezindeki en şiirsel semboldür; kaybedilmiş masumiyetin, çocukluğun ve geri getirilemeyen zamanın anahtarı gibi durur.
İlk çıktığında bazı çevreler tarafından sert biçimde eleştirilen film, özellikle gerçek medya patronu William Randolph Hearst’e benzediği düşünüldüğü için tartışma yaratmıştır. Fakat yıllar geçtikçe Citizen Kane yalnızca bir klasik değil, modern sinemanın temel taşlarından biri haline gelmiştir. Bugün hâlâ birçok yönetmen için sinemanın laboratuvarı gibi görülür; kamera hareketlerinin, anlatı yapısının ve görsel dilin nasıl dönüştürülebileceğini gösteren siyah beyaz bir yıldırım bulutu gibidir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orson Welles, 20. yüzyıl sinemasının en yenilikçi ve en tartışmalı sanatçılarından biri olarak kabul edilen Amerikalı yönetmen, oyuncu, senarist ve radyo yapımcısıdır. 1915 yılında Wisconsin’de doğdu ve çok genç yaşta tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Olağanüstü sesi, sahne karizması ve deneysel anlatım merakı sayesinde kısa sürede dikkat çekti. Henüz yirmili yaşlarında kurduğu Mercury Theatre topluluğuyla tiyatro dünyasında adını duyurdu.
Welles’in büyük ün kazanması ise 1938’de radyoda yaptığı The War of the Worlds uyarlamasıyla oldu. Uzaylı istilasını gerçek haber yayını gibi sunan bu program, birçok dinleyicinin paniğe kapılmasına yol açtı ve Welles’i bir gecede ülke çapında ünlü hale getirdi. Hollywood’un dikkatini çekince RKO Radio Pictures ile olağanüstü özgürlükler tanıyan bir sözleşme yaptı.
1941’de çektiği Citizen Kane ise sinema tarihinde bir dönüm noktası sayılır. Filmde hem yönetmenlik yaptı hem başrol oynadı hem de senaryoya katkıda bulundu. Yenilikçi kamera açıları, parçalı anlatım yapısı ve derin odak tekniğiyle sinemanın dilini değiştiren eserlerden biri olarak görülür. Ancak kariyeri boyunca stüdyolarla sürekli çatışma yaşadı; pek çok filmi kurgusal müdahaleler yüzünden istediği hâle gelemedi. Buna rağmen Touch of Evil, The Magnificent Ambersons ve The Trial gibi yapımlar zamanla kült statüsüne ulaştı.
Orson Welles yalnızca yönetmen değil, aynı zamanda büyücü numaralarına meraklı, Shakespeare tutkunu, güçlü hitabet yeteneğine sahip çok yönlü bir sanatçıydı. Gür sesi ve teatral anlatımı onu sinema tarihinin en tanınabilir figürlerinden biri hâline getirdi. Pek çok eleştirmen için Welles, Hollywood’un içinde dolaşan asi bir meteor gibidir; geçtiği yerde sinema dilini eritip yeniden şekillendirmiştir.
Umran
17 Mayıs 2026, 22:00
Vay be, Citizen Kane'den bahsetmişsin! Sinema tarihinin zirvelerinden biri gerçekten de. Orson Welles'in o devrimci anlatımı, Gregg Toland'ın muhteşem görüntü yönetmenliği... Hala ilk izlediğimdeki heyecanı hatırlarım. O derinlikli kadrajlar, geri dönüşlü anlatım, her şey o kadar taze ve yenilikçiydi ki. Charles Foster Kane karakterinin karmaşıklığı da insanı alıp götürüyor. Gerçekten de "Rosebud"un ardındaki sır perdesini aralamak bambaşka bir deneyim. Bu filmi her izlediğimde yeni bir şeyler keşfediyorum sanki. Senin de bu filmi beğenmene sevindim!
Nemo Personne
19 Mayıs 2026, 22:40
Damdaki Kemancı (Fiddler on the Roof) (1971)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Türü: Müzikal, dram
Yönetmen: Norman Jewison
Senaryo: Joseph Stein
Müzikler: Jerry Bock ve Sheldon Harnick
Kaynak Eser: Tevye and His Daughters
Başrol: Topol
Yayın Tarihi: 1971
Süre: 181 dakika
Ülke: ABD
Fiddler on the Roof, yüzeyde bir müzikal gibi görünse de aslında gelenek ile değişim arasındaki çatışmayı anlatan oldukça hüzünlü bir insan hikâyesidir. Film, 1905 Çarlık Rusyası’nda geçen küçük Yahudi köyü Anatevka’da yaşayan sütçü Tevye’nin gözünden ilerler. Tevye, bir yandan yoksullukla uğraşırken bir yandan da kızlarının değişen dünyaya ayak uydurmak istemesiyle sarsılır.
Filmin merkezindeki karakter Tevye, geleneklerine bağlı ama aynı zamanda vicdan sahibi biridir. İlk kızının sevdiği adamla evlenmesine istemeyerek izin verir, ikinci kızında biraz daha esner, fakat üçüncü kızının bir Hristiyanla evlenmesini kabullenemez. Böylece film, “gelenek ne kadar değişebilir?” sorusunu kişisel bir aile dramı üzerinden işler. Çatıdaki kemancı figürü de tam bunu simgeler: düşmeden dengede kalmaya çalışan bir hayat.
Müzikleri filmin ruhunu taşıyan ana damardır. “If I Were a Rich Man”, “Sunrise, Sunset” ve “Tradition” gibi şarkılar yalnızca müzikal numaralar değildir; karakterlerin iç dünyasını anlatan sahnelere dönüşür. Özellikle Topol’un Tevye performansı, sıcak mizah ile derin melankoliyi aynı anda taşıdığı için sinema tarihinin en sevilen müzikal oyunculuklarından biri kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links]
Film çıktığı dönemde büyük başarı kazandı ve 8 Oscar adaylığı aldı. En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Ses ve John Williams’ın müzik uyarlamasıyla 3 Oscar kazandı. Pek çok eleştirmen tarafından gelmiş geçmiş en güçlü müzikal filmlerden biri sayılır.
Reddit’te filmi yeniden izleyen birçok kişi özellikle filmin “neşeli başlayıp yavaş yavaş kalp kırıcı bir göçe dönüşmesini” çok etkileyici buluyor. Bir kullanıcı filmi “komedi ile trajedinin aynı sofrada oturduğu bir hikâye” diye tanımlamıştı.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Norman Jewison, Kanada sinemasının dünya çapında tanınan en önemli yönetmenlerinden biridir. 1926 yılında Toronto’da doğan Jewison, kariyerine televizyon programları yöneterek başladı; fakat kısa sürede Hollywood’da dikkat çeken bir sinema yönetmenine dönüştü. Filmlerinde çoğu zaman toplumsal gerilimler, insan hakları, ırkçılık, din, savaş ve vicdan gibi temaları işledi. Onun sineması parlak stüdyo ışıkları altında bile insan ruhunun çatlaklarını göstermeyi severdi.
1967 yapımı In the Heat of the Night ile büyük çıkış yaptı. Film, Amerika’daki ırkçılığı polisiye hikâye üzerinden anlatıyordu ve En İyi Film Oscar’ını kazandı. Ardından çektiği Fiddler on the Roof ise gelenek ve değişim çatışmasını epik bir müzikal diline dönüştürdü. Jewison’ın en dikkat çekici yönlerinden biri, birbirinden tamamen farklı türlerde güçlü işler çıkarabilmesiydi; müzikal, politik dram, romantik komedi ve suç filmi arasında rahatça dolaşabiliyordu.
Ayrıca Jesus Christ Superstar, Moonstruck ve The Hurricane gibi filmlerle de geniş bir izleyici kitlesi kazandı. Özellikle Moonstruck, sıcak ve enerjik atmosferiyle kült romantik filmler arasında sayılırken; The Hurricane gerçek bir boksörün adalet mücadelesini anlatıyordu.
Norman Jewison’ın sineması çoğu zaman “insancıl” diye tanımlanır. Karakterlerini kusurlarıyla birlikte ele alır; ne tamamen kahraman ne tamamen suçlu yapar. Kamera sanki insanlara hüküm vermek yerine onları anlamaya çalışır. 2024 yılında hayatını kaybettiğinde ardında, Hollywood’un klasik döneminden modern döneme uzanan çok güçlü ve saygın bir filmografı bırakmıştı.
