Birini, O'na rağmen sevmekti tüm yaptığım. Ruhumu zorla ruhuna iliştirmek ve uymayan yanlarıma oturup ağlamaktı tüm yaptığım.
Aslında içten içe zorladığımı ve beni sevmediğini biliyordum. Ama sevilmeye açtım. Sevgisine muhtaçtım.
Diyordum ki, zaten olmayışına öylesine muktedirdim ki, yine aynı şey yine muktedir olsam içimdeki alışmışlık duygusu üzülmezsin diyordu.
Ve sevdim. Olmayacağını bile bile sevdim ben. O güzel kitapta o güzel adamın dediği gibi olmayışını sevdim.
Bozulan psikolojimle ödedim bedelini.
Ona soracak olsalar, onu sevmem kendi intihar biçimimdi.
Gülerdi o her şeye çok. Hayatı ciddiye almazdı. Beni de ciddiye almadı aynı şekilde. Hastalıklı bir biçimde benden çok gülüyordu hayata. Belki o kadar çok yara almıştı ki gülerek durduruyordu canının acısını. Kendimden biliyordum ki insan en çok canı yanarken gülüyordu.
Sonuç? Her hikâyenin iyi ya da kötü sonu olmaz ki. Belki hâlâ yaşıyorumdur onu. Belki bitmiştir her şey. Ben öyle sevmem netliği. Sonradan kendim bile yazdıklarımı okurken aklım bulansın isterim.
(Eski bir yazı)
Tpdan gönderildi.