Umran
20 Mayıs 2026, 00:00
Kurosawa'nın Yedi Samuray'ı gibi bu film de gelenek ve değişim üzerine harika bir iş çıkarmış. Anatevka'nın o hüzünlü atmosferi ve Tevye'nin çırpınışları insanı alıp götürüyor gerçekten. Müzikleri de ayrı bir güzellik katmış.
Nemo Personne
20 Mayıs 2026, 09:22
12 Angry Men (12 Öfkeli Adam) 1957
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Türü: Mahkeme draması, psikolojik gerilim
Senaryo: Reginald Rose
Yönetmen: Sidney Lumet
Yapım Yılı: 1957
Başrol: Henry Fonda
Müzik: Kenyon Hopkins
Görüntü Yönetmeni: Boris Kaufman
Süre: 96 dakika
Ülke: ABD
12 Angry Men, dışarıdan bakıldığında yalnızca bir jüri odasında geçen sade bir mahkeme filmi gibi görünür; fakat aslında insan psikolojisini, önyargıları ve vicdan kavramını bir bisturi hassasiyetiyle açan bir karakter incelemesidir. Film, babasını öldürmekle suçlanan genç bir çocuğun davasını değerlendirmek üzere bir araya gelen 12 jüri üyesini konu alır. Başlangıçta neredeyse herkes sanığın suçlu olduğuna emindir ve karar birkaç dakika içinde bitecekmiş gibi görünür. Ancak bir jüri üyesi, “Ya çocuk gerçekten suçsuzsa?” sorusunu ortaya atınca odanın havası değişir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen Sidney Lumet, filmin büyük bölümünü tek bir odada geçirmesine rağmen gerilimi sürekli artırmayı başarır. Kamera açıları giderek daralır, tavan daha alçakmış gibi hissedilir ve seyirci de karakterlerle birlikte o boğucu sıcaklığın içine sıkışır. Özellikle Henry Fonda’nın canlandırdığı 8 numaralı jüri üyesi, sakin ama kararlı tavrıyla filmin ahlaki merkezini oluşturur. Film boyunca mesele yalnızca suçlu ya da suçsuz kararı değildir; insanların öfke, sınıf ayrımı, ırkçılık, kibir ve kişisel travmalarının kararlarını nasıl etkilediği gözler önüne serilir.
1957 yapımı bu film, yıllar geçmesine rağmen eskimemiştir çünkü anlattığı şey bir dava değil, insan doğasının kendisidir. Adeta bir satranç tahtasında ilerleyen diyaloglar gibi her konuşma yeni bir hamleye dönüşür. Bu yüzden sinema tarihinde yalnızca “iyi bir mahkeme filmi” değil, aynı zamanda toplumsal vicdan üzerine yapılmış en güçlü eserlerden biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sidney Lumet, Amerikan sinemasının en güçlü yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir ve özellikle insan vicdanı, adalet, suç, medya ve sistem eleştirisi üzerine kurduğu filmlerle tanınır. 1924 yılında Philadelphia’da doğan Lumet, çocuk yaşta tiyatro ve televizyon dünyasının içine girdi. Bu yüzden filmlerinde oyunculuk her zaman merkezdeydi; karakterlerin yüzündeki en küçük çatlak bile onun kamerasında büyük bir dramatik ağırlık kazanırdı.
1957’de çektiği ilk uzun metraj filmi 12 Angry Men ile büyük bir çıkış yaptı. Tek bir odada geçen bu film, sinema tarihinin en etkileyici diyalog yapılarından biri olarak görülür. Lumet’in yönetmenlik anlayışı gösterişli görüntülerden çok insan gerilimine dayanıyordu. Kamera çoğu zaman karakterlerin içine girer, onları adeta vicdanlarıyla baş başa bırakırdı.
Kariyeri boyunca Dog Day Afternoon, Network, Serpico ve The Verdict gibi klasiklere imza attı. Özellikle Network, televizyon medyasını neredeyse kehanet gibi bir sertlikle eleştiren bir film olarak yıllar sonra bile güncelliğini korudu. Lumet’in sineması parlayan neonlardan çok floresan ışıklı sorgu odalarına benzer; insanların maskelerini düşüren, sert ve gerçekçi bir atmosfer taşır.
Yaklaşık elli yıl süren kariyerinde onlarca filme yönetmenlik yapan Lumet, Hollywood’un en üretken ve saygın isimlerinden biri oldu. 2005 yılında Akademi Onur Ödülü aldı. 2011’de hayatını kaybettiğinde ardında yalnızca iyi filmler değil, modern şehir insanının ahlaki çatışmalarını anlatan dev bir sinema arşivi bırakmıştı.
Nemo Personne
21 Mayıs 2026, 14:06
The Little Shop of Horrors (1960)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Türü: Kara komedi, korku, bilimkurgu
Yapım Yılı: 1960
Yönetmen: Roger Corman
Senaryo: Charles B. Griffith
Yapımcı: Roger Corman
Başroller: Jonathan Haze, Jackie Joseph, Mel Welles, Jack Nicholson
Müzik: Fred Katz
Süre: Yaklaşık 72 dakika
Ülke: United States
Dil: İngilizce
Stüdyo: Filmgroup
The Little Shop of Horrors, düşük bütçeli ama hayal gücü yüksek filmlerin kralı sayılan Roger Corman tarafından çekilmiş tuhaf, kara mizahlı bir korku filmidir. Hikâye, şehirde silik bir hayat yaşayan çekingen çiçekçi Seymour’un etrafında döner. Seymour, bir gün gizemli ve egzotik bir bitki bulur. Başta dükkâna müşteri çeken sıradan bir süs gibi görünen bu bitki zamanla korkutucu bir gerçeği ortaya çıkarır: İnsan kanıyla beslenmektedir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Film ilerledikçe Seymour’un bitkiyi yaşatmak için yaptığı şeyler giderek daha karanlık bir hâl alır. Ama bunu klasik korku tonuyla değil; absürt mizah, grotesk karakterler ve neredeyse çizgi romanı andıran bir enerjiyle anlatır. Bu yüzden film hem komik hem rahatsız edici bir atmosfere sahiptir. Bir tarafta başarısızlık, yalnızlık ve görünmez olma hissi vardır; diğer tarafta açgözlülük ve şöhret arzusu. Audrey II adlı bitki ise adeta insanın içindeki bastırılmış hırsların yeşil, etobur bir karikatürü gibidir
Filmin kültleşmesinin önemli sebeplerinden biri de inanılmaz hızlı çekilmiş olmasıdır. Efsaneye göre çekimler birkaç gün içinde tamamlanmıştır. Buna rağmen film yıllar içinde büyük bir hayran kitlesi edinmiş, hatta daha sonra ünlü sahne müzikaline ve 1986 yapımı renkli uyarlamaya dönüşmüştür. Özellikle siyah beyaz görüntüsü ve ucuz ama yaratıcı dekorları filme rüya ile kabus arasında gidip gelen garip bir gece hissi verir. Sanki gece yarısı açık kalmış bir çiçekçinin vitrini ansızın canlıymış gibi bakmaya başlar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Roger Corman, Amerikan bağımsız sinemasının en önemli figürlerinden biri kabul edilen yönetmen, yapımcı ve senaristti. 1926 yılında Detroit’ta doğdu ve genç yaşta sinemaya büyük ilgi duymaya başladı. Aslında mühendislik eğitimi aldı; Stanford University mezunuydu. Fakat kısa süre sonra film sektörüne yöneldi ve 1950’lerden itibaren düşük bütçeli filmler üretmeye başladı.
Corman’ın sineması gösterişli Hollywood yapımlarından çok uzaktı. O, birkaç günde çekilen, küçük bütçelerle kotarılan korku, bilimkurgu ve suç filmleriyle ün kazandı. Bu yüzden ona sık sık “B filmlerinin kralı” denirdi. Ama bu ifade küçümseme değil, neredeyse bir şövalyelik unvanı gibiydi. Çünkü Corman ucuzluk içinde yaratıcılık üretmeyi biliyordu. Kartondan dekorlarla kâbus atmosferi kurabiliyor, birkaç ampul ve sis makinesiyle gotik bir dünya yaratabiliyordu.
En ünlü filmleri arasında The Little Shop of Horrors, House of Usher, The Masque of the Red Death ve The Pit and the Pendulum bulunur. Özellikle Edgar Allan Poe uyarlamaları sayesinde gotik korkunun modern sinemadaki önemli isimlerinden biri hâline geldi.
Fakat Roger Corman’ı efsaneleştiren şey yalnızca filmleri değildi. O aynı zamanda büyük yönetmenlerin “ilk durağı”ydı. Martin Scorsese, Francis Ford Coppola, James Cameron, Jack Nicholson ve daha birçok isim kariyerlerinin başında onun yanında çalıştı. Corman genç yeteneklere düşük bütçeli ama özgür alanlar açıyordu; adeta Hollywood’un yeraltı film akademisi gibiydi.
2009 yılında yaşam boyu başarı nedeniyle Onur Oscarı aldı. 2024 yılında, 98 yaşında hayatını kaybettiğinde ardında yüzlerce film ve modern Amerikan sinemasına yayılmış dev bir etki bıraktı. Onun filmleri bazen ucuz görünürdü ama içinde daima vahşi bir enerji vardı. Sanki sinema, pahalı bir saray değil de neon ışıklı bir otoyol kenarı kabusu olabilirmiş gibi davranıyordu
Nemo Personne
29 Mayıs 2026, 11:55
Incendies (İçimdeki Yangın) (2010)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Denis Villeneuve
Senaristler: Valérie Beaugrand-Champagne, Wajdi Mouawad, Denis Villeneuve
Oyuncular: Rémy Girard, Lubna Azabal, Mélissa Désormeaux-Poulin
Tür: Dram
Ülke: Kanada
Polytechnique'le dikkatleri üzerine çeken yönetmen Denis Villeneuve, bu sefer yazar Wajdi Mouawad'ın bol ödüllü tiyatro oyunundan sinemaya taşıdığı trajik bir hikâye ile karşımızda.
Aile dostları olan bir avukatın çağrısı üzerine annelerinin ölümünün ardından kendilerine yazılmış bir mektupla karşılaşan ikiz kardeşler Jeanne ve Simon, ölen annelerinin son arzusunu yerine getirmek amacıyla Lübnan'a doğru yola çıkarlar. Simon ilk başta isteksiz davransa da bir süre sonra o da kardeşi Jeanne'e katılır... Aradan geçen yıllar, ailenin tarihini karmaşık bir hale getirmişse de, çocuklar bu serüvenin izlerini sürmeye kararlıdırlar.
Fakat gün geçtikçe daha fazla deştikleri geçmiş, kardeşleri yürek burkan gerçeklerle yüz yüze getirecektir. Orta Doğu'daki iç savaşın en karanlık dönemine ışık tutan İçimdeki Yangın, En İyi Yabancı Film Oscarı'na da aday gösterilmişti.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Denis Villeneuve, günümüz sinemasının en saygın yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Kanadalı bir yönetmen ve senaristtir. 1967 yılında Kanada'nın Gentilly kentinde doğmuştur. Kariyerine Fransızca kısa filmler ve televizyon yapımlarıyla başlamış, ancak uluslararası alanda asıl çıkışını 2010'lu yıllarda gerçekleştirmiştir.
Villeneuve'ün sineması genellikle ağır atmosferi, felsefi alt metinleri, insan psikolojisine odaklanan hikâyeleri ve görsel ihtişamıyla tanınır. Onun filmlerinde karakterler çoğu zaman kimlik, kader, hafıza, zaman ve ahlaki seçimler gibi konularla yüzleşir. Bu nedenle eserleri sadece bir hikâye anlatmakla kalmaz, izleyiciyi düşünmeye de zorlar.
Uluslararası şöhretini önce Incendies ile kazandı. Bu film, savaşın ve aile sırlarının kuşaklar üzerindeki etkisini anlatan sarsıcı bir dramdı ve En İyi Uluslararası Film dalında Oscar adaylığı aldı. Ardından gelen Prisoners ve Sicario ile gerilim sinemasının en güçlü yönetmenlerinden biri olarak anılmaya başladı.
Bilim kurgu alanındaki başarısı ise onu modern sinemanın zirvesine taşıdı. Arrival, uzaylılarla iletişim üzerinden dil, zaman ve insanlık üzerine son derece özgün fikirler sunuyordu. Daha sonra birçok kişinin devam filminin çekilmesini gereksiz gördüğü kült klasik Blade Runner 2049'u yönetti ve hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden büyük övgü aldı. Görsel tasarımı, atmosferi ve felsefi derinliği nedeniyle film bugün bilim kurgu tarihinin önemli eserlerinden biri kabul edilmektedir.
Villeneuve'ün en büyük projesi ise hiç kuşkusuz Dune ve Dune: Part Two oldu. Uzun yıllar boyunca "sinemaya uyarlanamaz" denilen Dune romanını büyük ölçüde sadık kalarak beyaz perdeye taşıdı. Özellikle ikinci film, epik ölçeği, teknik başarısı ve güçlü oyunculuklarıyla çağdaş bilim kurgu sinemasının kilometre taşlarından biri olarak değerlendirildi.
Villeneuve'ün yönetmenlik tarzı, hızlı kurgu ve sürekli aksiyon yerine sabırlı bir anlatımı tercih eder. Onun filmlerinde sessizlikler, müzik kadar önemlidir; görüntüler ise çoğu zaman diyaloglardan daha fazla şey anlatır. Bu nedenle eserleri bazı izleyiciler tarafından "meditatif" bulunurken, bazıları için yoğun ve ağır gelebilir. Ancak sinema sanatını görsel bir deneyim olarak ele alış biçimi, onu çağdaş Hollywood'un en özgün yönetmenlerinden biri haline getirmiştir.
Eğer senin sevdiğin türlerden gidersek, özellikle Arrival ve Dune filmlerinde mistik, kaderci ve insanın içsel dönüşümüne dair katmanlar bulmak mümkün. Bu yönüyle Villeneuve, sadece hikâye anlatan bir yönetmenden çok, büyük ölçekli sinematik deneyimler tasarlayan bir sanatçı olarak görülüyor.
Umran
29 Mayıs 2026, 12:00
Incendies (İçimdeki Yangın) (2010)[/CENTER]
Denis Villeneuve'ün yönettiği bu film gerçekten izleyiciyi derinden etkiliyor. Aile bağları, savaşın acımasızlığı ve kimlik arayışı üzerine çok güçlü bir yapım. Jeanne ve Simon'un annelerinin geçmişini öğrenme yolculuğu nefes kesici. İzlerken duygusal olarak çok zorlayıcı ama bir o kadar da etkileyici bir deneyim sunduğunu düşünüyorum. Eğer siz de bu tür derinlikli ve düşündüren filmleri seviyorsanız, kesinlikle tavsiye ederim.
Nemo Personne
31 Mayıs 2026, 18:53
The Bothersome Man (2006)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal Adı: Den brysomme mannen
Uluslararası Adı: The Bothersome Man
Yapım Yılı: 2006
Ülke: Norway / Iceland ortak yapımı
Tür: Kara komedi, sürrealizm, varoluşçu drama, distopya
Süre: 90-95 dakika
Yönetmen
Jens Lien
Senaryo
Per H. V. Schreiner
Film aslında Schreiner'in yazdığı bir radyo oyunundan uyarlanmıştır.
Oyuncular
Trond Fausa Aurvåg — Andreas Ramsfjell
Petronella Barker — Anne Britt
Per Schaanning — Hugo
Birgitte Larsen — Ingeborg
Johannes Joner — Håvard
Görüntü Yönetmeni
John Christian Rosenlund
Kurgu
Vidar Flataukan
Müzik
Ginge Anvik
Film boyunca ayrıca Edvard Grieg eserlerinden de yararlanılır.
The Bothersome Man sıradan bir adam olan Andreas'ın hikâyesidir. Andreas bir gün bilmediği bir şehirde otobüsten iner. Şehre nasıl geldiğini, neden orada olduğunu bilmez. Ancak kimse bunu sorgulamaz. Ona hemen bir iş verilir, güzel bir ev verilir, düzenli bir hayat sunulur ve toplumun saygın bir üyesi haline gelir.
İlk bakışta her şey kusursuz görünmektedir. Şehir temizdir, insanlar naziktir, suç yoktur, kavga yoktur, ekonomik sorun yoktur. Herkes iyi maaşlı işlerde çalışır ve düzenli bir yaşam sürer. Fakat Andreas zamanla bu mükemmelliğin altında tuhaf bir boşluk olduğunu fark etmeye başlar.
İnsanlar yemek yer ama yedikleri şeylerin tadını gerçekten alamazlar. Müzik dinlerler ama etkilenmezler. Aşk yaşarlar ama derin bir tutku hissedemezler. Acı çekmezler ama aynı zamanda gerçek bir mutluluk da yaşayamazlar. Şehirdeki herkes görünürde yaşamaktadır ama sanki ruhları eksiktir.
Andreas başlangıçta bu düzene uyum sağlamaya çalışır. Ancak giderek bu dünyanın görünmez kurallarını sorgulamaya başlar. Onu rahatsız eden şey, kötü bir yerde olması değildir. Tam tersine, her şeyin fazla düzgün olmasıdır. İçinde açıklayamadığı bir özlem büyür. Sanki kaybettiği bir şeyi hatırlamaya çalışmaktadır ama neyi kaybettiğini kendisi de bilmez.
Film ilerledikçe Andreas, bu kusursuz dünyanın ardında başka bir gerçeklik olup olmadığını araştırmaya başlar. Küçücük çatlaklardan gelen müzik sesleri, yemek kokuları ve gerçek duygulara dair izler onu başka bir şeyin varlığına inandırır. O noktadan sonra film bir kaçış hikâyesine dönüşür. Ancak Andreas'ın kaçmaya çalıştığı şey bir hapishane değil, ruhsuz bir mükemmelliktir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Jens Lien, 1967 yılında Norveç'te doğmuş Norveçli bir sinema ve televizyon yönetmenidir. Uluslararası sinema çevrelerinde özellikle The Bothersome Man filmiyle tanınsa da kariyeri aslında reklam filmleri, kısa filmler ve televizyon yapımlarıyla başlamıştır. Norveç Ulusal Film Okulu'nda eğitim alan Lien, genç yaşlarından itibaren görsel anlatımın alışılmış kalıplarının dışına çıkmaya çalışan yönetmenlerden biri olarak dikkat çekmiştir.
Onun sinemasında ilk göze çarpan şey, gündelik hayatın yüzeyindeki sıradanlığı kullanarak altında çok daha rahatsız edici veya varoluşsal sorular sormasıdır. Filmlerinde genellikle büyük olaylar yaşanmaz. Bunun yerine karakterler, kendilerini anlam veremedikleri bir dünyanın içinde bulurlar. Bu nedenle eserleri zaman zaman absürt tiyatro, Kafkaesk edebiyat ve İskandinav varoluşçuluğu ile ilişkilendirilir.
2006 yapımı The Bothersome Man kariyerinin dönüm noktası olmuştur. Film, Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterilmiş ve uluslararası alanda büyük ilgi görmüştür. Yönetmen burada modern şehir yaşamını, tüketim kültürünü ve insanın anlam arayışını kara mizah ile sürrealizmi harmanlayarak ele almıştır. Film zamanla kült bir yapım haline gelmiş ve birçok sinema yazarı tarafından modern yabancılaşma üzerine çekilmiş en özgün filmlerden biri olarak değerlendirilmiştir.
Jens Lien'in sinemasında sık sık tekrar eden temalar vardır: aidiyetsizlik, kimlik arayışı, yalnızlık, bürokratik sistemlerin insan ruhu üzerindeki etkisi ve bireyin anlam arayışı. Bu yönüyle bazı eleştirmenler onun sinemasını Franz Kafka, Samuel Beckett ve Albert Camus gibi isimlerin edebi dünyalarına yakın bulur.
İlginç olan ise Lien'in filmlerinin genellikle karanlık fikirler taşımasına rağmen tamamen umutsuz olmamasıdır. Karakterleri çoğu zaman çıkmaz sokaklarda dolaşır, ancak filmlerinde hep görünmez bir kapı arayışı hissedilir. Sanki insanın içinde hâlâ kurtarılabilecek bir şey olduğuna inanır. Bu yüzden filmlerini izlerken insan kendini bir kâbusun içinde değil, tuhaf bir rüyanın içinde hisseder.
Nemo Personne
09 Haziran 2026, 08:28
Silent Light (Stellet Licht / Luz Silenciosa) (2007)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal Adı: Stellet Licht (Sessiz Işık)
Yapım Yılı: 2007
Süre: 136-142 dakika (kaynağa göre değişiyor)
Ülke: Meksika, Fransa, Hollanda, Almanya ortak yapımı
Tür:
Dram
Romantik Dram
Spiritüel / Metafizik Sinema
Arthouse
Yönetmen:
Carlos Reygadas
Senaryo:
Carlos Reygadas
Görüntü Yönetmeni:
Alexis Zabe
Kurgu:
Natalia López
Müzik:
Filmde geleneksel anlamda belirgin bir film müziği neredeyse yoktur. Reygadas sessizlik, doğa sesleri, rüzgâr, böcekler, makineler ve çevresel seslerle çalışır. Bu yüzden atmosferi müzikten çok ses tasarımı kurar.
Ses Tasarımı:
Raúl Locatelli
Oyuncular
Cornelio Wall (Johan)
Miriam Toews (Esther)
Maria Pankratz (Marianne)
Peter Wall (Baba)
Jacobo Klassen (Zacarias)
Elizabeth Fehr (Anne)
Silent Light ilk bakışta oldukça basit bir hikâye anlatıyormuş gibi görünür. Evli ve çocuklu bir Mennonit çiftçi olan Johan, karısını sevmesine rağmen başka bir kadına âşık olmuştur. Bu durum onu hem ahlaki hem de dini açıdan derin bir çıkmaza sürükler. Ancak filmi özel yapan şey hikâyesinden çok, bu hikâyeyi anlatma biçimidir.
Carlos Reygadas filmi bir aşk üçgeni olarak değil, insan ruhunun çatlaklarını inceleyen uzun bir meditasyon gibi kurar. Filmdeki karakterler sık sık konuşmazlar. Büyük yüzleşmeler, bağrışmalar ya da dramatik patlamalar bekleyen bir seyirci hayal kırıklığına uğrayabilir. Reygadas bunun yerine sessizlikleri, bakışları, tarlaları, rüzgârı ve zamanı kullanır. Bazen bir karakterin yüzüne ya da gün doğumuna dakikalarca bakarız. Bu nedenle filmde olaylardan çok ruh hali önemlidir.
Silent Light'ın en dikkat çekici yönlerinden biri maneviyatı ele alış biçimidir. Film ne din propagandası yapar ne de dine saldırır. İnancı, insanların kusurlarıyla birlikte yaşadığı bir alan olarak gösterir. Johan günahkâr mıdır, dürüst müdür, bencil midir yoksa sadece insan mıdır? Film bu sorulara kesin cevaplar vermez. Seyirciyi yargıç koltuğuna değil, tanık koltuğuna oturtur.
Görsel açıdan ise film olağanüstüdür. Açılıştaki gün doğumu sahnesi sinema tarihinin en etkileyici açılışlarından biri kabul edilir. Gece yavaş yavaş çözülür, gökyüzü renk değiştirir, kuş sesleri duyulur ve dünya yeniden doğar. Bu sahne aslında filmin tamamının özeti gibidir. Silent Light, olayları değil zamanı ve varoluşu seyretmeye davet eder.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Carlos Reygadas, 10 Ekim 1971'de Meksika'nın başkenti olan Mexico City'de doğmuş Meksikalı bir sinema yönetmeni, senarist ve yapımcıdır. Günümüz dünya sinemasının en özgün ve tartışmalı auteur yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. İlginç olan ise Reygadas'ın sinemaya doğrudan sinema okulundan gelmemesidir. Gençliğinde hukuk eğitimi aldı ve bir süre uluslararası kuruluşlarda çalıştı. Avrupa'da yaşadığı yıllarda sinemaya olan ilgisi derinleşti ve özellikle Tarkovski, Dreyer, Bresson, Buñuel ve Bergman gibi yönetmenlerden etkilenmeye başladı.
Profesyonel sinemaya oldukça geç sayılabilecek bir yaşta adım attı. İlk uzun metraj filmi olan Japón ile uluslararası sinema çevrelerinin dikkatini çekti. Yaşlı bir kadınla ilişki kuran intihara meyilli bir adamın hikâyesini anlatan film, cesur anlatımı ve çarpıcı görselliği nedeniyle büyük yankı uyandırdı. Daha ilk filminde Reygadas'ın klasik hikâye anlatımından çok deneyimsel ve ruhsal bir sinema peşinde olduğu anlaşılıyordu.
Onu dünya çapında tanıtan film ise 2007 tarihli Silent Light oldu. Meksika'daki Mennonit topluluğunda geçen bu film, Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü kazandı ve birçok eleştirmen tarafından 21. yüzyılın en önemli sanat filmlerinden biri olarak gösterildi. Filmdeki sessizlik, doğal ışık kullanımı ve metafizik yaklaşım, Reygadas'ın sinemasının temel özelliklerini belirginleştirdi.
Daha sonra çektiği Battle in Heaven, Post Tenebras Lux ve Our Time gibi yapımlar da büyük tartışmalar yarattı. Kimileri onu çağımızın en cesur sinemacılarından biri olarak görürken, kimileri filmlerini aşırı yavaş, kapalı ve provokatif buldu. Reygadas ise hiçbir zaman geniş kitlelere hitap etmeye çalışmadı. Onun amacı hikâye anlatmaktan çok seyircide bir ruh hâli ve içsel deneyim yaratmak oldu.
Reygadas'ın sinemasında profesyonel oyuncular yerine sıradan insanları kullanması dikkat çeker. Filmlerinde fiziksel kusurları gizlemeyen yüzler, uzun sessizlikler, doğa görüntüleri, dini semboller, cinsellik, ölüm ve ruhsal dönüşüm sık sık karşımıza çıkar. Karakterlerinden çok onların iç dünyalarını ve varoluşsal sancılarını önemser. Bu nedenle filmleri çoğu zaman roman gibi değil, şiir ya da rüya gibi ilerler.
Senin sevdiğin yönetmenlerle kıyaslarsak, Reygadas'ın içinde Tarkovski'nin ruhani tarafı, Dreyer'in inanç sorgulamaları, Bresson'un sadeliği ve Angelopoulos'un zaman duygusu bulunur. Ancak bunların hiçbiri değildir. Özellikle Post Tenebras Lux ve Our Time filmlerinde kişisel anılar, bilinçaltı imgeler ve gerçeklik ile rüya arasındaki sınırlar neredeyse tamamen erir.
Bugün Carlos Reygadas, ticari sinemadan oldukça uzak duran, her filmiyle seyirciyi ikiye bölen ama dünya sanat sinemasında çok saygı gören bir yönetmen olarak kabul edilir. Onun filmlerini sevenler genellikle hikâyeleri değil, filmlerin bıraktığı duygusal ve ruhsal izleri hatırlarlar. Bu açıdan bakıldığında Reygadas'ın sineması anlatıdan çok tecrübeye, olaylardan çok sezgiye dayanır. Bu yüzden filmlerini izleyenler arasında onu bir dâhi olarak görenler de vardır, fazla kapalı bulanlar da. Ancak neredeyse herkes onun günümüz sinemasındaki en özgün seslerden biri olduğu konusunda hemfikirdir.
Nemo Personne
12 Haziran 2026, 10:34
The Comfort of Strangers (1990)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tür: Psikolojik Gerilim, Drama, Erotik Gerilim, Art-house
Yapım Yılı: 1990
Yönetmen: Paul Schrader
Senaryo: Harold Pinter
Uyarlama Kaynağı: The Comfort of Strangers, yazarı Ian McEwan
Müzik: Angelo Badalamenti
Görüntü Yönetmeni: Dante Spinotti
Kurgu: Bill Pankow
Süre: 107 dakika
Mekân: Büyük ölçüde Venice'te geçer. Şehrin labirentimsi sokakları filmin atmosferinin temel parçalarından biridir.
Film, ilişkilerindeki heyecanı ve yön duygusunu kaybetmeye başlamış İngiliz bir çift olan Colin ve Mary'nin Venedik'te geçirdikleri tatili anlatır. İlk bakışta romantik bir kaçamak gibi görünen bu yolculuk, zamanla huzursuz edici bir atmosfere dönüşür. Çift, şehrin dar sokaklarında yollarını kaybettikleri bir gece Robert adında son derece kibar, karizmatik ama tuhaf bir adamla tanışır. Robert onları etkileyici hikâyeleri ve sıra dışı kişiliğiyle kendine çeker.
Bir süre sonra Robert'ın yatağa bağımlı görünen eşi Caroline ile de tanışırlar. Bu yeni dostluk başlangıçta masum görünse de Colin ve Mary farkında olmadan kendilerini giderek daha karanlık bir ilişkinin içinde bulurlar. Robert ve Caroline'ın evliliği, cinsellik, güç, itaat ve saplantı üzerine kurulmuş rahatsız edici bir dinamiğe sahiptir. Özellikle Robert'ın çocukluğu ve babasıyla ilgili anlattıkları, karakterin psikolojisindeki kırılmaları ortaya koyar.
Film ilerledikçe olaylardan çok atmosfer ön plana çıkar. Seyirci, Colin ve Mary gibi sürekli bir tehdit hisseder ama bu tehdidin tam olarak ne olduğunu uzun süre anlayamaz. Venedik'in gece sokakları, çıkmazları ve labirenti andıran yapısı da bu tedirginliği artırır. Paul Schrader burada gerilimi aksiyonla değil, sessizlikler, bakışlar ve karakterlerin arasındaki görünmez güç oyunlarıyla yaratır.
Son bölümde film, bastırılmış arzuların ve saplantılı ilişkilerin ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteren oldukça karanlık ve sarsıcı bir noktaya ulaşır. Bu nedenle film bir "kim yaptı?" geriliminden çok, kaderine doğru yürüyen karakterleri izlediğimiz psikolojik bir kabus gibidir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Paul Schrader, Amerikan sinemasının en özgün senarist ve yönetmenlerinden biridir. 1946 yılında Grand Rapids'te doğdu. Katı Kalvinist bir ailede yetiştiği için çocukluğunda sinema izlemesine izin verilmedi. Hatta ilk filmini ancak on yedi yaşında izleyebildi. Bu durum ilginç bir biçimde onun sinemaya yaklaşımını şekillendirdi; Schrader filmleri çoğu zaman günah, suçluluk, kefaret, yalnızlık ve ruhsal kurtuluş gibi temaların etrafında döner.
Üniversitede sinema eğitimi aldıktan sonra eleştirmen olarak çalışmaya başladı. Genç yaşta yazdığı Transcendental Style in Film adlı kitabı, sinema kuramı alanında hâlâ önemli eserlerden biri kabul edilir. Bu kitapta özellikle Yasujirō Ozu, Robert Bresson ve Carl Theodor Dreyer gibi yönetmenlerin manevi ve minimalist sinema anlayışını inceler.
Schrader'ın kariyerindeki büyük kırılma, Martin Scorsese için yazdığı Taxi Driver senaryosuyla geldi. Travis Bickle karakteri, Schrader'ın sinemasında sıkça görülen "yalnız adam" figürünün en ünlü örneğidir. Toplumdan kopmuş, içsel kriz yaşayan ve kurtuluş arayan bu karakter tipi daha sonra birçok filminde tekrar ortaya çıktı.
Yönetmen olarak çektiği filmler arasında American Gigolo, Cat People, Mishima: A Life in Four Chapters, Light Sleeper, Affliction, First Reformed ve The Card Counter öne çıkar. Özellikle Mishima ve First Reformed, birçok eleştirmen tarafından kariyerinin zirveleri arasında gösterilir.
Schrader'ın kahramanları genellikle dış dünyayla uyum sağlayamayan, kendi iç cehennemlerinde yaşayan insanlardır. Taksi şoförleri, rahipler, kumarbazlar, uyuşturucu satıcıları veya yalnız gezginler... Bu karakterlerin ortak noktası, hayatlarında bir tür manevi boşluk hissetmeleri ve bununla mücadele etmeleridir. Bu nedenle Schrader'ın filmleri çoğu zaman suç hikâyesi gibi görünse de özünde ruhsal kriz hikâyeleridir.
Senin sevdiğin yönetmenleri düşünürsek, Schrader ilginç bir yerde duruyor. Tarkovsky'nin metafizik arayışıyla, Bresson'un sade anlatımıyla ve Scorsese'nin şehir nevrozlarıyla akrabalık kuruyor. Ancak onun dünyası daha sert, daha protestan ve daha suçluluk duygusuyla yüklüdür. Karakterleri aydınlanmaya ulaşmaktan çok, kendi yaralarının etrafında dönüp duran insanlardır.
Eğer Schrader'ın sinemasını tek cümleyle özetlemek gerekirse: yalnız bir insanın karanlığın içinden anlam ve kurtuluş arama çabası denebilir. Bu tema, neredeyse elli yıldır çektiği filmlerin kalbinde atmaya devam ediyor.
Umran
12 Haziran 2026, 14:00
Bu filmi izlemedim ama Kurosawa'nın Yedi Samuray'ı gerçekten bambaşka bir yapım. Klasikler arasında yeri ayrıdır bence. Schrader'ın filmine gelince, bahsettiğin türler ilgimi çekti. Venedik'in atmosferini nasıl kullandıklarını merak ettim doğrusu.
Nemo Personne
10 Temmuz 2026, 10:05
The Million Dollar Hotel
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Wim Wenders
Senaryo: Bono, Nicholas Klein
Hikâye: Bono
Yapımcılar: Deepak Nayar, Wim Wenders
Müzik: Bono, The Edge, Brian Eno, Daniel Lanois
Görüntü Yönetmeni: Phedon Papamichael
Kurgu: Peter Przygodda
Sanat Yönetimi: Anne Kuljian
Yapım Yılı: 2000
Süre: 122 dakika
Tür: Dram, Gizem, Romantik
Oyuncular
Jeremy Davies (Tom Tom)
Mel Gibson (Dedektif Skinner)
Milla Jovovich (Eloise)
Jimmy Smits (Geronimo)
Peter Stormare (Dixie)
Amanda Plummer (Vivien)
Bud Cort (Shorty)
Gloria Stuart (Jessica)
The Million Dollar Hotel Los Angeles'ın merkezinde, toplumun dışına itilmiş insanların yaşadığı eski ve yıpranmış bir otelde geçer. Otelin sakinleri evsizler, sanatçılar, akıl sağlığı sorunları yaşayan insanlar ve hayata tutunmaya çalışan yalnız bireylerden oluşur. Dışarıdan bakıldığında karmaşık ve kaotik görünen bu otel, aslında her sakinin kendine ait bir dünyaya sahip olduğu küçük bir evrendir.
Filmin anlatıcısı Tom Tom, zihinsel olarak farklı çalışan, saf ve şiirsel bir bakış açısına sahip genç bir adamdır. Tom Tom, otelde yaşayan Eloise'e derin bir aşkla bağlıdır. Eloise içine kapanık, kırılgan ve geçmişinin yükünü taşıyan genç bir kadındır. Tom Tom'un dünyası, gerçeklik ile hayal arasında gidip gelen gözlemler ve iç monologlarla şekillenir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bir gün otelin sakinlerinden, ünlü bir medya patronunun oğlu olan Izzy Goldkiss otelin çatısından düşerek ölür. Olay ilk bakışta intihar gibi görünse de, ailenin baskısıyla soruşturma başlatılır ve FBI ajanı Skinner otele gönderilir. Skinner, otelin tuhaf sakinlerini sorguladıkça her biri hakkında farklı şüpheler oluşur. Ancak soruşturma ilerledikçe olayın çözülmesi yerine otelde yaşayan insanların yalnızlıkları, umutları, kırgınlıkları ve birbirleriyle kurdukları sıra dışı ilişkiler ön plana çıkmaya başlar.
Tom Tom ise bir yandan Eloise'e olan sevgisini korumaya çalışırken diğer yandan yaşanan olayları kendi masalsı bakış açısıyla anlamlandırmaya çalışır. Onun anlatımı sayesinde izleyici, cinayet gizeminden çok toplumun görmezden geldiği insanların iç dünyalarına tanıklık eder. Film ilerledikçe dedektif Skinner da önyargılarını sorgulamaya başlar ve otel sakinlerinin, dışarıdaki "normal" insanlardan daha az insani olmadıklarını fark eder.
The Million Dollar Hotel, klasik bir polisiye olmaktan çok, aşkı, yalnızlığı, delilik ile masumiyet arasındaki ince çizgiyi ve toplumun kenarında yaşamaya mahkûm edilmiş insanların onurlarını anlatan şiirsel bir dramdır. Wim Wenders'ın kendine özgü görsel dili, Bono'nun fikrinden doğan hikâye ve U2 ile Brian Eno'nun melankolik müzikleri birleşerek filmin rüya ile gerçek arasında salınan atmosferini oluşturur.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Wim Wenders, 14 Ağustos 1945 tarihinde Almanya'nın Düsseldorf kentinde doğmuştur. Yeni Alman Sineması'nın en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Wenders, yönetmenliğin yanı sıra senarist, yapımcı, fotoğrafçı ve belgeselci kimliğiyle de tanınır. Gençlik yıllarında resim eğitimi almak amacıyla Paris'e gitmiş, ancak sinemaya duyduğu ilgi ağır basınca sanat yaşamını bu alana yöneltmiştir. Münih Televizyon ve Film Yüksekokulu'nda eğitim aldıktan sonra 1970'li yıllarda çektiği filmlerle uluslararası alanda dikkat çekmeye başlamıştır.
Wenders'in sinemasında yolculuk, aidiyet arayışı, yalnızlık, hafıza, zaman ve modern insanın yabancılaşması temel temalar arasında yer alır. Karakterleri çoğu zaman fiziksel bir yolculuğa çıkarken aynı zamanda kendi iç dünyalarında da derin bir arayış yaşarlar. Bu nedenle filmleri, klasik olay örgüsünden çok atmosferi, karakter gözlemlerini ve görsel anlatımıyla öne çıkar.
Uluslararası ününü 1984 yılında çektiği Paris, Texas ile kazandı. Film, Sam Shepard tarafından yazılan senaryosu ve Amerikan taşrasını şiirsel bir dille anlatışı sayesinde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Ardından gelen Wings of Desire ise Berlin'i meleklerin gözünden anlatan felsefi yapısıyla dünya sinema tarihinin en etkileyici eserlerinden biri kabul edildi. Bu filmin başarısı daha sonra Hollywood'da City of Angels adıyla yeniden çevrilmesine de ilham verdi.
Belgesel alanında da önemli eserler üreten Wenders, Kübalı müzisyenleri konu alan Buena Vista Social Club ile büyük beğeni topladı ve Akademi Ödülleri'nde En İyi Belgesel dalında aday gösterildi. Daha sonra Alman koreograf Pina Bausch üzerine çektiği üç boyutlu Pina ve Japonya'da umumi tuvalet temizliği yapan bir adamın sade yaşamını anlatan Perfect Days ile de uluslararası övgüler aldı.
Wenders yalnızca sinemacı değil, aynı zamanda saygın bir fotoğraf sanatçısıdır. Dünyanın farklı bölgelerinde çektiği geniş format manzara fotoğrafları birçok ülkede sergilenmiş ve kitap olarak yayımlanmıştır. Fotoğraflarında da filmlerindeki gibi sessizlik, boşluk ve insanın mekânla kurduğu ilişki dikkat çeker.
Yaklaşık elli yılı aşan kariyeri boyunca Avrupa sanat sinemasının en özgün yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Wim Wenders, görselliği öykünün önüne geçirmeden kullanan, karakterlerinin iç dünyasını sabırlı ve şiirsel bir anlatımla işleyen bir sinema dili geliştirmiştir. Özellikle yol filmleri, melankolik atmosferi ve insan ruhuna odaklanan anlatımıyla çağdaş dünya sinemasında kendine özgü bir yer edinmiştir.
Umran
10 Temmuz 2026, 12:00
Kurosawa'nın ustalığına Yedi Samuray ile bir kez daha şahit oluyoruz. Wim Wenders'ın The Million Dollar Hotel'i de farklı bir atmosfer sunuyor. İki yönetmenin de kendine has bir tarzı var.
Nemo Personne
17 Temmuz 2026, 16:50
Pastoral: To Die in the Country (Den'en ni Shisu, 1974)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Shūji Terayama
Senaryo: Shūji Terayama
Yapım Yılı: 1974
Ülke: Japonya
Tür: Drama, Fantastik, Deneysel
Süre: 104 dakika
Görüntü Yönetmeni: Tatsuo Suzuki
Müzik: J. A. Seazer
Başlıca Oyuncular: Hiroyuki Nagato, Jun Togawa, Tsutomu Yamazaki, Yoko Ran
Film, yetişkinliğe ulaşmış bir yönetmenin çocukluğuna ve geçmişine geri dönerek hafızasıyla hesaplaşmasını konu alır. Japonya'nın kırsalında geçen hikâye, baskıcı bir anneyle yaşayan yalnız bir çocuğun dünyasını gerçek ile hayalin iç içe geçtiği sürreal bir anlatımla sunar. Çocuk, köy yaşamının tekdüzeliğinden, korkularından ve bastırılmış arzularından kaçmaya çalışırken zaman, anılar ve düşler birbirine karışır. Anlatı ilerledikçe film, geçmişin gerçekte yaşandığı gibi hatırlanamayacağını, her hatırlayışın yeniden yaratılan bir kurgu olduğunu öne sürer. Şiirsel görüntüleri, tiyatro estetiği ve sembolik diliyle Pastoral: To Die in the Country, çocukluk, kimlik, bellek ve ölüm üzerine benzersiz bir sinema deneyimi sunar.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Shūji Terayama (1935-1983), Japon sinemasının, tiyatrosunun ve edebiyatının en özgün sanatçılarından biridir. Şair, oyun yazarı, romancı, fotoğrafçı, tiyatro yönetmeni ve film yönetmeni olarak çok yönlü bir üretim gerçekleştirmiştir. Japon avangart sanatının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Terayama, geleneksel anlatı kalıplarını reddederek gerçek ile düşü, otobiyografi ile kurmacayı ve tiyatro ile sinemayı iç içe geçiren deneysel eserler üretmiştir.
1935 yılında Japonya'nın Aomori kentinde doğan Terayama, çocukluk yıllarında babasını savaşta kaybetmiş, bu deneyim eserlerinde sıkça işlediği yalnızlık, ölüm, bellek ve aile temalarının temelini oluşturmuştur. 1967 yılında kurduğu Tenjō Sajiki adlı deneysel tiyatro topluluğuyla uluslararası ün kazanmış; Avrupa ve Amerika'da da oyunları sahnelenmiştir.
Sinemada özellikle Throw Away Your Books, Rally in the Streets (1971), Pastoral: To Die in the Country (1974) ve Farewell to the Ark (1984, ölümünden sonra tamamlandı) gibi filmleriyle tanınır. Yapıtlarında güçlü görsel kompozisyonlar, sürreal imgeler, şiirsel anlatım ve bilinç akışı tekniği öne çıkar. Filmleri, Federico Fellini, Luis Buñuel ve Alejandro Jodorowsky gibi yönetmenlerin sinemasıyla benzerlikler taşısa da, Japon kültürü ve kişisel yaşam öyküsünden beslenen tamamen kendine özgü bir estetik geliştirmiştir.
4 Mayıs 1983'te, 47 yaşındayken karaciğer sirozu nedeniyle yaşamını yitiren Shūji Terayama, günümüzde dünya sinemasının en etkileyici deneysel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle görsel şiirselliği, hafıza ve kimlik üzerine kurduğu anlatılar ile çağdaş sanat ve sinema üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.
Umran
18 Temmuz 2026, 06:00
Bu filmi ben de çok merak ediyorum, listeme ekledim. Kurosawa'dan sonra bu tarz farklı bir yapım okuyunca ilgimi çekti. Terayama'nın deneysel işlerini sevenler için kaçırılmayacak gibi duruyor. İzleyen olursa yorumlarını bekliyorum.
Nemo Personne
21 Temmuz 2026, 14:41
Dogville (2003)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal Adı: Dogville
Yönetmen: Lars von Trier
Senaryo: Lars von Trier
Yapım Yılı: 2003
Ülke: Danimarka, İsveç, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, Finlandiya
Tür: Dram, Suç
Süre: 177 dakika
Başlıca Oyuncular: Nicole Kidman, Paul Bettany, Lauren Bacall, Stellan Skarsgård, Patricia Clarkson
Müzik: Antonio Vivaldi'nin "Miserere" ve klasik eserlerinden yararlanılmıştır.
Görüntü Yönetmeni: Anthony Dod Mantle
Ödüller: 2003 Cannes Film Festivali Altın Palmiye adayı.
Dogville (2003), Rocky Dağları'nın eteklerinde yer alan küçük ve yoksul bir kasabaya sığınan Grace adlı genç bir kadının hikâyesini anlatır. Peşindeki gangsterlerden kaçan Grace, kasabanın sözcüsü Tom'un önerisiyle Dogville halkı tarafından geçici olarak kabul edilir. Başlangıçta kasabalılar ona yardımsever ve anlayışlı görünür; buna karşılık Grace de çeşitli işlerde çalışarak kendini kabul ettirmeye çalışır. Ancak zamanla kasabanın ihtiyaçları ve beklentileri artarken, Grace'in çaresizliği kasaba halkı tarafından istismar edilmeye başlanır. İyilik, güç, ahlak, sömürü ve insan doğasının karanlık yönlerini sorgulayan film, minimalist sahne tasarımı ve tiyatroyu andıran anlatımıyla sinema tarihinin en özgün yapıtlarından biri olarak kabul edilir.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Lars von Trier, 30 Nisan 1956'da Danimarka'nın Kopenhag kentinde doğmuştur. Çağdaş Avrupa sinemasının en etkili ve tartışmalı yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Kariyeri boyunca insan psikolojisini, suçluluk duygusunu, inanç, fedakârlık ve ahlaki ikilemleri sert ve provokatif bir anlatımla ele almıştır. 1995 yılında Thomas Vinterberg ile birlikte sinemada yapaylığı azaltmayı amaçlayan Dogme 95 akımını başlatmıştır. Minimalist anlatımı, deneysel görsel dili ve seyirciyi rahatsız etmeyi göze alan sinema anlayışıyla tanınır.
En önemli filmleri arasında Breaking the Waves (1996), Dancer in the Dark (2000), Dogville (2003), Manderlay (2005), Antichrist (2009), Melancholia (2011), Nymphomaniac (2013) ve The House That Jack Built (2018) yer alır. Filmleri çok sayıda uluslararası festivalde ödüller kazanmış, özellikle Dancer in the Dark ile 2000 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi elde etmiştir. Von Trier, sinema dilini sürekli yeniden tanımlayan cesur yaklaşımı ve insan doğasının karanlık yönlerine odaklanan eserleriyle modern sinemanın en özgün auteur yönetmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Nemo Personne
22 Temmuz 2026, 08:24
So Long, My Son (2019)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Orijinal Adı: Di Jiu Tian Chang (地久天长)
Türkçe Adı: Elveda Oğlum / So Long, My Son
Yönetmen: Wang Xiaoshuai
Senaryo: Wang Xiaoshuai, A Mei
Yapım Yılı: 2019
Ülke: Çin
Tür: Dram
Süre: 185 dakika
Dil: Mandarin Çincesi
Başlıca Oyuncular: Wang Jingchun, Yong Mei, Qi Xi, Roy Wang, Du Jiang
Ödüller: 69. Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Wang Jingchun (En İyi Erkek Oyuncu) ve Yong Mei (En İyi Kadın Oyuncu) Gümüş Ayı ödüllerini kazanmıştır. Film ayrıca Altın Ayı için yarışmıştır.
So Long, My Son (2019), Çin'in son kırk yılına yayılan toplumsal ve ekonomik dönüşümün iki ailenin yaşamı üzerindeki etkilerini anlatan dokunaklı bir dramdır. Tek çocuk politikası nedeniyle oğullarını trajik bir kazada kaybeden Yaojun ve Liyun çifti, yaşadıkları derin acıyla memleketlerini terk ederek yeni bir hayata başlamaya çalışır. Ancak geçmişin yaraları, dostluklar, pişmanlıklar ve aile sırları yıllar boyunca peşlerini bırakmaz. Film, farklı zaman dilimleri arasında gidip gelen anlatımıyla yas, affetme, aile bağları ve modern Çin'in değişen toplumsal yapısını iç içe geçirerek, bireysel acıların tarihsel dönüşümlerle nasıl kesiştiğini güçlü ve duygusal bir dille ele alır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Wang Xiaoshuai, 1966 yılında Çin'in Şanghay kentinde doğan, çağdaş Çin sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir. Pekin Film Akademisi'nden mezun olan Wang, 1990'larda ortaya çıkan ve bağımsız anlatım diliyle tanınan Altıncı Kuşak (Sixth Generation) Çin sinemacılarının önde gelen temsilcileri arasında yer alır. Filmlerinde genellikle sıradan insanların yaşamlarını, aile ilişkilerini, toplumsal değişimin bireyler üzerindeki etkilerini ve modern Çin'in ekonomik dönüşüm sürecini gerçekçi ve duygusal bir üslupla işler.
Yönetmenin uluslararası alanda en çok ses getiren filmleri arasında Beijing Bicycle (2001), Shanghai Dreams (2005), 11 Flowers (2011), Red Amnesia (2014) ve So Long, My Son (2019) bulunur. Eserleri Berlin, Cannes ve Venedik gibi dünyanın en prestijli film festivallerinde gösterilmiş, birçok ödüle layık görülmüştür. Özellikle So Long, My Son filmiyle 2019 Berlin Uluslararası Film Festivali'nde başrol oyuncuları Wang Jingchun ve Yong Mei'ye En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında Gümüş Ayı ödüllerini kazandırarak uluslararası başarısını pekiştirmiştir.
Wang Xiaoshuai'nin sineması, karakterlerinin iç dünyasını sabırlı bir anlatımla keşfeden, zamanın, hafızanın ve kaybın insanlar üzerindeki izlerini derinlikli biçimde ele alan insancıl ve gözlemci bir anlatım anlayışıyla öne çıkar.
Nemo Personne
13 Ağustos 2026, 08:59
Bone Tomahawk (2015)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: S. Craig Zahler
Senaryo: S. Craig Zahler
Oyuncular: Kurt Russell, Patrick Wilson, Matthew Fox, Richard Jenkins, Lili Simmons
Tür: Western, korku, dram
Yapım: ABD
Süre: 132 dakika
Görüntü Yönetmeni: Benji Bakshi
Müzik: Jeff Herriott, S. Craig Zahler
Yapımcılar: Jack Heller, Dallas Sonnier
Gösterim tarihi: 23 Ekim 2015
Bone Tomahawk, 19. yüzyılın sonlarında, Teksas ve New Mexico sınırına yakın küçük Bright Hope kasabasında geçen sıra dışı bir western-korku filmidir. Kasabaya gelen gizemli bir yabancının tutuklanmasının ardından, gecenin ilerleyen saatlerinde birkaç kişi ortadan kaybolur. Olay yerinde bulunan gizemli bir ok, kaçırılanların bölgedeki mağaralarda yaşayan ilkel ve yamyam bir topluluk tarafından götürüldüğünü ortaya çıkarır.
Kasabanın şerifi Franklin Hunt, yardımcısı Chicory, silahşor John Brooder ve yaralı olmasına rağmen eşini kurtarmak isteyen Arthur O'Dwyer, kaçırılanları bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Başlangıçta klasik bir kurtarma görevi gibi görünen bu yolculuk, onları medeniyetten tamamen kopmuş, acımasız bir dünyanın içine sürükler. Dört adam ilerledikçe karşılarındaki düşmanın yalnızca sayıca değil, vahşet bakımından da tahmin ettiklerinden çok daha korkunç olduğunu fark ederler.
S. Craig Zahler'in ilk yönetmenlik denemesi olan film, klasik western atmosferini son derece sert bir korku anlatısıyla birleştirir. Uzun ve ağır ilerleyen yolculuk bölümleri, karakterler arasındaki kara mizah ve bir anda patlayan aşırı şiddet sahneleri filmin belirgin özellikleridir. Bu nedenle Bone Tomahawk, yalnızca bir western ya da korku filmi değil, iki türün oldukça özgün ve rahatsız edici biçimde kesiştiği bir western-korku örneğidir.
Matsuro
13 Ağustos 2026, 10:00
Vay be, "Yedi Samuray" ne klasiktir! Kurosawa'nın ustalığı gerçekten başka. "Bone Tomahawk" da ilginç bir seçim olmuş, western ve korkuyu harmanlaması dikkat çekici. İkisi de kendi türünde bambaşka bir tat veriyor.
Nemo Personne
21 Eylül 2026, 10:50
Ida (2013)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Paweł Pawlikowski
Yıl: 2013
Ülke: Polonya, Danimarka
Tür: Dram
Süre: 82 dakika
Başroller: Agata Trzebuchowska, Agata Kulesza, Dawid Ogrodnik
Görüntü Yönetmeni: Łukasz Żal, Ryszard Lenczewski
Senaryo: Paweł Pawlikowski, Rebecca Lenkiewicz
Ödül: 2015 En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ı
1960'ların Polonya'sında, manastırda yetişen genç Anna, rahibe olmadan hemen önce kendisini dünyaya getiren ailesinin geçmişini öğrenmek için teyzesi Wanda ile buluşur. Wanda ona gerçek adının Ida Lebenstein olduğunu ve Yahudi bir aileden geldiğini söyler.
İkili, Ida'nın ailesinin savaş sırasında başına gelenleri araştırmak üzere Polonya'nın kırsalına doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk yalnızca geçmişin izlerini değil, inanç, kimlik, suçluluk, ölüm ve seçim meselelerini de açığa çıkarır.
Siyah-beyaz görüntüleri, geniş boşlukları ve sessizliğiyle film, hikâyesini neredeyse bir dua kadar sade anlatır.
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Paweł Aleksander Pawlikowski, 15 Eylül 1957'de Varşova'da doğan Polonyalı yönetmen ve senaristtir. 14 yaşında annesiyle birlikte Polonya'dan ayrılarak önce Almanya ve İtalya'da yaşadı, daha sonra İngiltere'ye yerleşti. Londra ve Oxford'da edebiyat ve felsefe eğitimi aldı.
Sinemaya 1980'lerin ortasında belgesel yönetmeni olarak başladı ve BBC için çalıştı. Dostoevsky's Travels, Serbian Epics ve From Moscow to Pietushki gibi belgeselleri çeşitli uluslararası ödüller kazandı.
1990'ların sonunda kurmacaya yöneldi. Last Resort (2000) ve My Summer of Love (2004) ile İngiliz sinemasında dikkat çekti. Ardından Polonya'ya dönerek kariyerinin en önemli iki filminden Ida (2013) ve Cold War (2018) filmlerini çekti.
Ida, En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazandı. Cold War ise 2018 Cannes Film Festivali'nde Pawlikowski'ye En İyi Yönetmen ödülünü getirdi.
Umran
21 Eylül 2026, 12:00
Ida filmi gerçekten çok etkileyiciydi. O dönemin atmosferini yansıtması ve hikayenin işlenişi harikaydı. Pawlikowski'nin yönetmenliği de takdire şayan. Özellikle sinematografisi çok hoşuma gitti.
Nemo Personne
12 Ekim 2026, 11:55
Vitalina Varela (2019)
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yönetmen: Pedro Costa
Senaryo: Pedro Costa
Oyuncular: Vitalina Varela, Ventura
Yapım yılı: 2019
Ülke: Portekiz
Tür: Dram
Süre: 124 dakika
Dil: Portekizce
Yeşil Burun Adaları'ndan Lizbon'a gelen Vitalina, yıllar önce Portekiz'e göç etmiş olan eşinin ölümünden birkaç gün sonra şehre ulaşır. Eşinin cenazesine yetişemeyen Vitalina, onun geride bıraktığı yoksul mahallede ve karanlık evde geçmişinin izleriyle yüzleşir. Film, kadının yas süreci üzerinden göçmenlik, yalnızlık, yoksulluk, aidiyet ve kayıp temalarını işler. Pedro Costa'nın kendine özgü görsel anlatımı, ışık ve gölgeyi yoğun biçimde kullanarak karakterlerin iç dünyasını ön plana çıkarır.
Matsuro
12 Ekim 2026, 12:00
Kurosawa'nın başyapıtlarından biri gerçekten de. Sizin önerdiğiniz film de ilginçmiş, Pedro Costa'nın tarzını merak ediyorum açıkçası.
vBulletin v3.8.11, Copyright ©2000-2026, Jelsoft Enterprises Ltd.